Ana içeriğe atla

itt

TEHLİKE AÇIK AÇIK ‘GELİYORUM’ DİYOR

09.05.2018 - 17:14

TÜSİAD BAŞKANI EROL BİLECİK, GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ İKLİM TOPLANTILARI’NDA KONUŞTU: “TEHLİKE AÇIK AÇIK ‘GELİYORUM’ DİYOR. ÜLKEMİZ, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE VE DÜŞÜK KARBONLU KALKINMA KONUSUNDA ULUSAL POLİTİKALAR OLUŞTURMALI VE UYGULAMALI.”

Küresel ısınma ve iklim değişikliği, başta sanayileşme olmak üzere çeşitli sebeplerle hızla artarken, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) de buna kayıtsız kalamadı. Geçtiğimiz günlerde TÜSİAD’ın gerçekleştirdiği İklim Toplantıları’nda konu, ‘Düşük Karbonlu Kalkınma Sürecinde Finansmanın Rolü’ idi. TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, “21. yüzyılın ilk çeyreği; hızla büyüme, yaşam kalitesinin artırılması ve iklimin korunması hedeflerinde dengeyi sağlamamız için kritik önemde. Tehlike açık açık ‘geliyorum’ derken, bu sese daha fazla kulağımızı tıkayamayız.” dedi.
TÜSİAD İklim Toplantıları’nın ilki olan ‘Düşük Karbonlu Kalkınma Sürecinde Finansmanın Rolü’ etkinliği, 11 Nisan’da İstanbul’daki Tekfen Tower’da yapıldı. Alanında uzman ve yetkin isimlerin katıldığı etkinliğin açılış konuşmalarını TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek yaptı.

DÜŞÜK KARBONLU KALKINMA KONUSUNDA ULUSAL POLİTİKALAR OLUŞTURULMALI
Erol Bilecik, konuşmasında düşük karbonlu kalkınma modeline geçiş sürecinin, iklim değişikliği risklerini fırsata çevirmek için önemli bir adım olduğunun altını çizdi. Bilecik, şunları söyledi: “Dünya, baş döndürücü bir değişimin içinde. Doğal kaynaklarımız hızla tükeniyor, doğal afetlerin sayısı ve etkisi giderek artıyor. 1970’e kıyasla, dünya genelinde ‘alışılanın dışında’ meydana gelen hava olayları yıllık bazda dört katına çıktı. Bu gerçek, bizi gelecek planlarımızı hazırlarken düşük karbonlu kalkınmayı da göz önünde bulundurma noktasına getiriyor. Düşük karbonlu kalkınma modeline geçiş süreci, kapasite ve teknoloji geliştirmeye yönelik yatırım ihtiyacını da beraberinde getirir. Tüm bu sürecin en önemli boyutlarından biri finansman boyutudur. Düşük karbonlu kalkınmaya yönelik teknoloji yatırımı, enerji verimliliği uygulamaları gibi sanayinin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak alanlardaki destek ve teşvikler, iş dünyası için tetikleyici rol oynayacaktır. TÜSİAD olarak, ülkemizin iklim değişikliğiyle mücadele ve düşük karbonlu kalkınma konusunda ulusal politikalarını oluşturması ve uygulaması ihtiyacını ısrarla vurguluyoruz. Önümüzdeki dönem programımızda, bu konularda çalışmalarımızı derinleştireceğiz.” 

s

 

ANKARA’DA DOĞRU DÜZGÜN KIŞ YAŞAYAMADIK
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de bu yıl Ankara’da doğru düzgün kış yaşayamadıklarını ve Türkiye’nin yılın ilk çeyreğinde ortalamaların üzerinde bir sıcaklık artışıyla karşı karşıya olduğunu belirterek şunları ifade etti: “Peki biz, Paris Antlaşması dışında ne yapıyoruz? Biz gerçekten orman alanlarını genişletiyoruz. İkinci olarak yenilenebilir enerjiye güçlü bir şekilde yatırım yapıyoruz. Üçüncü olarak da enerji verimliliğini artırmak için bir çaba içerisindeyiz.”
Etkinliğin devamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve İklim Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, “Uluslararası İklim Gündeminde Finansman Mekanizmaları ve Türkiye’nin Erişimi’ başlıklı sunum yaptı. Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Murat Yavuz Ateş de ‘24. Taraflar Konferansına (COP 24) Giden Süreçte Türkiye için Öncelikler’ başlıklı sunum gerçekleştirdi. Sunumların ardından alanında uzman isimler ‘Düşük Karbonlu Kalkınma Sürecinde Finansmanın Rolü’ başlıklı panelde görüşlerini dile getirdi.

TÜSİAD’IN İKLİM MÜZAKERELERİNE BAKIŞI 
İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik önemli bir mutabakatın ürünü olan Paris Anlaşması, stratejik bir önceliktir.
Türkiye’nin düşük karbonlu kalkınma konusunda 2020 ve sonrasında nerede konumlanacağı önemlidir. Bu doğrultuda stratejiler ve çalışmalar gerçekleştirilmelidir.
Yatırım ortamının güçlendirilmesi için tüm tutum belgeleri ve sektörel plan ve politika belgeleri arasında bütünsellik ve tutarlılık sağlanmalıdır.
İklim değişikliğiyle mücadele ve emisyon azaltımı için oluşturulacak politika araçları Türkiye ekonomisinin sektörel ve küresel rekabet gücünü korumalı ve öngörülebilir olmalıdır.
Farklı piyasa temelli araçların, teşvik ve tedbirlerin es zamanlı uygulanmasını içeren bütüncül politikalar geliştirilmelidir.
Düşük karbonlu kalkınma, ülkemiz için yeni ekonomik fırsatlar ve istihdam yaratacaktır. Bu yönde yapılacak yatırımlar için finansman kaynakları kritik önemde olacaktır.
İş dünyasının düşük karbonlu kalkınma modeline geçişi için teşvikler, yatırımcılar açısından itici güç yaratacak şekilde düzenlenmelidir. Uzun vadeli ve öngörülebilir politikalar ortaya konulmalıdır.
Yüksek potansiyele sahip olduğumuz güneş, rüzgâr ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynakların kullanımının azami seviyeye çıkarılması önemlidir.
Enerji verimliliği açısından finansal olarak tercih edilebilir teşvik modelleri oluşturulmalı; verimlilik seviyesine göre değişen teşvikler tariflenmelidir.

a

Yukarı