21 Nisan 2026
Beşyol Mahallesi 1.İnönü Caddesi 18/8 Küçükçekmece İstanbul
Enerji Son Dakika

“RÜZGAR ENERJİSİNDE EN GÜÇLÜ ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ OLMA YOLUNDAYIZ”

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Dr. İbrahim Erden, Türkiye’nin rüzgâr sanayisinde Avrupa’nın önde gelen merkezlerinden biri haline gelmeye hazırlandığını vurguluyor. Türkiye’nin 120 bin MW yenilenebilir hedefinin %40’ı rüzgârdan sağlanacak; depolamalı ve deniz üstü santraller büyümenin ana ekseni olacak.

Küresel ölçekte rüzgâr enerjisinin enerji sektöründeki rolünü ve öne çıkan yatırım, teknoloji ve pazar trendlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Küresel ölçekte rüzgâr enerjisi, yalnızca iklim hedeflerinin değil; enerji arz güvenliği, tedarik zinciri dayanıklılığı ve enerji bağımsızlığının da temel unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Jeopolitik riskler, fosil yakıtlardaki fiyat oynaklığı ve küresel tedarik zinciri kırılmaları, rüzgâr enerjisini stratejik bir yatırım alanı olarak öne çıkarıyor. Bu çerçevede dünya genelinde depolama entegrasyonu, hibrit üretim modelleri ve uzun vadeli kapasite planlamaları öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Türkiye de bu küresel eğilimle uyumlu şekilde, rüzgârı ani sıçramalarla değil; net hedefler, takvimler ve öngörülebilir mekanizmalarla büyüten ülkeler arasında konumlanıyor. Özellikle Avrupa pazarı açısından Türkiye, yalnızca bir yatırım pazarı değil; aynı zamanda türbin ve aksam tedarik zincirinde stratejik bir sanayi üssü olma yönünde ilerliyor.

Türkiye’de rüzgâr enerjisinin bugün geldiği noktayı kurulu güç, yerli sanayi, yatırım ortamı ve regülasyonlar açısından nasıl tanımlarsınız?

Türkiye’de rüzgâr enerjisi bugün itibarıyla 14.700 MW elektriksel, 15.000 MW’ın üzerinde mekanik kurulu güce ulaşmış durumda. Son bir yılda 2.000 MW’ın üzerinde yeni kurulum gerçekleştirilmesi, sektörün son 15 yılın en güçlü performanslarından birini sergilediğini ortaya koyuyor. Depolamalı projelerle birlikte rüzgâr tarafında yaklaşık 19.000 MW, toplamda ise 32.000 MW seviyesinde bir kapasite portföyü bulunuyor. Bu tablo, yatırımcı açısından güçlü bir proje stokuna ve ileriye dönük net bir büyüme potansiyeline işaret ediyor. Yerli sanayi tarafında ise YEKA projeleriyle %55’in üzerinde yerlilik oranına ulaşılmış durumda. 2026’nın ilk yarısında en az iki yeni kanat fabrikasının faaliyete geçmesi beklenirken, Türkiye rüzgâr sanayisi Avrupa’nın en güçlü üretim merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Regülasyon tarafında hayata geçirilen ve “süper izin” olarak anılan düzenlemeler ise mevzuatı kaldırmadan, mükerrer süreçleri sadeleştirerek izin mekanizmalarını daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirmeyi hedefliyor.

Önümüzdeki dönemde rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji kompozisyonundaki yeri ve enerji arz güvenliği ile sürdürülebilirlik hedeflerine katkısı sizce nasıl şekillenecek? Nasıl bir yol haritası izlenmeli?

Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin enerji büyümesinin ana taşıyıcılarının rüzgâr ve güneş enerjisi olacağı net biçimde görülüyor. Hidroelektrikte teknik potansiyelin büyük ölçüde kullanılmış olması, yeni kapasite artışlarını rüzgâr, güneş ve depolama eksenine taşıyor. Türkiye’nin 2035 yılı için belirlediği 120 bin MW yenilenebilir enerji kurulu güç hedefinin %40’ının, yani yaklaşık 48 bin MW’ının rüzgâr enerjisinden karşılanması planlanıyor. Bugün yaklaşık 16 GW seviyesinde olan rüzgâr enerjisi mekanik kurulu gücünün bu hedefe ulaşabilmesi için; depolamalı rüzgâr santralleri, YEKA modeli, devletler arası anlaşmalar (İGA), öz tüketim projeleri, mevcut santrallerde kapasite artışları ve deniz üstü rüzgâr santralleri temel büyüme alanları olarak öne çıkıyor.

Bu kapsamda 2026 ve sonrasının, rüzgâr yatırımlarının sahaya güçlü biçimde yansıdığı ve ilk depolamalı tesislerin devreye alındığı bir dönem olması bekleniyor. YEKA ihalelerinde son üç yıldır her yıl 1.100–1.200 MW seviyesinde düzenli kapasite tahsisi yapılması, yatırımcıya uzun vadeli planlama imkânı sunuyor. Bu çerçevede önümüzdeki yıllarda yıllık rüzgâr kurulumlarının 3,5–4 GW seviyelerine kadar yükselmesi öngörülüyor. Bu da her yıl 2–2,5 milyar doların üzerinde yeni yatırım anlamına geliyor.

Öte yandan, mevcut yıllık yatırım hacimleri sayesinde Türkiye, son iki yıldır Avrupa’da karasal rüzgâr santralleri kurulumunda ilk üç pazar arasında yer alıyor. Bu büyümenin sürdürülebilir olması için izlenecek yol haritasının; öngörülebilir ihale takvimleri, sadeleştirilmiş ve hızlandırılmış izin süreçleri, güçlü ve erişilebilir finansman yapıları ile yerli sanayiyi destekleyen mekanizmalar üzerine inşa edilmesi büyük önem taşıyor. Bu yaklaşım, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkısını daha da güçlendirecektir.