Ana içeriğe atla

arf

MANTININ PROF’U: AŞKIN BALKAYA

08.05.2018 - 12:17

Güven Mantı Yönetim Kurulu Başkanı Aşkın Balkaya: “1995’ten beri bu işi severek yapıyorum. Mantılarımızı sevgiyle açıp lezzetle kapatıyor ve güvenle pazarlıyoruz.”

NECATİ KOLA

Türk yemek kültürünün en sevilen tatlarından olan mantı, yakın bir zamana kadar sadece evlerde yapılıyordu. Mantının sektörel bir yiyecek olmasında ve ülkenin her yerine ulaşmasında Güven Mantı markasının çok önemli bir yeri var. Markanın hikâyesini, sektörde “mantı prof’u” olarak bilinen Güven Mantı Yönetim Kurulu Başkanı Aşkın Balkaya’dan dinledik.

 

Güven Mantı nasıl kuruldu? Bugünlere nasıl geldi?

Annem 1993’te ev ekonomisine katkı için lokantada çalışıyor. Orada mantı yapmayı öğreniyor. Oradan ayrılıp pastane türü bir yerde çalışıyor. Mantı işine orada devam ediyor. Daha sonra annem işten çıkarılıyor. Biz de o zamanlar öğrenciyiz. Annem, aile bütçesine katkı için babamın çalıştığı pastaneye gidiyor ve iş yeri sahibine ricada bulunuyor: “Ben evde mantı yapıp getirsem burada satar mısınız?” O da “Getir. Satamazsak kendimiz yeriz.” diyor. Annem hevesle mantıyı yapıp götürüyor. Fakat mantı satılmıyor. O günlerde mantı biliniyor ama sektörel olarak gelişmiş değil. İnsanlar dışarıdan mantı almayıp daha çok kendileri yapıyor. İş yeri sahibi ve çalışanlar, annemin mantısını bir güzel pişirip yiyor. Sonra annemin hevesini kırmamak için “Mantıyı sattık, herkes çok beğendi. Bir daha yap, getir.” diyorlar. Annem bu sözler üzerine bir daha mantı yapıyor. İki-üç kişi alıyor. Derken evde elle günde iki-üç kilo mantı yapılmaya başlıyor. Taşıma işini de babam yapıyor.

 

Sizin mantı prof’u serüveniniz ne zaman başladı peki?

1994’te ben İstanbul Teknik Üniversitesi Muhasebe Bölümü’nden mezun olduktan sonra anneme yardım etmeye başladım. 1995’te annem bir teklifte bulundu: “Oğlum, bu işte bana en çok yardım eden sensin. İstersen bu işi beraber yapıp işimizi büyütelim. Başarılı olursak devam ederiz. Olmazsak sen yine mesleğine geri dönersin.” Ben kabul edince şu anki merkezimizin çok yakınında 80 metrekarelik bir yer kiraladık. Daha sonra annem yaş itibarıyla bu işi tamamen bana bıraktı. İlk günden beri aşkla çalışıyorum. Bu işi severek yapıyorum ve mantı prof’u bizi seven, emeğimizi takdir eden değerli müşterilerimizin bize teveccühü oldu. Onlara layık olmaya çalışıyoruz. Sloganımız ‘Sevgiyle açtık, lezzetle kapattık’. Hamurumuzu sevgi ve aşkla açıp içine lezzet harçlarını koymaya, sonra da güvenle pazarlamaya şu an içinde bulunduğumuz Türkiye’nin örnek mantı üretim tesisinde devam ediyoruz. Üretimimizi halkın ziyaretine de açtık.

 

Aşkın Balkaya

SAKIP SABANCI BENİ ÇOK ETKİLEDİ

‘Güven’ ismi nereden geliyor?

Lezzetiyle, kalitesiyle, hijyeniyle müşterilerimize güven versin diyerek bu ismi tercih ettim.

 

Güven Mantı bünyesinde İnci Ana ve Yaren markalarını da görüyoruz. Bunların da ilginç bir hikâyesi var mı?

Yıllar önce rahmetli Sakıp Sabancı’nın bir röportajını izliyordum. “Bir insana değer veriyorsanız, heykelini yaşarken dikeceksiniz.” diyordu. Bu sözlerden çok etkilenip annemin ismini ürünlerimizden birine verdim. Böylece İnci Ana markamız oluştu. Yaren markamıza gelince… 2008’de bir kızımız oldu. Ama hasta doğdu. 4 ay sonra vefat etti. İsmini yaşatmak için markalarımızdan birine Yaren adını verdik.

 

Markalar arasında kalite ve çeşitlilik açısından fark var mı?

İnci Ana, annemizin adını taşımasından dolayı special ürünümüzdür. A kalite bir üründür. Güven Mantı, İnci Ana’ya göre ikinci kalitedir. Yaren ise daha ekonomik bir üründür. Ürünler arasındaki kaliteyi ve fiyatı değiştiren, etin ve malzemelerin oranıdır.  

 

Mantının dışında ürünleriniz var mı?

Gözleme, içli köfte ve börek ürünlerimiz var. Ayrıca soğan satıyoruz. Ürünlerimizde kullandığımız malzemelerden biri soğan. Soğanı direkt çiftçiden alıp soyuyor, doğruyor ve paketliyoruz. Bu ürünlerimizi bizimle aynı işi yapan mantıcılara, börekçilere veriyoruz. Güven Mantı olarak hem müşteri hem de ürün portföyümüzü genişletmek için çalışıyoruz.

 

Ürünlerinizi daha çok nerelere pazarlıyorsunuz?

Daha çok geleneksel kanallara; pastanelere, şarküterilere ve yufkacılara veriyoruz. Ulusal kanallara girme çalışmalarımız da var.

 

Hijyen standartlarınız neler?

Hijyenimiz daha binaya girişte ve mal kabulde başlıyor. Gerek çalışanlarımız gerekse misafirlerimiz için hijyen bariyerlerimiz var. Ürünlerimizde kullandığımız tüm malzemeler, gıda mühendislerimizin kontrolünde alınıyor. Ürünlerimiz ayrı ayrı bölümlerde muhafaza ediliyor.

 

Aşkın Balkaya

İHRACAT ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR

Ürünleriniz fabrikadan tüketiciye nasıl ulaşıyor?

Ürünlerimizi önceden kurutarak satıyorduk. Araştırma ve denemelerimizle dondurarak satmanın daha uygun ve sağlıklı olduğunu gördük. Bunun için araçlarımızı yeniledik. Frigolu araçlarımızla soğuk zinciri bozmadan ürünlerimizi müşterilerimize ulaştırıyoruz. Soğuk zincirinin bozulmaması için bayilerimize de derin dondurucular verdik. Mantı sektörünün öncü firması olarak bunu ilk sağlayan biziz. Rakiplerimizden bazıları buna karşı çıkmıştı. Şimdi onlar da aynı yolu tercih ediyor. 

 

Bayi ağınız, üretim kapasiteniz ve ihracat çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

3 bine yakın satış noktamız var. Bayilerimiz ağırlıklı olarak İstanbul’un Anadolu yakası, Batı Karadeniz, Ankara ve Bursa’da. Ama toplamda 21 ilde ürünlerimiz satılıyor. 75 personelimizle aylık ortalama 70-80 ton mantı üretiyoruz. Üretim kapasitemiz daha fazla. İhracat hedeflerimiz var. Şu an Dubai’ye ürün gönderiyoruz. Katar’da iki firmayla görüşmelerimiz devam ediyor. Ramazan ayında ilk ürünlerimizi göndermiş olacağız inşallah. Araplar mantıyı ve et ürünlerini seviyor. Almanya da hedeflerimiz arasında.

 

Aşkın Balkaya

MANTIYA STANDART GETİRİLMELİ

Mantıya standart getirme çalışmalarınız var mı?

Var tabii ki. Keşke standart olsa. Hamurun küçük bohçalar haline getirildiği, içine nelerin konduğunun bilinmediği bir durumdayız. Vatandaşlar alım gücüne göre ‘O da mantı, bu da mantı’ diyor. X bir marka 3 liraya, x bir marka 25 liraya, x bir marka 35 liraya mantı satıyor. Baktığında hepsi hamur, hepsi bohça şeklinde ama esas maliyeti oluşturan malzeme çok farklı. Birinin içinde et var, diğerinde başka bir şey var. Ya da birinin içinde yüzde 1 et var, diğerinde yüzde 50-60 et var. Veya içinde et var ama ne eti olduğu belli değil.

 

Mantı konusunda çok iddialısınız gördüğümüz kadarıyla.

Evet, iddialıyız. Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu (gülüyor). Aslında bütün mantıcılar iyi mantı yapmayı biliyor. Ama bu, tercih meselesi. Nasıl mı tercih meselesi? Bunun bize göre iki sebebi olabilir. Bir; alım gücü düşük olan kitlenin potansiyel hedef alınması ve buna göre üretimin planlanması. İki; işletmelerin kâr beklentisi ve daha fazla kazanma isteği. Ne diyelim? İki iki daha dört eder diyeceğim ama o da her zaman etmiyor galiba :)

 

yyy

Yukarı