Ana içeriğe atla

rize

AHL

 

Türkiye’deki CFO’lar risk almak istemiyor

13.06.2017 - 12:16

Deloitte’un düzenli olarak hayata geçirdiği ve Türkiye’den de üçüncü kez önde gelen CFO’ların katıldığı Avrupa CFO Anketi, üç aylık dönemler içerisinde yaşanan değişimlere ışık tutuyor. Araştırmada yer alan Türkiye verileri, CFO’ların ülke gündemi ve dalgalı seyreden döviz kurları gibi gelişmeler nedeniyle risk almaktan kaçınarak, daha temkinli bir tutum sergilediklerini ortaya koydu.

Türkiye’den 183 CFO’nun katıldığı Deloitte Avrupa CFO Araştırması’nın yakın zamanda hazırlanan ve son bir yılı dönemsel olarak değerlendiren anketi, Türkiye’deki CFO’ların hem yakın geleceğe ilişkin öngörüleri, hem de stratejileri hakkında fikir veriyor. Anket sonuçları, dönemler arasında önceliklerin ve beklentilerin nasıl değişimler gösterdiğine dair bir trend analizi de sunuyor. 
Anket sonuçlarını yorumlayan Deloitte Türkiye CFO Hizmetleri Lideri Cem Sezgin, “Ülke olarak geçtiğimiz yıldan bu yana birçok zorluğu geride bıraktık. Tüm bu olayların ekonomimiz üzerindeki etkileri, geçtiğimiz dönemde yaptığımız anketlerimizde de ortaya çıkmıştı. Şirketlerinin gelirlerinin düşeceğini düşünen CFO’larımızın oranı giderek artıyor (en son anketimizde her dört CFO’dan biri). Kuşkusuz bunda döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme oranı beklentileri ve yakın dönemdeki mütevazı performansın etkisi var. Buna rağmen gelir artışı bekleyen CFO’lar halen çoğunlukta. Özellikle ihracatta olan dönemsel kıpırdanmalar ve Rusya ile olan ilişkilerin düzelmesi sonucu turizm gelirlerinde olası bir iyileşme, yurtdışı operasyonların toplam faaliyetler içinde artan payı ile oluşan risk dengesi gibi faktörler etkili. Olağandışı gelişmeler olmadığı taktirde, bir sonraki anketimizde gelir artışı beklentilerine ilişkin daha olumlu sonuçlar şaşırtıcı olmayacaktır” dedi.

TÜRK CFO’LARIN BEKLENTİLERİ 
Finansal gelecek: Şirketlerinin finansal performanslarının daha iyiye gideceğine inanan CFO’ların oranı 2016’nın ilk çeyreğinde yüzde 33,5 iken; 2016’nın üçüncü çeyreği ile 2017’nin ilk çeyreği arasında oranını koruyarak, yaklaşık yüzde 30 olarak ortaya çıkıyor. 
Gelir: Gelirde artış bekleyen CFO’ların oranı geçtiğimiz döneme göre azalıyor. Buna rağmen gelir artışı bekleyen CFO’lar halen çoğunlukta. Gelir artış beklentisi 2016’nın ilk çeyreğinde yüzde 71 iken, 2016’nın üçüncü çeyreğinde yüzde 69, 2017’nin ilk çeyreğinde ise yüzde 53 olarak karşımıza çıkıyor. Buna karşılık, 2017 ilk çeyrek anketinde şirket gelirlerinde düşüş olacağını düşünenlerin oranı yüzde 27 seviyesinde. 
Faaliyet Kârı: Faaliyet kârının daha iyiye gideceğine inanan CFO’ların oranı geçtiğimiz yıl yüzde 60’tan (2016 ilk çeyrek) yüzde 54’e (2016 üçüncü çeyrek) gerilemişti. 2017 ilk çeyreğinde ise bu oran yüzde 40,7’ye düştü. 
- Yatırım: Yatırımlarının artacağını belirten CFO’lar 2016’nın ilk ve üçüncü çeyreğinde yüzde 40 seviyesinde iken; 2017’nin ilk çeyreğinde bu oran yüzde 34’e geriliyor. 
- İstihdam: CFO’ların istihdamda artış beklentisi geçtiğimiz dönemde yüzde 36’dan (2016 ilk çeyrek) yüzde 46’ya (2016 üçüncü çeyrek) yükselmişti. 2017’nin ilk çeyreğinde ise bu oran yüzde 31’e gerilemiş durumda. Diğer yandan çalışan sayısında herhangi bir değişim yaşanmayacağını ifade eden CFO’ların oranı ise bir önceki araştırmaya (2016 üçüncü çeyrek) göre yüzde 6’ya yakın bir artış gösteriyor. 
- Belirsizlik: Son ankete göre Türkiye’deki CFO’ların dörtte üçü geleceğin neler getireceğini kestiremiyor ve belirsizliklerin oldukça fazla olduğunu düşünüyorlar. Dünyamız, bölgemiz ve ülkemizdeki sert ve sık iniş-çıkışlar onları daha temkinli olmaya, şirketleri ise riskten kaçınmaya itiyor.
Ankete göre Türkiye’deki CFO’lar risk alma konusunda Avrupalı meslektaşlarından daha temkinliler…
- Risk: 2016 ilk çeyreğinde daha fazla finansal risk almamak gerektiğini düşünen CFO’ların oranı yüzde 94 iken üçüncü çeyrekte yüzde 86 civarına gerilemesi risk iştahında bir artışa işaret etmişti. 2016’nın üçüncü çeyreği ile çok ciddi bir fark olmamakla birlikte; 2017’nin ilk çeyreğinde risk almayı doğru bulmayan CFO’ların oranı yüzde 89’a yükseldi. 
- CFO’lar için en önemli ilk üç risk: Jeopolitik riskler, Türk Lirası’nın değer kaybı ve nakit akışındaki muhtemel aksamalar tartışmasız en önemli ilk 3 risk faktörü olarak CFO’ların gündemindeki yerini alıyor. Son dönemlerde istikrarlı bir şekilde dikkat çekmeye başlayan bir diğer risk kalemi ise girdi fiyatlarındaki artış. 
- CFO’lara göre firmalarının stratejik öncelikleri: Maliyetlerin kontrol altında tutulması, maliyet azaltılması ve organik büyüme CFO’ların stratejilerinde öne çıkan hususlar. Ek olarak, sadece Türkiye pazarına umut bağlamama yönünde bir irade dikkat çekerken, bu durum yerini yeni pazarlara açılarak büyüme talebine bırakıyor.
- Banka kredileri: Kredi kullanmayı cazip bulanların oranı geçtiğimiz yıl yüzde 38’den (2016 ilk çeyrek) yüzde 26’ya (2016 ikinci çeyrek) kadar düşmüştü. 2017’nin ilk çeyreğinde ise bu oranda bir değişiklik olmadığı ve her dört CFO’dan yalnızca birinin banka kredisi kullanmayı cazip bulduğu görülüyor. 
- Borçlanma: Kurlardaki -genelde yukarı yönlü- seyrin beklenen sonuçlarının başında, yabancı para yükümlülüklerinden uzak durmak geliyor. 2016’nın üçüncü çeyreğinde Türk Lirası ile borçlanmaya sıcak bakan CFO’ların oranı yüzde 21 civarındayken, 2017’nin ilk çeyreğinde bu oran yüzde 24’e yükselmiş durumda. Bu durumu destekler nitelikte yabancı para birimleri ile borçlanmaya sıcak bakan CFO’ların oranında da gözle görünür bir düşüş var. 2016’nın ilk çeyreğinde yabancı para birimi ile borçlanabileceklerini belirten CFO’lar yüzde 17, 2016 üçüncü çeyreğinde yüzde 24 civarındayken; 2017’nin ilk çeyreğinde bu oran yüzde 12’ye düşmüş durumda. 

rize

 

Yukarı