Ana içeriğe atla

F

LEZZET PEŞİNDE DÜNYAYI DOLAŞTIM

14.03.2019 - 14:16

ŞEF RÜZGAR SÜNBÜL: “FARKLI KÜLTÜRLERİ VE FARKLI LEZZETLERİ ARAŞTIRMA ADINA YURT DIŞINA ÇIKTIM. ALMANYA, HOLLANDA, İTALYA, ROMA, ÇİN, FRANSA, POLONYA, MEKSİKA GİBİ ÜLKELERİ GEZEREK EDİNDİĞİM DENEYİMLERİ, ÇALIŞTIĞIM VE DANIŞMANLIĞINI YAPTIĞIM İŞLETMELERDE SERGİLEYİP KENDİ TARZIMI ORTAYA KOYDUM.”

Şef Rüzgar Sünbül, sektörde adını çokça duyuran isimlerden biri. Kendisine ait web sitesinde kariyerine ve baharatlara dair birçok bilgi yer alıyor. Yerinde incelediği dünyanın değişik ülkelerinin mutfaklarından hoşuna giden lezzetleri değişik yemeklerle harmanlayıp ortaya farklı lezzetler çıkarmayı seviyor. Bu farklı yönleri nedeniyle kendisiyle buluşup uzun bir sohbet gerçekleştirdik. 
Şef Rüzgar Sünbül, 1980 İstanbul Kadıköy doğumlu. Daha ilkokul yıllarındayken aşçılık mesleğini tercih etti: “Bu tercihte ustam Kasım Yılmaz büyük rol oynadı. Orta ve lise yıllarındayken devam ettirdiğim mesleğimi üniversite yıllarında da hem okul hem iş mantığıyla devam ettirdim. İlkokul yıllarımda alaylı tabiriyle başladığım mesleğimi hırs ve azimle sürdürerek lise ve üniversitede irili ufaklı birçok restoranda çalıştım. Ustamın emanet ettiği ‘Lezzeti Sunmak Sanat, Tatmak Ayrıcalıktır’ ilkesini hiçbir zaman aklından çıkarmadım.”
Farklı kültürleri ve farklı lezzetleri araştırma adına yurt dışına çıktı. Almanya, Hollanda, İtalya, Roma, Çin, Fransa, Polonya gibi ülkeleri gezerek kültürlerini ve lezzetlerini farklı mönülerle birleştirdi. “Edindiğim deneyimleri, çalıştığım ve danışmanlığını yaptığım işletmelerde sergileyip kendi tarzımı ortaya koydum.” diyor Şef Rüzgar Sünbül.
Farklı misyonundan dolayı iş ve sanat dünyasında fark edilip birçok projede yer alan Sünbül, televizyon programlarıyla kendini fark ettirip izleyicilerin sevgisini kazanıp mesleğinde emin adımlarla ilerledi.

SEKTÖRE KATKI İÇİN AJANS KURDUM
Sünbül ayrıca, kendi adını taşıyan (Chef Rüzgar Sünbül) CRS Ajans’ı kurarak sektörleri ilgili çeşitli çalışmalar yaptığını ifade ediyor: “Ajans bünyesinde workshoplar, TV programları, dergi ve gazetelere demeçler, makaleler, üniversitelerde konferanslar, paneller ve mesleki eğitim hizmetlerini veriyorum.” 
Rüzgar Sünbül, kariyeri boyunca Türk mutfağına yoğunlaştığını da söylüyor sohbetimizde: “Ben genellikle Türk mutfağına yoğunlaşıyorum. Bunun için ilk önce Türkiye içinde gezmeye başladım. Urfa, Antep, Mardin, Batman, Rize gibi ülkenin hemen her yerini gezdim. Kendi kültürümüzü ve mutfağımızı öğrendikten sonra yurt dışına çıkma kararı aldım. Fransa, İsviçre, İngiltere, Japonya, İtalya, Meksika gibi ülkelere gittim. Bu ülkelerde 15 gün, 20 gün, bir ay gibi sürelerle çalışarak detaylı olmasa bile ana mutfaklarını öğrenme şansı elde ettim. Fransa’nın sosları, İtalya’nın makarnası ve pizzası, Meksika’nın acılı yemekleri; en çok neler seviliyor, neler yeniyor diye araştırma yapmak istedim. Bizim kültürümüze yoğunlaşabilmem için birkaç aşamadan geçmem gerekiyordu.”

HER ŞEF BİRBİRİNDEN MUTLAKA ETKİLENİR
Dünya mutfaklarını yerinde gözlemlemesi ve öğrenmesi, Anadolu ve Türk mutfağıyla ilgili düşüncelerini daha da pekiştirmiş Sünbül’ün: “Farklı ülkelerin mutfaklarını araştırınca Anadolu ve Türk mutfağının daha güzel olduğunu gördüm. Hangi şehrimize giderseniz gidin farklı lezzetler tadar ve çok beğenirsiniz. En son Oscar Töreni’nde de baklavayı sunduk ve çok beğenildi. Diğer mutfaklarla Türk mutfağını karşılaştırdığımda açık ara Türk mutfağının önde olduğunu görüyorum. Benim gördüğüm kadarıyla yurt dışındaki mutfaklar hep sınırlıydı. Bizde ise sadece mezeler yüzlerce çeşit. Türk mezeleri bin 515 çeşitle Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi mesela.”
Yine de o ülkelerde görüp beğendiği tatları Türk yemekleriyle harmanladığı oluyormuş: “Birbiriyle karıştırdıklarım oldu. Mesela Japonya’da tavuk yemekleri vardı. Yarışma için gittiğimde görmüştüm. Ben o yemeğe Türkiye’de kayısı ve badem ekleyerek Devr-i Azam adını verdiğim bir yemek çıkarttım. Bizim meslekte deneme-yanılma olayı da önemli. Bu şekilde ortaya çok farklı lezzetler çıkabiliyor. Dünya üzerinde bütün aşçılar birbirinden etkilenir ve birbirlerinden bir şeyler alır. Biz onlardan alacağız, onlar bizden alacak ve bu lezzet yolculuğu böyle devam edecek.”

BİRÇOK YEMEK KİTABI KOPYALA-YAPIŞTIR
Sohbetimizde aşçı ile şef arasındaki farklara da geliyor konu: “Aşçı sadece yemek yapar. Şef ise hem yemek yapar hem de yönetir. Alınacak malzemeler, maliyet, personelin mesaisi, kıyafet vesaire hepsine önem verir. Tabii bu, vizyonu olan meslektaşlarımızın yapacağı şeyler. Vizyonu olmayan çok sayıda meslektaşımız da var maalesef. Araştırmayan, kulaktan dolma bilgilerle hareket eden... Bununla ilgili dergiler var, kitaplar var. Okuyup kendilerini geliştirebilirler.”
Peki, her kitabı tavsiye ediyor mu Rüzgar Sünbül? Bu konuda ‘kopyala-yapıştır’a karşı uyarıyor yemek meraklılarını: “Ben 1990’lardan sonraki yemek kitaplarını fazla dikkate almıyorum. Çünkü ‘kopyala-yapıştır’a döndüler. Kimse kendinden bir reçete sunmuyor. 1990 öncesindeki kitaplarda ise doğru malzemeler, doğru lezzetler ve doğru tarifler var.”

arf

Yukarı