Ana içeriğe atla

medya

BES DEVRİ

13.06.2017 - 11:47

14. yılını dolduran Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) ait Emeklilik Gözetim Merkezi tarafından yayımlanan 5 Mayıs 2017 tarihli verilere göre, sistemdeki katılımcı sayısı 6 milyon 766 bin kişiye ulaşmış durumda. Aynı tarih itibarıyla sistemdeki devlet katkısı dahil fon büyüklüğü ise 67 milyar 176 milyon TL seviyesinde bulunuyor.

“BES, BİREYSEL TASARRUFLARIN ÖNEMLİ ADRESİ HALİNE GELDİ”
Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü M. Uğur Erkan, “Ülkemizde birinci basamakta kamu emeklilik sistemi yer almakta olup, tamamlayıcı bir emeklilik geliri oluşturulması amacıyla da üçüncü basamakta gönüllülük esasına dayalı mevcut bireysel emeklilik sistemi konumlandırılmış durumda. 2017 yılı başında yürürlüğe giren otomatik katılım aynı amaca yönelik işyeri bazlı bir uygulama olarak hayata geçti. 1 Ocak tarihinden itibaren bin adet ve üzeri çalışanı olan özel sektör şirketleri, 1 Nisan’dan itibaren ise merkezi bütçeli kamu kurumları ile 250 adet ve üzerinde çalışanı olan özel sektör şirketleri sistem kapsamına alınmaya başladı. 5 Mayıs 2017 tarihli en güncel Emeklilik Gözetim Merkezi verilerine göre; 2 milyon 726 bin çalışanın sisteme dahil olduğu ve aynı tarih itibarıyla 331 milyon 899 bin TL çalışan fon büyüklüğüne ulaşıldığı görülüyor” diyor.
Bireysel Emeklilik Sistemi’nin 14 yıllık sürede Türkiye’de bireysel tasarrufların en önemli adresi haline gelerek, hem çok iyi kurgulanmış yapısı hem de katılımcılara sağladığı nihai fayda anlamında rüştünü ispat ettiğini söyleyen Erkan, “Türkiye’de kamu sosyal güvenlik sistemini tamamlayıcı nitelikte üçüncü basamakta konumlandırılan sistemin biriktirme fazı dünyada da örnek gösterilecek derecede iyi yapılandırıldı. BES’i ülkemizde diğerlerine göre öne çıkaran unsurlar olarak diğer hiçbir yatırım aracında bulunmayan yüzde 25 Devlet Katkısı avantajını, çok iyi kurgulanmış yapısı ile şeffaf ve güvenilir bir sistem oluşunu, tüm farklı yatırım tercihlerine cevap verebilen uzun dönemli yüksek getirili emeklilik yatırım fonları ve emeklilik döneminde sunulan düzenli gelir sağlayan ürünlerini sayabiliriz. Buna ilaveten, BES’te ödenen katkı payları emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilir ve diğer yatırım fonlarından farklı olarak; emeklilik yatırım fonlarının kazançları gelir vergisi ve kurumlar vergisinden istisna” diye konuşuyor. 

“14 MİLYON ÇALIŞAN SİSTEME DAHİL EDİLECEK”
Erkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren Otomatik Katılım Sistemi ve önümüzdeki dönemlerde devreye alınmasını beklediğimiz 18 yaş altındaki küçüklerin BES’e katılabilmesine yönelik yasal düzenlemeler sektörün ivmelenerek büyümesini sağlayacak alanlar olarak öne çıkıyor. Otomatik katılım için belirlenen tedrici geçiş takvimi kapsamında da, yaklaşık 14 milyon çalışanın sisteme dahil edileceğini ve her yıl çalışma hayatına başlayan yaklaşık 800 bin kişinin de sisteme katılacağını öngörüyoruz. Böylelikle henüz yüzde 15’ler seviyesinde olan uzun vadeli yurt içi tasarruf oranının yükseleceğini, sistemde önemli bir fon birikimi sağlanacağını ve sistemin sermaye piyasalarının derinleşmesini pozitif etkileyeceğini düşünüyoruz.”
Erkan, “Sektörde faaliyet gösteren şirketler olarak sisteme giriş yaşının düşürülerek 18 yaşın altındaki kişilerin de katılmasını ise oldukça olumlu değerlendiriyoruz. Bu durumun mümkün hale gelmesi, anne babaların çocukları adına ayrıca tasarruf edebilmesini sağlayacak. Ülkemizde yaklaşık 23 milyonluk bir nüfus 18 yaş altında bulunuyor. Sisteme giriş için asgari yaş koşulunun kaldırılması, katılımcı tabanını ciddi anlamda genişletecek ve sistemin uzun vadede büyümesine katkı sağlayacak” değerlendirmesini yapıyor.

TAYLAN TÜRKÖLMEZ: BES’TE GÜÇLÜ VE KARARLI BÜYÜME DEVAM EDİYOR
Allianz Hayat ve Emeklilik ile Allianz Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Taylan Türkölmez, içinde bulunulan koşullar ve Türkiye’nin büyüme oranları dikkate alındığında Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) güçlü ve kararlı büyümenin devam ettiğini söyleyerek, “Emeklilik Gözetim Merkezi’nin 28 Nisan 2017 tarihli verilerine göre, Türkiye’de BES, fon büyüklüğünde devlet katkısı dahil toplam 67 milyar lirayı aşarken, katılımcı sayısı da yaklaşık 6,8 milyon kişiye ulaştı. 
Ülkemizin emeklilik ve tasarruf açığının kapatılmasında en önemli unsur olan BES’in toplumumuzda hızla yaygınlaşmaya devam etmesi ve ekonomi yönetiminin son yıllarda başlattığı teşvik uygulamalarının son derece olumlu etkilerinin olduğunu gözlemlediklerini belirten Türkölmez, “Özellikle 2017 yılbaşı itibarıyla devreye alınan otomatik katılım uygulaması, Türkiye’nin ihtiyacı olan tamamlayıcı emeklilik sisteminin daha da ilerletilmesi ve konumunun güçlendirilmesi açısından çok önemli bir adım oldu. Ocak ayından bu yana kademeli bir geçiş yapısıyla sisteme girişlerin yapıldığı otomatik katılıma bakacak olursak da, ilk dört ay sonuçlarına göre yaklaşık 2,5 milyon kişinin katılımıyla 302 milyon liraya varan bir fon büyüklüğüne ulaşıldığını görebiliriz. Bu açıdan otomatik katılımın, BES’in yakaladığı büyüme hızını daha da ivmelendirdiğini söylemek yanlış olmaz” diyor. 

“BES’TE DEVLET KATKISI ÖNEMLİ BİR TEŞVİK”
Türkölmez, “Öncelikle, 1 Ocak 2013 tarihi itibariyle başlatılan BES’te yüzde 25 oranında devlet katkısının, bugüne kadar hiçbir yatırım aracında sunulmayan son derece önemli bir teşvik olduğunun altını çizmek isterim. Vatandaşın, BES’e yatırdığı her 100 lira için devletin 25 lira daha katkıda bulunması son derece önemli, bu açıdan BES’in sunduğu teşviklerle benzersiz bir yapıya kavuştuğunu söyleyebilirim. Ayrıca otomatik katılımla sisteme giren ve sistemde kalan kişilere de bir defaya mahsus verilecek bin lira gibi yan avantajlar ile vergi avantajları da önemli… Diğer yandan otomatik katılımın en önemli avantajlarından biri de katılımcılarına tasarruf alışkanlığı kazandıracak olması. Ülkemizde tasarruf kültürünün giderek kaybolmaya başladığını göz önünde bulunduracak olursak sadece bu avantajın bile çok önemli olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuşuyor.
Türkölmez, şöyle devam ediyor: “BES’e ilişkin sektörel projeksiyonlarımızı daha orta vadeli yapmaktayız. Otomatik katılım uygulamasının da başlamasıyla birlikte; halihazırda 6 milyonun üzerinde olan katılımcı sayısının 2020 yılında iki katına, devlet katkısı dahil fon büyüklüğünün ise 100 milyar liranın üzerine çıkmasını bekleyebiliriz. Biz de Allianz Türkiye olarak bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektöründe Allianz Yaşam ve Emeklilik ile Allianz Hayat ve Emeklilik adlı iki şirketimizle yer alıyoruz.  Her iki şirketimizle BES ve otomatik katılım süreçlerinde önemli bir rol üstlenmeye devam edeceğiz.”

“BES, UZUN VADELİ BİR YATIRIM ARACI”
AvivaSA Emeklilik ve Hayat CEO’su Fırat Kuruca, Türkiye’nin bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektöründe gelişme göstermeye devam ettiğini söyleyerek, “Sektör, EGM’nin 22 Mayıs tarihli verilerine göre fon büyüklüğünde devlet katkısı dahil 67,3 milyar TL ve katılımcı sayısında 6,7 milyona ulaştı. 2016’da fon büyüklüğünde yüzde 27, katılımcı sayısında yüzde 18 büyüme gösterdi. Son 5 yıla baktığımızda ise yönetilen varlık büyüklüğü bazında yıllık ortalama yüzde 34 büyüme gösterdi. Otomatik Katılım ise, EGM’nin 22 Mayıs tarihli verilerine göre 2 milyon 823 bin kişi ve 441 milyon 830 bin TL fon tutarına ulaştı” dedi.
Bireysel emeklilik sisteminin, uzun vadeli bir birikim ve tasarruf aracı olduğunu; bir yatırım aracı olmadığını vurgulayan Kuruca, “Geçtiğimiz 10 yıllık döneme baktığımızda, sektörde ortalama bir katılımcı, enflasyonun 43 puan üzerinde getiri sağladı. 2016 yılında emeklilik yatırım fonları ortalamada enflasyonun üzerinde bir performans yakaladı. Genel olarak yabancı para cinsinden yatırım yapan uluslararası fonlar, dış borçlanma aracı fonları ve altın fonu gibi fon türleri getiri itibariyle biraz daha ön plana çıktı. TL faiz enstrümanları ise yine katılımcısını enflasyona karşı korudu. Hisse senedi tarafında da yine enflasyonun üzerinde bir getiri oluştu. 2017 yılı sonu itibariyle de, piyasa gelişmelerine bağlı olmak kaydıyla sektörün enflasyonun üzerinde reel getiri sağlayacağını düşünüyoruz” diye konuştu. 

“BES, ÇOK ÖNEMLİ BİR MİSYONA SAHİP”
Tasarruf alışkanlığının olmadığı Türkiye’de BES’in çok önemli bir misyona sahip olduğunun altını çizen Türkölmez, “Çünkü Türkiye’de yaşam beklentisi giderek artıyor ve nüfusumuz yaşlanıyor. Şu anda ortalama yaşam beklentisi 78’e ulaşmış durumda. 2030 yılına gelindiğinde ise yaşlı bir nüfusa sahip olacağımız öngörülüyor. Yaklaşık iki çalışanın bir emekliyi finanse ettiği sosyal güvenlik sistemimiz, bugün dahi zorlanıyor. Emekli olarak geçirilen sürenin ciddi anlamda uzamasıyla birlikte sistemin oluşacak bu yükü karşılamada hayli sıkıntı çekeceğini şimdiden biliyoruz. Bu açıdan, otomatik katılımla daha da hareketlenen sistemin ekonomi için sağladığı sermaye piyasasının derinleşip gelişmesi, tasarruf oranının ve yatırımların, dolayısıyla istihdamın artması, istikrarın sağlanması gibi katkıları da önümüzdeki dönemde daha da artacak” diye konuşuyor.

“YÜZDE 25 DEVLET KATKISI, DÜNYADA BENZERİ OLMAYAN BİR ORAN”
BES’in Türkiye’de 13 yıldır var olan ve emeklilerini vermeye başlamış bir sistem olduğuna değinen Kuruca, “Sistemdeki yüzde 25 devlet katkısı, dünyada benzeri olmayan bir oran. Bireysel emeklilik yaptıranlara ve yaptıracak olanlara tavsiyem, sözleşmelerine basit bir poliçe olarak değil; gelecekleri için kendileriyle yaptıkları bir sözleşme olarak bakmaları. Az önce vurguladığım gibi, ülkemiz maalesef, hem yurtiçi tasarruf ve hem de emeklilik dönemi bireysel tasarruf oranı düşük bir ülke. BES bireylerin var olan hayat standardını koruyabilmeleri için etkili bir çözüm. Özellikle dar ve orta gelirli çalışanlar için Otomatik Katılım uygulamasını çok önemli bir fırsat olarak görüyorum. Yüzde 25 devlet katkısı, bin TL’lik başlangıç devlet katkısı ve ek yüzde 5 katkı, ciddi bir katkı” şeklinde konuştu. 
Kuruca, şöyle devam etti: “2023 yılında bireysel emeklilik pazarının 400-500 milyar TL gibi bir büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor. Sektörün beklediği birtakım gelişmelerin de gerçekleşmesiyle 2023 hedeflerinde BES’e ayrılan payın büyük oranda gerçekleşeceğini söyleyebiliriz. Günümüzde borsadaki yatırımların yüzde 65’i yabancı yatırımcı. Ancak, 10-15 yıl sonra emeklilik şirketlerinin oranının da yüzde 50-60 seviyesine ulaşmaması için hiçbir neden yok.”

rize

 

Yukarı