Ana içeriğe atla

arf

“700’E YAKIN NAKİL GERÇEKLEŞTİRDİK”

15.12.2016 - 16:40

Medicalpark Göztepe Hastanesi Organ Nakli Merkez Başkanı Yrd. Doç. Dr.  Volkan Turunç, “Medicalpark Göztepe Hastane kompleksi bünyesinde 2010 yılında faaliyete geçen böbrek nakli merkezimizde şu ana kadar 700’e yakın nakil gerçekleştirildi. Merkezimiz, çocuk böbrek nakilleri ve çapraz nakiller konusunda ülkemizdeki en deneyimli merkezlerden birisi” dedi.  

Gerek Türkiye gerekse hastanenizde organ bağışı istatistiklerine bakacak olursak nasıl bir tabloyla karşılaşıyoruz?
Türkiye’de özellikle son 10 yılda organ nakli sayısında ciddi artış yaşandı. Ülkemizde yılda ortalama 4 bin 500 nakil yapılıyor. En fazla yapılan nakil türü, yılda ortalama 3 bin hastaya yapılan böbrek naklidir. Medicalpark Göztepe Hastane kompleksi bünyesinde 2010 yılında faaliyete geçen böbrek nakli merkezimizde şu ana kadar 700’e yakın nakil gerçekleştirildi. Merkezimiz, çocuk böbrek nakilleri ve çapraz nakiller konusunda ülkemizdeki en deneyimli merkezlerden birisi.   

Medicalpark Göztepe Hastane kompleksi olarak organ nakli bölümünün diğer hastanelerle kıyaslandığında ayrıcalıklı hizmetlerini anlatır mısınız?
Hastane olarak böbrek naklini, sadece bir ameliyat olarak görmüyoruz. Böbrek yetmezlikli hastaların ve vericilerinin nakil öncesi ve sonrası dönemde ciddi psikososyal problemleri ve bilinçsiz beslenme alışkanlıkları olabiliyor. Bu hastaların nakil cerrahları ve nefrolog takibi kadar, bu alanda deneyimli psikolog ve diyetisyenler tarafından takibinin de önemli olduğunu düşünüyoruz. O yüzden de organ nakli konusunda hepsi birbirinden deneyimli genel cerrahlar, ürologlar, nefrologlar, koordinatörler, psikologlar ve diyetisyenlerden oluşan kalabalık ve güçlü bir ekip oluşturduk. Gerek ameliyat öncesi hazırlık, gerek ameliyat sonrası hastanede yatış ve gerekse taburculuk sonrası poliklinik takibi süreçlerinde hastaların ve vericilerinin en iyi şekilde değerlendirilmesi için çaba gösteriyoruz.
Son yıllarda tüm dünyada “sensitize hasta” dediğimiz, vücudunda nakil edilecek organın reddine yol açma ihtimali yüksek antikorlar dolaşan, immunolojik yönden yüksek riskli hastalarla sıkça karşılaşmaya başladık. Artık böbrek nakli için merkezlere başvuran neredeyse 3 hastanın 1 tanesinde bu problemle karşılaşıyoruz. Birkaç yıl öncesine kadar bu hastaların büyük çoğunluğuna ne yazık ki yüksek organ reddi riski nedeniyle nakil yapamıyorduk. Ancak özellikle son 2 yıldır “desensitizasyon tedavisi” olarak adlandırılan, nakil öncesi dönemde hastaya uygulanan bir tedavi yardımıyla hastanın vücudundaki antikorlar temizlenerek, immunolojik açıdan yüksek riskli hastalara da başarılı nakiller uygulanmaya başlandı. Bizim merkezimiz, çok ciddi deneyim ve sıkı hasta takibi gerektirdiğinden az sayıda merkezin uygulayabildiği desensitizasyon tedavisini Türkiye’de uygulayan 2-3 merkezden biri konumunda. Son 2 yıldır bu yöntemle gerçekleştirdiğimiz 16 nakilin hiçbirinde organ kaybı yaşamadık.   

Hastanenizde yılda kaç nakil gerçekleştiriyorsunuz?
Hastanemizde şu anda hematologlarımızın yaptığı erişkin ve pediatrik kemik iliği nakilleri dışında sadece böbrek nakli yapılıyor. Yıllık ortalama böbrek nakli sayımız 100 civarında. Böbrek nakilleri dışında, nakilli hastalarımızın her türlü cerrahi problemlerinin çözümü konusunda da yardımcı oluyoruz. 

Türkiye’nin organ naklinde gelişmiş ülkelere nazaran sahip olduğu konumu risk faktörü açısından değerlendirir misiniz?
Ülkemiz özellikle son 10 yılda sayısı hızla artan başarılı organ nakilleri sayesinde, dünyada organ nakli konusunda söz sahibi bir konuma gelmiştir. Özellikle böbrek ve karaciğer nakilleri için dünyanın birçok ülkesinden hasta başvuruyor. Gerek hastanelerimizin fiziki koşulları ve hizmet kalitesi, gerek organ nakliyle uğraşan cerrahlarımızın ve diğer hekimlerimizin bilgi ve tecrübeleri, gerekse uygulanan nakillerdeki başarı oranları açısından dünyada önde gelen ülkeler arasına girmiş bulunuyoruz. Şu anda dünyada organ naklinde uygulanan teknik, kullanılan ilaç ve teçhizat anlamında ne varsa ülkemizde de uygulanıyor ve kullanılıyor.

Organ naklinde uyguladığınız cerrahi ve medikal yöntemler nelerdir?
Böbrek nakli cerrahisinde teknik olarak yıllar içinde değişen pek fazla bir şey olmadı. Ufak tefek farklılıklar olsa da bütün merkezlerce uygulanan cerrahi teknik hemen hemen aynı. Son yıllarda daha çok verici ameliyatını daha güvenilir kılmaya yönelik çabalar üzerine yoğunlaşıldı. Artık neredeyse her merkezde verici ameliyatları kapalı yöntemle (laparoskopik cerrahi) yapılıyor. Bu yöntem, ameliyat sonrası ağrının daha az ve hastanede kalış süresinin daha kısa olması, ilerleyen dönemde ameliyat bölgesinde fıtıklaşma riskinin çok düşük olması nedeniyle açık cerrahiye oranla daha çok tercih ediliyor. Laparoskopik yöntem, kendi içinde total laparoskopi, el yardımlı laparoskopi ve retroperitoneoskopi olarak ayrılıyor. Biz hastanemizde total laparoskopik yöntemi uyguluyoruz.  

Türkiye’de organ bağışı sizce yeterli mi? Bu konuda neler yapılması gerekiyor?
Organ bağışındaki yetersizlik, sadece ülkemizin değil tüm dünya ülkelerinin sorunu. Amerika Birleşik Devletleri, Japonya gibi gelişmiş ülkelerde dahi organ bekleme listelerindeki hastaların ortalama bekleme süreleri 7 yıl. Ülkemizi gelişmiş ülkelerden ayıran faktör, ne yazık ki kadavra verici sayımızın düşüklüğü. Gelişmiş ülkelerde organ nakillerinde kadavra verici oranı yüzde 50 civarındayken, ülkemizde sadece yüzde 20’lerde. Bir başka deyişle, ülkemizde gerçekleşen nakillerin yüzde 80’ini canlı vericilerden gerçekleştiriyoruz. 

Organ bağışı konusunda insanlara mesajınız olacak mı?
Organ yetmezlikleri, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir problem ve sağlık bütçesine büyük yük konumunda. Organ yetmezliği nedeniyle her yıl bekleme listelerine 3-4 bin yeni hasta ekleniyor. Organ bulunamadığı için binlerce hasta da kaybediliyor. Organ bağışı konusunda halkımızdan beklentimiz, bir gün kendilerinin ve yakınlarının da aynı şekilde organ yetmezliği nedeniyle bekleme listelerinde organ bağışı beklemek durumunda kalma ihtimalinin hiç de düşük olmadığı gerçeğini unutmamaları ve bu konuda duyarlı olmaları. Bir insanın öldükten sonra bırakabileceği en güzel miras, bağışladığı organları sayesinde başka hayatlara vesile olması.   

yyy

Yukarı