Ana içeriğe atla

arf

Parkinson’da erken teşhis çok önemli

13.02.2018 - 11:51

İstanbul Cerrahi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fuldan Aktaş, “Parkinson’un yol açtığı sorunların kontrol altına alınması, büyük oranda hastalığın erken teşhisine bağlıdır” diyor.

Parkinson, en yaygın nörolojik hastalıklardan biri. Bize bu hastalık hakkında bilgi verir misiniz?
Alzheimer’dan sonra en sık rastlanılan ikinci nörolojik hastalıktır. Parkinson hastalığında vücudun hareketlerine ve kişinin ruh haline etki eden, önemli bir kimyasal olan dopamin üretimini yapan hücrelerde azalma olur. Dopamin miktarı azaldıkça Parkinson belirtileri baş gösterir. Özellikle başparmak olmak üzere el, çene ve dudakta hafif titremeler, Parkinson’un en sık görülen belirtisidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta her el titremesinin Parkinson hastalığı anlamına gelmediğidir. 

İlerleme sürecindeki belirtileri nelerdir?
Parkinson, zamanla hareket etmeyi zorlaştırarak basit fiziksel aktivitelerin dahi uzun sürelerde yapılabilmesine yol açar. Yürürken adımların küçüldüğü, kolların sallanmadığı, öne eğik bir duruş görülür. El yazısında harfler küçülebilir. Normalden daha hızlı ve alçak sesle konuşmak, konuşurken el ve yüz hareketlerinin azalması, konuşmanın monotonlaşması ve koku alma yeteneğinin azalması, diğer belirtilerdir. Derin uykudayken tekme, yumruk atmak da belirtiler arasındadır. Depresyon sık görülen bir durumdur. Kabızlık, idrar şikayetleri ve yutma güçlüğü de görülebilir.

Bu hastalık daha çok kimlerde görülür?
Değişik ülkelerde yapılmış istatistikler bu hastalığın görülme sıklığının genel toplumda binde 2-3, 55 yaş üzerinde ise yüzde 1 civarında olduğunu göstermiştir. Hastalığın başlangıç yaşı ortalama 50-60 yaş olup görülme sıklığı ilerleyen yaşlarda artar. Parkinson yüzde 5 oranında 40 yaşından önce başlar. 

Tedavi yöntemleri hakkında bilgi verir misiniz?
Tedavideki ana yaklaşım, azalmış dopamin geçişini artırmaktır. Ancak yüksek dozlarda ve uzun süre kullanıldıklarında zamanla alınan cevapta dalgalanmalar, istemsiz hareketler gibi yan etkiler ortaya çıkar. Bu yüzden Parkinson’un modern tedavisinde özellikle hasta erken yaşta ise bu preparatlarla tedaviye başlamayı geciktirme eğilimi vardır. Son yıllarda bu hastalığın cerrahi tedavisi de tekrar popülarite kazanmıştır. Seçilen cerrahi hedefler ön plandaki belirtilere göre değişir. Uygulanan teknik ise ya bu bölgelerin yüksek frekanslı ses dalgalarıyla yakılması ya da hedef bölgelere yerleştirilen derin elektrotlar vasıtasıyla uygulanan yüksek frekanslı elektrik uyarılarıyla bu bölgedeki hücrelerin aktivitelerinin azaltılmasıdır. 

Erken teşhis hastalığın tedavisinde ne kadar önemli?
Parkinson’un yol açtığı sorunların kontrol altına alınması büyük oranda hastalığın erken teşhisine bağlıdır. Yürüme, yazma, konuşma bozukluğu, koku almada azalma, ellerde titreme olduğunda nöroloji uzmanlarına başvurulmalı ve tedaviye bağlı kalınmalıdır.

Parkinson’a iyi gelen pratik tavsiyeleriniz var mı?
Yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler hastalığın yol açtığı sorunların hafiflemesine yardımcı olabilir. Örneğin, yüksek lif içeren besinlerin tüketilmesi, hastalık nedeniyle görülen kabızlığı ortadan kaldırabilir. Yoga gibi düzenli egzersizler kasların gücünün, esnekliğinin ve dengenin korunmasına yardımcı olabilir. Egzersiz ve meditasyon kaygıyı azaltır. Profesyonel masaj Parkinson nedeniyle sertleşen kasların gevşemesine yardımcı olur. Ayrıca, hücreler arası elektron taşınmasına yardımcı, vitamin benzeri doğal bir madde olan koenzim Q10 (balık, kırmızı et, sakatatlar, kümes hayvanları, yer fıstığı ve soya yağında da bulunur), hastalığın ilk dönemlerinde kullanılabilir.

yyy

Yukarı