Ana içeriğe atla

arf

LOJİSTİKTE YÜKSEK TOPUKLAR...

07.03.2017 - 17:02

Trıgron Lojistik Genel Müdürü Gülnihal Yegane, “Müşterilerle kurduğumuz ‘empati’ sayesinde onlara en uygun, en ekonomik, en güvenilir ve en hızlı taşıma şeklini belirleyebiliyoruz. Kadın detaycılığını birebir kullandığım için lojistik sektörü ‘yüksek topuklar’ ile tanışmış oldu” dedi.

Trigron Lojistik’in kuruluş sürecini ve sektöre sunduğu çözümleri anahatlarıyla anlatır mısınız?
Trigron Lojistik, 2012 yılında faaliyetlerine başladı. Havayolu ve karayolu taşımacılığı yapıyoruz ama faaliyet alanlarımızdan en önemlisi transit ticaretler. Özellikle uçak parçalarının ilgili ülkelerden satın alınması ve son montajının yapılacağı ülkeye kadar götürülmesi işini yani kapıdan kapıya teslimatı gerçekleştiriyoruz. Her türlü uçak parçasıyla beraber tüm mekanik aksamlar, motorlar, iniş takımları, uçakta kullanılan motor yağları, kokpitteki elektronik aksamlar yani sonuç olarak uçakta bulunan herşeyi taşıyoruz. Makine parçaları ve yedek parçalar konusunda hem proje taşımacılığı hem de intermodal taşımacılık yapıyoruz. Bu anlamda karayolu ya da havayolunu tercih ediyoruz. Müşterilerle kurduğumuz ‘empati’ sayesinde onlara en uygun, en ekonomik, en güvenilir ve en hızlı taşıma şeklini belirleyebiliyoruz. Bu anlamda transit ticaretlerde Trigron’un sektörde önemli bir farkı ortaya çıkıyor. Lojistikte verdiğiniz sözü tutabiliyorsanız lojistiği tam anlamıyla yapıyorsunuz demektir. Maksimum detay düşünüyoruz ve kadın detaycılığını lojistik sektöründe birebir kullandığımız için ‘yüksek topuklar’ kavramı ortaya çıkmış oldu. 

Hangi ülkelere taşıma gerçekleştiriyorsunuz?
Havayolu taşımacılığında özellikle THY, MNG Havayolları, Lufthansa ve Pegasus ile çalışıyoruz. Atatürk Havalimanı’nda ofisimiz yok ama oradaki bütün operasyonları takip ediyoruz. İran ile yoğun çalışıyoruz. İran’ın Avrupa ve Amerika’ya açılan kapısı konumundayız. Ayrıca Çin, Hong Kong, Endonezya, Delhi ve Tayland gibi ülkelere uygun fiyatlarla yüklemeleri yapabiliyoruz. 2025 yılında kargo uçağı almayı planlıyoruz. Avrupa’da ise Slovakya, Macaristan ve Belçika ile çalışıyoruz. Almanya, İsviçre, İtalya ve İngiltere gibi ülkelerden acentalarımız sayesinde yükleme alabiliyoruz. Dünyada her yere taşımacılık gerçekleştiriyoruz. Karayollarında da kendi öz malı olan büyük filolarla çalışıyoruz. Müşterilerimizin yüzde 65’ini yurtdışı, yüzde 35’ini ise yurtiçinden referans yoluyla çalıştığımız müşteriler oluşturuyor. 

Bir kadın olarak lojistik sektörüne girişiniz nasıl oldu? Sektörde kadın olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Yer Bilimleri eğitimi gördüm. Ancak aklımda hep pilot olmak vardı. Daha sonra havayolunda para kazanılan kısmın yolcu taşımacılığı değil eşya taşımacılığı olduğunu farkettim. Bu anlamda yaptığım işi ‘eşya turizmi’ne benzetiyorum. Yurtdışına çıkarken nasıl vize alıyorsak, aynı şey malzemeler için de geçerli. Yaptığım işi sonuna kadar araştırıp öğrenmem, benim  için çok büyük bir avantaj oldu. Bu işe başladığımdan beri her geçen gün yeni birşeyler öğreniyorum. 10 yıl boyunca hiçbir sorun yaşamadım. Kadın olmam bir avantajdı. Çünkü çok detaylı düşündüğüm ve A’dan Z’ye herşeyi organize ettiğim için müşterilerim beni tercih etti. 
Kadın olmanın dezavantajları da var, kadın duygusallığını işe karıştırmamak gerekiyor. 7/24 çalışmak zorunda kalıyoruz. Ama bunların hiçbiri beni yıldırmadı. Aksine hayata karşı beni daha da törpüledi ve daha dik durmamı sağladı. 

İleriye yönelik yatırım anlamında ne gibi hedefleriniz var?
2018 yılında 3. Havalimanı’nda ofis açmak istiyoruz. Gelecek 2 yıl içerisinde IATA firması olup, adımızı duyurabilmeyi planlıyoruz. Lojistik sektöründe kadınların da fark yaratabileceğini göstermek en büyük hedeflerimiz arasında yer alıyor.
 

yyy

Yukarı