Ana içeriğe atla

arf

KANSERE KARŞI HEP BİRLİKTE SAVAŞALIM

09.03.2018 - 15:32

Kanser Savaşçıları Derneği Başkanı Aslı Ortakmaç, hiçbir ayrım yapmadan başvuranların yardımına koştuklarını belirtiyor. “Dileyenler gönüllü olabilir.” diyerek bu hastalığa karşı herkesi savaşmaya çağırıyor. 

Yanlış beslenme, kötü alışkanlıklar ve çevresel faktörler gibi birçok etkene bağlı olarak dünyada ve Türkiye’de sürekli artan bir hastalık kanser. İnsanların ancak yakalandıktan sonra önemsediği bu hastalıkla mücadele eden dernekler var ülkemizde. Kanser Savaşçıları Derneği, bunlardan biri. Derneğin başkanı Aslı Ortakmaç ile kansere karşı nasıl bir savaş verdiklerini konuştuk.

Derneğinizden bahseder misiniz öncelikle? Neler yapar kanser savaşçıları?
İlk olarak 2012’de bir Facebook sayfası olarak çalışmaya başladık. 2015’te ise dernekleştik. Çatı bir dernek olarak faaliyet gösteriyoruz. Tabii ki çocuklara karşı çok daha hassasız fakat yaş ve cinsiyet ayırmıyoruz. Ulaştığımız savaşanlar arasında çocuk da, yetişkin de, kadın da, erkek de var.

Dernekte isteyen herkes gönüllü olarak görev alabiliyor mu? Gönüllü olma şartları neler?
Dileyen herkes gönüllü olabilir. Web sitemiz kansersavascilari.org adresinden başvuru formunu dolduranları gönüllü toplantılarımıza davet ediyoruz. Ayrıca sosyal medya hesaplarımızda da toplantıların duyurularını paylaşarak takipçilerimizi bilgilendiriyoruz. Böylece hem tanışıyor hem de gönüllü olarak kim, ne yapabilir, bunu konuşuyoruz. Gönüllüler kendi becerileri ya da ilgi alanlarına göre bize destek olabiliyor. 

Kanser, yüzyılın en önemli sağlık sorunu. Kansere yakalan hasta sayısı tüm dünyada giderek artıyor. Kanser neden bu kadar yaygın bir hastalık oldu?
İlk iki cümlenize katılıyorum. Kanserin neden bu kadar yaygın olduğuna dair sorunuza ise uzman olmadığımız için yanıt vermemiz uygun olmayacaktır.;

Ülkemizde en sık görülen kanser türleri hangileri?
Kanser Daire Başkanlığı’nın verilerine göre, ülkemizde erkekler arasında akciğer, prostat ve mesane kanserleri en sık görülen türler. Kadınlardaysa en sık olarak meme, tiroit ve kolon kanserleri görülmekte. 

Kanser hastalığında erken teşhisin önemi nedir?  
Çok klişe gelebilir ancak erken tanı gerçekten hayat kurtarıyor. Kanserde hastalığın tedaviye vereceği cevap, tedavinin ve tümörün yaygınlığı ile doğrudan ilişkili. Kanser tedavisi ile erken dönemdeki hastalıklar yüzde 80-90 oranında iyileşirken, ileri dönem hastalıklarında iyileşme oranı yüzde 40-50 olarak belirtiliyor. Örneğin her 7 kadından birinde görülen meme kanseri için 40 yaş sonrası yıllık mamografi çektirmek, meme kanserinde erken tanı şansını çok yükseltiyor. Araştırmalara göre mamografi sayesinde meme kanserinin erken yakalanması, hastalığa bağlı ölüm riskini yüzde 20 ile 70 arasında azaltabiliyor.

BAŞVURAN HİÇ KİMSEYİ REDDETMİYORUZ 
Kanser Savaşçıları Derneği olarak tedavi süresince hastalara nasıl destek oluyorsunuz?  

Bize, yardımcı olabileceğimiz alanlarda başvuran hiçbir kanser savaşçısını ya da yakınını reddetmiyoruz. Bu kendisi, annesi, komşusu için bir peruk talebi olabilir, çocuğunun tedavi olduğu hastane servisinin yenilenmesi ya da Onkobis hediye edilmesi, psikolojik destek talebi olabilir...

Projelerinizden bahsedebilir misiniz? Bu zamana kadar hangi projeleri gerçekleştirdiniz? 
Farklı derneklerle çeşitli projelerde işbirliklerimiz oluyor; fakat Kanser Savaşçıları olarak şu an 4 proje üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu projelerden kısaca bahsedecek olursam… Saçım Saçın Olsun ile bir yandan insanları saç bağışlamaya teşvik ediyoruz, bir yandan da bağışlanan saçlardan peruk yaptırarak kanserle mücadele edenlere hediye ediyoruz. Böylece tedavi sürecinde saçlarını kaybeden savaşçıların sosyal yaşamlarını olabildiğince rutinlerindeki gibi sürdürebilmelerine uğraşıyoruz. İyi Bak Kendine atölyemizde ise tanı alan kadınların tedavi sürecinde kendilerini iyi hissetmelerine yardımcı olmak için ücretsiz katılımlı bir etkinlik düzenliyoruz. Bu etkinliklere alanında eğitimli güzellik ve makyaj uzmanları, beslenme uzmanı, uzman bir psikolog ve egzersiz konularıyla ilgili bir yetkiliyi de davet ederek tanı alanlara yol göstermeye çalışıyoruz. Oyun Odaları projemizde çocuk onkoloji/hematoloji servislerine oyun odaları yapıyor, servislerin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanan oyun odalarıyla, minik savaşçıların bu hastalıkla mücadele sürecine destek olmaya çalışıyoruz. Fakat bu projedeki katkımız genelde oyun odasıyla sınırlı kalmıyor ve söz konusu servislerin diğer ihtiyaçlarını da gidermek için elimizden geleni yapıyoruz. 

Onkobis adlı güzel bir projeniz de var değil mi?
Evet, son projemiz Onkobis. Serum askılığı olan ve çocukların hastanedeki tedavileri sırasında kullanabilecekleri bisikletlerimiz ‘Onkobis’. Uzmanlar rehberliğinde çocukların güvenliğini ve sağlığını ön planda tutarak bu projeyi başlattık. Aslı Bisiklet’in büyük katkısıyla 60 bisikleti ülkemizdeki çeşitli hastanelere hediye ettik. Yeni bisikletler için ise hastanelerin başvurularını bekliyoruz.

500 HASTAYA PERUK HEDİYE ETTİK
‘Saçım Saçın Olsun’ projeniz çok ilgi gördü. Neler söylemek istersiniz?

Bu projemiz, 2 yıl önce derneğimizin üyesi de olan öğretmen arkadaşımız Esin Dönmez’in bir öğrencisinin lösemi tanısı almasının ardından kendi saçlarını kestirerek öğrencisine peruk hediye etmek istemesiyle başladı. İlk olarak kuaförümüz Servet Çevik’e danıştık. Hiç düşünmeden “Hadi yapalım” dedi. Ardından Cenk Kuaför, “Sonuna kadar yanınızdayım” diyerek destek oldu. Birkaç perukçuya ulaşmaya çalıştık fakat telefonlar suratımıza kapandı. O dönem sadece perukçumuz Haydar Et bize inandı ve ardından Cengiz Peruk desteğini esirgemedi. 100 tane peruğu yapıp yapamayacağımızı düşünürken bugün 500 kişiye peruk hediye ettik.

Bu proje başladığında nasıl karşılandı?
Projeyi ‘kozmetik’ bularak eleştirenler oldu fakat bunu deneyimlememiş olsak bile maalesef saç kaybının tanı alanları psikolojik anlamda çok olumsuz etkilediğini hepimiz az çok tahmin edebiliyoruz. Çünkü saç kaybı süreci genelde tedavideki en zor kısımlardan biri gibi görünüyor. Zira ‘Kanser olduğumu saçlarımı kaybedince idrak ettim’ diyen savaşanlar var. Kemoterapi nedeniyle yaşanan saç kaybında bazı savaşçılar daha güçlü kalsa da bu pek kolay değil. Günlük yaşantınıza devam etmeye çalışırken kötü niyetle olmasa bile merakla size yönelen bakışları görüyorsunuz sonuçta. Bu projeyle peruk hediye ettiğimiz savaşanlar, ki bunların çoğu kadın, peruklarını edindikten sonra tanı öncesi yaşantılarına daha kolay dönüyor, işlerine kendilerini daha iyi hissederek gidip çalışıyor. Bu nedenle projemiz boyunca birçok insana dokunduğumuzu düşünüyorum. Sadece o peruğu hediye ettiğimiz tanı alanlar değil, onların mutluluğuna ortak olan ailesine ve yakınlarına da... Bu nedenle bu süreçte bize destek olan tüm bağışçılarımız, kuaförlerimiz, perukçularımız ve dernek gönüllüsü arkadaşlarımıza minnettarım. 

yyy

Yukarı