Ana içeriğe atla

tansa

DOĞAN’IN YATIRIM BANKASI 2021’DE AÇILACAK

24.08.2020 - 09:24

Doğan Holding İcra Kurulu Başkanı Çağlar Göğüş, "Büyük bankaların masaları dolu. KOBİ'leri destekleyecek yatırım bankası kuruyoruz" dedi.

Yeni alanlar olarak kimya, oto yan sanayi ve ambalajdan oluşan üç ana sektör belirleyen Doğan Holding, lisansını aldığı yatırım bankasını 2021’in ilk çeyreğinde faaliyete geçirmeye hazırlanıyor. “Büyük bankaların masaları çok kalabalık” diyen Doğan Holding İcra Kurulu Başkanı Çağlar Göğüş, “KOBİ segmenti desteklenmeye en muhtaç alanda. Büyük bankalar tam hizmet vermekte bazen zorlanıyor. Biz e-ticaret deneyimimizi de harekete geçirerek, teknolojiye daha yakın bir yapı kurup güzel bir hikaye çıkarabileceğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuşuyor. “Amiral gemi” kavramı yerine sektörlerde “kârın dağılımına” odaklanan holdingin İcra Kurulu Başkanı Çağlar Göğüş, pandemiyle birlikte artık çeyrekler bazında iş yönetmenin de önemini vurguluyor.

DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan Göğüş, holdingin stratejik olarak ilgilendiği sektörler olduğunu kaydederek, “Oto yan sanayiye, kimyaya, ambalaja bakıyoruz. Kimyada da petrokimya değil, özellikli kimyaya bakıyoruz. Ambalajda biliyorsunuz bir şirketin çoğunluk hissesinin alımını yaptık” diyerek holdingin 57.8 milyon Euro'luk bedelle Sesa Ambalaj satın alma sürecini anımsattı. Göğüş, “Sesa satın alması için hukuki süreci ve Rekabet Kurulu’nun onayını bekliyoruz. Bu sektörde de derinleşmeyi öngörüyoruz” diyor. Göğüş, şunları söylüyor: “Onun dışında elimizde olan işleri büyütmeye çalışıyoruz. Buna da inorganik bakıyoruz. İstiyoruz ki elimizdeki işlerin ya ölçeği olsun ya da elimizdeki işleri kârlı olarak büyütüp buralarda temettü dağıtalım. 2019’da daha fazla temettü dağıttık. Dolayısıyla bu hassas olduğumuz bir konu. Yatırımcıların önem verdiği bir şey, bizim de önem verdiğimiz bir şey.”

Göğüş’ten holdingin 2020'nin ilk yarısı, hedefleri ve koronavirüs süreci ile ilgili satır başları

BANKANIN İSMİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ

Yatırım bankası kurmak için lisans iznimizi aldık. Bankanın ismi üzerinde çalışıyoruz Personel ve teknik altyapı çalışmalarını da hızlandırdık. Yılsonu için faaliyete geçecek şekilde çalışıyoruz. Bir ay uzar, kısalır. 2021’in ilk çeyreğinde faaliyet geçirelim istiyoruz. Henüz isim üzerinde çalışıyoruz. E-ticaret know-how’ımızdan faydalanarak, teknolojiye yakın bir yapı kurmak için çabalıyoruz. İki boyutlu düşüncemiz var. Büyük bankaların masaları çok kalabalık. Özellikle ticari işletmelerde ticari finansman yapılandırmalar hem danışmanlık anlamında bir fırsat olduğunu hem de şirketlerin de ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Biz de piyasalardan bu ihtiyacın geri bildirimini alıyoruz. İkincisi; e-ticaret platformlarından veri kullanımını da zenginleştirerek, aslında kredi modelleri dünyada olan uygulamaları harekete geçirmek. Türkiye’de de ciddi fırsat olduğunu düşünüyoruz. KOBİ segmenti desteklenmeye en muhtaç alan. Büyük bankalar bazen hizmet vermekte zorlanıyor. Biz iki boyutu birleştirip yatırım için güzel bir hikaye çıkarabileceğimizi düşünüyoruz. Dünyada da çok örneği var. Türkiye’de de yeni yeni başlayan bir alan. Erkenden başlayalım istiyoruz. Biliyorsunuz bir işe erken girmenin avantajları var.

‘AMİRAL GEMİ' ÜZERİMİZE YAPIŞTI KÂRIN DAĞILIMINA BAKIYORUZ’

"Amiral geminiz ne olacak” sorusuyla çok karşılaşıyoruz, 'amiral gemi’ sözü üzerimize yapıştı. Ben artık kârın dağılımına bakıyorum. Orada mümkün olduğunca homojen bir dağılım olsun istiyorum. Çok küçük oyuncular kalsın istemiyorum. Bir tane şirketten EBITDA’nızın ve kârınızın yüzde 80’i gelmiyor şu anda. Bana sorarsanız EBITDA ve net kârda dengeleyici bir hale geldik. Nedir mesela; enerji, bizim için önemli bir yer teşkil ediyor. Yurtdışındaki medya işimiz Romanya önemli bir yer teşkil ediyor. Türkiye’deki finansal hizmetler, faktoring önemli bir yer teşkil ediyor. Ticaret işimiz iyi devam ediyor.

SEKTÖREL ÇEŞİTLİLİK COVID-19’DA DOĞAL HEDGING OLDU

COVID-19 sürecini iyi yönettik. İlk üç ayımız iyi geçti. İkinci üç ay etkilenmedik demek olmaz ama biraz dengeli bir portföy olması ve kârımızın homojen dağılması önemli. Bir endüstriden yüzde 80 gelmediği için... En çok etkilenen işimiz AVM ve turizm işimiz oldu. Ama portföyün içinde enerji, dış ticaret, teknoloji ve medya olduğu için çok da fena geçmedi. Doğal hedging oldu.

Herkes gibi biz de bu dönemde nakit akışına odaklandık. Net borç seviyelerini yükseltmedik düşürdük. Maliyet giderlerini tıraşladık. Portföyün biraz geniş olması bazen konsantrasyon bakımından dezavantaj oluyor, ama COVID-19 döneminde pozitif oldu. Sektörlerimizi üçe böldük, hiç etkilenmeyen işlerimiz, orta etkilenen işlerimiz, yüksek etkilenen işlerimiz diye ayırdık. Mesela gayrimenkul yüksek etkilenen işimiz oldu. Hürriyet Emlak, nisan mayıs ayında çok etkilendi ama haziran ayının ardından acayip bir ivme sağladı. Aytemiz orta etkilendi. Hazirandan itibaren toplu taşımanın eskisi gibi kullanılmaması nedeniyle, o sektör de çok hızlandı. Toplu taşımadan kaçış var, bireysel araç kullanımında artış var. Genelde tüm şirketlerimizde böylece marjımız arttı.

BASİT DÜŞÜNÜP, KOMPLİKE TÜREVLERE HİÇ GİRMİYORUZ

Kur dalgalanmalarını yönetme konusunda basit düşünmeye çalışıyorum. Çok fazla komplike i ürünlerden, çözümlerden kaçınıyorum. Çok temel ne yapıyoruz: TL geliri olan bir işte kesin yabancı para borçlanmıyoruz. Açık pozisyon oluşturmuyoruz. Çok büyük oranda türev işlemleri kesinlikle kullanmıyoruz. Akaryakıtta da o riskimiz var. Millileştirene kadar ve millileştirdikten sonra geri ödeme yaptığımız vadeye kadar orada da çok sınırlı hedging kullanıyoruz. Görüyorum ki çok büyük gruplar çok komplike ürünlerden hep zarar etmiş. Bir yıl kazanıyorsunuz ama üç yıl kaybediyorsunuz. Bir de şuna inanıyorum; bu şirketlerin görevi operasyon kârı üretmek, finansal kâr üretmek değil. Bu şirketler banka değil. Çok basit türevler kullanıyoruz -zaten onu yapmak zorunda kalıyoruz, swap, forward-komplike olanlara hiç girmiyoruz.

ARTIK İŞE ÇEYREK ÇEYREK BAKIYORUM

Artık işe çeyrek çeyrek bakıyorum. Biraz teknoloji şirketleri gibi. Yıllık bütçemiz var ama her işimizi ayrı ayrı yönetiyoruz. Hatta ay bazında yönetmekte fayda var. Bu da insanların üzerine mesai yükü getiriyor ama sonuç veriyor. Bu 3. çeyrek gördüğümüz kadarıyla teknolojiye iyi bir dönüş oldu. Bunun kalıcı olacağını da düşünmüyorum, bu kadar hızlı bir sıçramanın kalıcı olmasının ekonomilere başka handikapları var çünkü. 4. çeyrek biraz yavaşlayacaktır. Ama yavaşlama hızı faiz ve kurun nereye oturacağıyla alakalı. Sonuçta biliyorsunuz Türk ekonomisi kredi artışına çok endeksli. Kredi hacmi büyüdüğü zaman ekonomi hızlı büyüyor, kredi hacmi küçüldüğünde hızı azalıyor. Ama onun da bir dengesi var, çok hızlı büyüdüğünde makroekonomik dengeleri bozuyor. 3. çeyrek iyi gidecek, 4. çeyrek orta karar olacak diye düşünüyorum. Bizim grup adına tüm bunları topladığınızda seneyi makul şekilde bitiririz diye görüyoruz. Katastrofobik bir durum olmadı, olmayacak gibi de düşünüyorum. Ancak biliyorsunuz, salgının durumuyla ilgili hiçbirimiz 'son çeyrekte şöyle olur’ diyemiyoruz.

tansa

Yukarı