Ana içeriğe atla

F

REİS GIDA SAYESİNDE BAKLİYAT FİYATLARI ARTMADI

14.03.2019 - 14:21

REİS GIDA YÖNETİM KURULU BAŞKANI MEHMET REİS: “DAHA ‘ENFLASYONLA TOPYEKÛN MÜCADELE’ YOKKEN, BEN AĞUSTOSTA ÇIKTIM, ‘HAZİRAN FİYATLARIYLA SABİT FİYAT UYGULAMASI YAPIYORUM’ DEYİP YILSONUNA KADAR DEVAM ETTİRDİM. NE OLDU? BAKLİYAT FİYATLARI, ARTIŞLARDAN ETKİLENMEDİ.”

O, ülkemizde tarıma en fazla kafa yoran kişilerin başında geliyor. Sadece bu işin ticaretini değil, çiftçinin nasıl daha fazla üreteceğini, tüketicinin nasıl daha ucuza alacağını ve toplumun nasıl daha sağlıklı besleneceğini de düşünüyor. Yaklaşık kırk yıldır içinde bulunduğu gıda ve tarım sektörü için fikirler üreten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, sorularımızı cevaplandırdı. 

‘Bakliyat üretimi artırılmalı’ diyorsunuz sürekli. Neden artırılmalı?
Dünyada 821 milyon insan açlık çekiyor. Yaklaşık 1 milyar 200 milyon insan da yetersiz besleniyor. Daha düşük maliyetle üretimi yapılan bakliyat ürünleri, daha doyurucu ve sağlık açısından temel bir besin maddesi. Açlığa çare, bakliyat üretiminin artırılması.

TÜRKİYE, BAKLİYATIN GEN MERKEZİ
Türkiye, bu kadar önemli olan bakliyatta söz sahibi mi? 

Türkiye, bakliyatın gen merkezi. Ürün bazında uzmanlaşmış üretim bölgeleri oluşturursa tarımda söz sahibi olur. Havza Bazlı Destekleme Modeli kapsamında iklim, toprak ve su gibi unsurlar iyi analiz edilerek yüksek verim alınan bölgelerde nohut havzası, fasulye havzası, mercimek havzası oluşturulmalıdır. Dünya bakliyat ihracatında ilk sıralarda yer alan Amerika, Kanada, Meksika ve Hindistan’da yetiştirilen kırmızı mercimek, nohut ve fasulye daha ucuz olmasına rağmen ülkemizde yetiştirilen ürünler tercih ediliyor. Türkiye, bu talebi dikkate alarak üretim ve ihracat potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmeli.

Türkiye, bu potansiyeli nasıl değerlendirebilir?
1990’da yaklaşık 2 milyon ton bakliyat üretimi gerçekleştiren ülkemiz, bugün bu rakamları aşabilecek kapasiteye sahip. Birçok bölgemiz ekolojik yönden bakliyat yetiştirmeye uygun. Deneyimli çiftçilerimiz ve yerli tohumlarımız var. Bu değerlerimize sahip çıkmalıyız. Yerli üretime ve çiftçimize verilecek destekle ekonomimizi çok daha ileri bir noktaya taşıyabiliriz. Bakliyat üreticileri, desteklerin ekim öncesi yapılmasını ve maliyetlerin aşağı çekilmesini talep ediyor. Daha nitelikli, verim gücü yüksek, ıslah edilmiş tohumlarla üretim konusunda yönlendirilmesini istiyor. Bu çerçevede yurt içi tüketim ve dış satım potansiyeli dikkate alınarak her üründen ne kadar üretilmesi gerektiği araştırılıp ekilecek ürün çeşidi ve miktarı belirlenmelidir. Üreticiye para kazandırılarak sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulması gerekmektedir.

FİYAT DÜŞÜŞÜYLE İLGİLİ ÇALIŞMALARIN HEPSİNİ BEN OLUMLU BULUYORUM
Sürdürülebilir bir üretim yapısı oluşturulamadığı için fiyatlar sürekli artıyor. Çözüm, tanzim satış çadırlarında aranıyor. Çözüm sizce de bu mu?

Öncelikle şunu belirteyim: Fiyat düşüşüyle ilgili çalışmaların hepsini ben olumlu buluyorum. Ancak daha kalıcı tedbirlerin alınmasında da fayda var. Türkiye olarak sorunumuz, üretim. Önemli olan üreticinin maliyetini aşağıya çekip onun daha fazla üretim yapabilmesini sağlamak. İthalat, palyatif bir çözüm. Türkiye topraklarında birçok gıda ürünü üretilebiliyor. Benim gücüme ve tuhafıma giden, kendi topraklarımızda yetişebilen ürünleri ithal etmemiz. Hayvancılıkta da aynı şekilde… Ben 45 yıldır bu işin içindeyim. Türkiye, yeterli üretimi yapabilir. Yapamamamıza üzülüyorum.

Fiyatların düşürülmesiyle ilgili siz neler yapıyorsunuz?
Türk basını beni Don Kişot karikatürümle tanır. Niye? 1994’te Türkiye’de ilk sabit fiyat uygulamasını yapan, fiyatları donduran kişi benim. Enflasyon baskısına karşı 2001 krizinde aynı şeyi yaptım. 2018 krizinde daha ‘Enflasyonla Topyekûn Mücadele’ yokken, ben dövizin aniden fırladığı ağustosta çıktım, ‘Haziran fiyatlarıyla sabit fiyat uygulaması yapıyorum’ dedim. Ne oldu? Bakliyat fiyatları, artışlardan etkilenmedi. Ben bu indirimi yılsonuna kadar devam ettirdim. 2019’da da çok fazla bir artış yapmadık. Çünkü biz bu ülkede yaşıyoruz. Bu ülkenin bize kazandırdıkları var. Bize kazandırdıklarının karşılığında bunu yapmalıyız. Üretici de yapmalı, bu işin ticaretini yapan da… Bu yüzden ben, fiyatları düşüren her uygulamayı olumlu karşılarım. Ama 5-10 yıl sonrası için üretimi artıracak, verimliliği destekleyecek, kaliteyi yükseltecek çok farklı projelerin gerçekleştirilmesi lazım.

ÜRETİCİ KOORDİNE EDİLMELİ
Bir ürünle ilgili sıkıntı yaşandığında hemen ithalatın önü açılıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Önemli bir soru sordunuz. Bir ürün bittiğinde hemen bir kriz planlaması yapılıyor. Ama esas önemli olan risk planlamasıdır. Krize girmeden önce risk planlaması yapılması gerekir. Bitkisel ürünlerin bir hasat dönemi var. Hasat dönemlerinde ne kadar ürün toplanacağı, Türkiye’nin ne kadar ürüne ihtiyaç duyduğu, ne kadar ürünün satış potansiyelinin olduğu hesaplanırsa, anında karar verilir ve ona göre tedbir alınır. Bu şekilde yapılırsa, fiyat zikzaklarının yukarıya doğru olmayacağını düşünüyorum. Arz-talep kanunudur. Talebin karşılığını arz ederseniz, ne stok olur ne de spekülasyon… 
Talebin karşılığını arz edebilmek için koordinasyon ve planlama çok önemli. Mesela, bir yıl çok patates ekiliyor, çiftçinin elinden 20 kuruşa çıkıyor. Ertesi sene kimse patates ekmiyor, fiyatlar fırlıyor. 
Çok önemli bir konuya değindiniz. Üreten diyor ki benim maliyetlerimi düşür, bana ne ekeceğimi söyle, tohum konusunda yardımcı ol, beni yönlendir. Nohut mu ekeyim, fasulye mi ekeyim, soğan mı ekeyim, patates mi ekeyim? Dediğiniz gibi, bir sene herkes patates ekiyor, fiyatlar düşüyor. Ertesi yıl kimse ekmiyor, fiyatlar fırlıyor. Kesinlikle üretimde bir planlama yapılması gerekir.    

30 YILDIR MİLLETVEKİLİ TEKLİFLERİ GELİYOR
Türk tarımıyla ilgili yıllardır kafa yoruyor, çözüm önerilerinizi ilgili mercilere ve kamuoyuna iletiyorsunuz. Turizmden gelen Mehmet Ersoy’un sektörün sorunlarını daha iyi bildiği için Turizm Bakanı yapılması gibi size de Tarım Bakanlığı için teklifler geldi mi hiç?

Bu gibi sorulara zor cevap verebilirim ama şunu söyleyebilirim: 30 senedir bu tür teklifler bana geliyor. Türk tarımıyla ilgili düşüncelerimi 1980’den bu yana cumhurbaşkanlarına, başbakanlara ve ilgili bakanlıklara sunuyorum. Sadece sorunlarla ilgili değil, çözüm önerileriyle ilgili de sunuyorum. Siyasetle ilgili düşüncelerim olsaydı ben daha önceden siyasete girebilirdim. Ama bulunduğum yerden sorunları daha yakından takip ederek daha etkili olduğumu düşünüyorum.
 

reis

arf

Yukarı