Ana içeriğe atla

arf

Seçim ekonomisinin 2018 ve 2019’a etkileri

09.05.2018 - 11:51

Mahfi Eğilmez

Mahfi Eğilmez

 

24 Haziran 2018’de seçim var. 2017 başlarından itibaren yürürlükte olan seçim ekonomisi giderek hızlanıyor. Son olarak hükümetin açıkladığı pakette bu kez vergi ve imar affı gibi düzenlemelere ek olarak emeklilere iki bayramdan önce biner lira ikramiye verilmesi gibi bütçeye ciddi yük getirecek düzenlemeler de yer alıyor.

 

Türkiye’de yaklaşık 12 milyon emekli var. Bu emeklilere 2 bayramda biner lira ikramiye ödenmesi demek, yılda 24 milyar TL bütçeden ek ödeme yapılması demektir. 2018 bütçesi 65,9 milyar TL açık veriyor. Buna en az 24 milyar TL’yi de eklersek açık miktarı 89,9 milyar TL’ye yükselecek demektir. Hükümetten gelen açıklamalara göre, imar affı ve vergi barışı düzenlemelerinden gelecek paralar bu ek açığı tümüyle kapatacak ve dolayısıyla aslında ortada ek açık olmayacak.

 

Bildiğimiz şey, bütçeye en azından 24 milyar TL’lik bir ek harcama yükünün geleceğidir. Buna karşılık vergi barışı ve imar affı gibi düzenlemelerden ne miktarda gelir tahsil edileceğini bilmiyoruz. Diyelim ki tam da bu ek harcama kadar tahsilat yapılmış ve 2018 bütçesine ek bir açık yükü gelmemiş olsun. Aynı harcama miktarı 2019’daki 72 milyar TL tahmin edilen bütçe açığının üzerine binecek. 2019’da yeniden aynı imar affı ve vergi barışı söz konusu olmayacağına göre, 2019’un finanse edilebilmesi için vergilerde ciddi artışlar yapılması gerekecek.

 

PARA POLİTİKASI NE OLACAK?

 

Hükümetin erken seçim nedeniyle seçim ekonomisini daha da yukarıya taşıyacak olan genişletici maliye politikası önlemlerini açıklamadan hemen önce TC Merkez Bankası, enflasyon raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda birçok önemli konu yer almakla birlikte seçim ekonomisi açısından iki mesele öne çıkıyor. İlki 2018 ve 2019 yılına ilişkin olarak yenilenmiş bulunan enflasyon hedefleri ve tahminleri.

 

Hükümetin enflasyon raporundan hemen sonra yaptığı açıklamalar, bu hedef ve tahminleri anlamsız kılıyor.

 

İkinci mesele, raporda yer alan bir cümleyle ilgili olarak ortaya çıkıyor. Söz konusu raporun 10. sayfasında şu ifade yer alıyor: “… Para politikası duruşu oluşturulurken, mali disiplinin korunacağı varsayılmaktadır. Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesi söz konusu olabilecektir.”

 

Hükümetçe açıklanan bu son paket ‘maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması’ olarak açıklanmazsa nasıl açıklanabilir? Esasen maliye politikası, 2017’nin başından beri para politikasını ve onun hedef aldığı enflasyonu düşürme amacını desteklemekten tamamen koparak ‘ne pahasına olursa olsun yüksek büyüme’ arayışına girmişti. Bu son düzenleme bu kopuşu çok daha net bir biçimde ortaya koymuştur. Politika yapıcıların enflasyonla ilgili hedefleri artık sadece hedefleri ve tahminleri düşük tutmaktan ibaret bir konuma gelmiş görünüyor.

 

Merkez Bankası, gerçekten enflasyonu düşürmeye odaklanmış bir para politikası izliyorsa, bu paketten sonra faizi yeniden artırmak zorunda kalabilir.

 

Bu yazı, mahfiegilmez.com’dan Mahfi Eğilmez’in izniyle alınmıştır.

 

ff

Yukarı