Ana içeriğe atla

itt

Yemek yerken sağlığımızdan olmayalım

09.05.2018 - 18:00

Sadık Çelik

Sadık Çelik

 

Kurumsal hazır yemek sektörü açısından artık geleceğe dair umutlu ve iç açıcı bir tablo görmüyorum. Bugün sektör kendisini tekrarlamaktan öteye gidemiyor. Düne göre kalite azaldı. Hacim, kalite ve nitelik anlamında küçüldük. Türkiye’deki mevcut gıda enflasyonunun her ay gerisinde kalıyoruz. Bu da sektörün gelişmesini maalesef engelliyor. Bunun da başlıca sebebi, ucuz fiyat politikası ve tüketici bilincinin yeterince gelişmemesi.


Ayrıca sektörde yemek kartları kullanımı yaygınlaşıyor. Çalışanlar da öğle yemeklerinden kısıp bunu aile bütçelerine market alışverişi olarak katkı gibi düşünüyor. Bu da catering sektörüne olumsuz yansırken; bunlara ödenen yüksek komisyonlar da işletme kârının bir bölümünü götürüyor.


Tüm bunların farklı bir boyutu daha var ki kurumlar lokanta usulüne döndü. Bu durum sektörü kârsızlaştırıyor. Çünkü çalışan, 3-5 TL’ye satılan tabldot yemeklerle, tabak başı fiyatlarla isteğine ve keyfine göre hareket ediyor. O gün menüde kırmızı et veya balık varsa gidip yiyor, yoksa gitmiyor. Çünkü haftalık ve aylık tabldot menüleri yapılırken, meslektaşlarımız bir denge ve maliyet hesabı yapıyor. Haftada bir gün kuru fasulye veriyorsa bir gün de et yemeği veriyor. Böylelikle bir denge kuruyor. Ama bunu işverenler ve tedarikçiler kötüye kullanıyor.

 

KAYIT DIŞILIK CİDDİ BOYUTLARDA


Bir catering firmasının yöneticisi olarak biz de fırtınalı bir okyanusun içinde azgın dalgalara karşı mücadele veriyoruz. Bir taraftan yabancıların ucuz fiyat politikasıyla sektöre girmesi, diğer taraftan kayıt dışılığın yüzde 70’lere varması, sektörde ayakta durmayı zorlaştırıyor. ‘Her şey dahil’ sistemiyle sektöre kötülük yapanlar, bugün sektörü sıcak satışla yüz yüze getirerek sektöre en büyük darbeyi vuruyor.


Bir de komisyoncular var. Bunlar tabiri caizse piyasada catering emlakçılığı yapıp şirketlere sözüm ona danışmanlık yapıyor. Zaten kâr marjı sıfır olan sektörün sıcak satışla beraber fire oranları daha da büyüyor. Bu durum sadece sektöre darbe vurmuyor, aynı zamanda milli ekonomiye zarar verip yük teşkil ediyor.

 

ADRESE TESLİM ZEHİRLEME!


Tüm bu olumsuzlukların yanında hazır yemek sektörüyle ilgili yıllardır var olan bir sıkıntı yeniden acı bir şekilde gündemin başına oturuyor. Kışlalardaki gıda zehirlenmeleri hepimizi derinden üzüyor. Bu aslında var olan bir açığın sonucu. Kamu İhale Kurumu’nda yaşanan olumsuzluklar gözler önüne seriliyor. Adrese teslim ihale şartnamelerinde liyakat sisteminin yok edilmesiyle yanlış bir düzen işliyor.


Gıda zehirlenmeleri,  askeriyenin yanı sıra kamu hastaneleri, üniversiteler ve devletin dışarıdan yemek temin ettiği diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da neredeyse olağan hale geldi. ‘Kol kırılır, yen içinde kalır’ mantığıyla birçoğu maalesef kamuoyu gündemine gelemeden örtbas ediliyor. 


Bu olumsuzluklar hem tüketicilere hem sektöre hem de ülke ekonomisine büyük zararlar verip onarılmaz yaralar açıyor. İnsanlar hayatlarını yitiriyor. İnsan sağlığı, kâr payı peşinde koşan şirketlere bırakılmamalıdır.

a

Yukarı