Ana içeriğe atla

aaa

HİKÂYESİ DE İÇLİ KÖFTESİ DE İÇLİ: SABIRTAŞI

10.05.2019 - 10:15

BEYOĞLU’NDAKİ TARİHİ BİR BİNANIN EN ÜST KATINDA LEZZETLİ İÇLİ KÖFTELERİ VE MARAŞ YEMEKLERİYLE ÜNLÜ SABIRTAŞI’NIN İLGİNÇ BİR HİKÂYESİ VAR. KEFİL OLDUĞU ARKADAŞININ BORÇLARINI ÖDEMEK İÇİN İSTANBUL’A GELEN BİR BABA, DEVRALDIĞI BAYRAĞI BAŞARIYLA DEVAM ETTİREN BİR OĞUL… OĞUL MUSTAFA TOPÇUOĞLU, SORULARIMIZI CEVAPLADI.

Kahramanmaraş’tan İstanbul’a uzanan bir başarı öyküsü onlarınki... Ali Topçuoğlu’nun kefil olduğu arkadaşının borcunu ödemek için İstanbul yollarına düşüp Beyoğlu’nda içli köfte işine girmesiyle başlayan bu öykü, ‘Sabırtaşı’nın marka haline gelmesiyle devam ediyor. Galatasaray Meydanı’nın karşısındaki tarihi bir binanın en üst katında yer alan Sabırtaşı Restoran’da bayrağı rahmetli Ali Bey’in oğlu Mustafa Topçuoğlu devralmış durumda. Babasının ve kendisinin hayatını kaleme alan Topçuoğlu’nun “Sabırtaşı: Beyoğlu’nda Bir Bey Oğlu” adlı bir kitabı da bulunuyor. Kitap çalışmalarına devam eden Mustafa Bey ile Sabırtaşı’nın ilginç hikâyesini konuştuk.

İsterseniz önce Maraş’tan İstanbul’a uzanan ilginç hikâyenizi konuşalım.
Babam, bir arkadaşına kefil oluyor. Bütün borçlar babama kalıyor. Babam da ‘borç namustur’ deyip İstanbul yollarına düşüyor. ‘Ne yapayım?’ diye düşünürken; annem, ‘Ben içli köfte yapayım, sen sat.’ diyor. Babam, beyaz bir önlük giyip elinde tencereyle İstiklâl Caddesi’nde içli köfte satmaya başlıyor. Babam zamanla İstiklâl Caddesi’nin sembollerinden biri oluyor. Borçlarını yavaş yavaş ödüyor. Kime kefil olduğunu hâlâ bilmeyiz. Bize hiç söylemedi. Babam 10 yıl önce rahmetli olduktan sonra beyaz önlüğü ben giydim. Şu an eşim yapıyor, ben satıyorum. 

EN GÜZEL SOKAK LEZZETLERİ İÇİNDE BİZ DE VARIZ
Babanızdan devraldığınız bayrağı başarılı bir şekilde taşıyorsunuz. Başarınızın sırrı nedir?

Çalışmak, aileye verdiğimiz değer ve kullandığımız malzemeler… Ucuz malzemeyle daha fazla para kazanalım şeklinde asla düşünmedik. Şu an İstanbul’un en güzel sokak lezzetleri içinde biz de varız. Bütün yemek festivallerine, AVM’lerdeki sokak lezzetleri etkinliklerine davet ediliyoruz. En iyi 101 lezzet içerisinde ilk sıradayız. Sabırtaşı, başta Maraşlılar olmak üzere yöresel lezzet arayanların buluşma mekânı gibi. Her Maraşlı İstanbul’a geldiğinde buraya mutlaka uğruyor. Maraş’a gittiğimde de beni yanlarına mutlaka çağırıyorlar. Burada Maraş’ın sesi olmak çok güzel. Maraş’ın İstanbul’daki kültür elçisiyim diyebilirim. Hem sosyal yönümüzle hem de lezzetlerimizle gazetelere, dergilere, televizyonlara konu oluyoruz. Lezzetlerimizi tatmak için yurt içinden ve yurt dışından misafirlerimiz geliyor. Tur rehberleri Anadolu lezzetlerini tatmak isteyen turist gruplarını mekânımıza getiriyor. Üniversitelerden davetler alıyorum, öğrencilere başarı hikâyemizi ve babamı anlatıyorum. Çeşitli kurum ve kuruluşlar da bizleri ödüle layık görüyor. Birçok ödül ve plaketimiz var. Sabırtaşı markamızı fark edip katkı sunan herkese çok teşekkür ediyorum.

SABIRTAŞI, BABAMIN ÇİLELİ YAŞAMINDAN GELİYOR
Babanızdan kalan tezgâhta içli köfte satmaya ve İstiklâl Caddesi’nin sembollerinden biri olmaya devam ediyorsunuz; ama bir de beş katlı tarihi bir binanın en üst katında yeriniz var. Sabırtaşı ismi merdivenlerden mi geliyor? 

Babam burayı aslında imalathane olarak tutmuştu. Sonra müşterilerimiz buraya gelmeye başladı. Beş katı merdivenlerle çıkıp lezzetli içli köftelerimizi tatmaya başladılar. Sabırtaşı isminin merdivenlerden geldiğini düşünen müşterilerimiz de var ama ismimiz hikâyemizden geliyor aslında. Kefil olduğu borcu ödemek için İstanbul’a gelen babam, zorluklara, çilelere karşı hep sabretti ve çalıştı. Bu yüzden tezgâhına Sabırtaşı yazdırdı. Hikâyesi olan bir isim Sabırtaşı. Zamanla da marka oldu ve herkes sevdi. Ben artık ‘Sabırtaşı bir ticarethane olmaktan çıktı, bir gönülhane oldu’ diyorum.  Gerçekten de öyle. Buraya gönül dostları gelmeye başladı.  Tanışmaya geliyorlar, sohbet etmeye geliyorlar. Sürekli gelen müşterilerimizle de bir gönül bağımız oluştu. Müşteri-esnaf ilişkisinden çıktık, bir aile olduk.  Burada güler yüz var, lezzet var. Zaten sevmeseler beş kat çıkıp buraya gelmezler. Sevilmek gerçekten gurur ve mutluluk verici.

ANNEM VE EŞİMİN KİTABINI DA YAZIYORUM
Babanızın ilginç hikâyesini ‘Sabırtaşı: Beyoğlu’nda Bir Bey Oğlu’ adıyla kitap haline getirdiniz. İçli köftenizin yanı sıra içli ve içten bir yazar olarak neler söylemek istersiniz?
Kitaba babam Ali Topçuoğlu’nun doğuşundan itibaren başladım. Anneme, halalarıma, ailedeki büyüklerime sordum. Babamın çocukluğuyla ilgili bilgiler aldım. Kitapta, Kahramanmaraş’tan çıkışımız, İstanbul Beyoğlu’na gelişimiz, babamla yaşamış olduğumuz anılar, hayattan aldığım dersler var.

Kitapta sadece hayat hikâyeniz mi var? İçli köftelerinizden de bahsediliyor mu?
Hayat hikâyemiz zaten içli köfte üzerine kurulu. İstanbul’a gelince serüvenimiz içli köfteyle başlıyor. Bütün hikâyeyi içli köfteye bağladım. İçli köftenin yanında Maraş’ı da anlattım. Aynı zamanda Beyoğlu da kitapta geniş yer tutuyor. 

Başka kitap projeleriniz var mı?
İnsan bir kere yazmaya başlayınca duramıyor. Şu an iki kitap çalışmam var. Biri, Maraş’ın yöresel lezzetleriyle ilgili. Memleketimizin yöresel yemeklerini Sabırtaşı gözüyle kaleme alıp kalıcı hale getirmek istiyorum. İkincisi de annem ve eşimle ilgili. İkisinin ismi de Fatma. Ama ben eşime hep Gamzeli diyorum. Kitabımın ismi de ‘Fatma Ana ve Gamzeli Gelin’ olacak. Çünkü Sabırtaşı’nın bugünlere gelmesinde ikisinin çok emeği var. Böyle bir kitabı hak ediyorlar. 

arf

Yukarı