Ana içeriğe atla

GALATA TAŞIMACILIK

TÜRK YATIRIMCISI VE KAMU KURUMLARI YERLİ ÜRETİCİYE GÜVENMELİ

16.07.2020 - 12:11

140 ülkeye ihracat yapan endüstriyel mutfak sektörün geleceği hakkında duayen sanayicilerden Öztiryakiler Başkan Vekili Tahsin Öztiryaki ile konuştuk. Öztiryaki, sektörün daha da ileriye gitmesi adına Türk yatırımcısı ve kamu kurumlarının da yerli üreticiye daha fazla güvenmesini istiyor.

Sektörün önde gelen firması olarak özellikle otel ve restoranların projelerini üsteleniyorsunuz. Turizmin durduğu pandemi döneminden nasıl etkilendiniz?

Öztiryakiler olarak pademi dönemi denilen bu aylık süre içerisinde çalışlarımızı hiç durdurmadık. Normalleşme adımlarının atılmasıyla birlikte üretim kapasitemizi yüzde 80’lere ulaştırdık. Bu süreçte çalışanlarımızın salgından etkilenmemesi gerekli bütün hijyen tedbirlerini aldık. Sosyal mesafe kurallarına da hassasiyetle uyuyoruz. Ayrıca mutfakta kullanılan bütün ürünlerin hijyen kalmasını sağlamak için kabinler üreterek piyasaya sunduk. Pandemiyle birlikte artık daha da ileri teknolojiyle çalışıyoruz. 40 kişilik mühendis ekibinden oluşan Ar-Ge merkezimiz de yeni patentler konusunda çalışıyor. Kısa bir süre yeni ürünlerimizin tanıtımını yapacağız.

 

Bu süreçte yurtdışından gelen taleplerde bir değişim oldu mu?

120 ülkeye ihracat yapan bir firmayız. Pandemi döneminde bu ülkelerin hiçbiriyle ilişkilerimizi kesmedik. Maske bulamayan bazı ülkelere maske ve sağlık ekipmanları yolladık. Desteklerimizden o ülkeler de çok mutlu oldular. Siparişlerimizde azalma oldu ama faaliyetlerimiz devam ediyor. Şu an yurtdışı bağlantılarımız yüzde 80’lere ulaşmış durumda. Çalışmalarımız artarak devam ediyor. Bu süreçte her ihtiyacını kendisi karşılayabilen bir ülke olduğumuzu dünyaya göstermiş olduk. Bu kapsamda ‘Biz bize yeteriz’ söylemi çok doğru.

 

MARKALAŞMAMIZ ŞART

Türk endüstriyel mutfak sektörünü değerlendirecek olursak dünyadaki yerimiz nedir?

Ülke olarak endüstriyel mutfak sektöründe 50 yıl geriden geliyoruz. Ancak sonra yola yıllar sonra çıkmamıza rağmen yerli firmalar bu açığımızı çok hızlı bir şekilde kapattı. Şu anda İtalya sektörde çok güçlü bir ülke. Neredeyse İtalya’nın yüzde 60’ına gelen bir satış kapasitesi yakaladık. İtalya bizden daha az ürün üretip daha pahalıya satarak ihracat rakamlarını yükseltiyor. Turizmin Türkiye’de hareketlendiği 1980’lı yıllardan bugüne elinden geleni fazlasıyla yapan ve şu anda dünyada ses getiren bir sektör haline geldik. Avrupa genelinde baktığımız ilke 3 ülkenin içerisindeyiz, hatta ikinci sırayı zorluyoruz. Bundan sonra yapmamız gereken markalaşmak. Türkiye’nin imajını markalaşmayla birleştirdiğimizde sektörü daha ileri bir noktaya götüreceğiz. Endüstriyel mutfak sektörü hem dünyada hem de diğer sektörler içerisinde kendini kabul ettirmiş bir sektör.

 

Sektörde önde gelen yerli üreticiler olmasına rağmen endüstriyel mutfak kullanıcıları neden yabancı firmaları tercih edebiliyor?

Hak vereceğimiz bazı konular olabilir, her ürün için yüzde 100 standartları yakaladık diyemeyiz. Ama yüzde 90 yakaladığımız standartlar varken Türk yatırımcısı, yerli üreticiye destek olmalı. Zorluk çektiğimiz konu Türkiye’deki hem yatırımcılara ve hem de kamu kuruluşlarına kendimizi anlatamamak. Onlardan, Türk malına yani kendimize güvenmelerini istiyoruz. Bazı özel kurumlar ve kamu kurum ve kuruluşlarında yerli malı konusunda hâlâ tereddütleri olanlar var. Bu sebeple bazı zorluklar yaşıyoruz. Bu endişelerin ortadan kalkmasını istiyoruz. Öztiryakiler olarak şu anda Türkiye’de yapılan bütün yatırımların içerisinde varız, her sektörde imzamız buluyor. Trenlerde ve hatta uçakların bazı bölümlerindeki ihtiyaçlarını karışalar vaziyetteyiz.

 

Son olarak Başakşehir Şehir Hastanesi’nin açılışı oldu. Böylesine büyük projelerin mutfaklarında yerli üreticilere ne kadar yer veriliyor? Bu konuda beklentileriniz nelerdir?

Az önce bahsettiğim gibi maalesef bazı zorluklar yaşanabiliyor kamu kurum ve kuruluşları ile aramızda. Örneğin şu anda Türkiye’de yapılan 11 hastanenin 8 tanesinin mutfağında yabancı firmaların mutfak malzemeleri ağırlıklı olarak var. Sadece 3 tanesinde yerli 3 firmanın mutfakları var. Biz b sıkıntıyı anlatmaya çalıştık. Şu an İstanbul’da yapılacak Finans Merkezi’nin mutfaklarında yerli ürünler kullanılması için bakanlıklara müracaat ettik. Gerekli hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz.

 

MİLLİ TREN’İN MUTFAĞINI BAŞARIYLA MONTE ETTİK

Türkiye’nin ilk milli elektrikli trenin restoran vagonu mutfağı ihalesini aldınız. Bu süreci anlatabilir misiniz? Ne tür zorluklar yaşadınız?

 

Milli tren şartnamesinin referans kısmında ‘ihaleye gireceklerin daha önce restoran vagonunun mutfak ve iç dizaynı işleri yapmış olması gerektiği’ne dair bir madde vardı. Biz de TÜVASAŞ yönetimine ulaşıp “Siz daha önce milli tren ürettiniz de biz mi mutfak yapamadık? Ülkemizde daha önce milli tren yapılsaydı, bizim de referansımız olurdu.” şeklinde haklılığımızı ortaya koyduk. Dünyadaki diğer ülkeler, kendi üreticisini ve yerli malını koruyorlar, kendi firmalarına pozitif ayrımcılık yapıyorlar. Dolayısıyla biz başka ülkelerdeki projelere dahil olamamıştık. Konuyu görüşen bakanlığımız söz konusu maddeyi kaldırdı ve Öztiryakiler olarak biz de ihaleye girdik.

 

TÜVASAŞ’ın tamamen yerli üretim teknolojileriyle ve Türk mühendislerle geliştirdiği milli trenimiz hepimizin gurur kaynağı. Türkiye, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle yakın gelecekte dünyaya tren seti ihraç eden bir ülke olacak. Biz, Türkiye’de üretilebilen her ürünün desteklenmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Devletimiz bu konuda üreticilerimizi sonuna kadar destekliyor. Daha önce milli gemimizin ve birçok gemi mutfağı setlerini üretmiş ve teslim etmiştik. Bugün, milli ve yerli trenimizin mutfak setlerini üretmekten ötürü gururluyuz. Bu vagonların içerisinde yabancı firmalardan yüzde 50 oranında fiyat avantajı olan Türk mutfak setleri yer alıyor. Böylesi büyük projelerle Türkiye’nin artık birçok alanda kendi kendine yetecek kabiliyette olduğunu görüyoruz. Yabancı üreticiler milli projeler sayesinde endüstriyel Türk mutfak sektörünün geldiği noktayı da görmüş oluyor. Eğer bu ihale, yurtdışındaki bir firmaya verilseydi bu 3 aylık süre zarfında bir tek vida sıkılamazdı ve milli tren mutfaksız olarak raylara çıkardı. Öztiryakiler olarak bu işi başarıyla üstlendik ve yerine getirdik. Milli trenin yaklaşık yüzde 80’i yerli üretim. Üzerimize düşen görevi sadece biz değil, tüm diğer firmalar da hakkıyla yerine getirdiler. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sanayi Bakanlığı’mıza ve Ulaştırma Bakanlığı’mıza bir kez daha teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Yerli ve milli projeler hem ülkemizin, hem de üreticilerimizin geleceği açısından kritik öneme sahip.

 

Tahsin Bey, konuşmanızda hep yerli üretime vurgu yaptınız. Yerli üretime güven neden bu kadar önemli?

Türkiye’de hem yatırım yapan firmalar hem de karar verici kurum ve kuruluşlar yerli malı kullanmak konusunda daha hassas olmalıdırlar. Çünkü bu ülkemizin geleceği için çok önemli ve milli bir meseledir. Bu bizim hepimizin çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğidir. Artık dünyanın da ‘B planı’yız ve bundan sonra dünyaya en hızlı şekilde, kaliteli ve uygun mal verecek tek ülke biziz. Avrupa Birliği’nde kendine yetemeyecek ülkeler olduğunu gördük bu pandemi döneminde. Türkiye olarak bütün hatları tamamlayabilecek, toparlayabilecek bir ülke olduğumuzu da verdiğimiz destekler ve kendi kendimize yetebilmemiz ile dünyaya göstermiş olduk. Dolayısıyla bizden kimsenin vazgeçmesi mümkün değil. Önümüzün açık olacağına inanıyorum.

GALATA TAŞIMACILIK

Yukarı