Tüketici alışkanlıkları her geçen gün değişirken, AVM’lerin yemeiçme alanları da bu dönüşüme ayak uyduruyor. Artık ziyaretçiler için bir AVM’yi cazip kılan unsurlar yalnızca mağazalar değil, aynı zamanda sunduğu gastronomi deneyimi de büyük önem taşıyor. Bu değişimin temel dinamiklerini ve sektörün geleceğini değerlendirmek adına Hizmetix olarak, Mart sayımızda AVM’lerin gastronomi alanındaki dönüşümünü ve franchise markalarıyla hızlı servis restoranların yükselişini sektörün öncü dernekleriyle masaya yatırıyoruz.
Küresel gastronomi trendleri AVM’lerin yemeiçme alanlarını kökten değiştiriyor. Artık geleneksel restoran formatlarının yanı sıra, sağlıklı beslenme odaklı mekanlar, konsept kahve dükkanları, dünya mutfaklarından esinlenen yenilikçi restoranlar ve deneyim odaklı gastronomi noktaları öne çıkıyor. Bunun yanında, ziyaretçilerin zamanlarını daha verimli kullanabilmeleri adına hızlı servis restoranlarına olan talep de giderek artıyor.
Dijitalleşmenin de gastronomi alanındaki etkisi yadsınamaz bir gerçek. Artırılmış gerçeklik (AR) ile hazırlanan menüler, QR kod ile sipariş sistemleri, kişiselleştirilmiş sadakat programları gibi inovatif uygulamalar AVM içindeki yeme-içme alanlarını daha cazip hale getiriyor.
Gastronomi, tüketici deneyimini şekillendiren en önemli unsurlardan biri
Pandemiyle birlikte tekrardan yükselişe geçen AVM sektöründe özellikle yeme-içme alanlarında yenileşme ve farklılaşma yatırımlarına hız verildiği günümüzde bu yükselen trendi ve AVM’lerdeki gastronomi alanlarının çeşitlenmesi konusundaki görüşlerini Hizmetix okurları için anlatan Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı, “Pandemi sonrası AVM’lerin yeniden canlanma sürecinde yeme-içme alanlarının büyük bir ivme kazandığını görüyoruz. Alışveriş merkezleri artık yalnızca perakende satış noktaları değil, deneyim merkezleri olarak konumlanıyor. Bu dönüşümde gastronomi, tüketici deneyimini şekillendiren en önemli unsurlardan biri haline geldi.” dedi.
AYD Akademetre Research iş birliğiyle hazırlanan AVM Ciro Endeksi 2024 yılı verilerine bakıldığında yiyecek-içecek kategorisinin önceki yıla oranla nominal olarak yüzde 68 oranında artış gösterdiğini söyleyen Şapkacı, diğer kategorilere kıyasla en yüksek artışın bu alanda görüldüğünü ifade ediyor.

Özellikle konsept restoranlar, dünya mutfakları, butik kahve dükkanları ve sokak lezzetlerine yer veren yeni nesil gastronomi alanlarının AVM’lerde giderek daha fazla yer bulduğunu aktaran Şapkacı, “Ayrıca, şef restoranları ve premium gastronomi konseptleri de AVM’lerin çekim gücünü artıran faktörlerden biri. Tüketiciler yalnızca alışveriş için değil, kaliteli ve farklı yeme-içme deneyimleri yaşamak için de AVM’leri tercih ediyor.
Dolayısıyla AVM’lerde gastronomi alanlarının çeşitlenmesi bir trend olmanın ötesinde, sektörde sürdürülebilir bir dönüşümün parçası haline geldi.” şeklinde konuştu.
Dünyadaki AVM konseptleriyle karşılaştırıldığında yeme-içme alanlarının AVM içerisindeki konumuna ve Türkiye’deki durumuna da değinen Şapkacı, “Dünyada yeme-içme alanlarının konumlandırılması AVM’nin konseptine, lokasyonuna ve hedef kitlesine göre değişiklik gösteriyor. Avrupa ve Amerika’da gastronomi alanları genellikle AVM’nin merkezi bir noktasına yerleştirilerek diğer mağazalarla entegrasyonu sağlanıyor. Ayrıca açık hava terasları, bahçe alanları ve doğal ışık alan geniş sosyal mekanlar yeme-içme deneyimini daha cazip hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.
Asya ülkelerinde ise AVM’lerin üst katlarında büyük ölçekli restoranlar ve yemek alanları yer alırken, zemin katlarda hızlı servis restoranları ve kafelerin konumlandırıldığını söyleyen Şapkacı, gastronominin AVM içindeki en büyük çekim noktalarından biri olarak görüldüğünü vurguladı.
Türkiye’de ise geleneksel olarak yeme-içme alanlarının AVM’lerin en üst katında konumlandırıldığını belirten ancak son yıllarda bu anlayışın değişmeye başladığının altını çizen Şapkacı, “Artık AVM’lerde zemin katlarda da butik kafe ve restoranlara yer verilerek farklı segmentlerdeki müşterilere hitap eden daha geniş bir gastronomi çeşitliliği sunuluyor. Ayrıca, açık hava alanlarına sahip food court konseptleri giderek daha fazla önem kazanıyor.” dedi.
AVM’ler müşteri deneyimini çeşitlendirmeli
AVM’lerin alışveriş odağından çıkıp sosyalleşme merkezine dönüşmesine ilişkin de açıklamada bulunan Şapkacı, “AVM’lerin alışveriş odaklı kimlikten çıkıp sosyalleşme merkezlerine dönüşmesi artık bir trend değil, bir zorunluluk.” diyerek, bu noktada, mevcut AVM’lerin stratejilerini gözden geçirmesi ve müşteri deneyimini çeşitlendirmesi gerektiğini belirtti. Bu konuda yapılabilecek pek çok adım olduğunu sözlerine ekleyen Şapkacı, bunlardan bazılarını şu şekilde sıraladı:
-Karma Kullanımlı Alanlara Yönelmek: AVM’ler artık sadece alışveriş değil, kültürel etkinlikler, sanat galerileri, spor merkezleri ve gastronomi alanları ile zenginleştirilmiş deneyim merkezlerine dönüşüyor.
-Açık Hava ve Doğal Işık Kullanımı: Pandemi sonrası tüketiciler daha fazla açık alanlı, ferah ve doğal ışık alan mekanları tercih ediyor. AVM’lerin açık hava yeme-içme alanlarına daha fazla yatırım yapması önem kazanıyor
-Yeme-İçme Alanlarının Çeşitlendirilmesi: AVM’lerde fine dining restoranlardan sağlıklı fast food seçeneklerine kadar geniş bir gastronomi yelpazesi sunulması gerekiyor.
Yeni AVM yatırımlarının yemeiçme ve deneyim odaklı olarak şekillenmesi gerektiğine vurgu yapan Şapkacı, tüketicilerin artık yalnızca alışveriş için değil; sosyal deneyim yaşamak, kaliteli vakit geçirmek ve farklı gastronomi konseptlerini deneyimlemek için AVM’leri tercih ettiğini ifade etti.
Yeme-içme alanlarındaki çeşitlilik, markalar için yeni fırsatlar yaratıyor
Son dönemde AVM’lerdeki yaşam merkezi odaklı dönüşüm süreci konusunda değerlendirmede bulunan Ulusal Franchising Derneği (UFRAD) Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, “Son dönemde AVM’lerde yaşam merkezi odaklı bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Bu dönüşüm, yemeiçme alanlarında farklılaşma ve konsept yenilenmelerini beraberinde getiriyor. AVM’ler artık yalnızca alışveriş değil, aynı zamanda sosyal etkileşim ve eğlence alanları olarak da önem kazanıyor.” dedi.
UFRAD olarak, bu dönüşümün sektöre önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını kaydeden Aydın, “Yeme-içme alanlarındaki çeşitlilik, hem yerli hem de uluslararası markalar için yeni fırsatlar yaratıyor. Yatırımların artması müşteri deneyimini zenginleştirirken, rekabetin de artmasını sağlayarak sektörün dinamikliğini artıracaktır. Bu noktada, markaların inovasyona ve sürdürülebilirliğe odaklanmaları, uzun vadede başarıyı getirecektir. Gelişen bu pazarın, yenilikçi yaklaşımlar ve müşteri odaklı hizmetlerle daha da zenginleşeceğine inanıyoruz.” şeklinde konuştu.
Franchising ve hızlı servis restoranların yükselişi
Günümüzün hızlı tempolu yaşamı, tüketicilerin yemek seçimlerini de şekillendiriyor. Pratik, hızlı ve uygun fiyatlı seçenekler popülerliğini artırırken, bu alanda en büyük dönüşümü hızlı servis restoranları ve franchise markaları yaşıyor. Franchising modeli, yatırımcılara güçlü bir iş fırsatı sunarken, markaların genişleme stratejilerinde de kritik bir yer tutuyor. Ancak, bu büyüme yolculuğunda rekabetin keskinleşmesi, markaları inovasyon ve tüketici beklentilerine uygun dönüşüm süreçlerine yönlendiriyor. Menülerin sürekli yenilenmesi, sağlıklı ve sürdürülebilir ürünlerin sunulması, dijitalleşmenin getirdiği teknolojik çözümlerle müşteri deneyiminin iyileştirilmesi, bu sürecin vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor.
Son dönemde özellikle hızlı servis restoran sektöründe yaşanan yerli marka atağını da konuştuğumuz AYD Başkanı Şapkacı, AVM sektörünün yeme-içme alanlarında marka tercihlerini yaparken dikkat ettiği noktalar konusunda şu şekilde konuştu:
“AVM’lerde yeme-içme alanlarına marka seçimi yapılırken farklı kriterler göz önünde bulunduruluyor; misafirlerimiz sağlıklı beslenme, lokal lezzetler ve premium kahvekafe konseptlerine artık daha fazla ilgi gösteriyor. AVM’ler de bu beklentilere yanıt veren markaları tercih ediyor.
Son dönemde yerli restoran zincirleri ve butik konseptler AVM’lerde daha fazla yer almaya başladı. Özellikle kaliteli içerik sunan fast casual ve street food markaları AVM’lerde hızla büyüyor. Bundan sonraki süreçte, AVM’lerin marka çeşitliliğini artırarak tüketicilere daha fazla seçenek sunması ve deneyim odaklı konseptleri desteklemesi önemli olacak.”
Son yıllarda Türkiye’nin gastronomi turizminde önemli bir çekim merkezi haline gelmesiyle birlikte, AVM’lerdeki gastronomi alanlarının da yabancı turistler için cazip hale gelmesini sağladığını sözlerine ekleyen Şapkacı, “Ülkemizin yerel lezzetleri, dünya genelinde büyük ilgi görüyor. AVM’lerde bu lezzetlerin modern yorumlarla sunulması, turistlerin ilgisini çeken önemli bir unsur haline geldi. Özellikle İstanbul, Antalya gibi turistik şehirlerdeki AVM’ler, geleneksel tatları modern konseptlerle birleştiren gastronomi noktalarıyla öne çıkıyor. AVM’lerin gastronomi alanlarına yaptığı yatırımlar hem yerel hem de uluslararası ziyaretçiyi çekmek açısından stratejik bir avantaj sağlıyor.” diye konuştu.
AVM sektöründe faaliyet gösteren markalara bakıldığında yerli markaların önemli bir büyüme kaydettiği görülüyor. Bu büyümede franchise sisteminin de önemli bir rolü var. Türkiye’de franchise ile büyümenin ne kadar sağlıklı ilerlediği konusundaki görüşlerini Hizmetix okurlarıyla paylaşan UFRAD Genel Başkanı Aydın, Türkiye’de yerli markaların AVM sektöründe kaydettiği önemli büyümenin, franchise sisteminin etkisiyle gerçekleştiğini vurguladı. Franchise modelinin, yerli markalara hızlı bir şekilde genişleme fırsatı sunduğunun altını çizen Aydın, “Ancak, franchise ile büyümenin sağlıklı ilerlemesi için markaların sağlam bir iş modeli ve yeterli destek altyapısına sahip olması gerekiyor. Yerli yeme-içme markalarının önündeki fırsatlar hem iç pazarda hem de uluslararası arenada kendilerini gösterebilme potansiyelidir. Yurt dışına açılma süreçlerinde markaların, hedef pazar analizi yapmaları, yerel kültürlere uygun stratejiler geliştirmeleri ve güçlü bir marka kimliği oluşturmaları önemlidir. Ayrıca, uluslararası iş ortakları ile iş birlikleri kurmak, markaların başarı şansını artıracaktır.” diyerek, UFRAD olarak Türk markaların yurt dışına açılma yolculuklarında markalara destek sağlamaya ve büyüme süreçlerinde rehberlik etmeye devam edeceklerini ifade etti.
GASTRONOMİ, ANADOLU’DAKİ AVM’LERİN YENİ ÇEKİM ALANI OLUYOR
Anadolu’daki AVM’lerde gastronominin son yıllarda hızlı bir dönüşüm geçirdiğini ifade eden Fiba CP Kiralama ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Rahmi Aydın, geleneksel olarak fast food ve zincir restoranların ağırlıklı olduğu AVM’lerin, artık ziyaretçilerine daha çeşitli ve kaliteli gastronomi deneyimleri sunmaya yöneldiğini aktardı. “Tüketici alışkanlıklarının değişmesi, sağlıklı beslenme trendlerinin yükselmesi ve yerel lezzetlere olan ilginin artması bu dönüşümün temel dinamikleri arasında yer alıyor.” diyen Aydın, özellikle pandeminin ardından insanların, sadece alışveriş yapmak için değil, sosyalleşmek ve farklı tatları deneyimlemek için de AVM’leri ziyaret etmeye başladığını kaydetti. Bu durumun, AVM’lerin gastronomi alanındaki yatırımlarını artırmasına ve yiyecek-içecek konseptlerini genişletmesine neden olduğunu söyleyen Aydın, “Gastronominin alışveriş deneyiminin önemli bir parçası haline gelmesiyle birlikte, AVM’ler yiyecekiçecek alanlarını yalnızca yemek yemek için kullanılan mekanlar olmaktan çıkarıp birer sosyal yaşam alanına dönüştürüyor. Geniş oturma alanları, estetik tasarımlar ve farklı konseptlerde restoranlarla ziyaretçilere konforlu bir ortam sunuluyor.” dedi. Son yıllarda Anadolu’daki birçok AVM’nin, gurme restoranlar, dünya mutfağından seçenekler ve sağlıklı beslenme odaklı mekanlarla gastronomi deneyimini çeşitlendirdiğinin altını çizen Aydın, özellikle üçüncü nesil kahvecilerin, organik gıda sunan mekanların ve vegan-vejetaryen restoranların, AVM’lerde kendine daha fazla yer bulduğunu ifade etti.
GELENEKTEN MODERNLİĞE GASTRONOMİK YOLCULUK
Anadolu’nun gastronomik zenginliklerini yeme-içme alanlarına yansıtırken nasıl bir yol izlediklerini konuştuğumuz Enntepe AVM Müdürü Salkım Afşin Dalkılıç, Konya’nın gastronomik çeşitliliğini ve Anadolu’nun zengin mutfak kültürünü yeme-içme alanlarında ziyaretçilere sunmaya özen gösterdiklerini ifade etti. Konya’nın tek açık hava yaşam sokağına sahip AVM’si olarak, yerel ve ulusal birçok önemli markayı bir araya getirdiklerini vurgulayan Dalkılıç, food court alanlarında Timboo, The Hunger, Big Chef gibi ulusal zincir markalarının yanı sıra, Bay Döner, Bursa Kebap Evi ve Kayseri Mutfağı gibi yerel tatları da misafirleriyle buluşturduklarını aktardı. Bu şekilde, Anadolu’nun farklı bölgelerinin mutfak kültürlerini hem yerel hem de ulusal çapta ziyaretçilere sunarak, şehrin gastronomi alanındaki zenginliğini ön plana çıkardıklarını söyleyen Dalkılıç, yerel lezzetlerle uluslararası mutfağı dengeleme stratejilerine de şu sözlerle değindi:
“Enntepe AVM olarak, şehrin en yeni ve modern AVM’si olmanın yanı sıra, gastronomi alanında da farklı kültürlerden gelen lezzetleri misafirlerimize sunmayı hedefliyoruz. Yerel lezzetlerle uluslararası mutfağı dengeleme stratejimiz, her kesime hitap edecek geniş bir yelpazede seçenekler sunmak üzerine kurulu. Hem Anadolu’nun zengin mutfak kültürünü hem de dünya çapında bilinen uluslararası markaları bir araya getirerek, ziyaretçilerimize farklı tatları keşfetme imkanı tanıyoruz. Bu şekilde, hem yerel hem de uluslararası lezzetleri bir denge içinde sunarak, her ziyaretçimizin damak tadına hitap ediyoruz.” Anadolu’nun gastronomik kimliğini Enntepe AVM’ye entegre ederken attıkları adımlardan bahseden Dalkılıç, bölgenin zengin mutfak kültüründen ilham aldıklarını kaydederek, “Enntepe AVM olarak, hem yerel hem de ulusal markalarla iş birliği yaparak Anadolu’nun farklı şehirlerinin geleneksel lezzetlerini modern bir ortamda misafirlerimize sunuyoruz. Food court alanımızda, Konya’nın ve Anadolu’nun öne çıkan tatlarını ziyaretçilerimize tanıtıyoruz. Ayrıca Anadolu’nun mutfak kültürünü sadece lezzetlerle değil, aynı zamanda mekanlarımızda kullanılan tasarım unsurlarıyla da yansıtarak, geleneksel ve moderni harmanlıyoruz.” dedi.
AVM’LERDE YEME-İÇME ALANLARINA STRATEJİK DOKUNUŞ
AVM’lerin sadece alışveriş merkezleri olmaktan çıkıp sosyal buluşma noktaları haline geldiğine dikkat çeken Esas Gayrimenkul Mülk Yönetimi Kıdemli Direktörü Nezaket Akçakaya, bu dönüşümde yeme-içme alanlarının önemli bir rol oynadığını belirtti. Akçakaya, projelerini planlarken lokasyonun demografik yapısı, müşteri profili ve turizm potansiyeli gibi unsurların dikkatle analiz edildiğini vurguluyor.
“Yeme-içme alanlarını projelerimize entegre ederken, lokasyonun demografik yapısını inceleyerek hedef profillerin alışkanlıklarını analiz ediyoruz. Genç nüfusun ağırlıklı olduğu bölgelerde fast-food ve kahve zincirleri, gelir düzeyinin yüksek olduğu alanlarda ise fine dining restoranlar ve gastronomi odaklı mekânları konumlandırıyoruz.” diyen Akçakaya, turizm potansiyelinin de bu alanların kurgusunda önemli bir faktör olduğunu ekledi.
Turist trafiğinin yoğun olduğu destinasyonlarda, yerel lezzetleri ön plana çıkaran restoranlar ve uluslararası bilinirliği olan markaları konumlandırarak, ziyaretçilerin taleplerine hitap eden bir gastronomi ekosistemi oluşturduklarını aktaran Akçakaya, yeme-içme markalarını belirlerken yerel mutfağı koruyarak uluslararası markalarla dengeli bir yapı oluşturduklarını ifade etti. Turizmin mevsimsel etkilerini de gözeterek pop-up yeme-içme noktaları gibi dinamik konseptlerin hayata geçirildiğini belirten Akçakaya, “Bu çeşitlilik ziyaretçi trafiğine enerji katıyor ve AVM’lerin tercih edilme oranını artırıyor.” dedi.
Yeme-içme kategorileri AVM cirosundaki payını artırıyor
AVM’lerin pandemi sonrasında yeme-içme kategorilerinde büyüyen bir trend içerisinde olduğuna dikkat çeken Akçakaya, bu alanların AVM cirosundaki payının artığını ifade etti. Shopla Müşteri Sadakat Uygulaması ile müşteri geri bildirimlerini analiz ederek yemeiçme alanlarının ticari performansını bütüncül bir perspektifle ölçtüklerini belirten Akçakaya, “Veri güdümlü yaklaşımımızla stratejik karar alma süreçlerini destekleyerek AVM’lerimizin operasyonel verimliliğini artırıyor, sürekli gelişim sağlıyoruz.” dedi.
Akçakaya, AVM’lerdeki gastronomi etkinlikleri ve pop-up konseptleriyle bu alanların canlı tutulduğunu, dijital sipariş sistemleri ve fiziksel alanlarda kolaylıklar sağlayarak markaların erişim bağlantılarının desteklendiğini de sözlerine ekledi.