Ana içeriğe atla

medya

“İŞİNİZİ SEVEREK YAPTIĞINIZDA BAŞARI KENDİLİĞİNDEN GELİYOR”

12.10.2017 - 09:59

Lisans eğitimini mühendis olarak tamamlamasına rağmen, esasında iktisat okumayı istediğini ve bu ilgi doğrultusunda notlarını hiç etkilemediği halde üniversite yıllarında ekstradan iktisat eğitimi aldığını ve Londra’da bu bölümde yüksek lisansını tamamladığını belirten Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku’nun bankacılık sektöründeki yolculuğu 2004 yılında Albaraka Türk’te Genel Müdür Danışmanı olarak göreve getirilmesiyle başladı. Albaraka Türk’teki 13 yıllık serüvenini bizimle paylaşan Utku, Türkiye ekonomisine dair görüşlerini dile getirirken, aynı zamanda Albaraka Türk’ün gelecek dönemine ilişkin hedef ve projeleri hakkında da bilgiler verdi. 

Öncelikle röportajımıza sizi tanımakla başlayalım? Melikşah Utku kimdir? Nasıl bir eğitim gördü, iş hayatına ne zaman başladı, nelerden hoşlanır?
1968 yılında Ankara’da doğdum. Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü 1990 mezunuyum. Esasında üniversitede iktisat okuma niyetim vardı. Bu ilgi doğrultusunda da üniversite yıllarımda, notlarımı hiç etkilemediği halde ekstradan iktisat dersleri aldım. Sonrasında da Londra’ya giderek 1990-1992 arasında London School of Economics’te yüksek lisansımı yaptım. 1996-1998 yılları arasında da ikinci yüksek lisansımı Marmara Üniversitesi’nde İktisadi Kalkınma üzerine tamamladım. Türkiye’ye dönünce yazılım üzerine olan aile şirketiyle iş hayatına adım attım. O dönem MÜSİAD Yönetim Kurulu’na girdim. Rahmetli Adnan Büyükdeniz ile beraber ekonomik raporlama üzerine çalışıyorduk. Kendisiyle lisans yıllarına dayanan bir hukukumuz vardı. 2003 yılı içerisinde Albaraka’ya Genel Müdür olunca beni çalışma arkadaşı olarak yanında görmek istedi. 2004 yılında bu taleple birlikte Albaraka Türk’te Genel Müdür Danışmanı olarak bankacılık sektörüne adımımı attım. Sonrasında 2006-2007’de şirkette Baş Ekonomistlik görevini yürüttüm. O dönem halka arzımızı gerçekleştirdiğimiz süreci yönettim. Halka arz sürecinin sonrasında 2007-2009 döneminde Yatırımcı İlişkileri Müdürlüğü görevine getirildim. 2009 yılında IT olarak adlandırılan Enformasyon Teknolojileri’nden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladım.  Altı yıl sürdürdüğüm bu görevi 2015 yılında devrederken, Mali İşler, İletişim ve Strateji tarafını devraldım. Bu süreçte 2013-2016 yılları boyunca Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Üyeliği de yaptım. 2016 yılı Ekim ayında Albaraka Türk Genel Müdürlüğü görevine getirildim.  Bu görevimin yanısıra dönemsel başkanlık Albaraka Türk’te olduğu için Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Başkanlığı’nı da sürdürüyorum. Bu çalışma dönemim içerisinde ayrıca 1995-2009 yılları arasında Yeni Şafak gazetesinde ekonomi üzerine köşe yazıları yazdım. 
Oldukça yoğun bir çalışma temposuna sahip olduğum için hoşlandığım faaliyetlere ayıracak vakti açıkçası çok bulamıyorum. Ancak küçüklüğümden bu yana kitap okumayı çok sevmiş, hep kitaplarla haşır neşir olmuşumdur. Bu noktada iktisadın bankacılık ve finansa bakan kısmı dışında, fırsat buldukça iktisat tarihi, davranışsal iktisat gibi alanlarda okumaya gayret ediyorum. 

Peki, bu kadar yoğun çalışan birisi olarak bir iş gününüz nasıl geçiyor, gün içerisinde neler yapıyorsunuz?
Öncelikle yoğun bir tempoya ayak uydurmak için güne erken başlamak bir zorunluluk haline geliyor. Gün içinde rutin işler olmasına rağmen her gün farklı gündemlerimiz de oluyor. Sabahları o gün yapmam gerekenlerin listesini çıkarmayla başlıyorum genellikle. Maillerime göz atıp, telefonumdan veya tabletimden dünyada ve Türkiye’deki önemli gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. Bununla birlikte genel müdürlük pozisyonunun gereği bankamızın her birimi ile temas halinde olmaya gayret gösteriyorum. Bu doğrultuda stratejiden satış ve ürün yönetimine kadar birçok konuda sık sık bilgilendirmeler alır, bölüm müdürleri ile görüşerek, haftada en az bir gün şehirlerarası şube ziyaretleri gerçekleştirmeye çalışırım. Bu yoğun tempoda zihnimi tazelemek ve enerji toplamak için kısa soluklu molalar veririm. Çok fazla seyahat ettiğimden, okumam gereken raporları seyahat esnasında okur, zamanımı böylece değerlendiririm.
CEO olarak temel işlerimi strateji belirleme, sorun çözme ve paydaşlarla iletişim olarak görüyorum. Strateji tarafında makro olarak bankayı nereye taşımak istediğimiz ile ilgili çalışıyoruz. Genel müdür olarak; normal, rutin işlerin bana çokça gelmesini, ulaşmasını istemiyorum. Bu anlamda delegasyonu önemsiyorum. Ancak sorun yaşanan işler, ürünler vs. gibi konuları ana işim arasında görüyorum. Bir diğer konu, paydaşlarla iletişim; bu noktada tabii ki, yönetim kurulu, yatırımcılarla iletişim noktası çok önemli. Ancak, birçok kurumda sözde en önemli paydaş olan özde ise unutulan çalışanlar benim için en önemli paydaşlar. Bu noktada mümkün olduğunca her kademeden çalışanlar ile biraraya gelir, hasbihal ederiz. Üstelik onların görüş, öneri ve eleştirileri o kadar verimli oluyor ki, hem çok severek hem de çok faydalanarak bu görüşmeleri yapıyorum. 

Biraz da Albaraka Türk’ten bahsetme vakti geldi sanırım.  Albaraka Türk 2017 yılının ilk yarısını nasıl geçirdi? İlk yarı yılın bitiminde nasıl bir büyüme oranıyla karşılaştınız?
2017 yılı bankacılık sektörü açısından oldukça verimli geçti. Hükümetimizin destek ve teşvikleri, geçtiğimiz yıl temmuz ayında yaşadığımız elim hadisenin ardından siyasi ve ekonomik istikrarın yeniden sağlanması, güçlü büyüme rakamları, Kredi Garanti Fonu’nun oluşturduğu olumlu etki gibi sebepler neticesinde işlem hacminin yoğun gerçekleştiği bir dönemi geride bıraktık. Albaraka Türk olarak bu ortamda ciddi büyüme performansı sergiledik. Aktiflerde, toplanan fonlarda ve kullandırılan fonlarda yüzde 15-yüzde 20 bandında büyümeler yakaladık. 
Bunların yanısıra Albaraka Türk olarak girişimcilik ekosisteminin gelişimini yakından takip ediyor, başarılı girişimlerin kurulması ve desteklenebilmesi üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Bu noktada katılım bankacılığı sektöründe dünyada bir ilk olarak Start-Up Hızlandırma Merkezi Albaraka Garaj’ı kurduk. Dünyanın en iyi katılım bankası olma vizyonumuz doğrultusunda finansal tabanlı iş fikirlerine ve projelere sahip girişimcilere kuluçka ve hızlandırma hizmeti veriyoruz. Bu doğrultuda 137 proje arasından özenle seçilen 10 projeye merkezimizde destek vermeye başladık. Ayrıca banka olarak halihazırda biri Erbil’de olmak üzere 213 şubemiz ve yaklaşık 3 bin 800 çalışanımızla ülkemizde ve dünyada katılım bankacılığını yaygınlaştırabilmek amacıyla yüksek kalite ve özveriyle hizmetlerimizi sürdürüyoruz.
Toplamda bu yılın ikinci yarısına dair bazı riskler olmakla beraber çok iyi bir rüzgârın yakalandığını düşünüyorum. Hem içerde hem dışarıda artan büyüme iştahı üretimimizi ve ihracatımızı pozitif etkiliyor. Bu sebeple risklere karşı dikkati elden kaçırmadan üretmeye ve büyümeye devam edeceğimize inanıyorum.

“ÇALIŞANLARINIZLA GÜÇLÜ VE SAĞLIKLI İLETİŞİM KURABİLDİĞİNİZ ÖLÇÜDE KAYDA DEĞER BAŞARIDAN SÖZ EDEBİLİRSİNİZ”
Sizce iş hayatınızda yakaladığınız başarıyı neye borçlusunuz? Başarınızın sırrını açıklar mısınız?

İş hayatında başarılı olmak tek bir sebepten ziyade kapsamlı ve de esnek, seçenekli bir çalışma ahlakını gerektirmektedir. Bu doğrultuda zihin-vücut bütünlüğümü korumaya çalışarak, konsantrasyonumu hep yüksek tutmaya gayret ediyorum. Mutlak doğruların yer almadığı iş hayatında fikirsel esnekliğe sahip olabilmek oldukça önemli. Şirket çalışanlarımızın fikirlerini dinlemeye ve değerlendirmeye, çalışma verimlerini ve iş memnuniyetlerini artırmaya çalışırım. Çalışanlarınızla güçlü ve sağlıklı iletişim kurabildiğiniz ölçüde kayda değer başarıdan söz edebilirsiniz.
Şuna içten inanıyorum ki; işinizi severek yaptığınızda başarı kendiliğinden geliyor. Ben de iş hayatım boyunca çalıştığım çeşitli alan ve sektörlerde yaptığım işi sevmeye hep özen gösterdim. Yaptığınız işi sevdiğinizde verimliliğiniz de çok daha yüksek oluyor. İşin açığı, çok da sonuçlara ve kariyere odaklanan biri değilim. Daha ziyade süreçlere ve çalışmaya inanıyorum. Sonuçlar ise daha ziyade dışsallıklar ve kader ile ilgili bence. Bu yoğun tempo içerisinde en çok ihtiyacını duyduğum etmenlerden biri de, tahmin edebileceğiniz üzere zaman. Zamanı en iyi şekilde kullanmaya çalışırım; uygun vakit gelmişse beklemeden harekete geçerim. Teknolojinin doğasının gereği, özellikle finans alanında baş döndüren bir hızda yenilikler, yeni gelişmeler gündeme geliyor. Bu gelişmeleri yakından takip edip, zamanında aksiyon alabilmek size başarının kapısını aralıyor.

“KOBİ’LERİMİZE YÖNELİK DESTEKLERİMİZ ARTARAK SÜRECEKTİR”
Peki, Albaraka Türk bu yılı nasıl tamamlamak istiyor, ayrıca bankanın 2018 yılına dair büyüme hedef ve beklentileri neler?

Albaraka Türk olarak 2018 ve sonraki yıllarda hedefimiz sağlam ve sürdürülebilir büyüme olmaya devam ediyor. Yıl sonu beklentilerine baktığımızda bankacılık sektörünün büyümesine paralel olarak, yüzde 20 oranında büyümeyi öngörüyoruz. Ancak bu noktada salt büyümeyi tek odak noktası almaktan ziyade, özellikle aktif kalitemizi iyileştirmeyi, kredi ve fon portföylerimizde çeşitliliği artırarak, daha güvenli ve etkin bir risk yönetimini gerçekleştirmek istiyoruz. Buna paralel, önümüzdeki dönemin odak noktalarından olan bireysel müşteri havuzumuzu genişletip, tabana yayılan bir dağılım sağlamayı amaçlıyoruz. Geliştireceğimiz yeni ürün, kanal ve iletişimler ile bu büyümeyi desteklemeyi hedefliyoruz.
2017 yılında, hükümetimizin katkılarıyla ciddi destek verdiğimiz ekonomimizin can damarı KOBİ’leri 2018 yılında da desteklemeye devam edeceğiz. Bu bağlamda KOBİ’lerimize özel hizmet modelleri konusunda çalışmalar yürütüyor, ihtiyaç duydukları finansmanları karşılayabilmek adına Ar-Ge faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Risk portföyünü çeşitlendirebilmek ve geniş bir skalada hizmet verebilmek adına dış ticaretten tarımsal üretime, ekonomimize katma değer sağlayan KOBİ’lerimize yönelik desteklerimiz artarak sürecektir. 
Bunlara ek, yeni yılda en önemli gündem maddelerimizden biri dijitalleşme olacak. Teknolojik gelişmeler ile oldukça hızlı değişim ve dönüşüm gösteren dijital dünyada banka olarak yerimizi sağlamlaştırmak öncelikli hedefimiz ve hazırlıklarımız arasında. Ödemelerden mobil bankacılığa, para transferleri, blokchain ve BitCoin gibi alanlarda süratli şekilde inovasyonlarla karşı karşıya kaldığımız bir finansal dünyada, tüm süreçlerimizi dijitalleştirmek ve “Dijital Albaraka” olarak yolumuza devam etmek istiyoruz.

Yeni yılda kaç şube açıp, ne kadar personel almayı planlıyorsunuz? 
Şubeleşme noktasında yeni dönemde farklı bir yaklaşımı ele alacağız. İnsanların teknoloji ile değişen ve dönüşen alışkanlık ve algılarının farkında olarak, bankacılık alanında da yönümüzü dijitale çevirdik. Tüm süreçlerimizi dijitalleştirerek müşterilerimize çok daha hızlı ve efektif bir şekilde ulaşmayı hedefliyoruz. Halihazırda bankacılık sektöründeki genel eğilime baktığımızda da sektörde şubeleşmenin hız keserek yerini önemli bir oranda şube optimizasyonuna bıraktığını gözlemleyebiliyoruz. Şube dışı dağıtım kanalları alternatif bir seçenek olmaktan çıkıp merkezileşme yolunda emin adımlarla ilerliyor. Biz de başta mobil şube olmak üzere yeni dönemde dijitalleşme yolunda “boyutu küçük, etkinliği yüksek” yeni nesil şube konsepti gibi yöntemlerle bu alandaki yatırımlara yöneleceğiz.
Ancak tüm bu gelişmelere rağmen bir katılım bankası olarak şubeleşme yolunda atacağımız adımların hala olduğunu düşünüyorum. Yatırımlarını katılım bankalarında değerlendirmek, bankamıza daha kolay erişebilmek isteyen potansiyel müşteri kitlemize de hitap etmeye devam edeceğiz. Bu minvalde önümüzdeki dönemde banka olarak yurt içinde en az 5, yurt dışında 1 şube daha açmayı planlamaktayız. Açılan her yeni şube ile istihdam imkanları yaratarak ekonomimize katkı sağlamayı sürdüreceğiz.

Katılım bankacılığının bankacılık sektöründeki mevcut durumu hakkında bilgi verir misiniz? 
Katılım bankacılığına teveccüh dünya genelinde her geçen gün artarak devam ediyor.  Bu konuda sadece müslümanların yoğun yaşadığı ülkelerde değil, İngiltere gibi batı ülkelerinden de ciddi ilgi ve talep görmekteyiz. İslami finans global ölçekte konvansiyonel finanstan hızlı büyümesine rağmen henüz potansiyelinin çok altında, yüzde 1 civarında paya sahip. Baktığımızda, katılım bankacılığı ayağında dünya genelinde 1,5 trilyon dolarlık bir büyüklük söz konusu. İşin içine diğer faizsiz finansal kurum ve enstrümanları dahil ettiğimizde iki trilyon doların üzerinde bir rakam karşımıza çıkıyor. Önümüzdeki dönemde ürün, hizmet ve bilinirlik artışlarının katkısı ile bu payın daha artacağını düşünebiliriz.
Ülkemiz tarafından baktığımızda, katılım bankacılığının güçlü ve sağlam verilerle büyümesini sürdürdüğünü görebiliyoruz. Özellikle 2002’den itibaren yıllık ortalama yüzde 30-40 civarında büyüme gösteren katılım bankacılığı, pazar payını yüzde 5,5 seviyesine getirmiştir. Rakamsal boyutta 2017 yılında ilk yarı sonu itibariyle yüzde 7,7’lik bir büyüme gerçekleştirerek toplam aktif büyüklüğümüz 143 milyar TL’nin üzerine çıkmıştır. Geçtiğimiz yıllarda sektörden bir bankanın ani çıkışına rağmen, bunun şokunu kolaylıkla atlatarak pazar payımız ve büyüme rakamlarımızı korumamız, sektör olarak ayaklarımızın yere ne denli sağlam bastığının göstergesi. Yakın zamanda iki devlet bankasının sektöre dahil olmasının ciddi manada bir canlılık ve heyecan getirdiğini de söylemek isterim. Bu canlılık, sene sonunda yüzde 20 büyüme ve 2025’te yüzde 15’e çıkarmak istediğimiz pazar payı hedefimize bizi bir adım daha yaklaştırıyor. Bunun yanı sıra, gerek yurt içi gerek yurt dışı kaynaklı özel ve kamu aktörlerinin katılım bankacılığı sektörüne yönelik iştahlarının olduğu bilinen gerçek. Bu gelişmeler ile İstanbul’un finans merkezi olması hedefinin yanı sıra İstanbul’u İslami finansın global ölçekteki merkezlerinden biri haline getirme vizyonumuz da güçlenerek sürüyor.  
Bu noktada belirtilen hedeflere sağlam ve sürdürülebilir şekilde ulaşabilmemiz geniş ve kolektif çalışma zorunluluğunu beraberinde getiriyor. Katılım bankacılığından daha geniş kapsamda faizsiz finansal sistemleri ele almamız, katılım sigortacılığı, sukuk piyasaları gibi alanları daha çok değerlendirmemiz, sistemin ülkemizde gelişimine ciddi katkı sağlayacaktır. Katılım bankacılığını denetleyici ve düzenleyici kurumlardan, sermaye piyasalarına kadar topyekün destek ve katılım ile hedeflerimize ulaşabileceğimiz kanaatindeyim.

“SICAK PARAYA BAĞIMLILIĞIMIZI AZALTMAMIZ, FAİZ ORANLARINI MAKUL SEVİYELERE İNDİRMEMİZ GEREKİYOR”
Türkiye ekonomisini değerlendirdiğimizde nasıl bir tabloyla karşılaşıyoruz? Ekonomimize dair genel görüşlerinizi alabilir miyiz?

Ülke olarak geçtiğimiz yıl ekonomik anlamda zorlu bir seneyi geride bıraktık. Yaşadığımız elim darbe girişimi, küresel ekonomik ve siyasi gelişmelerin etkileri gibi çeşitli faktörler neticesinde sıkıntılı bir dönem geçirdik. Ancak ülke olarak böylesine sıkıntılı bir ortamdan, hükümetimizin de ciddi teşvikleri sayesinde çok kısa sürede çıkmayı başardık. Bu noktada hükümetin Kredi Garanti Fonu ile sağladığı destek can suyu olarak ekonomimizdeki muhtemel riskleri asgariye indirmiş, üretim ve yatırımı teşvik edici politikalar ülkemizdeki ekonomik ortamı hareketlendirmiştir. Bunun yanında, ekonomimizdeki volatilitenin azalması, politik istikrarın sağlanması, kurdaki yukarı yönlü hareketliliğin düzelmesi gibi faktörler olumlu katkı yapmıştır. Son dönemdeki çeyrek dönem büyüme rakamları gösteriyor ki, ülke olarak 2017 yılını yüzde 5 üzerinde güçlü bir büyüme rakamıyla kapatacağız. 
Bu olumlu tablo ile birlikte gerek bölgemizde yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmeler gerekse dünya politik yapısındaki çalkantılı dönem (Trump Dönemi, Kuzey Kore, Brexit vb.) büyümemizi sağlamlaştıracak ve sürdürülebilir kılacak çeşitli adımlar atmamızı gerekli kılıyor. Muhtemel bölgesel ve iç politik risklerden en az etkilenmek için, sıcak paraya bağımlılığımızı azaltmamız, tasarrufumuzu artırarak yüksek faiz oranlarını makul seviyelere indirmemiz gerekiyor. Bununla birlikte iç ve dış doğrudan yatırım oranlarını artırıcı politikalar izlememiz, Türkiye ekonomisini sağlam ve sürdürülebilir bir şekilde hedeflerine taşıyacaktır.

 “ALBARAKA GARAJ İLE TUTKULU GİRİŞİMCİLERİ VE YENİLİKÇİ GİRİŞİMLERİ DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Albaraka Garaj hakkında detaylı bir bilgi verir misiniz? 

Teknolojinin gelişim hızına ayak uydurmak, finansal dünyanın yeni formunda yerimizi sağlam bir şekilde alabilmek adına katılım bankaları içerisinde dünyada bir ilki gerçekleştirdik. Bu noktada girişimcilerimize yönelik Albaraka Garaj Start-Up Hızlandırma Merkezi’mizi faaliyete aldık. Girişimcilerimizin maddi manevi birçok ihtiyacını bu garaj bünyesinde gidermeye çalışıyoruz. Bu noktada girişimcilerimize ofis imkanından finansal ve pazarlama desteğine, eğitim programlarından mentor ve danışmanlık hizmetlerine kadar çok çeşitli noktalarda destek sağlamaktayız.
Albaraka Garaj’da ilk proje teklif çağrımızda ciddi başvuru ve talep aldık. Bu başvuru ve talepler ülkemiz girişimcilik potansiyeli ve geleceği ile ilgili çok sevindirici. Bu süreci geçen girişimcilerimizi öncelikle eğitim ve kuluçka dönemine alıyoruz. Girişimci ekiplerimizin Albaraka Garaj Hızlandırma Programı’nı başarıyla tamamlamasının ardından en az 50 bin TL olmak üzere hibe desteği sunuyoruz. Girişimcinin projesi ve boyutu neticesinde çekirdek sermaye desteği artabilmekte, bu sayede girişimcilerimiz temel finansal ihtiyaçlarını karşılama imkanına erişmektedir. 
Albaraka Garaj ile inovasyon fırsatlarını değerlendiriyor, değişimlere karşı hızlı pozisyon alma yetilerimizi geliştiriyor ve yeni işbirlikleri ile özellikle fintech start-up’larını destekleyecek modeller geliştiriyoruz. Bu vizyon çerçevesinde hayallerini gerçekleştirecek sabır ve kararlılığa sahip tutkulu girişimcileri ve yenilikçi, teknoloji tabanlı ve ölçeklenebilir girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Yılda bir başvuru alacak hızlandırma programımıza girişimcilerimiz online başvurabilmektedir.

“YURT DIŞINDA BÜYÜMEK, PLANLARIMIZ ARASINDA”
2018 için yurt dışında büyüme planınız var mı? 

Albaraka Türk olarak Albaraka Bankacılık Grubu’nun bir üyesi olmamızın da getirisiyle yurt dışı ilişkileri ve iş yapma tecrübesine sahibiz. Grubumuz Bahreyn merkezli olmak üzere 15 ülkede fiilen bankacılık faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu noktada biz de Albaraka Türk olarak 2012 yılında yurt dışında ilk şubemizi Irak’ın Erbil kentinde açtık. Bu şubedeki performansımız beklentilerimizin üzerinde gerçekleşmektedir. Yurt dışında büyümek, planlarımız arasında. Ama fiziksel ama dijital yollarla büyüme fırsatlarını her daim değerlendiriyoruz. Nitekim önümüzdeki yılda yurt dışında bir şube açma hedefimiz planlamamızda bulunmaktadır. Ayrıca, yurt dışından gelen gurbetçi ve yabancıların Türkiye’deki ihtiyaçlarını karşılama noktasında gerekli tüm hizmet ve ürün altyapısına sahip olduğumuzu ifade edebilirim.

rize

 

Yukarı