Ana içeriğe atla

http://www.alltrans.com.tr/

COVID 19 VE REHABİLİTASYON

31.12.2020 - 10:00

Alptekin Fizik Tedavi Merkezi’nden Doç. Dr. Hasan Kerem Alptekin, Covid-19 enfeksiyonunda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında merak edilenleri yazdı.

Şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs 2 (SARS-CoV-2), 2019'da ortaya çıkan ve Koronavirüs Hastalığına 2019 (COVID-19) neden olan yeni bir koronavirüstür.  SARS-CoV-2 oldukça bulaşıcıdır. İnsandan insana bulaşmanın, bireyin semptomatik hale gelmesinden yaklaşık 2 ila 10 gün önce meydana geldiği görülmesi bakımından diğer solunum virüslerinden farklılık gösterir.

COVID-19 ile ilgili epidemiyolojik verilerde hastaların çoğunluğunun 20-60 yaş aralığında olduğu ve erkeklerde daha yüksek enfeksiyon insidansı olduğu saptanmıştır. Olguların çoğu (%81,4) hafif, %13,9'u şiddetli ve %4,7'si kritik olarak tanımlanmıştır.

Covid 19 sonrası hastaların takiplerinde fizik tedavi hekimi tarafından hedeflenen konular arasında dispne semptomlarını azaltmak, fonksiyon kaybını azaltmak, gelişebilecek komplikasyonları önlemek, fiziksel işlevi korumak, kaygı ve depresyonu azaltmak ve yaşam kalitesini iyileştirmek yer alır.

Hastanın solunum iş yükünde ve dispnede artma olması, solunum hızının > 30 solunum/dakika olması, oksijen tedavisi altında SpO2 < %93 olması veya başlangıç değerine göre %4’den fazla düşerek hipoksemi ve desatürasyon gelişmesi, noninvaziv ventilasyon (NIV) sırasında FiO2 > %50 veya PEEP/ CPAP >10 cm H2O olması, yüksek ateş, göğüs ağrısı ve sıkışma hissi, baş dönmesi, kulak çınlaması, şiddetli başağrısı, görmede bozulma, çarpıntı, aşırı terleme, denge bozukluğu gibi bulgu ve belirtilerin başlaması ve devam etmesi, radyolojik lezyonun 24-48 saat içinde %50’den fazla ilerlemesi durumunda uygulama durdurulmalıdır.

Akut enfeksiyonun aktif dönemi (7 gün) geçtikten sonra özellikle  orta-ileri düzey hastalık bulgularında yatak pozisyonları verilmesi ve sık pozisyon değiştirme, mobilizasyon (yatak içinde ve yatak yanında hastanın oturtulması, tilt table ile değişen derecelerde ayakta durma pozisyonu verilmeye çalışılması), mobilizasyonu tolere eden hastalarda yürümeye yardımcı cihaz kullanarak progresif ambulasyon, aktif yardımlı veya aktif eklem hareket açıklığı (EHA) egzersizleri, izometrik kas kuvvetlendirme, NMES (nöromüsküler elektrik stimülasyon), solunum kas kuvveti zayıfsa inspiratuvar kas eğitimi egzersizleri öğretilmesi, balgamı ve prodüktif öksürüğü olan hastalarda insentif spirometri, triflow, flutter breathing cihazı, acepella, kornet, PEP gibi bireysel kullanıma ait cihazların reçetelenmesi ve kullanımının gösterilmesi, bu cihazların kullanımı ile biriken ve santral havayollarına döndürülen balgamın kontrollü öksürük ve huffing manevraları ile dışarı atılmasının gösterilmesi, kuru öksürüğü olup balgamı olmayan hastalarda hava yolu temizleme tekniklerinin kullanılmaması önerilmektedir.

Herhangi bir nedenle kritik hastalığın önemli uzun vadeli sekelleri vardır ve bu durum, "kritik hastalıktan sonra ortaya çıkan ve akut hastalıktan sonra da devam eden fiziksel, bilişsel veya zihinsel sağlık durumunda yeni veya kötüleşen bozulma" olarak tanımlanan "YBÜ sonrası sendromu" karakterizasyonuna yol açar. o ARDS'den sonra hastalar, biyo-psiko-sosyal alanlarda çok sayıda fonksiyonel bozuklukla karşı karşıya kalabilir.

Covid-19 enfeksiyonu sırasında yoğun bakımda kalan hastalarda deliryum tablosu gelişebilir. Bu tablo akut olarak gelişen yer, zaman , kişi oryantasyonun bozulması ve halüsinasyonlarla birlikte gider. Yaşlı bireylerde geliştiği zaman depresyon ve demansla karışabilir. Özellikle yoğun bakım gibi kapalı alanlarda uzun süre kalınması, elektrolit dengesinin bozulması, enfeksiyonlar bu durumu tetiklemektedir.

Yoğun bakım sonrası bu hastalarda postür kaslarının elektrostimülasyonu, özellikle kuadriseps, gluteal kaslar, abdominal kaslar ve spinal erektör kasların güçlendirilmesi, bilişsel rehabilitasyon ve solunum rehabilitasyonu ile sarkopeni gibi ileri düzey kas kayıplarının gelişmesi engellenmelidir.

Fizik tedavi alanında Covid-19 tedavisinde kullanılan innovatif gelişmelerden biri de vagus sinir uyarımıdır. Otonom sinir sistemi akvitesindeki disfonksiyonel durumun (artmış sempatik aktivite, baskılanmış parasempatik aktivite) Covid-19 hastalarındaki mortaliteye katkıda bulunduğu ifade edilebilir ve bu problemin çözümü tedavide bir hedef olabilir. Çeşitli organ sistemlerindeki patolojik değişiklikler, doğrudan anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 (ACE2) reseptörünü ifade eden ve SARS-CoV2 enfekte hücrelerde meydana gelen sitopatik etkiden kaynaklanabilir. ACE2, akciğerler, arterler, kalp, böbrekler, bağırsaklar ve diğer dokulardaki hücre zarına bağlanan bir enzimdir. ACE2 işlevindeki veya ifade düzeyindeki bir değişiklik enflamasyonun nöronal düzenlenmesini etkileyebilir . Hayvan deneylerinde beyin ACE2 fonksiyonunun inhibisyonunun parasempatikk tonusu azalttığı gösterilmiştir . SARS-CoV enfeksiyonu, bozulmuş bir ACE2 ekspresyonu ve işlevi ile ilişkilendirilmiştir. Bir geri bildirim döngüsünün parçası olarak, vagus sinirinin nikotinik asetilkolin reseptörü (nAChR) yoluyla hiperaktivasyonu, ACE2 ekspresyonunu veya aktivitesini düşürür, bu da viral enfeksiyonu önleyebilir.

Sonuç olarak Covid-19 enfeksiyonunda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında müdahale edilecek bir çok alan bulunmaktadır. Pulmoner rehabilitasyonun uygulanmasına hastanın durumuna göre karar verilirken, yoğun bakım sonrası gelişen kritik hastalığın önlenmesi de önem kazanmaktadır. Ayrıca kulaktan non-invazif vagus sinir uyarımı da özellikle yoğun bakım sürecindeki hastalarda sitokin fırtınasının daha kolay kontrol edilmesini sağlayabilir.

GALATA

Yukarı