Ana içeriğe atla

arf

YENİ HÜKÜMET SİSTEMİ VE LOJİSTİK KÖYLER

16.08.2018 - 14:03

Gülşen Yelkenkaya

Türkiye’nin ‘lojistik üs olması’, son yıllarda her platformda gündeme gelen bir vizyon oldu bizler için. Lojistik, doğrudan üretim sektörlerine ve dolaylı olarak hizmet sektörlerine destek verecek bir iş kolu olarak öne çıkmakta, bölgesel lojistik master planlar hazırlanmaktadır. Lojistik sadece bu hizmeti veren kuruluşlara değil, yayılma etkisiyle bölgesel ve ulusal sanayiciye, ticarete de destek olacaktır. Firmaları rakiplerinden öne çıkaran ve bölgede kalan katma değeri artıran bir sektör olarak görülmektedir. Artık birçok eğitim kurumumuzda lojistik konulu eğitimler verilmekte, akademisyenlerimiz, sektör liderlerimiz lojistiği öğrenmeye ve öğretmeye çalışmaktadır.


Uluslararası ticaret hacminin, taşıma-depolama ölçeklerinin, kişi başı milli gelirin artması ve intermodalite, kişisel tüketimi körüklemekte ve markalar arasındaki rekabetin de katkısıyla üretim-tüketim ölçekleri çoğalmakta, dolayısıyla lojistiğin kapasitesi büyümektedir.
Türkiye, Avrupa ile Orta Asya ve Ortadoğu arasındaki transit bir ülkedir. Son 20 yıldır lojistik altyapının önemi anlaşılmış olup deniz, kara, demiryolu, hava yolu ve boru hattı ulaştırma projeleri ile güçlendirilmektedir. Limanların özelleştirilmesiyle kapasiteleri artırılmış, konteyner taşımacılığı hem uluslararası hem kendi kara sularımızda artmış, yeni demiryolu projeleri başlatılmış, intermodal taşıma geliştirilmektedir. Kara taşımacılığı kanun ve yönetmelikleri, Meclis’te onay bekleyen demiryolu kanunları bu gelişmenin sonuçlarıdır. Ulaştırma ve lojistiğin lisansa bağlanması, sektöre girişlerin zorlaştırılması sektörün büyümesine fırsat yaratmış ve ekonomik ölçekler büyümüştür. 

 

Geçmiş dönem hükümetleri tarafından hazırlanmış olan “2023 Hedefleri”, geleceğe dönük yapılan planlara son noktayı koymuştur. Artık doğrusu ile, yanlışı ile 2023 makroekonomik hedeflerimiz belirlenmiştir. Yeni hükümet döneminde de bu hedeflerin gerçekleşmesi için çalışmalar yapılacağı mesajları verilmektedir.


LOJİSTİK KÖYLER UNUTULMASIN


Türkiye, 2023’te dünyanın 10. en büyük ekonomisi haline gelecektir. Türkiye’nin milli geliri 760 milyar dolardan 2 trilyon dolar seviyesine çıkartılacak, kişi başı milli gelirimiz 25 bin olara ulaşacaktır. Demiryolu ağımız gelecek 12 yıl içinde 11 bin km’den 22 bin km’ye büyütülecektir. Son yıllarda başlamış olan bölünmüş yollarımızın uzunluğu 16 bin km’den 31 bin km’ye çıkartılacaktır. Dış ticaretimizin de ihracatta 550, ithalatta 650 milyar dolara çıkartılacağı hedeflenmiştir. Dış ticaret hacmimiz 1.1 trilyon dolara yükselecektir. 
Buna benzen birçok hedef sıralayabiliriz.


Bu hedeflere ulaşmanın içinde lojistik altyapıda olması gereken çalışmalar belirlenmiş ancak lojistik köyler unutulmuştur. TCDD tarafından inşa edilecek olan 23 adet demiryolu yük aktarma istasyonlarının (intermodal yük terminalleri) 5 -6 adedi tamamlanmış, bir kısmı da inşa halindedir. Bunların ötesinde PPP özel sektör, kamu sektörü iş birliği ile yapılması gereken Lojistik Köy Projeleri aynı tempoda ilerlememektedir. Sadece Samsun Lojistik Merkezi projesinin 1. fazı devreye girmiştir. Diyarbakır Lojistik Köyü projesi ilerlemektedir. Gaziantep Lojistik Köyü için çalışmalar başlamıştır.


2023 için yükümüz ağırdır. Bu yükü taşıyacak güçlü kollara, bacaklara ve bedenlere ihtiyacımız vardır. Hükümetimiz tarafından planlanan altyapı yatırımlarının lojistik köylerle birlikte ele alınması ve gecikilmemesi gerekir. Bir gün gelecek, limanlarımızda konteynerleri koyacak yerlere, o yükleri indirip depolayacak alanlara, taşıyacak araçlara, trenlere, gemilere ihtiyacımız artacaktır. Kaynaklarımız tükenmeden yeni lojistik iş yapma şekline geçmemizde zorunluluk vardır.

yyy

Yukarı