Ana içeriğe atla

FFF

LAPAROSKOPİK CERRAHİ VE ÜROLOJİDE KULLANIMI

16.09.2019 - 10:55

Laparoskopik cerrahi üzerine bilgiler veren Medical Park Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Semih Ayan, laparoskopinin ürolojide kullanımını Hizmetix Dergisi’ne detaylarıyla anlattı.

Laparoskopik cerrahi, cerrahın büyük kesiler yapmadan karın içine ve pelvis (leğen kemikleri içindeki alt karın boşluğu) içine girerek çalışmasına olanak veren bir cerrahi işlem türüdür. Laparoskopik cerrahiyi gerçekleştirmek amacı ile karın içine ulaşmak için karın cildine yarım ile 1,5 cm uzunluğunda küçük kesiler yapılır ve buralara içinden cerrahi aletlerin sokulmasına izin veren tüpler yerleştirilir. Yapılan ilk kesiden karın içini net olarak görmeyi sağlayan bir optik yerleştirilir ve bu bir kameraya bağlanarak görüntü bir monitöre aktarılır. Elde edilen görüntünün yüksek çözünürlükte ve normal gözle görülenden defalarca büyük olması laparoskopik cerrahinin en önemli avantajlarından birini oluşturur. Daha sonra yapılacak operasyondaki ihtiyaca göre sayısı değişebilen diğer tüpler yerleştirilir. Bu tüpler içinden laparoskopik cerrahide kullanılmak üzere özel olarak üretilmiş, ince ve uzun cerrahi aletler sokularak operasyon yapılır. Bu aletler insan eli ile direkt olarak kullanılabildiği gibi, bir konsoldan yine cerrahın idare ettiği robotik kollara bağlanarak da (robotik laparokopik cerrahi) kullanılabilir. 

İLK DENEMELER 1900’LÜ YILLARIN BAŞINDA OLDU
Laparoskopinin gelişimi ile ilgili tarihsel sürece baktığımızda ilk denemelerin 1900’lü yılların başına kadar uzandığını görüyoruz. Aslında bu tarihlerde, insan vücudunun doğal boşluklarında girilerek organların içinin görülmesi anlamına gelen endoskopinin gelişmeye başladığını ve endoskopide kullanılan optik aletin karın içine direkt olarak sokulma fikrinin endoskopiden ilham aldığını söylemek gerekir. 1800’lü yılların sonunda geliştirilmeye başlanan ilk endoskoplar kullanılarak 1900’lü yılların başında insan üretrası (idrar kanalı) ve mesane (idrar kesesi) içine girilerek iç yüzeylerinin görülmesi başarıldı. İlk kez Almanya’da hayvanlar üzerinde yapılan deneysel çalışmalardan sonra İsveç’te insana uygulanan laparoskopi ilk zamanlarda sadece karın içini görmek amacı ile yani teşhis amacı ile kullanılıyordu. Karın içi yapışıklıkların açılması ve bazı organlardan parça alınması (biyopsi) gibi girişimler ilk kez 1930’lu yıllarda yapılabildi. Laparoskopik cerrahinin gelişimindeki asıl ivme artışı, 1986’da içerdeki optikle elde edilen görüntünün bir kamera başlığı aracığı ile televizyon ekranına aktarılabilir hale gelmesinden sonra oldu. İnsanda ilk kez safra kesesinin laparoskopik yolla alınması 1987’de Fransız bir cerrah tarafından yapıldı. 1991’de bir böbrek ilk kez laparoskopik cerrahi ile vücut dışına çıkarıldı. 

ÜROLOJİDE LAPAROSKOPİ
Günümüzde üro-genital sistemin (böbrek, idrar kesesi, prostat, testis) cerrahi gerektiren hastalıklarının yanı sıra, mide barsak sistemi ile ilgili hastalıkların ve jinekolojik hastalıkların tedavisinde de laparoskopi kullanılabilmektedir. 
Üroloji alanında, böbreğin fonksiyonunu tamamen kaybetmesi nedeni ile ya da böbrekte kötü huylu tümörler bulunduğunda, bu böbreğin çıkarılması işlemini laparoskopik cerrahi ile (laparoskopik nefrektomi) başarı ile yapmaktayız. Bir böbreğin tamamen çıkarılması yerine bir kısmının korunarak sadece hastalıklı bölümün alınması da laparoskopik cerrahi ile mümkündür. Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserler sıralamasında cilt kanserinden sonra listenin başında yer almaktadır. Özellikle vücut içinde yerleşik olduğu yer nedeni ile cerrahlar tarafından ulaşılmasında her zaman güçlük çekilen prostatın cerrahisinde, laparoskopi bizlere büyük avantaj sağlamaktadır. Prostat kanserinde tedavi seçeneklerinden birisi olan prostat bezinin tamamen çıkarılması (radikal prostatektomi) ameliyatının laparoskopik yolla yapılması, bu yöntemin en fazla yarar sağladığı cerrahi işlemdir denilebilir.
Laparoskopik cerrahinin kanser ameliyatlarında kullanılması ile ilgili olarak şunu özellikle vurgulamak gerekir: Bu ameliyatlar esnasında laparoskopik yöntemin kullanılması ile ameliyat sonrası kanserden kurtulmak için elde edilecek başarı, usulüne uygun yapılan laparoskopik cerrahilerde açık cerrahiye göre daha düşük değildir. Laparoskopik cerrahi ile sağlanacak başarının daha düşük olduğu öngörülüyorsa bu yöntem tercih edilmemeli ya da operasyon sırasında böyle bir kaygı olduğunda açık cerrahiye geçilmelidir. 

NEDEN LAPAROSKOPİK CERRAHİ?
Büyük bir kesi yapmak yerine küçük kesi yerlerinden giriş yapılması sayesinde ameliyat sonrası ağrının azaltılması, laparoskopik cerrahinin avantajları arasında en başta gelendir. Ameliyat sonrası ağrının azalması ile birlikte hastamızın daha erken hareket edebilir hale gelmesi, daha erken ve kolay yürümesi, cerrahi sonrası iyileşme sürecinde hareketsizliğe bağlı olarak bacak damarlarında pıhtı gelişmesi ve bunların akciğer gibi başka organlarda tıkanma yapması riski önemli ölçüde azalır. Yara bakımı yapılması büyük kesi yapılan ameliyatlara göre çok daha kolaydır. Yara yerinde enfeksiyon gelişmesi ve yara yerinden fıtık gelişmesi oranları laparoskopik cerrahide çok daha düşüktür. Laparoskopik cerrahi geçiren hastalarımızın hastanede kalış süreleri açık cerrahi geçirenlerin kalış süresinden daha kısadır. Ayrıca normal günlük hayata dönüş ve çalışabilir hale gelinmesi de çok daha hızlıdır. Laparoskopik cerrahinin avantajları içinde son söylemek gereken, özellikle bayan hastalarımız için daha önemli olan bir madde olarak, kesi yerinde yara iyileşmesi sonucu kalan izin laparoskopik cerrahi ile çok daha az olduğudur.

arf

Yukarı