Ana içeriğe atla

arf

BEYOĞLU İSTANBUL’UN BİNBİR ÇİÇEKLİ BAHÇESİDİR

07.08.2018 - 17:42

BEYOĞLU BELEDİYE BAŞKANI AHMET MİSBAH DEMİRCAN, HAYALİNDEKİ BEYOĞLU’NU ANLATTI. KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU TARİHİ İLÇEYİ BİNBİR ÇİÇEKLİ BAHÇEYE BENZETEN DEMİRCAN, “HAYALİM DÜNYANIN ÖNDE GELEN ŞEHİRLERİNİ GERİDE BIRAKAN BİR BEYOĞLU.” DİYOR.

Öncelikle Beyoğlu’nun sizin için ne anlam ifade ettiğini soracağım?
Belediye Başkanı olmadan önce de Beyoğlu; çocukluğumun, gençliğimin geçtiği yerdi. Ben hayatı burada tanıdım. Beyoğlu benim her şeyimdi. Dünyanın neresine gidersem gideyim kendimi buraya ait hissediyorum. Bir gün işe gelmeyecek olsam da arabamın yolu mutlaka buradan geçer. Beyoğlu benim için böyle bir tutku. Başka bir çekiciliği var. İstiklal Caddesi’ne gelen insanlara “Niye buraya geliyorsunuz?” diye sorun, “Buranın başka bir havası var. Buraya alıştık. Buradan başka bir yere gidemiyoruz.” cevabını alırsınız. Peki, Beyoğlu’nun insanlar üzerindeki bu etkisi nedir? Birincisi; insan emeğiyle oluşmuş tarihi binalar. İkincisi ise herkesin, her kültürün burada oluşturduğu çekicilik... Bir bahçede sırf lale, diğer bahçede de bütün çiçeklerden olsa sizce hangisi güzeldir? Bütün çiçeklerin olduğu bahçe daha caziptir. İşte Beyoğlu böyle bir yer, âdeta binbir çiçekli bahçedir.

Bu bahçede bir dönüşüm söz konusu. ‘Büyük Dönüşüm Projesi’ nedir?
Beyoğlu çok büyük bir cazibe alanı haline geldi. Birçok projemiz var. Bu projelerin hepsinin bir olduğunu, yani İstanbul’un kalbinde, Beyoğlu’nda birbirine yakın mekanlarda olduğunu göstermek için “Büyük Dönüşüm Projesi” adı altında topladık. Bu başlık altında Galataport, Haliçport, Okmeydanı, Piyalepaşa ve Tarlabaşı gibi çılgın projelerin yanı sıra Atatürk Kültür Merkezi, Narmanlı Han, Maksim Sahnesi, Alkazar Sineması ve Dolapdere’deki yatırımlar gibi birçok proje mevcut. Her biri Beyoğlu’nun yükselen birer değeri.

Dönüşümün amacından kısaca bahsedebilir misiniz?
Malum, çağımız sürdürülebilir şehirlerin çağı. Sürdürülebilir şehirden kasıt ne? Sultan Fatih çok güzel söylüyor: “Hüner, bir şehir bünyad etmektir. Reaya kalbin abad etmektir.” Aslında çok basit. Sürdürülebilir şehir, insanın hayatını sürdürebilmesidir. Evinin, işinin, iyi bir eğitiminin olması, sosyal ve kültürel hayata dâhil olabilmek... 2004’te belediye başkanı olduğumda Taksim’den Galatasaray’a kadar bir hayat vardı. Ara sokaklarda hiçbir şey yoktu. Galatasaray’dan sonra âdeta yaprak kımıldamazdı. Bizim belediyenin çalışan bayanları akşam hava karardığında sokağa, caddeye çıkıp bir yerden bir yere yürümeye çekinirdi. Karaköy Yüksek Kaldırım, tersanelerin bulunduğu yerler inanılmaz heyecansızdı. Okmeydanı’nda tapu yoktu. Tüm bu projelerle birlikte Beyoğlun’u yeniden şahlandırıyoruz.

14 YILDA 5 BİN 737 BİNAYI YENİDEN HAYATA KATTIK
Bu proje, ‘var olanı koruma’ kapsamında değerlendirilebilir mi?

2004 şartlarında bir şeye karar vermemiz gerekiyordu. “İstanbul’un bu önemli merkezinde acaba ne yaparsak hem tarihi mirasımızı korumuş hem iş-aş kapısını açmış oluruz hem de genelde insanlara gelecek vaat etmiş oluruz?” diye kendimize sormaya başladık. Elbette orada yapacağımız tek şey kültür endüstrilerini genişletmek ve turizme imkân sağlamaktı. Bir yandan dönüşümleri, restorasyonları, renovasyonları yaparken bir taraftan da sosyal ve kültürel hayatı geliştirmek için önemli adımlar attık. 14 yıl içinde 27 bin binanın 5 bin 737’tanesini restorasyon ve renovasyondan geçirerek yeniden hayata kattık. Biz şehri yenilerken eskiyi koruyarak geleceğe güvenle bakmasını sağlamaya çalıştık. Bir metrekare inşaat yapmadan eskimiş binaları hayata döndürerek Beyoğlu’na 2 milyon 250 bin metrekare ticaret ve yaşam alanı kazandırdık. Zaman içinde değerini yitirmiş, kaderine terk edilmiş, harabe olmaya yüz tutmuş, adeta cinlerin cirit oynadığı mekanlarda tasarım ofisleri, sanat galerileri, restoranlar, eğlence mekanları, teknoloji firmaları ekonomi üretiyor, iş üretiyor, refah üretiyor.

Beyoğlunu yenilerken nostaljiyi ve belleklerimize kazınmış tarihi nasıl korumayı düşünüyorsunuz?
 Tarihi korumak ve yaşatmak için elimizden geleni yapıyoruz. Doğrudur, Beyoğlu’nun herkes için nostaljik bir hatırası var. Fakat biz Beyoğlu’nun ileride sadece hatıralarda bir anı olarak kalmasından yana değiliz. Beyoğlu eşsiz konumu, tarihi dokusu, kültürel çeşitliliğiyle çok büyük bir potansiyel taşıyor. Ve biz bu potansiyeli hem Beyoğlu’na hem ülkemize hem de insanımıza katma değer yaratacak şekilde dışarıya açmak için gayret ediyoruz. Beyoğlu’nda iki türlü çalışma yaptık. Birincisi; İstiklal Caddesi, Tarlabaşı ve çevresindeki binaları restore etmek, güçlendirmek ve onları yeniden hayata döndürmekti. Bugüne kadar 6 bin binayı tamamladık. Diğer çalışmamız ise yenilemeyle istenilen sonucun alınamayacağı ve yaşam standardının düşük olduğu bölgelerimizde başlattığımız dönüşüm projeleriydi. Beyoğlu’nda başlattığımız kentsel dönüşüm hareketinin temelinde de yatan gerçek sebep buydu.

ESNAFIMIZ GELECEĞE DAHA UMUTLU BAKIYOR 
İstiklal Caddesi’ndeki değişime karşı esnafın tepkisi nasıl?

Beyoğlu’nun her bir köşesinde olduğu gibi İstiklal Caddesi’nde de çok önemli yatırımlarımız oldu. Bu yatırımların kimi tamamlandı, kimi hâlâ devam ediyor. Bugün “İstiklal’de bir iş yerim olsun” hayalini dünyadaki bütün yatırımcılar kuruyor. Yeni açtığımız Yapı Kredi Kültür Merkezi inanılmaz güzel oldu. Emek Sineması kültür ve sanat endüstrisine ev sahipliği yapıyor. Madam Tussaud Müzesi, Türkiye’nin en yeni, dünyanın en köklü müzelerinden biri olarak her gün binlerce misafiri ağırlıyor. Bir otel havzasına dönüştürdüğümüz Talimhane Bölgesi adeta bir otel havzası. Toplamda otellerimiz 13 bin yatak kapasitesine sahip. Akıl almaz bir gayret ve cesaretle başladığımız Tarlabaşı Yenileme Projesi büyük bir hızla ilerliyor. Narmanlı Han yine çok konuşuldu. İstiklal’in nefes aldığı bir kapı olarak açıldı açılacak. Yıllarca kısır tartışmaların ağında takılı kalan Atatürk Kültür Merkezi yeniden inşa ediliyor. Bu yatırımlarla birlikte esnafımız artık geleceğe daha da umutla bakabiliyor.

Beyoğlu’nun imajı son birkaç yıldır değişime uğruyor; eğlence hayatından turistlere, İstiklal’de gezen insan profilinden artan sanat sergilerine kadar. Sizin gelecek için Beyoğlu’na kazandırmak istediğiniz imaj nedir?
Öncelikle şunu söyleyebilirim ki Beyoğlu bambaşka bir semt olarak karşımıza çıkacak. Tüm sokaklarında vatandaşlarımızın rahatça gezip dolaşabildiği, sokakları tarih kokan, modern, çarpık kentleşmenin son bulduğu, düzenin hakim olduğu, sakinlerine her türlü sosyal faydayı sağlayan, dünya standartlarında kültür-sanat faaliyetlerine ev sahipliği yapan bir Beyoğlu kurmayı hedefliyoruz. Hayalim dünyanın önde gelen şehirlerini geride bırakan bir Beyoğlu. Yabancı turistlerin Beyoğlu’nu görmeden ülkemizden ayrılmak istemeyecekleri bir Beyoğlu. Bu değişim ve dönüşüm hareketi elbette ki ekonomik göstergeleri de olumlu yönde etkileyecektir. Yapılan tüm yatırımlar beraberinde istihdamı getiriyor. Burada ekonomik çarkların hızla dönmesi anlamına geliyor. Uluslararası kuruluşlar da bu ekonomik kalkınmadan pay almak isteyecekler. Örneğin finans kuruluşları burada şubeler açacak, uluslararası şirketleri burada ofisler kuracaklar. 

Beyoğlu İstanbul’un kalbi olduğuna göre Büyük Dönüşüm Projesi şehrin sosyokültürel yapısını nasıl etkiler?
Biz Beyoğlu’nu yeniden inşaa ederken insanların beklentilerini ön planda tutarak kurguladık. Sanayi devrimi öncesi ve sonrası şehirler arasında çok büyük farklar oluştu. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişle birlikte toplumların sosyolojileri de değişti. Günümüzün beklentilerini iyi analiz etmek gerekiyor. Biz de çalışmalarımızın odağına insanların şehirlerinden beklentilerini koyduk. 

GENÇLERİMİZ İÇİN PROFESYONEL YAZILIMCILIK KURSLARI AÇACAĞIZ
Gençlere yönelik projelerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Gençlerimiz ülkemizin geleceğinin teminatıdır. Biz de bu bilinçle hareket ederek gençlerimizin geleceğe hazırlanması noktasında birçok çalışmaya imza attık ve atmaya da devam ediyoruz. Özetlemek gerekirse; semt konaklarımızda ve gençlik merkezlerimizde yaz ve kış spor okulları, üniversite hazırlık kursları, eğitici ve öğretici seminerler gibi birçok alanda kurslar ve seminerler veriyoruz. Gençlerimizin tarihini ve kültürünü öğrenmeleri için kültür gezileri düzenliyoruz. Yaz tatillerini verimli bir şekilde geçirebilecekleri Kefken Çevre ve Yaz Kampımız 14 yıldır aralıksız devam ediyor. ‘Okulda Buluşalım’ projemiz kapsamında eğitim-öğretim dönemi içerisinde her hafta iki farklı okulu ziyaret ederek gençlerimizle bir araya gelip taleplerini dinliyoruz. Bu talepler doğrultusunda çalışmalarımızı şekillendiriyoruz. Bugün içinde bulunduğumuz dijital çağda her şey yazılımlarla ve otomasyonlarla yönetilmeye başladı. Bu anlamda İmam Adnan Sokak’ta bir mekân açıyoruz; Akademi Beyoğlu. Bunun bir katı tamamen yazılım için ayrılıyor. Burada gençlerimiz için profesyonel yazılımcılık kursları açacağız.

yyy

Yukarı