Ana içeriğe atla

medya

Jinekomastiye dair bilinmesi gerekenler…

11.10.2017 - 16:09

Şafak Sağlık Grubu bünyesindeki Özel Ataköy Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahı Doç. Dr. Özgür Pilancı, erkeklerde jinekomastinin (meme büyümesi) nedenleri ve tedavisi hakkında bizleri bilgilendirdi.

Jinekomastinin fizyolojik olarak, bebeklikte anneden geçen hormonların bebek kanında dolaşmasıyla beraber, oradaki östrojen seviyesinin yükselmesinin bebeklerde bir miktar meme büyümesine (oradaki dokular hala duyarlı olduğu için) sebep olabildiğini söyleyen Pilancı,  “Onun dışında ergenlik döneminde 15-16’lı yaşlardan itibaren bir hormonal değişim süreci yaşanıyor. Bu hormonal değişim sürecinde erkeklik hormonlarının bir nebze yetersiz kaldığı anda bu dengesizlikten dolayı jinekomasti problemi olabiliyor” dedi. 
Pilancı, yaşlılık döneminde testosteronun artık vücutta bağlanıp etki edeceği alandaki duyarsızlık veya yetersizlik sonucunda da östrojen hormonunun hakim olmasıyla büyüme olabileceğini söyledi. Ayrıca temel birtakım hastalıklar ve ilaçlarında jinekomastiye sebep olduğuna değinen Pilancı, “Bu ilaçlardan bahsedecek olursak; kalp yetmezliğinde kullanılan Digoxin diye bildiğimiz kalbi destekleyici ilaçlar, bazı grup idrar söktürücü ve tansiyon ilaçları buna sebep olabilir. Bunun haricinde birtakım organ yetmezlikleri, örneğin; karaciğer yetmezliğinde testosteron hormonun yetersiz üretilmesi sonucu da yine jinekomasti problemi ortaya çıkabiliyor. Birtakım tümöral oluşumlarda örneğin; bir testis kanseri, bazı beyinden bu östrojen hormonunu salgılayan durumlar, bazı akciğer kanserlerinde tümörün bu hormon benzeri maddeler salgılaması sonucunda da oluşabiliyor. Bunlara ek olarak en önemli diğer endokrin organ da tiroit, tiroit yetersizliklerinde de jinekomasti hastalığı ortaya çıkabiliyor. Bunun dışında bize gelen diğer hasta grubu, prostat kanserinde de yine hormonal tedavi alan bir grup var. Bu hastalara çok şiddetli hormonal tedaviler yapılıyor. Bu hormonal tedavilerle ani başlangıçlı, özellikle ağrılı şekilde meme büyümeleri olabiliyor” dedi.

JİNEKOMASTİ NİTELENDİRİLEREK TEDAVİ YÖNTEMİ BELİRLENİYOR
Jinekomastinin hastalığın ciddiyetine göre sınıflandırıldığından bahseden Pilancı, bu sınıflandırmadaki en önemli ögelerinden bir tanesinin memenin büyüklüğü olduğunu söyledi. Meme dokusunun kapsadığı hacmin büyüklüğü ve derinin fazlalığının jinekomastiyi değerlendirmede önemli olduğunu söyleyen Pilancı, “Bir miktar büyükse birinci aşamada, biraz daha büyük bir meme varsa ikinci aşamada, çok büyük ve sarkmaya yakın bir meme varsa üçüncü aşama gibi jinekomastiyi nitelendirebiliyoruz” ifadesinde bulundu. 
Tedavilerin genellikle bireyselleştirildiğine değinen Pilancı, “Kimi hastada daha büyük bir meme çok basit bir işlemle, örneğin bir kapalı liposuction işlemiyle tedavi edilebiliyor. Mesela bir genç hastada, orta büyüklükteki bir memeyi kolaylıkla bir liposuction ile tedavi edebiliyoruz. Ancak biraz daha yaşlı bir hastada bu liposuctiondan sonra oluşacak değişikliği, derinin altının bollaşmasını her zaman deri tolere edemeyebiliyor, derinin kalitesi burada ortaya çıkıyor. Yani deri kalitesi eğer yetersizse bu tek başına yeterli kalmayabilir. Eğer ki deri fazlalığı söz konusu ise meme başının altından ya da çevresel olarak derinin ve deriyle beraber memenin altındaki dokunun çıkarıldığı ameliyatlar söz konusu olabiliyor. Özetleyecek olursak, çok fazla deri fazlalığı yoksa benim tercih ettiğim yöntem, liposuction… Ama eğer derinin altındaki meme dokusu çok fazla sertse, bu liposuction cihazları bunları parçalayıp dışarıya tahliye etme konusunda yetersiz kalabiliyor. Bu durumlarda ise, menüsküs ameliyatlarında kullanılan kıkırdak parçalayıcı mikro sistemler var, onları çok faydalı buluyorum. Bu cihazlar da, bahsettiğim sert meme dokusunu dışarıya tahliye etmemizde faydalı bir yöntem” açıklamasını yaptı. 
Vaser uygulamasından da bahseden Pilancı, “Vaser aslında liposuction ama farklı bir teknoloji. Klasik değil, ultrason enerjisi ile yağı parçalayıp dışarıya tahliye ettiğimiz bir sistem. Burada sadece parçalama enerjisi farklılık arz ediyor. Vaser, o kritik toparlama eşiği olan derilerde, derinin biraz daha toparlamasını, oluşabilecek sinir hasarını veya ameliyat sonrası oluşacak ödem ve kanamaları bir miktar daha minimalize eden bir teknik” dedi. 

ERGENLİKTEN SONRA HER YAŞTA YAPILABİLİYOR
Jinekomasti ameliyatında ergenlik dönemi sonrasında yapılabilecek işlemler olduğunu ama bunları değerlendirirken öncelikle jinekomastinin oluşumundan o yana geçen zamanın önemli olduğunu söyleyen Pilancı, “Bahsettiğim gibi bazen bu herhangi bir sebebe bağlı olmaksızın fizyolojikte olabiliyor. Ancak buradaki süre yaklaşık 2 yıllık… Bu marj içerisinde geri dönüşüm olmamışsa artık bunun kalıcı olduğunu kabul edebiliyoruz. Eğer altında yatan herhangi bir sebep yoksa bir miktar gözleyip geçmesi umut edilebilir. Ancak genellikle 1 yılı geçirmeden hastaya müdahale edilebiliyor. Yani ergenlik döneminden yaşlılık dönemine kadar her istenilen çağda yapılabilecek bir ameliyat” dedi.

ÖNEMLİ OLAN HASTANIN GÖVDE YAPISINA VE YAŞAM TARZINA UYGUN MEME BÜYÜKLÜĞÜ BIRAKMAK
Meme küçültme ameliyatlarının memenin büyüklüğüne göre farklı tekniklerde uygulanarak yapılan işlemlerden oluştuğunu söyleyen Pilancı, “Kimi hastadan 30-40 gram meme dokusu çıkarıp sadece memeyi dikleştirme şeklinde yapılan uygulamalar varken, diğer yandan her memeden 1-1,5 kilo meme dokusunun çıkarıldığı ameliyat teknikleri de uygulayabiliyoruz. Tabii bunlarda bazen ileri yaşı ve büyük memesi olan hastalarda meme başının sadece bir yama olarak korunup memenin dokusu tamamen çıkarılıp üzerine sonradan bir ekleme şeklinde yaptığımız, serbest meme başı tekniği denilen bir teknik uygulanabiliyor. Bunlar yaşlı hasta popülasyonunu oldukça rahatlatıyor” açıklamasında bulundu.
Estetik kaygıyla bir miktar meme dikleştirme isteyen hasta grubunda oluşabilecek izleri çok iyi değerlendirmek ve hastaya izah etmek gerektiğine değinen Pilancı, “Meme ameliyatı sonrasında bu izler dışında memenin olağan evrimi süresince belirli bir zaman sonra birtakım şeyler geri dönüyor. İlk başta çok dik gibi duran meme zamanla biraz yumuşama ve sarkma meyiline tekrardan geçebiliyor. Önemli olan hastanın gövdesinin boyutlarına ve yaşam tarzına uygun bir meme büyüklüğü bırakmak” dedi.
Amerika’nın prestijli plastik cerrahi dergisinde yayınlanan yeni bir tekniği olduğunu söyleyen Pilancı, “Bu teknikle erkeklerde meme büyümesindeki problemle feminen görünüme sebep olan bu algıyı tamamen maskülen bir görünüme itmek için boşaltılan meme altı dokusunu, hastanın gerekirse başka yerlerinden de yağ dokusu alınarak, göğüs adelesi içerisine bu yağ transferini yaparak orda bir dolgunluk sağlıyoruz. Yani daha kaslı bir görünüm oluyor. Bu yağ dokularının kalıcılığı oldukça yüksek olduğu için güvenle uyguladığımız bir yöntem. Benim hastalarım homojen… Yani sadece jinekomasti olan hastalar. Bir evrimden başka bir evrime tek ameliyatta geçiş sağlayan bir yöntem” diyerek sözlerine son verdi.

rize

 

Yukarı