Ana içeriğe atla

aaa

2019: Riskler ve fırsatlar

21.01.2019 - 14:35

2019 ilginç bir yıl olacak. Kendi başına bakıldığında zor ve sıkıntılı dursa da birkaç yılı kapsayan bir bütün içinde bakıldığında birçok fırsatı da beraberinde getirecek gibi görünüyor.
2018’de yaşanan yüksek kur sıçraması ve belki ondan da önemlisi süreklilik kazanan kur oynaklığı ve onun sonucu olarak çıkan faizlerdeki yükselişler, karar alıcıların yatırım, üretim, iş yapma gibi önemli konulardaki yaklaşımlarını son derecede olumsuz etkiledi. Kurda ortaya çıkan bu sıçramalar, ithal girdi fiyatlarını ve dolayısıyla maliyetleri artırdı ve bu da fiyatlara yansıyarak enflasyonu yükseltti.
Bu gelişme, kitlelerin satınalma gücünü düşürdüğü için talep daralmasına ve dolayısıyla üretimde düşüşe yol açtı. Bunu sanayi üretiminde ve imalat sanayii kapasite kullanımındaki hızlı düşüşlerden gözlemleyebiliyoruz. Bu peş peşe gelen etkiler, büyümenin düşmesiyle sonuçlandı. Bu küçülme, 2019’un ilk iki çeyreğinde de devam edecek gibi görünüyor.
Dış finansmana ihtiyacı olan kuruluşlar, bu ihtiyacını eskiden olduğu gibi fazlasıyla karşılayamadılar, hatta tam olarak da karşılayamadılar. Dış kaynak bulmanın maliyeti yükseldi. 2018’de yaşanan olumsuzluklar reel kesimi ciddi etkiledi. Birçok kuruluş konkordatoya gitti, iflas eden ve batanlar oldu, işten eleman çıkarmalar arttı.
Bu gelişmeler kuşkusuz bankaları da etkiledi. Bankaların durumu 2001 krizi sonrası yeniden yapılandırmayla oldukça sağlam bir yapıya kavuşturulmuş olsa da reel kesimdeki sıkıntılar bankaları da sarsmaya başladı. Bir ekonomide bankalar, o ekonomideki reel kesim kadar sağlamdır. Reel kesim sorunluysa bankaların sorunsuz olması mümkün değildir.  
2018’de, özellikle de son çeyrekte düşen sanayi üretimi, azalan talep ve artan işsizlik üçlüsünün yarattığı bir ithalat düşüşü ve buna karşılık yüksek kurun tetiklediği bir ihracat artışı yaşandı. Üretiminde kullandığı girdilerin önemli bir bölümünü ithal girdilerle karşılayan Türkiye, bu üçlünün yarattığı ortamda ister istemez ithalatını düşürdü ve bu da cari açıkta gerilemeye yol açtı.
Cari açıkta gerilemeye yol açan bir başka gelişme, turizm kesiminde başlayan toparlanma oldu. Turist sayısındaki artışın 2019’da da devam etmesi bekleniyor. 
2018’e 63 USD/Varil değeriyle başlayan Brent petrol, yıl içinde 85 dolara kadar yükseldiyse de şimdilerde yeniden 60 doların biraz altına inmiş görünüyor. 2019’da petrol fiyatının 50 USD/Varil dolayında oluşması bekleniyor. Eski bir hesaba göre petrolün varil fiyatında görülen her 10 dolarlık fark, cari açığımızı 1 milyar dolar etkiliyor. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki bu gerileme Türkiye’nin cari açığının daha da düşmesini sağlayacak.
Özetle söylemek gerekirse… 2018, 2019’a olumlu etkiler yaratabilecek bazı olumsuzluklar devretmiş bulunuyor. Mesela, son derecede olumsuz bir gelişme olan ekonomideki küçülmenin yarattığı cari açık düşüşü olumlu bir gelişme. Enflasyondaki yüksek oranların yarattığı olumsuzluk, 2019’da düşüşe döneceği için olumlu bir gelişmeye dönüştürülebilir. 
Buraya kadar anlattıklarım, eskilerin dediği ‘Her şerde bir hayır vardır’ sözünü doğrular nitelikte.
2018’in olumsuzluklarından hangi dersleri çıkaracağımız işin en önemli yanı. Yaşanan bu kadar olumsuzluğu uzun dönemli fırsatlara dönüştürüp dönüştürememek açısından önümüzde iki seçenek var.
Bir: Meseleye kısa vadeli bakmaya devam edip günü kurtaracak önlemler alırsak kısa vadede sorunu çözmüş gibi görünürüz ama orta vadede aynı sorunlarla yeniden karşılaşırız.
İki: Meseleye uzun vadeli bakar da ekonomide, siyasette ve sosyal yaşamda doğru adımları atmamızı sağlayacak reformları 2019’da yapabilirsek, kısa vadede belki hemen sonuç alamayız ama bu tür olumsuzlukların bir süre sonra yeniden ortaya çıkmasını engellemiş oluruz.
NOT: Bu yazı, mahfiegilmez.com adresinden Mahfi Eğilmez’in izniyle alınmıştır. 

arf

Yukarı