Hizmetix Blog Şantiye Asfalt Sektörü Yeşil Dönüşümle Geleceğe Hazırlanıyor
Şantiye Son Dakika

Asfalt Sektörü Yeşil Dönüşümle Geleceğe Hazırlanıyor

Urban street paving with heavy machine and asphalt being laid, steam rising, road roller smoothing surface, texture, detail , generative AI illustration


ASMÜD Genel Sekreteri Zeliha Temren, Türkiye’nin karayolu yatırımlarına bağlı olarak gelişim gösteren asfalt sektörünün, köklü deneyimi ve donanımıyla yıllık 27–32 milyon ton bandında bir üretim gerçekleştirdiğini belirtti. Temren, artan maliyet baskılarına rağmen sektörün sürdürülebilir ve çevre dostu teknolojilere yönelerek yeşil dönüşüm sürecine girdiğini vurguladı.

Türkiye’nin genişleyen karayolu ağı, asfalt üretimi ve uygulama teknolojilerinde de önemli bir gelişimi beraberinde getirdi. Bugün Türkiye’de asfalt sektörü hangi kapasite ve teknik seviyeye ulaşmıştır?

Türkiye son çeyrek asırda karayolu altyapısında önemli bir dönüşüm yaşamıştır. Devlet ve il yollarının fiziki ve geometrik standartlarının yükseltilmesi, bölünmüş yol projeleri ve otoyol ağının genişletilmesi sayesinde karayolu sistemi hem kapasite hem de kalite açısından önemli bir seviyeye ulaşmıştır. Bu gelişim asfalt üretimi ve uygulama teknolojilerinin de hızla gelişmesini sağlamıştır. Bugün Türkiye’de devlet ve il yolları ile otoyollardan oluşan karayolu ağının %46’sı trafik ve iklim koşullarına dayanıklı Bitümlü Sıcak Karışım (BSK) asfalt kaplamalar ile kaplanmış durumdadır. Şehir içi yolların tamamında da kullanılan BSK asfalt kaplamalar köy yollarında da yaygınlaşmaya başlamıştır. Derneğimiz Türkiye Asfalt Müteahhitleri Derneği-ASMÜD’ün her yıl kamu ve özel sektörden topladığı verilerle hazırladığı “Rakamlarla Asfalt” istatistiklerine göre ülkemizde yıllık BSK asfalt üretimi son beş yılda 27–32 milyon ton bandında gerçekleşmiştir. Yaklaşık 400 firma ve 600 asfalt üretim plenti ile faaliyet gösteren sektör güçlü bir teknik altyapı, makine parkı ve deneyimli insan kaynağına sahiptir. Bununla birlikte son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, sınırlanan yol yatırımları ve artan maliyetler sektörün verimliliği ve kârlılığı üzerinde baskı oluşturmaktadır.

Yol üstyapısında kalite, dayanıklılık ve bakım maliyetleri büyük önem taşıyor. Türkiye’de asfalt kaplamalarda teknoloji ve kalite standartları açısından nasıl bir gelişim yaşandığını düşünüyorsunuz?

Yol üstyapılarında kalite, dayanıklılık ve düşük bakım maliyeti modern yol yönetiminin temel hedefleri arasında yer almaktadır. Türkiye’de asfalt üretimi, ilgili standart ve teknik şartnamelere uygun şekilde gerçekleştirilmektedir. Piyasadan tedarik edilen ürünlerin kalitesi CE serti kasyonu ile güvence altına alınırken, üretim ve uygulama süreçlerinde kullanılan modern, otomatik kontrollü makine ve ekipmanlar sayesinde yüksek kalite standartları sağlanmaktadır. Ayrıca sıkı kalite kontrol ve denetim sistemleri ile uygulamaların performansı yakından izlenmektedir. Bu yaklaşım sayesinde asfalt kaplamaların dayanımı artmakta, bakım maliyetleri düşmekte ve yol hizmet ömrü uzamaktadır. Bunun yanında hizmete açılan yollarda uygulanan rutin bakım çalışmalarının yanı sıra koruyucu ve önleyici bakım teknikleri üstyapı performansının sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlamaktadır.

Enerji ve bitüm maliyetlerindeki dalgalanmalar asfalt sektörünü doğrudan etkiliyor. Bu noktada sektörün maliyet yönetimi ve sürdürülebilir üretim konusunda nasıl bir dönüşüm yaşadığını anlatır mısınız?

 Bitüm ve enerji maliyetleri asfalt sektörünü doğrudan etkileyen en önemli faktörlerdir. Petrol türevi bir ürün olan bitüm, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalardan ve jeopolitik gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Özellikle son dönemde Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler bitüm ve akaryakıt maliyetlerinde hızlı artışlara yol açmıştır. Bu durum sektör açısından önemli bir maliyet baskısı yaratmaktadır. Buna karşılık asfalt sektörü bir yandan maliyetlerini yönetmeye çalışırken, diğer yandan enerji verimliliğini artıran ve çevresel etkileri azaltan üretim teknolojilerine yönelmektedir. Enerji verimliliği yüksek üretim tesisleri, modern makine ve ekipmanlar ve sürdürülebilir malzemeler bu dönüşümün temel unsurlarıdır.

Son yıllarda dünyada geri dönüştürülmüş asfalt, düşük sıcaklıkta üretim (warm mix) ve çevre dostu uygulamalar daha fazla gündeme geliyor. Türkiye’de sürdürülebilir asfalt teknolojilerinin yaygınlığı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Sürdürülebilirlik anlayışı doğrultusunda geri kazanılmış asfalt kullanımı ve ılık karışım asfalt teknolojileri sektöre büyük fırsatlar sunmaktadır. Türkiye’de bu teknolojiler çeşitli projelerde denenmiş ve sınırlı ölçekte uygulanmıştır. Son yıllarda idareler tarafından yeni asfalt üretiminde belirli oranlarda geri kazanılmış asfalt kullanımına yönelik uygulamalar başlatılmıştır. Avrupa’da özellikle Almanya ve Hollanda gibi ülkeler net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda asfalt üretiminde ılık karışım asfalt teknolojisini yaygın biçimde kullanmaya başlamıştır. Türkiye’de de özellikle enerji maliyetlerinin yükseldiği ve sürdürülebilirlik hedeflerinin ön plana çıktığı günümüz koşullarında bu teknolojilerin yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin karayolu yatırımlarının devam etmesi bekleniyor. Bu yatırımların asfalt sektörü ve yol üstyapısı teknolojileri açısından yaratacağı fırsatları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de ulaşım sistemleri içinde %90’ın üzerindeki payı ile karayolu taşımacılığı en önemli ulaşım modu olmaya devam etmektedir. Bu nedenle mevcut yol ağının geliştirilmesi, bölünmüş yol uzunluğunun artırılması, otoyol yatırımlarının sürdürülmesi ve mevcut yolların bakım ve onarımının yapılması planlanmıştır. Bu yatırımlar geçmişte olduğu gibi gelecekte de asfalt sektörünün gelişimini destekleyen itici güç olacaktır. Öte yandan, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Karbon hedef doğrultusunda asfalt sektörünün yeşil dönüşümünü tamamlaması gerekmektedir. Bu kapsamda asfalt üstyapılarının iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli, çevresel etkileri daha düşük ve hizmet ömrü sonunda geri dönüştürülebilir şekilde tasarlanması büyük önem taşımaktadır. Sektör bu doğrultuda, karbon ayak izini azaltan teknolojilere yönelerek sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi yaklaşımını destekleyen bir dönüşüm sürecine girmiştir.

Exit mobile version