Ana içeriğe atla

nefis demet

nebim

 

BEYOĞLU’NDA BİR BEY OĞLU

10.05.2017 - 14:54

Kahramanmaraş’tan İstanbul’a uzanan bir başarı öyküsü... Kahramanmaraşlı Ali Topçuoğlu’nun İstanbul yollarına koyulup Beyoğlu’nda içli köfte satışına girmesiyle beraber başlayan bu öykü, ilerleyen yıllarda ‘Sabırtaşı’nın Beyoğlu’nda marka haline gelmesiyle devam ediyor. Sabırtaşı Restaurant’ta içli köfte yapımında şu anda bayrağı Rahmetli Ali Bey’in oğlu Mustafa Topçuoğlu devralmış durumda. Babası Ali Topçuoğlu ve kendi hayatını kaleme alan Mustafa Topçuoğlu’nun ‘Sabırtaşı: Beyoğlu’nda bir bey oğlu’ adlı kitabı Ark Yayınları’ndan piyasaya sunuldu. Nisan 2017’de basılan kitap, şimdiden yoğun talep görüyor.

Sabırtaşı Restaurant’ın Sahibi Mustafa Topçuoğlu, Kahramanmaraş’tan İstanbul’a uzanan başarı öyküsü ve ‘Sabırtaşı: Beyoğlu’nda bir bey oğlu’ adlı kitabıyla ilgili Hizmetix’in sorularını yanıtladı.

Mustafa Bey, geçen yıl sizinle yaptığımız röportajda kitap yazdığınızdan bahsetmiştiniz, şimdi ise kitabınızın basıldığını görüyorum. Kitap yazma fikri nasıl ortaya çıktı, biraz anlatır mısınız?
Rahmetli babam Ali Topçuoğlu’nun hayat hikayesini uzun zamandır kitap haline getirmek istiyordum. Babamın Kahramanmaraş’tan çıkıp İstanbul’a gelişi, İstanbul’da vermiş olduğu hayat mücadelesi, içli köfte satarak borçlarını ödemesi, yıllarca çektiği çileler ve daha pek çok şeyi kitap haline getirerek herkesin öğrenmesini arzuluyordum. Babam rahmetli olduktan sonra kitap projesini hayata geçirmek için çalışmalara başladım. Babamın hayatını benden iyi kimse bilemeyeceği için kitabı kendim yazdım. Babamın vermiş olduğu mücadeleyi genç nesillere ve çocuklarıma aktarmak istedim. Kısacası ben bu kitapla babamı hep hayatta tutmak istedim. 20 Nisan 2017 tarihinde kitabımız basıldı. Çıkmasının tarihi de çok anlamlı. Babam 30 Nisan 2009’da vefat etmişti. Yani babamın öldüğü hafta kitabı çıkmış oldu.

Kitabın ismi Sabırtaşı: Beyoğlu’nda bir bey oğlu. Bu isim nereden aklınıza geldi? Bu ismin anlamını açıklar mısınız?
Sabırtaşı ismi rahmetli babamın içli köfte tezgahının ismiydi. Aynı zamanda şu anda restaurantımızın ismi de Sabırtaşı. Böyle bir ismi uygun bulduk. Ancak kitabımıza bir de slogan bulmamız lazımdı. Öyle bir slogan bulalım ki hem Kahramanmaraş hem de Beyoğlu’nu birleştirebilelim diye düşündüm. Kitabın arkasındaki yorumlarda bir eğitimci tanıdığımız, ‘Beyoğlu’nda bir bey oğlu’ diye yorum yazmış, biz de kitabımızda bu sloganı uygun bulduk.

Kitap hakkında bilgi verir misiniz? Kitapta en dikkat çekici taraflar nelerdir?
Kitaba babam Ali Topçuoğlu’nun doğuşundan itibaren başladım. Anneme, halalarıma, ailedeki büyüklerime sordum. Babamın çocukluğuyla ilgili bilgiler aldım. Babamdan ben doğana kadar ‘Ali Bey’ diye bahsettim. Ben doğduktan sonra ise ‘babam’ olarak anlatımıma devam ettim. Kitapta, Kahramanmaraş’tan çıkışımız, İstanbul Beyoğlu’na gelişimiz, babamla yaşamış olduğumuz anılar, hayattan aldığım dersler var. Bunların hepsine kitapta yer verdim. Onlar da okuyan insanlara inşallah örnek olur diye düşünüyorum. Kitap ilk etapta 5 bin adet basıldı. Ark Kitapları’ndan çıktı. 

“HAYAT HİKAYEMİZ İÇLİ KÖFTE ÜZERİNE KURULU”
Kitapta sadece hayat hikayeniz mi var, içli köftelerinizden de bahsediliyor mu?

İçli köfteden devamlı bahsediyoruz. Hayat hikayemiz zaten içli köfte üzerine kurulu. Kahramanmaraş’tan İstanbul’a gelince serüvenimiz içli köfteyle başlıyor. Bütün hikayeyi içli köfteye bağladım. İçli köftenin yanında Kahramanmaraş’ı da anlattım. Aynı zamanda İstanbul’un Beyoğlu ilçesi de kitapta geniş yer tutuyor. Kitapta hem Kahramanmaraş yemeklerini hem de Kahramanmaraş’ı tanıtıyorum. Kendimizi anlatırken, Anadolu insanını da anlatmış oluyorum. Babam Anadolu’dan gelmiş bir kişi. Hem İstanbul beyefendisi hem de Anadolu beyefendisi. Babam hepsini bir mozaik haline getirmiş birisi.  

Kahramanmaraş’tan İstanbul’a geliş öykünüz hayli enteresan. Biraz da bundan bahseder misiniz?
Kahramanmaraş’ta toptancılık yapan babam, bir arkadaşına kefil oluyor. Kefil olduğu kişi borcunu ödemeyince bütün borçlar babama kalıyor. Babam da ‘borç namustur’ diyor. Borcunu ödeyebilmek için İstanbul yollarına düşen babam, Beyoğlu’nda elinde tencere içli köfte satmaya başlıyor. Borçlarını yavaş yavaş ödüyor. Ancak şurası gerçekten çok önemli, 2017 yılındayız ve hala babamın kime kefil olduğunu bilmeyiz. Bence bu çok büyük bir erdemliliktir. Zaten babamın bir arkadaşına kefil olduğunu yıllar sonra babamın yaptığı bir röportajda öğrendik. Babamıza sorduk fakat bize kime kefil olduğunu asla söylemedi.

Babanız Ali Topçuoğlu’ndan en çok ne öğrendiniz? 
Rahmetli Ali Topçuoğlu, bize burada itibar bıraktı. Çalışmasıyla, dürüstlüğüyle, Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki duruşuyla, köfteyi sunuşuyla yani herşeyiyle bize örnek oldu. Ben de babamı aynı şekilde Beyoğlu’nda yaşatmaya çalışıyorum. 

“BAŞARIMIN SIRRI ÇALIŞMAK”
Babanızdan bayrağı devraldınız. Başarınızın sırlarını açıklar mısınız?

Başarımızın sırrı, çalışmak. Aileye verdiğimiz değer ve önem. Kullandığımız malzemeler kesinlikle kaliteli olacak, ucuz malzemeyle daha fazla para kazanalım şeklinde asla düşünmedik. Şu anda İstanbul’un en güzel sokak lezzetleri içinde biz de varız. Bütün yemek festivallerine, sokak lezzetleri festivallerine davet ediyorlar. En iyi 101 lezzet içerisindeyiz. Sabırtaşı Restaurant, Kahramanmaraşlılar’ın buluşma mekanı gibi bir yer oldu. Her Kahramanmaraşlı geldiği zaman buraya mutlaka uğruyor. Maraş’a gittiğim zaman beni yanlarına mutlaka çağırıyorlar. Ben de bundan büyük mutluluk duyuyorum. Burada Maraş’ın sesi olmak çok güzel. Çünkü İstanbul’da Maraş mutfağını tanıtan pek bir yer yok. Maraş yemekleriyle İstanbul’da kültür elçisi olduk diyebilirim. 

Kitabı ortaya çıkarırken kimlerden yardım ve destek gördünüz?
Kitabın yazım süreci 3 yılı geçti, yani çocuğumuz gibi oldu. Kitabın kapak düzenini Çağlar Paliç, sayfa düzenini Sinem Çilingir, editörlüğünü Burcu Cengiz üstlendi. Onlar benim ne istediğimi anladılar. Herşeyin çok güzel olması için çok uğraştık. Her aşamada gece gündüz benimle beraber çalıştılar. Ortaya da çok güzel bir eser çıktı. Bu arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Onların emekleri gerçekten çok büyük. Tabi en büyük destek ailemdir. Kızım Zeynep, oğlum Ali bana farklı bir güç verdi. Eşim ve annem, en büyük destekçim oldular. Özellikle eşim, bana manevi anlamda büyük destek oldu. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

rize

 

Yukarı