Ana içeriğe atla

aaa

GÜVENLİKTEN YAPILAN TASARRUF EN PAHALI TASARRUFTUR

15.02.2019 - 10:28

Konya Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde bir öğrenci, boğazına pompalı tüfek dayayarak intihar girişiminde bulundu.
Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Hasan İsmail H., odasında tartıştığı araştırma görevlisi Ceren Damar Şenel’i önce bıçakladı, ardından tabancayla vurarak öldürdü. 
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Volkan Bayar, Eğitim Fakültesi’nin 3. katında Dekan Yardımcısı Mikail Yalçın, Fakülte Sekreteri Fatih Özmutlu, araştırma görevlisi Yasir Armağan ile öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Serdar Çağlak’ı silahla öldürdü, 3 kişiyi de yaraladı.
Ark arkaya yaşanan bu olaylar, “Eğitim kurumlarında güvenlik zafiyeti mi var?” sorusunu tekrar gündeme taşıdı.
Bizler özel güvenlik sektörünü yakından bilen insanlar olarak meslektaşlarımızla olayları analiz ediyoruz. Bu tür olayların sebep-sonuç ilişkilerine baktığımızda, tedbirlerin eksik olduğu kanaatine ulaşıyoruz.
Bir birimde güvenlik yapılanmasına gidilmeden önce, güvenlik ihtiyacı hissedilen yerin tam bir analizinin yapılması, hangi argümanlarla en etkin korumanın nasıl ve ne şekilde sağlanacağının planlanması gerekir. Tabii bu da alanında uzmanlaşmış kişilerin müdahil olması gereken bir konudur.
Sadece güvenlik görevlisi istihdam etmek, ‘laf olsun’dan öteye gitmez. Dolayısıyla önce saha tecrübeleri olan, konuya vakıf yetkin insanlardan destek alınmak suretiyle doğru risk analizleri yapmak, kamu güvenliği için büyük önem arz etmektedir.
Birçok eğitim kurumunun tam bir risk haritalarının olmadığı,
Rektörlük makamlarının, güvenlik birimlerine ve güvenlik birim yöneticilerinin haklı taleplerine duyarsız kaldıkları,
Güvenlik harcamalarının kurumlara yük olarak görüldüğü,
Mevcut elektronik güvenlik sistemlerinin tam zamanlı ve kapasiteli çalıştırılmadığı veya miadı dolanların yenilenmediği,
Rektörlük makamlarının güvenlik birimlerine verilecek talimatlarda ürkek davrandıkları,
Güvenlik personeline hizmet içi eğitimlerin verilmediği veya göstermelik verildiği,
Özellikle dış çember (fiziki çit önlemleri) güvenlik hizmetlerinin yetersiz olduğu,
İç çemberde (kimlik kontrolü ve üst arama) güvenlik hizmetlerinin tam anlamıyla uygulanamadığı veya uygulanmadığı,
Akademik personel ve kurum personelinin uygulanan güvenlik politikalarına tavır aldıkları veya yok hükmünde kabul ederek ihlal ettikleri, 
Görev alanı içerisindeki eğitim öğretim binaları ile halka açık sosyal alanların (araştırma hastaneleri, spor kompleksleri, konferans ve sinema salonları vs) iç içe olmaları,
Personel odaklı sevk idare sorunları ve denetim yetersizlikleri,
Kurumlarımızın ilgili tarafların meslek örgütleri ile iletişime geçmemiş olmaları,
Yukarıda bazı başlıklar altında toplamaya çalıştığımız hususları, mesleki sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla kamuoyuyla paylaşmıştık.
Geçtiğimiz günlerde YÖK’te “Üniversitelerde Huzuru ve Güveni Artırma Toplantısı” gerçekleştirildi. Geçici komisyon oluşturularak üniversitelerde yaşanan şiddet olaylarının araştırılarak önlemlerin alınması noktasında girişimleri oldu. YÖK toplantısında alınan kararların birçoğu şu yönde:
Huzur ve güveni artırmaya yönelik bütün yerleşkelere yönelik güvenlik verilerinin toplanması ve risk analizinin yapılması,
Üniversitelere ait yerleşkelerin girişinde özel güvenlik görevlileri tarafından yapılan önleyici güvenlik tedbirlerinin artırılması,
Fiziki tedbirlere yardımcı olan araç ve gereçlerin nicel ve niteliğinin artırılması,
Üniversitelerde şiddet ve huzursuzluğa sebep olan nedenlere ilişkin bilimsel çalışmaların başlatılmasının teşvik edilmesi,
Bundan sonraki süreçte temennimiz, YÖK’ün, oluşturacağı araştırma komisyonunda tüm tarafları kapsayacak geniş tabanlı bir çalışma yürütmesi ve uygulamasıdır. ‘Ben yaptım oldu’ mantığından uzak tüm tarafların görüşleri alınarak etkin bir uygulama modeli ortaya konulmasıdır. Bizler tecrübe ve bilgilerimiz ışığında öngörülerimizi toplum yararına paylaşmak durumundayız.
Güvenlikten yapılan tasarruf, en pahalı tasarruftur.

arf

Yukarı