Ana içeriğe atla

arf

Peki ya sen kimsin?

11.04.2018 - 12:19

İletişimin konusu ya da amacı ne olursa olsun yapılmak istenilen şey, karşı tarafın eksiksiz ve kabul edebileceği şeklinde bizi anlamasıdır. Ancak birçok noktada hepimizin yaptığı hassas hata, karşı tarafın beklentilerini ve merakını karşılamaya yönelik anlatımlarda bulunmamak.
Bu anlatımlar bizi anlaşılır kılmak yerine karşı tarafı bizden ve konumuzdan – amacımızdan uzaklaştırır bir durumun içerisine girmemize sebep olarak, iletişim kurma çabamızı tam tersi yönde etkiliyor ve bütün iletişim bağlarımızın kopmasına zemin hazırlıyor.
Günümüz markalarının da en çok düştüğü hataların ilk sırasında bu konu yer almaktadır. Bizim elimizde olan anlatımları; ezberlediğimiz kalıplar halinde sunmak yerine daha esnek bir halde karşı tarafın beklentilerini karşılayacak şekilde sunarsak alacağımız geri dönüşler artacaktır. Bunu yapmamaya devam ettiğimiz sürece potansiyel alıcılarımızın bize soracağı tek bir soru var: “Peki ya sen kimsin?”
Emin olun, kullandığınız kemikleşmiş anlatımlarla kim olduğunuz anlaşılmıyor.

Sunmak istediğin misin yoksa karşı tarafın almak istediği mi?
Potansiyel alıcılarınıza sunduğunuz ürün veya hizmetin kalitesi yadsınamayacak derecede iyi olabilir ve belki ödüllü birkaç şeye de sahip olabilirsiniz. Ancak potansiyel alıcılarınızın ilgilendiği kısım tam olarak orası mı? Yoksa sizden başka beklentileri de olabilir mi?
Bu sorular hakkında fazla bir analiz yapmamıza gerek yok. Eğer reklam ve satış grafikleriniz doğru orantılıysa anlatımlarınız doğru sonuçlar yaratacaktır; ancak reklam ve satış grafikleriniz ters orantılıysa anlatımlarınız yüzde yüz yanlış sonuçlar yaratıyordur.
Ve siz reklam bütçenizi artırıp daha çok insana ulaştıkça, daha çok insan da sizden uzaklaşıyor olacaktır. Çünkü onlara istediklerini anlatmadınız ve onlar sizin reklam materyallerinizle her karşılaştığında aradıkları cevapları bulamadılar ve zamanla sizin doğru yer olduğunuz konusundaki inançlarını yitirdiler. Oysa siz reklam bütçenizi a
tırıp daha çok insana ulaşıp daha çok potansiyel alıcıyı kendinize çekme niyetindeydiniz.

Şimdi her şeyi bir kenara ayırıp sıfırdan mı başlamalı?
Bu zamana kadar yaptığınız çalışmalar sizi belirli bir konuma taşımak konusunda yeterince fedakâr davranmış olabilir; ancak stratejilerin değişmesiyle kurumsal doneleriniz de özverili yanlarını kaybetmiş olabilirler. Daha doğrusu, doneleriniz hâlâ kişilik sahibi; ancak dışardaki rakipleri onların sahip olmadığı – olamadığı onlarca ek özelliğe sahipken, sizin çalışmalarınız hak ettiği değeri göremeyecektir.
Eğer reklam – tanıtım materyalleriniz sizi potansiyel alıcılarınıza yakınlaştırmayı bırakmış ve bir de üstüne onları sizden uzaklaştırıyorsa; kesinlikle yapmanız gereken şey, bütün hepsini gözden geçirip sıfırdan başlamak olacaktır.
Çünkü marka olmak; anlaşılabilir olmayı gerektirir.

yyy

Yukarı