Ana içeriğe atla

arf

Ekonomi ve lojistik sektörü

06.11.2018 - 17:55

Atilla Yıldıztekin

Atilla Yıldıztekin

 

Günümüzde birçok konuda ekonomik sıkıntı içinde çalışıyor ve endişe ediyoruz. Bunların başında döviz kurunun çok hızlı yükselmesi, enflasyon oranının iki katına çıkması, kredi faizlerinin artık alınmayacak seviyelere yükselmesi, işsizlik oranlarımızın bir türlü düşmemesi, firmaların birbirlerine olan borçlarını ödememeleri, ödeme zincirinin çalışmaması, yüksek faiz getirileri ile hizmet alan firmaların TL borçlarını ödemek yerine bankalara faiz karşılığı yatırmaları, artan araç fiyatları, yükselen yakıt maliyetleri sayacağımız sorunlardan bazılarıdır.

 

Döviz kurlarının normalin üzerinde artması dış ticarette ithalat ve ihracat dengesini olumsuz etkilemekte, yükselen döviz kuru ihracatı teşvik ederken, ithalatı azaltmakta ve yurt dışına gidip gelen araçların boş dönmesine neden olmaktadır. Bu da ihracat taşıma maliyetlerini yükseltmekte veya taşıma şirketleri zarar etmektedir. Sanayinin ham madde ve yarı mamul talebini olumsuz etkilemekte, üretim fiyatlarını yükseltmekte, üretim adetlerini düşürmek zorunda bırakmaktadır.

 

Faiz oranlarının yükselmesi de her biri kredi ile yapılmış veya yapılacak olan araç satın almalarının, depo inşaatlarının, ekipman maliyetlerinin artmasına ve lojistik şirketlerin ödeme güçlülüğüne düşmesine neden olmaktadır. Artan kredi faizleri doğal olarak mevduat faizlerini de yükseltmekte, lojistik sektörü hizmet alıcılarının borçlarını ödemek yerine, bankalarda yüksek getirili mevduat hesapları açmalarına ve sektörün nakit sirkülasyonunu kesmelerine yol açmaktadır.

 

DEPO KİRALARI ÖDENEMEZ HALE GELDİ

 

Enflasyonun yükselmesinin doğrudan tüketimle ters orantısı söz konusudur. Artan ürün fiyatları tüketimi azaltmakta, tüketim noktalarına yapılan ürün sevkiyatları düşmekte, araç doluluk oranlarının azalması taşımayı kârsız hale getirmektedir. Tüketimin azalmasının bir olumsuz etkisi de satılamayan ürünlerin depolarda beklemesi sonucu, üretim adetlerinin azaltılması, hatta üretime geçici süre için ara verilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durumda da hem üretilen ürünlerin depolara taşınması azalmakta, hem de üretim için gereken hammadde ve yarı mamul taşımaları düşmektedir.

 

Lojistik firmalarının depo kiraları genellikle döviz üzerinden yapılmaktadır. Her ne kadar yeni kira sözleşmelerinin TL ile yapılması kanuni bir zorunluluk haline gelmiş bile olsa, yatırımını döviz cinsinden borçlanarak gerçekleştiren mal sahiplerine döviz kontratı yapabilecekleri izni verilmiş ve birçok lojistik firması depo kiralarını ödeyemez hale gelmiştir. Benzer şekilde, kendi öz malları yanında dışarıdan araç kiralayarak taşıma yapan lojistik firmaları da dövize bağlı yeni fiyatlarla hizmet vermeye başlamıştır.

 

DİKKATLİ OLMAK ZORUNDAYIZ

 

Lojistik ülkemizde yıllardır çok hızlı gelişen sektörlerin başında gelmektedir. Lojistik sektörü ölçek büyütmekle ayakta kalan bir sektördür. Bu ölçek büyütme zorunluluğu da yatırım yapmayı gerektirmektedir. Yatırım ise ancak geleceğe dönük beklentilerin pozitif olduğu, risklerin azaldığı, ekonominin dengeye ulaştığı, hatta geliştiği durumlar için akla gelir. Her gün döviz fiyatlarının konuşulduğu, gelecekte çok uçuk kurlara çıkmasının beklendiği, çarkların durmasının tahmin edildiği, politik krizlerin de bu ekonomik sıkıntıların üzerine tuz biber olacağı bir ortamda, değil yatırımdan söz etmek, yarını kurtarmak bile zor bir çabadır.

 

Lojistik şirketlerin konkordato ilan etmeleri, küçülmek zorunda kalmaları sadece kendileri zor durumda bırakmamakta, onlarla birlikte çalışan alt taşeronların da aynı kuyuya sürüklenmelerine yol açmaktadır. Dikkatli olmak zorundayız. Tedbirlerimizi almakta geç kalıyoruz. Yağmur yağacaktır. Şemsiyenizi almadıysanız veya kapalı bir yere sığınmadıysanız ıslanacaksınız demektir.

yyy

Yukarı