Ana içeriğe atla

itt

“YAPTIĞIMIZ NAKİLLERİN YÜZDE 20’Sİ ‘HİÇ OLMAZ’ DENİLEN NAKİLLER”

08.11.2017 - 15:10

Türkiye’nin ilk transplant cerrahlarından olan ve bugüne dek 6 bine yakın organ nakli ameliyatına giren MedIcal Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, son 10 yılda organ naklinde bilinçlenme konusunda henüz istenilen noktaya gelmesekde, canlı vericiden yapılan nakillerdeki sonuçlarla dünya literatüründen daha başarılı bir ortalama yakaladığımızı söyledi.

Organ naklinde ülke olarak ne durumdayız, kısaca bahsedebilir misiniz?
Türkiye’de 2017 yılının kasım ayı başı itibariyle, önceki yıllara göre organ nakillerinde yüzde 4-5 civarında bir azalma var. Bu, normal sınırlar içinde kabul edilebilecek bir durum ama organ bağışlarının ve organ nakillerinin artmasına ihtiyacımız var. Özellikle böbrek nakillerinde geçen sene 3 bin 400’ün üzerini gören ülkemizin, aslında ihtiyacı olan böbrek nakli sayısı 5 bin civarındadır. 

Türkiye’de organ nakli ve organ bağışı konusunda fikirleriniz nelerdir?
Türkiye’de yanlış anlaşılan, belki de eksik vurgulanan bir nokta var. Türkiye’de canlı vericiden, yani akrabalardan yapılan organ nakillerinin, biraz gelişmişlik ya da bir olumsuz durum olduğu gibi bir düşünceye sahibiz. Kadavra sayısının, yani ölmüş insanlardan yapılan nakillerin artması için oldukça yoğun çalışmalar var. Fakat son 10 yıl içinde bu konuda geldiğimiz nokta çok da istenilen düzeyde değil. Bunun nedeni yeterli eforun, yeterli çalışmanın yapılmaması değil, toplumumuzun sosyo-kültürel yapısıdır. Son tahlilde gösterilmiştir ki, canlı vericiden yapılan organ nakillerinde elde edilen sonuçlar tüm dünya literatüründen daha başarılıdır ve ülkemizde canlı vericilerden yapılan nakiller toplam nakillerin yaklaşık yüzde 70-75’i civarındadır. 

Organ bağışı yapmayı düşünen kişilere yönelik neler söylemek istersiniz?
Organ bekleme listesinde hastası olmayan, organ beklerken ölen insanı bulunmayan hiçbir ülke yoktur. Bu nedenle, organ bağışı ya da nakli konusunda genel strateji olarak biraz eksik bıraktığımız ya da yapmaktan çekindiğimiz şey, canlı vericilerin de artışının sağlanmasıdır. Çünkü elimizdeki olanaklar, bulunduğumuz toplumun kültürel yapısı, dini yapısı yani genel yapısı daha çok aile bireylerine organ bağışlamak yönündedir. Ama nedense bu konuda bir korku vardır. 
6 bine yakın organ nakli gerçekleştirmiş bir cerrah olarak söylüyorum ki, Türkiye’de şu anda 70 bin civarı olan diyaliz hastası ve bekleme listelerinde bekleyen 22 bin civarındaki hasta sayısı sadece kadavra vericilerle hiçbir şekilde nakle dönüşemeyecek kadar büyük bir potansiyeldir, bunun olması mümkün değildir. Ama canlı vericilerle yapılan nakil sayıları eğer bir miktar daha artırılabilirse, kadavra vericilerin de sayısının artmasıyla birlikte organ bulamadığı için hayatını kaybeden hasta sayısının azaldığını görebiliriz. Organ nakli yaptığımız binlerce hasta içerisinde küçük çocuğuna böbreğini ya da karaciğerinin bir kısmını bağışlamaktan korkan, eksik kalacağını zanneden, yaptığı işleri yapamayacağını zanneden anneler gördüm. Bu çok üzücü bir şey çünkü bu çocukların tek kurtulma şansları organ bağışı... 

Türkiye’de ve dünyada birçok organ nakli merkezi mevcut. Bu konuda hasta merkez tercih ederken nelere dikkat etmelidir?
Organ naklinde en önemli noktalardan biri deneyimdir. Sadece ameliyatı gerçekleştiren cerrahın değil, organ nakli ekibinin deneyimidir. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde yaptığımız nakillerin yaklaşık yüzde 20’si diğer merkezlerde yapılmayan, yapılamayan veya değişik nedenlerle ‘olmaz’ denilen vericilerden yapılan nakillerdir. Bunları zaman zaman bilimsel makaleler olarak yayınlıyoruz. O nedenle, Türkiye’de canlı vericili nakillerde bağışçı havuzunun artırılması da artık bir politika olarak düşünülmesi gereken bir durumdur. İki organ kaynağımız var. Biri ölen kişilerin organları (kadavra bağışları), diğeri yaşarken bağışlanan (canlı vericiler) organlardır. Tabi ki sadece karaciğer ve böbrek nakillerinden bahsediyorum. Bu iki havuzun birlikte artırılması lazım. Biz “nasıl olsa canlı vericilerden yapılan nakiller çok daha fazla, buna daha fazla önem vermeyelim ya da bu insanlara, bağışçılara zarar veririz” algısını yayarsak, böbrek bekleyen hastaları diyalize, karaciğer bekleyen hastaları ise ölüme mahkum etmek durumunda kalırız. 
Türkiye özellikle canlı vericili organ nakli sayısında ve başarı oranında oldukça iyi bir yerdedir. Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi, kurulduğu yıldan beri Batı’da ve Doğu’da istatistik yayınlayan, kayıt altına alınan organ nakillerini her yıl yayınlayan ülkeler arasındaki en yüksek böbrek nakli sayısı ve başarısı olan bir merkezdir. Karaciğer naklinde de 2017 yılı içerisinde ciddi bir sayı ve başarı oranı atılımı içindeyiz ama bu tabi yılların getirdiği tecrübe sonucu elde ediliyor. Dün kurulan merkezlerle, 10-15 yıldır çok ciddi sayılarda nakil yapılan merkezlerde elde edilen sonuçlar hiçbir şekilde birbirine eşit değildir. 

Organ nakli sadece ameliyat değİl, prosedürdür
Beyin ölümü olan insanların organlarının kullanılması sonucu yapılan nakillerin artırılması çok önemlidir ve yıllardır bu konuda da çok ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Ama artık bir stratejik aksiyon olarak canlı vericilerden de yapılan nakillerde, vericilere verilen zararın çok düşük olduğu halka anlatılmalı, halkın bundan korkmaması sağlanmalıdır. Bir diğer nokta da Türkiye’de çok fazla organ nakli merkezi oluştu. Organ nakli ameliyatları, özellikle canlı vericili nakillerde, canlı vericilere hiçbir zarar vermeden yapılması gereken ameliyatlardır. Bir organ nakli merkezinin kurulduktan sonra bizim öğrenim eğrisi dediğimiz yani ekibin, hastanenin organ naklini iyice anlaması, içselleştirmesi, komplikasyonları ve olabilecek riskleri görebilme şansı, yapılan ameliyat sayısı arttıkça yükselir. Bu nedenle de yeni merkezler açılırken ince elenip sık dokunması gerekir. Organ nakli merkezi sayısı şu anda Türkiye’de çok fazla ve bu sayının da ancak yeterli ekipler olduğu zaman artırılması gerekmektedir.  Çünkü organ nakli sadece bir ameliyat değil, bir prosedürdür. Burada yapılan en ufak bir hata hem kullanılacak olan organın daha az verimli olarak kullanılmasına neden olur hem de insanları yeniden yaşama döndürme amacımıza hizmet etmeyebilir.

a

Yukarı