Ana içeriğe atla

BANNER

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İLETİŞİM ARAÇLARI

13.11.2019 - 10:38

İnsanlar var olabilmek için “iletişim kurmak” zorundadır. İletişim, farklı yöntemler kullanılarak başkalarına bilgi aktarma yeteneği olarak tanımlanabilir. Geçmişten bu yana insanlar iletişim kurmak için birçok farklı yöntem, araç ve teknoloji kullanmışlardır. İnsanlar, yaşadıkları koşullar ve onları çevreleyen dünyaya göre geliştirdikleri iletişim yöntemlerini nesiller boyu devam ettirerek bilgi birikimini sağlamış, hayatta kalmış ve dünya üzerindeki varlığının köklerini derinleştirmiştir. Bu nedenledir ki iletişim, doğası gereği insan varoluşundan ayrı tutulmamıştır.

İLETİŞİM ARAÇLARI

Gazete ile Kitlesel İletişimi
Yıl 1605’i gösterdiğinde iletişimin temellerini değiştirecek bir yenilik yapılıyor ve gazete kitlesel iletişim araçları arasındaki yolculuğuna başlıyor. Kağıt üzerine basılı ilk gazete 1605 yılında Johann Carolus tarafından yayımlanıyor, 1622 yılında İngiltere’de ortaya çıkıyor.

Dergi ile 1672 Yılında Tanıştık
Günümüzde de kullanılan ve kültürü süregelen dergi, dünya sahnesine ilk kez 1672 yılında girmiştir. Ancak bu dergi tüm kamuoyunun ilgisini çekebilecek nitelikteki ilk dergi olma özelliği taşır. 1672 yılının Mart ayında Fransa’nın Paris kentinde çıkarılan dergiyi 1692 yılının Ocak ayında İngiltere’de basılan The Gentleman’s Journal takip etmiştir.

Telgraf
10 Eylül 1855 tarihinde yani o zamanların Osmanlı İmparatorluğunda ilk telgraf haberleşmesi yapılmaya başlandı. İstanbul-Edirne telgraf hattı 1855 yılında, İstanbul-Ankara telgraf hattı 1860 yılında işletmeye açılmış, 1861 yılında ise bu hat Kerkük’e kadar uzatılmıştır. Ülkemiz 1865 yılında Uluslararası Telekomünikasyon Birliği kurucu üyesi olmuştur. 

Telgraftan Sonra Daktilo
Telgraf fikrinin ortaya atılmasından sonra Wiliam Austin Burt daktilonun ilk patentini almıştır. 1829 yılında alınan patentin ismi tipograf olarak kayıt edilmiştir. Gerçek anlamda ilk daktilo ise 1868 yılında Cristopher L. Sholes tarafından yapılmıştır. Basılacak harflerin metal çubukların ucunda bulunduğu bu daktilo 1872 yılında Remington markası tarafından seri üretilmeye başlanmıştır. 

Telefon
Alexander Graham Bell tarafından 1876 yılında telefon icat edildi ve insanların iletişim kurabilme imkanları bir anda hızlı bir yükselişe geçti. Çevirmeli telefonların takip ettiği iletişim devri sürecini ses kaydı yapabilen yeni araçların keşfi takip etti. 

Radyo
İnsanlığın teknoloji ve bilim alanlarında büyük gelişmelere tanıklık ettiği bir dönemde, Guglielmo Marconi tarafından radyo icat edilmiştir. Radyo dalgalarının, telgrafın ve telefonun icat edilmesinin ardından yapılan çalışmaların bir ödülü olarak değerlendirilen radyo ile birlikte iletişim algısı bir üst noktaya taşınmıştır. 

temleTelevizyon
Televizyon, dünyayı değiştiren bir iletişim aracıdır. Radyodan sonra geliştirilen televizyon sayesinde çok geniş kitlelere hitap etmek mümkün hale gelmiştir. İskoçyalı John Logie Baird tarafından icat edilen televizyon, kıtalar arası ses ve görüntü transferi yaparak yeni bir dönemi, yepyeni endüstrileri ve sektörleri yaratmıştır.

Bilgisayar
Eniac vardı ancak herkes haliyle bu devasa işlemciye erişemiyordu. Her evde bir Eniac bulunması fikri bilim insanlarını harekete geçirdi ve bilgisayarlar küçültülmeye başlandı. PC’ler ile birlikte zaman içerisinde kullanıcı deneyimini arttırmaya yönelik çalışmalar sonucunda da dizüstü bilgisayarlar ve tabletler piyasaya sürüldü.

Türkiye’de İlk Cep Telefonu    
Ülkemizde ilk cep telefonları 90’lı yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Tarihi bir olay değeri taşıyan ilk telefon görüşmesi ise 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve dönemin Başbakanı Tansu Çiller arasında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu konuşmada kullanılan şebeke sağlayıcısı günümüzde hala hizmete devam eden Turkcell‘dir. İki ay sonrasında ise Türkiye’nin ikinci operatörü olan Telsim kurulmuştur.
Türkiye’de kullanılan ilk cep telefonu modeli ise Nokia 1011 olup görüşmenin yapıldığı yıl 1994 olup ilk SMS gönderilen yıl ise 1995’di. Ancak o zamanlar SMS’lerde Türkçe karakterler kullanılamıyordu. SMS’lerde Türkçe karakter kullanabilme özelliği 2008 tarihinde geldi. Dünya üzerinde ise internete girebilme özelliğine sahip ilk telefon 1999 yılında üretildi.

TÜRKİYE’DE İLK İNTERNET

Türkiye'de internet ile ilgili ilk çalışmalar 1980'li yıllarda başlamış; 1987'de Ege Üniversitesi'nin öncülüğünde, Türkiye Üniversite ve Araştırma Kurumları Ağı (TÜVAKA) adıyla akademik tabanlı bir ağ kurulmuştur. Türkiye'nin ilk akademik tabanlı olmayan ve birçok kurum ve kuruluşu İnternet bağlantısına kavuşturmayı amaçlayan internet ağı projesi ise 1991 yılında ODTÜ ve TÜBİTAK tarafından başlatılmıştır. Bu çerçevede ilk deneysel bağlantı 1992 yılının Ekim ayında Hollanda'ya yapılmasından sonra ilk internet bağlantısı ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'na ait yönlendiriciler ve PTT'den sağlanan 64 Kbps kapasiteli kiralık hat kullanılarak gerçekleştirildi ve ABD'deki NSFNet ile bağlantı kuruldu. Bu nedenle 12 Nisan tarihi, Türkiye'de İnternet'in "doğum günü" olarak kabul edilir.

NESNELERİN İNTERNETİ
Nesnelerin interneti (Internet of Things, IoT), fiziksel nesnelerin ve makinelerin birbirleriyle veya daha geniş sistemlerle bağlantılı olduğu ağlara verilen isimdir. İlk kez Kevin Ashton tarafından bir sunumda 1999 yılında bahsedilmiştir. Nesnelerin benzersiz kimliklere sahip olarak internet altyapısı üzerinden birlikte çalışabilmesi öngörülmüştür.
Nesnelerin interneti içinde barındırdığı anlam, nesne tanımı oldukça geniş bir anlama sahiptir. Her türlü takip aletleri, sensörler, biochipler veya erişim düzenekleri nesne olarak adlandırılır. Bir cihazın “akıllı” sayılabilmesi ve nesne olarak adlandırılabilmesi için gerekli şartlar: Benzersiz bir kimliğe sahip olması, bağlanılabilir olması ve bir sensörü olmasıdır. Bu sayede, akıllı nesne dünyanın herhangi bir yerinden, her an erişilebilir ve kontrol edilebilir hale gelmektedir. Nesnelerin benzersiz bir kimliğe sahip olması günümüzde yaygın olarak kullanılan IP adresleri sınırlıdır, bu sınırdan kurtulmak için IPv6 geliştirilmiştir. Bu IP sisteminin kullanımı ile birlikte nesneler benzersiz kimliklere sahip olabiliyorlar.
Nesnelerin interneti uygulamaları, sensörlerden tek tek veri alınmasından başka, pek çok sensörün verisinin bir araya getirilerek değer üretilmesi amacıyla da kullanılmaktadır. Fiziksel ortamlardan derlenerek gelen yüksek miktardaki sensör verilerinin, yapılan değerlendirmelerin ardından bilgi olarak operatörlere veya ilgili kişilere sunulması ya da verinin sistemler yardımıyla değerlendirilerek bir görevi icra edilmesi sağlanmaktadır.
 

arf

Yukarı