Ana içeriğe atla

itt

Kontrol artık onlarda!

13.12.2017 - 12:00

Kontrolün sürücüden otomobile geçtiği ve otomobillerin konfor alanına dönüştüğü bir geleceğin bizleri eklediğini belirten Mercedes-Benz Türk Otomobil Grubu Direktörü Şükrü Bekdikhan, otonom sürüş teknolojisi ile sürücülerin yolcu konumuna geçeceğinden ve trafikte geçirilen vaktin kayıp olmaktan çıkacağından bahsetti.

Dijital dönüşüm ile birlikte otomotiv sektöründe yaşanan değişimler neler oldu?
Dijital dönüşümle birlikte otonom sürüş, elektrikli araçlar ve bağlanabilirlik gibi teknoloji bazlı trendler öne çıkıyor. Trendlerin bu yönde devam etmesiyle birlikte çok yakın bir gelecekte otomobilde geleceğin teknolojisinin e-otomobiller olacağını söyleyebiliriz. Otomotiv sektöründe teknolojik gelişme öncülük eden Mercedes-Benz de bu alanda devrim niteliğinde adımlar attı. Şirketimiz 2017 Paris Otomobil Fuarı’nda elektrikli konsept aracımız EQ’yu tanıtırken, aynı zamanda CASE olarak isimlendirdiği stratejisini açıkladı.  CASE stratejisi bağlanabilen (Connected), otonom sürüş imkanı sunan (Autonomous), paylaşım hizmeti ile kullanılabilen (Shared-Services) ve elektrikli sürüş sistemini (Electric Drive) içeriyor. 

Gündemdeki son araç teknolojileri neler? 
Mercedes-Benz, CASE’in kapsamı içerisindeki alanlarda da yeni teknolojiler geliştirerek üretiyor. Örneğin 2016 yılında, sınıfının en akıllı sedanı olarak tanımlanan yeni E-Serisi ile birlikte otonom sürüşe giden yolda bir kilometre taşı olan “Drive Pilot” sistemini tanıttık. Bu sistem her türlü yol koşulunda (otoyollar, şehirlerarası yollar ve şehir içi) sadece önde giden araca doğru olan mesafeyi otomatik olarak korumakla kalmıyor, aynı zamanda 210 kilometre/saat hıza kadar şeritte kalarak, sürücüyü çok şeritli yollardaki sollama manevralarında da destekliyor. Mobilitenin geleceğini şekillendirme noktasında ise dijitalleşme, markamız için önemli bir kaldıraç konumunda. Markamızın dijitalleşme kapsamında bağlanabilirlik alanında sunduğu ‘Mercedes me connect’ sistemi de önemli teknolojiler arasında yer alıyor. Araç sahiplerinin otomobillerine akıllı telefonları veya tabletleri aracılığıyla uzaktan erişimini mümkün kılan ‘Mercedes me connect’, sürüş deneyimini baştan sona değiştiriyor. 

Dijitalleşmeyle birlikte değişen tüketici ihtiyaç ve talepleri neler oldu?
Biliyorsunuz, eskiden otomobiller sadece ulaşım amaçlı kullanılıyordu. Bu nedenle aracın mekanik özellikleri her zaman ön plandaydı. Günümüzde ise bu tercihlerin değiştiğini gözlemliyoruz. Otomobiller artık ulaşımdan daha fazlası için tercih ediliyor. Kontrolün sürücüden otomobile geçtiği, otomobillerin bir konfor alanına dönüştüğü, bir gelecek bizi bekliyor. Otonom sürüş teknolojisi ile sürücüler, yolcu konumuna geçecek ve trafikte geçireceğimiz vakit bizler için kayıp olmaktan çıkacak. Bu teknolojilere verilebilecek en iyi örneklerden biri şüphesiz geçen yıl “Geleceğin Otomobili” temasıyla tanıttığımız otonom konsept araçlarımız olacaktır.

Yaşanan gelişmelerin ilerleyen yıllardaki olumlu ya da olumsuz sonuçları neler olabilir?
 “Geleceğin Otomobili” kavramını, elektrikli otomobillerin sektörün geleceğini belirleyecek olmasının yanı sıra dünyamızın da geleceğini belirleyecek olması nedeniyle kullanıyoruz. Günümüzde fosil kaynaklı yakıtlardan kaynaklanan çevresel kirliliğin azaltılması amacıyla yapılan çalışmalar, özellikle otomotiv sektöründe yoğunlaşmış durumda. Sektörümüz daha çevreci ve daha ekonomik alternatif yakıtlar tüketen araçlar geliştiriyor. Elektrikli otomobiller ve hibrit otomobiller şimdilik bu araçların öncüleri konumunda. Olumsuz sonuçları ortadan kaldırmak için geliştirilen bu yeni teknolojilerin,  gelecekte hayatımıza çok daha olumlu katkıları olacaktır. Mercedes-Benz olarak otomotiv endüstrisinin fosil yakıtlara vedasına öncülük eden markalardan biriyiz ve bu doğrultuda 2022’ye kadar tüm otomobil modellerimizin aynı zamanda elektrikli veya hibrit modellerini piyasaya sunmayı planlıyoruz.

mogul

 

Yukarı