Ana içeriğe atla

arf

DANIŞMANLIK HİZMETLERİNDE YERLİ VE MİLLİYE YÖNELME VAKTİ

17.08.2018 - 16:12

Ülkeler ve firmalar güçlenmek ürün ve üretime odaklanırken pazar büyüklüğü dünyada 250 milyar doları geçen danışmanlık sektörünün varlığını gözünden kaçırıyor. Yabancı danışmanlık şirketlerinin söz sahibi olduğu ülkemizde yerli danışmanlık firmalarının desteklenmesi oldukça stratejik bir karardır.

Yönetim Danışmanlık sektöründe faaliyet gösteren VIA Yönetim Çözümleri Danışmanlık şirketi Kurucusu ve Yönetim Danışmanı Dr. Kamil BAYAR’a göre; işletmelerin dünyada rekabet edebilmek, tecrübe ve know-how transferi yapabilmek için danışmanlık hizmeti almayı tercih ettiklerinden bahsediyor. Dünyadaki danışmanlık hizmet başlıklarının oranları hakkında da bilgi paylaşan Dr. Kamil BAYAR, bugün yüzde 20 teknoloji, yüzde 12 insan kaynakları, yüzde 28 finansal danışmanlık, yüzde 28 operasyonel danışmanlık ve yüzde 12 oranında strateji danışmanlığı konularında hizmet alındığından bahsediyor.

Dr. Kamil BAYAR şöyle devam etti; günümüzde “güç” konusu yeniden tanımlanmaya başladı. Askeri ve finansal güç gibi herkesin rahatlıkla ulaşabildiği konular olmaya başladı ve eski popülaritesini yitirdi. Artık uzmanlık temelli bilgi gücü, know-how (bilgi-tecrübe-deneyim) ülkeler için oldukça stratejik hale geldi. Bilgi ve derinlemesine uzmanlığın ithalata bağımlılığı sıfır seviyesinde tutması, rahatlıkla ihraç edilebilir olması, katma değeri çok yüksek seviyede olması nedeniyle danışmanlık konusu ülkeler için stratejik bir ticari sistem haline çoktan geldi diye devam etti.  Ülkeler arasındaki bilgi seviyesini ve açığı farkeden bu güçlü ülkeler elde ettikleri tecrübe ve know-how’ı hizmet olarak satmak için bunu çoktan ticari bir model haline getirmiş durumda. Öyle ki, bugün şirket alım satımlarında veya birleşmelerde dünyada söz sahibi olmuş dört büyük finansal danışmanlık firmasının raporu olmadan bu süreci sonuçlandırmak veya işletmenizin güçlü olduğunu kanıtlamak pek mümkün olamıyor. Yabancı danışmanlık firmaları ise bu işi yaparken gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere ofisler açarak bu bilgiyi transfer etme yöntemini tercih ediyor. İşin ilginç olan tarafı ise bu hizmetleri çoğunlukla da ilgili ülkenin en iyi okullarında eğitim görmüş genç beyinleri bünyesine katarak, onlara çeşitli gelişim vaadleri sunarak bilgi ve insan kaynağını katmadeğerli bir şekilde değerlendirmekteler diye devam etti.

Bugün ülkemiz için önemli ve stratejik olan konu ise mevcut durumumuzun düşünülmesi gerektiğidir. Danışmanlık hizmetini en çok alanlara bakıldığında kamu sektörünün, belediyelerin, kamu iktisadi teşebbüslerin ve büyük ölçekli firmaların olduğundan bahsetti. Kuruluşlarımızın gerek yeterli insan kaynağı kalitesine sahip olamaması, gerekse zamandan kazanma açısından yabancı danışmanlık firmalarından destek almakta ve çok yüksek seviyede bütçelerini bu alanda harcamaktalar diye devam etti.

Dr. Kamil BAYAR, vizyonlarına “Globalde faaliyet gösteren danışmanlık firmalarının Türkiye’deki esas rakibi olmak” olarak belirlediklerini fakat kamu veya işletmelerin ülkemizdeki danışmanlık şirketlerine bakış açısından kaynaklı yerli ve milli danışmanlık firmalarımızın yabancı danışmanlık firmalarıyla rekabet etmekte çok zorlandıklarından bahsetti. Ötesi, gerek ülkemizin genç ve yetenekli nüfusuna, üniversite sayısına, global şirketler görev alan yöneticilerin sayısına bakıldığında aslında insan ve doğal olarak bilgi kaynağı noktasında kendi kendimize yetebileceğimize de vurgu yapıyor.

Yerli danışmanlık hizmet sektörünün güçlenmesi için yapılması gerekenlerin öneminden bahseden Dr. Kamil BAYAR, başta kamu ve özel sektördeki karar vericiler, patronlar veya üst düzey yöneticilerin bazı düşünce kalıplarını değiştirmeleri gerektiğine, yerli danışmanlık kaynaklarını tercih etmelerinin ülkemize fayda sağlayacağına hatta ülkemizin karşı karşıya kaldığı saldırılarda bile güçlü bir şekilde karşılık verebileceğimize dikkat çekiyor.  Bugün danışmanlık, yazılım ve proje hizmetlerinde de yerli firmaların tercih edilmesi ülkemiz için stratejik bir konu olduğu çok açık. Bunun desteklenmesi durumunda sektörün gelişeceği, genç nüfusa yeni istihdam kapılarının açılabileceği, yerli Ar-Ge’ler ile teknolojik gücün elde edilebileceği ve her şeyden de önemlisi beyin göçünün engellenerek ülkenin daha da güçlenebileceği konusuna da katkısının olabileceğinin altı çizilmekte.

ff

Yukarı