Ana içeriğe atla

medya

By-pass ameliyatları artık batı standartlarında!

06.09.2017 - 10:42

Günümüzde kalp ve koroner damar hastalıklarının görülme sıklığı artıyor. Buna paralel olarak kalbi besleyen atardamarların daralması veya tıkanması durumunda yapılan cerrahi girişimler yani by-pass ameliyatları da sıklıkla kullanılıyor. By-pass ameliyatına yönelik bilgiler aldığımız Prof. Dr. Barbaros Kınoğlu, aynı zamanda ameliyat sonrası yapılması gerekenler noktasında da uyarılarda bulundu.

By-pass nedir?
By-pass’ın kelime anlamı köprüleme olarak tanımlanabilir. By-pass ameliyatı bir atardamarın belli bir bölgesinde meydana gelen daralma ya da tıkanma sonucunda bu atardamarın beslediği bölgenin canlılığını korumak için uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Atardamarın tıkalı olan bölgesinin ilerisine vücudun başka bir bölgesinden hazırlanan damarlar vasıtasıyla gerçekleştirilen by pass ile atardamarın beslendiği bölgeye yeterli miktarda kan ulaştırılır. Koroner by-pass ameliyatı ise kalbi besleyen koroner damar adı verilen atardamarların tıkanması sonucunda yapılan by-pass ameliyatlarıdır.

Ameliyat hangi yaş aralığında uygulanabilir?
Son yıllarda ülkemizde koroner by-pass ameliyatlarının yaş aralığı oldukça genişledi. Artık oldukça ileri yaşlarda da ameliyatlar güvenle ve batı standartlarına paralel olarak uygulanabiliyor.

Risk faktörleri nelerdir?
Risk faktörleri hastanın ameliyat öncesi durumuna, yaşına, cinsiyetine ve eşlik eden diğer hastalıkların bulunmasına göre değişkenlik gösteriyor. Kadınlarda ve 70 yaş üzerindeki hasta gruplarında risk faktörleri daha yüksek. Bunun yanı sıra şeker hastalığı, obezite, herhangi bir diğer organ hastalığının (böbrek veya akciğer hastalıkları gibi) bulunması, geçirilmiş kalp krizi yahut inme, eşlik eden kalp kapağı veya ritim bozukluklarının bulunması, önceden geçirilmiş kalp ameliyatı en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.

Ameliyatların süresi nedir?
Gerçekleştirilen ameliyatın şekline, yapılacak by-pass sayısına, aynı seansta kalbe yönelik diğer bir cerrahi girişimin bulunup bulunmamasına ve daha önce herhangi bir kalp ameliyatı geçirmiş olup olmamasına göre değişmektedir. Örneğin; iki yahut üç damara by-pass yapılacak bir hastada ameliyat 2,5-3 saat sürebilirken, seansta kapak değiştirilmesi gereken durumlarda bu süre 4-5 saati bulabiliyor.
By-pass ameliyatlarındaki yöntemler nelerdir?
Gelişen teknolojiye paralel olarak günümüzde by-pass ameliyatlarında farklı teknikler uygulama alanı bulmuştur. Geçmiş yıllarda bu ameliyatlar tek tip olarak göğüs kafesinin önden boylu boyunca açılması ile gerçekleştirilirken bugün uygun hastalarda bu ameliyatlar küçük kesiler ile (minimal invaziv) robot kullanımı ile yapılabilmektedir(hastanın demografik ve hastalığın derecesine göre).

Kalp ameliyatlarında nasıl anestezi uygulanabilir?
By-pass ve kalp kapak ameliyatı olacak hastalara genellikle genel anestezi uygulanmaktadır. Kalp ameliyatı olması gereken hastaların çoğunda kalp yetmezliği, önceden geçirilmiş kalp krizi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı ve ileri yaşa bağlı akciğer hastalığıyla böbrek fonksiyonu bozuklukları daha yüksek oranda görülmektedir. Bu nedenle bu hastaların anestezisi farklı bir yaklaşım gerektirmektedir. Ameliyata alınacak hastalar en geç bir gün önceden anestezi doktoru tarafından değerlendirilerek en uygun anestezi yöntemi planlanır.

By-pass kullanılan damarlar nereden alınıyor? Mutlaka hastanın kendisinden mi alınmalı?
Evet, mutlaka hastanın kendisinden alınmaktadır. Yabancı bir doku veya sentetik damarların koroner by-pass cerrahisinde yeri yoktur. Bu ameliyatlar, sağ ve sol meme atardamarları, kol atardamarları ile bacaktan toplardamar hazırlanarak gerçekleştirilmektedir. Uzun vadedeki sonuçlar bakımından uygun olan her hastada mümkünse sadece atardamar kullanmayı tercih ediyoruz. 

Ameliyat sonrası yapılan nefes egzersizlerinin önemi nedir?
By-pass ameliyatlarından hemen sonra hasta yoğun bakım ünitesine alınıp burada devamlı şekilde hayati bulguları takip edilir. Yoğun bakım ünitesine alındıktan sonra tüm bulguların normal bir seyir gösterdiği hastalar birkaç saat içerisinde uyandırılmakta ve solunum cihazından ayrılmaktadır. İşte bu andan itibaren yoğun bakım ünitesinde solunum fizyoterapistleri tarafından belli aralıklarla egzersiz yaptırılmaktadır. Genel anestezi altında gerçekleştirilen tüm cerrahi girişimlerden sonra bronşlar içerisinde ifrazat artışı görülmekle birlikte bu duruma kalp ameliyatlarından sonra çok daha sıklıkla rastlanmaktadır. Solunum cihazına bağlı bir hastada artmış olan bu aspiratör yardımıyla mekanik olarak temizlenmesi mümkün iken cihazdan ayrıldıktan sonra kendi kendine solunum yapan hastada hava yollarında biriken ifrazatın temizlenmesi ancak solunum egzersizleriyle sağlanabilmektedir. Aksi durumda hava yollarında ifrazat zamanla sertleşir ve tıkaç halini alarak hastanın solunumunda bozulmalara, kan oksijen değerlerinde düşmelere yol açar. 

By-pass’lı hastalara ameliyattan sonra nasıl bir yaşam önerirsiniz?
By-pass ameliyatlarının temel felsefesi, hastayı ani ölüm tehlikesi ve kalp krizinden kurtarmak, ilaca bağımlı, kısıtlanmış yaşam tarzından uzaklaştırmak ve bunun sonucunda yaşam kalitesini düzeltmektir. Dolayısıyla hastanın güvenli biçimde normal yaşamına dönmesine imkan sağlayan bu ameliyatlardan sonra en önemli husus damar hastalığının oluşması ve ilerlemesinde rol oynayan yukarıda belirttiğimiz değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıdır. Bunun yanı sıra diğer önemli bir husus da hastanın belli aralıklarla kontrolünü yaparak hastalığın seyrinin takip edilmesidir.

rize

 

Yukarı