Ana içeriğe atla

itt

MARKALAŞMAK BİR ŞİŞEYE IVANA SERT YAZMAK DEĞİL

12.04.2018 - 09:48

Kozmetik dünyasına hızlı bir giriş yapan Ivana Sert, ünlü organizatör Banu Noyan’ın sorularını cevaplandırdı. Ivana Sert, Hizmetix okurları için gerçekleştirilen sohbette anne olmaktan markalaşmaya kadar birçok konuda ilginç açıklamalar yaptı.

Ivana Sert önce kimdir? Anne mi, tasarımcı mı, moda yorumcusu mu ya da başka bir şey mi?
Öncelikle bir anneyim... Anne, tasarımcı, moda yorumcusu, takı tasarımcısı… Şimdi de kozmetikte bir marka yarattım, Ivana Sert olarak. Şov yapan bir kadınım aynı zamanda ve dans eden... Yani ‘show girl’ diyebiliriz. Hepsi bir arada yani… Yazarım diyemem ama kitabım da çıktı. Ve aynı zamanda 3 tane de filmim var, oyuncu da dense yanlış olmaz sanki. 

2002 yılında Türkiye’ye yerleştin. Seni bu kadar ülkemize bağlayan unsurlar neler?
Burayı, bu toprakları çok seviyorum. Kendimi hiçbir zaman yabancı hissetmedim. Her zaman Türk televizyonlarına verdiğim bütün röportajlarda kendimi hep bir Türk gibi hissettim, öyle tanıttım. Bu yüzden burada hakikaten kendi ülkemdeymişim gibi hissediyorum.

BİR MARKA YARATIYORSANIZ HAKKINI VERMELİSİNİZ
Marka senin için ne demek?

Marka, güven demek aynı zamanda. Yani bir marka yaratmak, sadece üzerine isim yazdırmak değildir. Ben ünlüyüm ya da sosyetik bir insanım, o zaman bir ürün yaratayım şeklinde olmaması gerekiyor. Bir ürün yaratmak ya da bir ürüne sahip olmak tabii ki herkesin hoşuna gider; ancak bu işi yapmak isteyenlere bu konuyla ilgili bir tavsiyede bulunmak isterim. Güvenilir olmak çok önemli. Bu yüzden bence mutlaka önce o ürünün kalitesinden yüzde 100 emin olmalılar. Çünkü boşu boşuna para harcama riski de var. Önce insanlar üzerinde güven oluşturursanız, size inanmalarını sağlarsanız, sonrasında markanız zaten iyi bir yola giriyor. Tabii bir kerede bitmiyor bu iş. Sürekli üzerinde çalışmak, yeni ürünleri takip etmek gerekiyor. Mesela ben Polonya’da bir kozmetik fuarına katılacağım. Çünkü artık kozmetik sektörünün içerisindeyim ve ne gerekiyorsa yapmalıyım. Bir şişenin üzerinde Ivana Sert yazıyorsa, ben hem kendimden hem de insanlara karşı mahcup olmayacağımdan emin olmalıyım. Bir marka yaratıyorsanız hakkını vermelisiniz.

Kozmetik projesine nasıl başladın?
10 seneye yakın bir zamandır kamera ve ışıkların karşısındayım. Sürekli kendi makyajını yapan bir kişiyim. Çünkü ben herhalde 24 saatin bir 15 saatini o çok sert olan kamera ışıklarının karşısında makyajlı olarak geçiriyorum. Ve ben bugüne kadar Türkiye’de ve yurt dışında hep iyi markaların ürünlerini kullandım. Bunları kullanırken fark ettim ki özellikle rujlar sürekli kullanıldığında kısa zaman sonra siliniyor, bazen akıyor, bazen parçalanıyor. Sürekli aynı problemleri yaşamaktan sıkıldım. Bunu bir marka olarak yapacağım demedim o zamanlar ama insanlar benim dudak makyajımı çok merak ettiler. Sürekli “Ivana’nın rujları hangi marka? Nereden alıyor?”  sorularını duyuyordum. Ben aslında buradan yola çıktım. Biraz bunun etkisi oldu, onların gücünü de arkamda hissettim.

DEDİM Kİ ‘IVANA SEN BU İŞE GİRMELİSİN’
İnsanlar sana güveniyorlar mı yani?

Aynen.  Dedim ki “Ivana sen bu işe girmelisin.” Çünkü ben eskiden beri bütün makyaj malzemelerine çok meraklıyım. Modayla ne kadar ilgiliysem kozmetikle de ilgiliydim. Fuarları gezdim, araştırdım, zaten az çok biliyordum bu konuyu. Bilgim de olduğu için o zaman karar verdim ve çok sorun yaşamayacağımı düşündüm. “Tamam, o zaman bunu en iyi şekilde yaparsın” dedim kendi kendime.

Yaptığın bir işi beğenmezsen “Bu olmadı” der misin? Ve kanalındaki değişim projeni de anlatır mısın?
Tabii ki… Bir Youtube kanalı açtım ve orada insanlara farklı imajlar yaratıyorum. 

Nasıl seçiyorsun bu kişileri?
Önce fotoğraf yolluyorlar bana. Biraz kendilerini tanıtıyorlar. Ona göre kiminle çalışacağıma ve kiminle en iyi sonucu çıkartabileceğime karar veriyorum. Harika sonuçlar alıyorum. İnsanlar kendi gözlerine inanamıyorlar. İnsanlar için çok güzel bir psikolojik destek, onların iyi hissetmesi için gayret ediyorum.

Peki, bundan sonraki hedeflerin nelerdir?
Bütün bunlar bir süreç, bir yol. Ben hiçbir zaman kendime “Sen modacı olacaksın, makyaj yapacaksın ya da oyuncu olacaksın, tasarımcı olacaksın” demedim. Yeteneklerimin olduğunu ve yeteneklerimin bana bu kapıları açtığını düşünüyorum. Kader, her şey kader... Çalışmazsan, disiplinli olmazsan hiçbir şey olmaz. Önce disiplinli olacaksın, sonra işini seveceksin. Sonrasında zaten başarılı olursun.

İYİ Kİ ANNE OLMUŞUM
Bugüne kadar yaptığın ve duygusal olarak “İyi ki bunu yaptım” dediğin bir şey var mı?

Anne olmak... İnan bana, ben anne olmasaydım bu kadar başarılı olamazdım. Ateş bana ekstra güç verdi. Çalışmak için daha fazla güç kazandım. Her türlü güç kazandım. 

Ateş’i AVM’lere götürüyor musun? AVM’lerden alışveriş yapıyor musun?
Sürekli. Ateş de çok seviyor zaten giyinmeyi ama daha spor tercih ediyor.  Ateş basketbol oynuyor ve bu yüzden basketbol ayakkabıları onun için çok hassas bir konu.

Ateş için ya da senin için neler olması lazım bir AVM’de?
Yemek güzel olmalı mesela… Suşi mutlaka olmalı. Çünkü Ateş suşi hastası. Bir de spor malzemeleri olmalı onun için.

Bir AVM yönetseydin nasıl bir dokunuş yapmak isterdin?
Biraz daha yeşillik olsun isterdim. Zaten binalar içinde her şey metal. Gri tonlar, koyu tonlar hakim. İnsanlar bir AVM’ye girdiği zaman kendilerini biraz daha doğal ve ferah bir ortamda hissetse çok daha güzel olur.

mogul

 

Yukarı