Ana içeriğe atla

aaa

AYZER DÖKÜM İLE KALİTE BOWLINGO VE PLAYPARK İLE MUTLULUK İHRAÇ EDİYORUZ

14.03.2019 - 11:13

AYZER DÖKÜM’ÜN YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI, BOWLINGO İLE PLAYPARK’IN DA KURUCUSU OLAN GENÇ İŞ ADAMI FATİH KEÇEBİR, ÜRÜNLERİNİN ÇOĞUNU DÜNYAYA İHRAÇ ETTİKLERİNİ BELİRTİYOR: “DÜNYANIN EN ÜNLÜ MARKALARI BAŞTA OLMAK ÜZERE DÜNYAYA OTOMOTİV PARÇALARI İHRAÇ EDİYORUZ. EĞLENCE SEKTÖRÜNDEKİ MARKALARIMIZLA DA 5 ÜLKENİN ÇOCUKLARINA MUTLULUK GÖTÜRÜYORUZ.”  

Özellikle otomotiv endüstrisine yönelik ürettiği parçalarla ülke ekonomisine ciddi katkılarda bulunan ve 40. yılını kutlamaya hazırlanan Ayzer Döküm’ün Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Keçebir, başarılı ve genç iş insanlarından biri. Aynı zamanda MÜSİAD Yönetim Kurulu’nda Sektör Kurulları Komisyonu Başkan Yardımcısı. MÜSİAD Genel Merkezi’ndeki randevumuzda Fatih Keçebir ile Ayzer Dökümü, ihracat çalışmalarını, yatırımlarını ve MÜSİAD serüvenini konuştuk. 

İsterseniz Ayzer Döküm’ün hikâyesiyle başlayalım.
Ayzer Döküm’ün hikâyesi, babamın Kahramanmaraş Elbistan’da liseyi okuduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği’ni kazanmasıyla başlıyor. Mezun olduktan sonra bir firmada makina mühendisi olarak çalışıyor. Daha sonra üniversiteden sıra arkadaşıyla İstanbul Küçükköy’de ufak bir atölye açıyorlar. Ben 1980 doğumluyum. Ayzer Döküm’ün kuruluşu 1979. Benden daha eski bir şirketin temsilcisiyim şu an. İnşallah önümüzdeki sene 40. yılımızı kutlayacağız. Dolayısıyla 40 yıllık bir şirket geleneğinin üzerine bina ediyoruz tüm ticari hayatımızı. Bunun da ayrı bir sorumluluğu oluyor haliyle. Benim için şirket yaşları çok önemli. Çalıştığımız firmalarda ben buna çok dikkat ediyorum. Yaklaşık 40 yıllık Ayzer Döküm olarak Hadımköy’deki 10 bin metrekarenin üzerindeki tesisimizde faaliyetlerimize devam ediyoruz. Otomatik kalıplama hattımız var. Ağırlıklı olarak otomotiv sektörüne çalışıyoruz. Ürettiğimiz yüksek hassasiyetli parçalar dünyanın her yerine ihraç ediliyor. İhracatımızı ağırlıklı olarak Almanya ve İngiltere gibi Batı Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Otomotiv endüstrisinin güçlü olduğu tüm ülkeler, bizim satış potansiyelimizin olduğu ülkeleri ifade ediyor.

Daha çok ne tür parçalar üretiyorsunuz?
Traktör ve otomobil grubunun hemen hemen tüm parçalarını üretiyoruz. Mesela, BMW 3 ve 5 dizel serisinin titreşimi emen parçalarını üretiyoruz. Ayrıca Mercedes G kasa araçların direksiyon kutularını, bununla birlikte savunma sanayimizin gözde projelerinden Katmerciler Grubu’nun ürettiği TOMA’lar ve ek olarak Kirpi’lerde kullanılan hidrolik pompaların gövdeleri bizim fabrikamızdan çıkıyor.  Türk Traktör ve Hema Grubu’nun parçalarını üretiyoruz. İtalya’daki otomotiv markalarından Aston Martin’in motor kasnaklarını imal ediyoruz. Alarko’nun Su Grubu’na ait tüm döküm işlerini biz yapıyoruz. Kısacası, otomotivden makinaya, pompadan vana ve su sayaçlarına kadar çok geniş bir yelpazede üretimimiz var.

Ürünlerinizin ne kadarı ihraç ediliyor?
Ürettiğimiz parçalar ya direkt ihraç edilir ya da müşterilerimiz tarafından ürün haline getirildikten sonra ihraç edilir. Ürettiklerimizin yüzde 95’i ihracata gider. 

TÜRK DÖKÜM SANAYİİ AKIL ÜSTÜ BİR İŞİ BECERİYOR
O zaman ülke ekonomisine çok büyük katkı yapıyorsunuz.

Ben hakikaten Türk döküm sanayiine imrenilerek bakılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, akıl dışı bir iş yapıyoruz. Bizim hammaddemiz ithal. Türkiye, demir cevheri yönünden ithalatçı bir ülke. Ülkemizde enerji maliyetleri çok yüksek ve sürekli artan bir işgücü maliyetimiz var. Döküm sanayiinde üç temel girdi vardır: Hammadde,  enerji ve işgücü… Üçünde de Türkiye göreli olarak dezavantajlı durumda. Buna rağmen demir döküm sektöründe Avrupa’da üçüncüyüz. İnşaat çeliğinde de öyle… Amerika’ya kadar ihracat yapıyoruz. Türk demir çelik sanayii hakikaten çılgınca bir işi başarıyor. Bu yönüyle özel bir teşekkürü hak ediyor. 
‘Hammaddeyi ithal ediyoruz’ dediniz. Ereğli’de, Karabük’te, İskenderun’da demir çelik fabrikaları var. Üretimleri yeterli değil mi?
Çok yetersiz. Bu fabrikalarda üretilenlerin çok çok üstünde hammadde ithal ediyoruz biz.

BOWLİNGO VE PLAYPARK İLE MUTLULUK İHRAÇ EDİYORUZ
İsterseniz dökümden eğlenceye geçelim. Birçok firmanın ‘çok para var’ diyerek inşaata yöneldiği bir dönemde siz perakende sektörüne girdiniz. Bunun sebebi neydi?

Biraz önce dökümhane ilgili konuşurken de belirttiğim gibi biz çok farklı sektörlere üretim yapıyoruz ve sadece bir alana yönelik döküm işi yapmamaya dikkat ediyoruz. Otomotiv grubunda bir sıkıntı yaşandığında, pompa grubuyla devam edebiliyoruz. Ya da su grubunda bir sıkıntı yaşandığında makina grubundaki müşterilerimiz ağırlığı yüklenebiliyor. Kârı en yüksek sektöre yönelmek yerine bizim her zaman bir yelpazemiz oldu ve o yelpaze çerçevesinde tüm ürün gruplarına ve müşteri segmentlerine seslenmeye çalıştık. Dökümhanenin kendi içinde bile bunu yaptık. Sorunuza gelecek olursam… Evet, dediğiniz doğru. Türk sanayiinde belli bir büyüklüğe erişmiş grupların istisnasız hemen hemen hepsi inşaata yöneldi. Ama biz her şeyi bırakıp inşaata yönelmedik. Bizim de inşaat işlerimiz var ama ana sektörlerimizden biri değil. Biz dökümdeki ürün çeşitlemesinden sonra sektör çeşitlemesine de gitmeyi planladık. Sadece dikey olarak değil, yatay olarak da büyümek istedik. Perakende ve oyun alanları sektörü de bu fikir çerçevesinde doğdu. 

Eğlence sektörüne ne zaman girdiniz?
Bowlingo ve Playpark markalarımız şu an 8 yaşında. İlk olarak İzmit’te Ncity AVM’de bir yerle anlaştık. Önce bir deneyelim istedik. Peş peşe üç pilot şubemiz oldu bir yıl içinde. Bu üç şubenin gidişatını takip ettik. İkinci bir sektör olarak oluşturabileceğimiz kanaatine ulaşınca yatırım kararı aldık. Diğer şubelerimiz de peş peşe açılmaya başladı.

Şu an kaç ülkede ve şehirde faaliyet gösteriyorsunuz?
Şu an Türkiye dahil 5 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Diğer ülkeler Kazakistan, Ukrayna, Kıbrıs ve Kosova… Toplam 26 şubemiz var.

Hizmet ihraç etmek önemli bir başarı.
Biz buna mutluluk ihracı diyoruz. Ayzer Döküm olarak 39 yıldır ürünlerimizi ihraç ettiğimiz gibi, Bowlingo ve PlayPark markalarımızı da nasıl ihraç edebileceğimiz hep bilinçaltımızdaydı. İstihdamı ve ihracatı nasıl artırabiliriz? Tüm bunlar bize babadan gelen bir gelenek. Biz her seferinde ürünlerimizi tırlara doldurup yurt dışındaki mağazalarımızda satmıyoruz belki ama farklı kültürlerden, farklı coğrafyalardan ırkları, dilleri ve renkleri birbirinden çok farklı çocuklara mutluluk satıyoruz. Bu da ayrı bir mutluluk kaynağı bizim için. 

EĞLENCE DE TURQUALITY PROGRAMINA ALINMALI
Birçok sektör için yurt dışı yatırımlarında Turquality desteği veriliyor. Eğlence sektörü bu kapsamda değil henüz.

Bu bir hizmet sektörü ihracat kalemidir aslında. Bazı noktalarda bu kabul edildi. Eğitim, sağlık ve bilişim sektöründe bazı işlemler destek kapsamına alındı. Ama bizim için henüz böyle düşünülmüyor. Dar bir sektörde faaliyet gösteriyoruz. Sektörümüzden yurt dışına yatırım yapan kısıtlı sayıda firma var. Ama biz de bu işi iyi yaptığımızı düşünüyoruz. Farklı kültürlerden çocuklara ve ailelerine hizmet verebilmek kolay bir iş değil.

Devletin ilgili organlarına konuyu anlattınız mı hiç?
Anlatıyoruz ama uzun bir süreç. Birkaç ayda olmasını beklemiyoruz. Bir lobi çalışması gerekiyor. Lobi çalışması bireysel değil, bir dernek çatısı altında olmalı. Sivil toplum kuruluşlarının yararı da burada ortaya çıkıyor. Bu, sektörel bir dernek de olabilir, MÜSİAD gibi geniş bir yelpazeye seslenen çatı örgütü de... Bunlar vasıtasıyla gidildiğinde daha etkili oluyor. Ancak sıkıntımız şu ki, az önce belirttiğim gibi, değil ihracat yapan, Türkiye içerisinde bile zincirleşip 10-15 şubeye ulaşan kurumsal firma sayısı çok az. Böyle bir handikap var. Bu işin organizesi yok.

Bununla ilgili bir girişiminiz var mı?
Var. Sektörümüzde faaliyet gösteren üreticileri ve bizim gibi direkt müşteriye dokunan firmaları bir araya getiren bir dernek çalışmamız devam ediyor. 

ŞEHİR VE ÜLKELER ARASINDAKİ EĞLENCE ANLAYIŞLARI ÇOK FARKLI
Biraz önce ‘Farklı kültürlerden çocuklara hizmet verebilmek kolay bir iş değil’ dediniz. Zorluklara örnek verebilir misiniz? 

Kazakistan’daki bir çocuğun ve ailenin eğlence anlayışıyla Balkanlar’daki çok farklı. Ukrayna’daki şubenizde çok farklı bir kampanya yapmanız gerekirken; Kıbrıs’taki şubenizde bambaşka bir müşteri alışkanlığı var. Sadece tarz değil, harcama alışkanlıkları bile birbirinden çok farklı. Mesela, Türkiye’de de uyguladığımız 100 liralık alışverişe 20 lira, 30 lira bonus gibi kampanyalar Kazakistan’da ilgi görmüyor. Silahla oynanan bazı oyun makinalarımız var. Bazı bölgelerde çok sevilirken, bazı ülkelerde ters tepiyor. Bu durum Türkiye’de de geçerli. Mesela, Siirt şubemizi açarken bir oyun makinamız vardı. Bir tank simülatörüydü. İki kişi aynı anda bir tankın içine binip düşman birimlerini yok etmeye çalışıyor. Biz bu makinanın Siirt’te de ilgi çekebileceğini düşünürken, tam tersi oldu. “Biz zaten doğu şartlarında bu silahtan bıktık. Çocuklarımıza neden bunu oynatmaya çalışıyorsunuz?” dediler. Çok doğru ve çok hassas bir yaklaşım. Bir yola çıkıp ilerlerken bunları da öğreniyorsunuz. Biz çeşitli şehirlerde ve ülkelerde bunun gibi alışkanlıklarla, olumsuz tepkilerle karşılaştığımızda hemen revize ederek optimum noktaya gelmeye çalışıyoruz.   

FRANCHISE HARİCİNDE YENİ BİR İŞ MODELİ DOĞURDUK
Bowlingo ve PlayPark şubelerinizin tamamı AVM’lerde mi? Ayrıca, şubeleriniz kendinize mi ait, franchise mı?

Şubelerimizin tamamı AVM’lerde. Şubelerimizin hepsi de kendimize ait. Franchise vermiyoruz; ancak farklı bir modelimiz var. ‘İşinize ortak oluyoruz’ dedik. Arkadaşlardan başladı bu iş. 7 şubemizi bu şekilde ortaklaşa açtık. Bir yerde o şubenin başarılı olacağını düşünüyorsak, biz zaten sözleşmenin tüm kiralama, altyapı ve kurulum şartlarını üstleniyoruz. Bir sözleşme imzalanabilir noktaya geldikten sonra da eğer bir tanıdığımız, beraber iş yapabileceğimiz bir firma denk gelirse, ‘Tamamen franchise olarak verelim, bir seferlik bedel alalım ya da cirodan pay alalım’ şekliyle değil, ‘Biz de işin içinde olalım; hem işi öğretiriz hem de kâra ve zarara ortak oluruz’ diyoruz. Çünkü franchise’da tüm yük yatırımcının üzerinde. Ana firmanın yatırım riski neredeyse sıfır. Biz yatırım bedeli ve riski paylaşıp işi beraberce yapıyoruz. 7 şubemizi bu şekilde açtık. Franchise haricinde bir iş yapma modelini de doğurmuş olduk böylece. 
 

d

8 YILDIR MÜSİAD’IN İÇERİSİNDEYİM
Aynı zamanda MÜSİAD Yönetim Kurulu’nda yer alıyorsunuz. Üyelik ve görevlerinizle ilgili bilgi verebilir misiniz?

MÜSİAD, hem kendinizi geliştirebildiğiniz hem de içinde bulunduğunuz topluma katkıda bulunabileceğiniz, Türkiye’nin en yaygın sivil toplum kuruluşlarından biri. Hatta kendi alanında 11 bin üyesiyle en yaygını… Yurt içi ve yurt dışında geniş bir tabana yayılmış durumda. Birleşmiş Milletler gibi adeta. Bir toplantı oluyor, adını bilmediğimiz ülkelerden temsilciler geliyor. Ben de yaklaşık 8 yıldır MÜSİAD’ın içerisindeyim. Önce sektör kurullarında göreve başladım. Metal ve Maden Sektör Kurulu’nun yönetimine girdim. Akabinde bu kurulun başına geçtim. O dönem en genç sektör başkanı bendim. 2+2 olmak üzere 4 yıl bu kurulun başkanlığını yürüttüm. Daha sonra Abdurrahman Kaan beyin başkanı olduğu yönetim kurulu için üyelik tevdi edildi. Yaklaşık iki yıldır, uzun yıllar emek verdiğim sektör kurullarından sorumlu başkan yardımcısı olarak MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyeliği görevime devam ediyorum.

DÖKÜMDEN ALDIĞIM KEYFİ HİÇBİR ŞEYLE KIYASLAYAMAM
İki ana sektörde faaliyetleri olan bir iş insanı olarak sizi hangisi daha çok eğlendiriyor? Döküm mü, eğlence mi?

Döküm ve eğlence, faaliyet gösterdiğimiz iki ana iş kolu. Ama bunun yanında memleketimiz Kahramanmaraş’ta devam eden inşaat işlerimiz var. Ayrıca, Amerika’da geçen sene satın aldığımız bir araç kiralama işimiz var. Şu an 30 araçla Los Angeles’ta faaliyet gösteriyoruz. Birkaç yıl içinde bu işten de verim alabilirsek, geliştirmek için yatırım planımız bulunuyor. Bunların haricinde yatırım yapıp da gözlemlerine devam ettiğimiz iki tane daha alan var. Bunları belirttikten sonra sorunuza cevap vereyim: Eğlence sektörü, adı üstünde eğlenceli bir sektör. Çocuklarla haşır neşirsiniz. Ailelerle iç içesiniz. Çok keyifli, çok neşeli bir iş. Ancak ben döküme, bir tutku gözüyle bakıyorum. Şekilsiz bir demir cevherini, ocaklara girdikten, sıvı hale dönüştükten ve kalıplarda tüm süreçleri tamamladıktan sonra bir BMW’nin, bir traktörün üzerinde gördüğünüzde aldığınız keyfi, hiçbir şeyle kıyaslamak mümkün değil. Bu tutku, babadan geliyor. Babamız bizi daha ufacıkken dökümhaneye götürürdü. Döküm tozunun, kumunun içinde kirlenirdik biz. O tozu yutan o tozdan çıkmamalı diye düşünüyorum. Bunun keyfi ve neşesi apayrı. Bindiğim bir aracın motorunda, direksiyon dişlisinde, fren parçasında ürünlerimizin olduğunu bilmek, ayrı bir keyif kaynağı. 

arf

Yukarı