Ana içeriğe atla

itt

HEP REEL SEKTÖRÜN YANINDAYIZ

09.03.2018 - 17:17

Türkiye Katılım Bankaları Birliği Başkanı ve Albaraka Türk Genel Müdürü  Melikşah Utku, diğer bankalardan en büyük farklarını şöyle özetliyor: “Kriz anında bile reel sektörün yanındayız.”

Ülkemizde katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki payları sürekli artıyor. Hedefleri, şu an yüzde 5’lerde olan paylarını 2025’te yüzde 15’lere çıkarmak. Biz de Türkiye’de katılım bankacılığına neden ihtiyaç duyulduğunu, katılım bankalarının çalışmalarını ve hedeflerini Türkiye Katılım Bankaları Birliği Başkanı ve Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku ile konuştuk. 

Öncelikle, katılım bankacılığı nedir? Normal bankacılıktan farkları nelerdir? 
Öncelikle katılım bankacılığı; tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları faizsiz finansman çerçevesinde reel sektöre kullandırarak oluşan kâr ve zararı tasarruf sahipleriyle paylaşma üzerine kurulu bir model. Hem fon toplama hem de fon kullandırma yöntemi olarak mevduat bankalarından tamamıyla farklı olduğumuzu söyleyebilirim. Ayrıca aşırı riskli, spekülatif veya topluma zararı bulunan konularda da bankacılık işlemi yapmıyoruz. 

Ülkemizde katılım bankacılığına neden ihtiyaç duyuluyor?
Bildiğiniz üzere ülkemizde olsun dünyada olsun faiz hassasiyetinden ötürü konvansiyonel bankaları tercih etmeyen büyük bir kesim var. Finans sektörü içinde alternatif bir model olan katılım bankacılığı ise ekonomik sisteme dâhil olmayan ve atıl halde kalan sermayeyi yönetmeye talip. Hem ülkemiz ekonomisi hem de tasarruf sahibi açısından kazançlı bir sistem olmasının yanı sıra Körfez sermayesinin ülkemizde değerlendirilmesi açısından da büyük bir boşluğu doldurmakta. Nitekim özellikle biz Albaraka olarak 15 ülkede varlığı olan bir bankayız. Mesela, Cezayir gibi ülkelerde Türkiye’nin ihracatının neredeyse dörtte biri Albaraka’dan geçiyor. Bu önemli.

‘NET KÂRIMIZ YÜZDE 43 ARTTI’ 
Katılım bankacılığının en önemi farkı sizce ne?

1970’lerden beri finansal dünyanın gündeminde olan İslami bankacılık, Türkiye’de 1985’te faaliyete geçti. 90’lar boyunca büyük ölçüde kamu açıkları finansmanına çalışan Türk bankacılık sektörünün reel sektöre kaynak aktarması çok da mümkün olmuyordu. Katılım bankaları olarak biz 90’lardaki kriz dönemlerini bile hep reel sektörü finanse etmekle geçirdik. Diğer bankalar Türkiye’de reel sektörü finanse etmeye 2000’li yıllardan sonra başladı. Özellikle KOBİ’lere 2006’dan sonra ilgi gösterildi. Konvansiyonel bankaların geçmiş yıllarda KOBİ’lerle iletişim tarzı zaman zaman bozulsa da biz bildiğimiz üzere devam ettik. Katılım bankacılığının en önemi farkı bu. Yani hep reel ekonomiye destek oluşu.

2017, katılım bankaları açısından nasıl geçti?
Katılım bankaları, 2016 yılsonuna göre aktif büyüklüğünü yüzde 21 artırarak 2017’yi 160 milyar TL’nin üzerinde kapattı. Katılım bankalarının kullandırdığı nakdi krediler yüzde 25’in üzerinde büyümeyle 110 milyarı geçti. Her geçen yıl topladığımız ve kullandırdığımız fonların sağlıklı bir şekilde büyümesi, kurumsal ve bireysel müşterilerin bizim bankalara ilgilerinin yüksek olduğunu gösteriyor. Yine aynı yılsonunda, bankacılık sektörünün yıllık net karı yüzde 30 artmış; katılım bankaları ise net kârını sektörün üstünde bir performansla yüzde 43 oranında artırmış. 2017’de ayrıca katılım bankalarının ülkemizdeki şube sayısı da binin üzerine çıkmış, personel sayısı ise 15 bini geçmiştir. Konvansiyonel bankaların hem şube hem de çalışan sayısında azaltmaya gittiği bu dönemde bu büyümeler daha da anlamlı.

Şu an bankacılık sektöründe katılım bankalarının payı ne kadar? Önümüzdeki dönemler için hedefleriniz neler?
Sektörden aldığımız pay şu an yüzde 5 civarında. 2025’te yüzde 15’lere çıkarma hedefimiz var. Tabii bu esnada sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyümeyi amaçlıyoruz. Katılım bankalarının ciddi bir büyüme potansiyelinin olduğuna inanıyorum. Bunun da ötesinde, İstanbul’u İslami finans merkezi olması noktasında ciddi hedeflerimiz var. Bazı kamu bankalarının da bu alana yönelmesiyle ekosistemdeki hareketliliğin bize pozitif yansıyacağına inanıyorum. Türkiye Katılım Birliği Bankaları, katılım bankacılığı sisteminin büyümesi, sağlıklı olarak çalışması ve rekabet gücünün artırılması amacıyla çalışmalar yapıyor, stratejik hedefler belirliyor.

‘ÇALIŞANLARIN YÜZDE 65’İ FAİZSİZ MODELİ SEÇTİ’
Türkiye Katılım Bankaları Birliği olarak vizyonunuzu “2025 yılı itibariyle sektörün dünya standartlarında finansal ürün ve hizmet sunar hale gelmesi” şeklinde özetliyorsunuz. Sektör şu an finansal ürün ve hizmet olarak hangi noktada? 

Finansal ürün ve hizmetler noktasında ciddi bir yer edindiğimizi düşünüyor ve sektörle rekabet edecek seviyede olduğumuzu görüyorum. Mesela bireysel emeklilikte çalışanların yaklaşık yüzde 65’i faizsiz modeli seçti. Bunun dışında yeni ürünler üzerinde çalışıyoruz. Özellikle fon tarafını önemsiyoruz. Gayrimenkul portföyü, girişim sermayesi fonu hisseleri gibi niyetlerimiz var. 

Katılım bankaları arasında rekabetin haricinde işbirlikleri oluyor mu?
Tabii biz tatlı bir rekabetin içinde olduğumuz kadar işbirliklerine de önem veriyoruz. Bu konuda birliğimiz bünyesinde çeşitli alanlarda çalışmalar da yapılıyor. İşbirlikleri sayesinde dünyadaki trendleri bizim çalışma modelimize uyarlamaya çalışıyoruz. Ayrıca katılım bankacılığı mevzuat ve regülasyonun gelişmesi için kamu otoriteleriyle iletişim halindeyiz. Pos ve kredi kartı tarafındaki girişimler de olumlu ilerliyor. İşbirliklerinden biri de Albaraka Türk ile Kuveyt Türk ortaklığında kurulan Katılım Emeklilik şirketi.

POS VE ATM’DE ÇOK İSRAF VAR
İş yerlerinde farklı bankalara ait POS makineleri, her yerde ayrı ayrı bankaların ATM’lerini görüyoruz. Bu konudaki düşünceniz nedir?
Bu konularda sadece katılım bankaları değil, bütün sektör birlikte hareket etmeli. Her dükkanda 5-6 tane POS sıralı. Her yerde yan yana birçok bankanın ATM’si var. Gereksiz kaynak kullanımı söz konusu. POS mekanizması ortak olsa, ATM’ler daha entegre çalışsa, Türkiye muazzam tasarruflar sağlar. İsraf edilen parayı AR-GE için kullanabiliriz, teknolojiye çok daha fazla kaynak aktarabiliriz.

BİZDE KREDİLERİ GERİ ÇAĞIRMA YOK
Normal bankalara göre farkınız ve farklı ürünleriniz neler?

En büyük farkımız, büyük ekonomik sıkıntılarda ortaya çıkmaktadır. Bu dönemlerde birçok konvansiyonel banka kredileri geri çağırıyor ya da faiz oranlarını yükseltiyor. Bu durum, likidite sıkıntısı çeken firmaları zor duruma sokuyor. Ayrıca, müşteri odaklı hareket eden katılım bankaları her geçen gün ürün ve hizmet gamını geliştirmekte. Mesela, normalde bir ihracatçı vadeli akreditasyon açıyor, vadeyi beklemek zorunda kalıyor. Ama katılım bankaları olarak onu biz finanse ediyoruz. Karşı tarafın riskini biz devralıyoruz. Mesela böyle ürünlerimizi devreye soktuk. Çoğu çok spesifik ürünler ama ilgilisi için çok önemli ürünler bunlar.

Albaraka Türk olarak farklı hizmetleriniz var mı?
Müşterilerimize bankacılık ürünlerine ek olarak danışmanlık desteği sağlıyoruz. ‘Masrafsız Bankacılık’ sloganıyla hiçbir koşul gerektirmeksizin hesap işletim ücreti almıyoruz. Ayrıca internet şubesi, mobil şube, ATM ve çağrı merkezi üzerinden yapılan tüm EFT ve havale işlemleri de ücretsiz. Bu hizmetlere ek olarak hac ve umre finansmanı için müşterilerimize “0” kâr payı ile 4 aya kadar vade fırsatı sunuyoruz.

a

Yukarı