Ana içeriğe atla

rize

Kalıtsal hastalığa bir örnek; “Böbrek Reflüsü”

06.09.2017 - 10:41

Böbrek Reflüsü (Vezikoüreteral reflü-VUR)’nün nedenlerini konuştuğumuz Prof. Dr. Semih Ayan, hastalığın teşhisine ve tedavisine dair bizlere bilgiler verdi.

İdrar kesesi (mesane) içinde depolanan idrarın geriye doğru idrar kanalları (üreterler) ve böbreğe doğru kaçmasına vezikoüreteral reflü (VUR) ya da böbrek reflüsü denir. Bu durum; böbreğe bakteri ulaşmasını kolaylaştırmakla birlikte böbrekte enfeksiyonlar oluşmasına, böbrek dokusunda kalıcı hasara, böbrek fonksiyonunda azalmaya ve idrar kanallarıyla böbreğin genişlemesine (hidronefroz) yol açabilir. 
VUR’nün en önemli nedeninin, böbrekten idrar kesesine idrarı taşıyan kanalın (üreter) idrar kesesi ile bileşke kısmında doğumsal bir gelişim kusurunun bulunması (Primer VUR) olduğunu belirten Ayan, “Bu kusurun genetik olarak oluştuğu ve bu nedenle aynı aile içinde görülme sıklığının normalden daha yüksek olduğu bilinmektedir. VUR olan bir çocuğun kardeşinde de aynı durumun görülme olasılığı yüzde 30 civarındadır ve bu nedenle bu hastalığın teşhis edildiği çocukların kardeşleri de mutlaka kontrol edilmelidir.” 
Ayan ayrıca, idrar kanalı-mesane  bileşkesinin normal olmasına rağmen yine de  bazı durumlarda böbrekte idrar reflüsünün olabileceğini söyledi.

BÖBREK REFLÜSÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
VUR’ün tedavisine yönelik de bilgiler veren Ayan, “Tedavide öncelikli amacımız  VUR’ye yol açabilecek mesane problemleri olup olmadığını anlamak ve bunları çözmek olmalıdır. Mesane çıkışında tıkanıklığa neden olan anormallik varsa ortadan kaldırılır, aşırı kasılmalar oluyorsa gevşetici ilaç tedavisi başlanabilir. İdrar kanalı ile mesane bileşkesinin doğumsal yetersizliğine bağlı olduğu düşünülen primer VUR için tedavi derecelendirmeye göre planlanır. Düşük dereceli (birinci, ikinci ve üçüncü dereceler ) primer VUR’ler  için temel yaklaşım takiptir. Takip esnasında  düşük dozda sürekli antibiyotik verilerek yeni enfeksiyonların geçirilmesi engellenmeye ve böbrek korunmaya çalışılır;  aralıklı olarak idrar kültürü takibi ve yılda 1 kez VSUG ve renal sintigrafi çekilmesi önerilir. Bu esnada kabızlık varsa diyet veye ilaçla mutlaka önlenmelidir. Ayrıca idrar yapma esnasında çocuğun ayakları yere değecek şekilde oturup öne eğilerek, karın içi basıncını artırarak üst üste iki kez idrar yapmasını sağlamak (ikili işeme) önemlidir” dedi. 
Bunun dışında tedavi için cerrahi müdahale gereken durumların olduğunu söyleyen Ayan, cerrahi tedavinin temel olarak, açık ya da endoskopik olarak iki şekilde yapılabileceğinin bilgisini verdi. Ayan, “Açık cerrahide idrar kanalı-mesane bileşkesinde geriye dönüşe izin vermeyecek yeni bir bileşke oluşturulur ve başarı şansı yüzde 95’lerdedir. Endoskopik girişim ile idrar kanalı-mesane bileşkesine, yapay bir madde enjeksiyonu ile kısmi bir kapatma uygulanır, ancak açık onarım kadar yüksek başarıya sahip değildir” dedi.
Gerek açık  gerekse endoskopik olarak yapılan operasyondan sonra düşük dozda koruyucu antibiyotik kullanımını bir süre daha sürdürdüklerini belirten Ayan, “Üçüncü  ya da altıncı ayda yapılabilecek VSUG kontrolünden sonra reflünün tamamen düzeldiği görülürse antibiyotik kesmek en güvenli yoldur” diyerek sözlerine son verdi.

rize

 

Yukarı