Hizmetix Blog Ekonomi Değişim için harekete geçilmeli ancak tüketici isteksiz
Ekonomi

Değişim için harekete geçilmeli ancak tüketici isteksiz

Dünyada döngüsel ekonomiye geçişle birlikte sürdürülebilir yönetimlerin temel bileşenlerini oluşturan 3 temel ögeye dikkat çekmek gerekir. Bu bileşenler; çevre koruma, ekonomik büyüme ve sosyal gelişimdir. Sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için bu kavramlar dengeli bir biçimde yönetilmelidir. Ürünlerin en az atık oluşacak şekilde üretilmesi, tekrar kullanılması, geri dönüşümü ile kaynak israfının önlenmesi tüm dünya gündeminde ilk sıralarda yer alıyor. Döngüsel ekonomi sadece çevresel sürdürülebilirlik açısından değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da büyük bir öneme sahip. EY Türkiye’nin Enerji Dönüşümü Tüketici İçgörüleri Raporu’na göre ise dünya çapında karbon emisyonunun azaltılması veya karbondan arınma hedeflerine ulaşabilmesi için 10 yıl içinde değişimin gerçekleşmesi ve bir an önce harekete geçilmesi gerekiyor. Ancak dünyanın temiz enerjiye ulaşabilmesi için tüketicilerin bu konuda adım atması gelecek için belirleyici bir faktörken tüketici bu konuda isteksiz.

Geleneksel lineer ekonomi modelinde, kaynaklar tüketilirken yüklü olarak atık üretimi yaşanır, bu da doğal kaynakların hızla tükenmesine ve çevre kirliliğinin artmasına neden olur. Ancak döngüsel ekonomi modelinde, atıkların geri dönüştürülmesi ve kaynakların tekrar döngüye sokulması sayesinde hem doğal kaynakların korunması hem de ekonomik değerin artırılması mümkün olmaktadır. Bu açıdan şirketlere önemli maliyet ve rekabet avantajı sağlayan bu sistem, hem mikro anlamda şirketlerin yenilikçi çözümler için sürekli olarak iyileşme ve dönüşüm içinde olmalarını sağlar hem de makro düzeyde ekonomik kalkınmaya destek olur. Bu nedenle, döngüsel ekonominin iş dünyası, çevre ve toplum üzerindeki olumlu etkilerini anlamak ve bu ilkeleri benimsemek, geleceğimiz için kritik öneme sahiptir.

İklim Değişikliği Algısı raporu yayınlandı

İklim Haber ve KONDA Araştırma Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı araştırmasına göre Türkiye’de her iki kişiden biri iklim kriziyle mücadelede asıl sorumluluğun Hükümet/Cumhurbaşkanı’nda olduğunu düşünüyor (%55). Yerel yönetimler ise %22 ile ikinci sırada geliyor. Belediyelerden iklim krizi ile mücadelede en büyük beklentiler ise yenilenebilir enerji ve altyapı alanlarına yatırım yapmaları. Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların devam etmesi ile iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da her geçen yıl şiddetleniyor ve sayısı artıyor. Toplumun %92’si de bu önermeye katılarak, son yıllarda Türkiye’de sel, fırtına, aşırı sıcaklık, kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını düşünürken, toplumun sadece %2’si aşırı hava olaylarının azaldığını düşünüyor. Bu durumun ilk ölçüldüğü Mart 2018’deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı ise %76’ydı.

Anketin sonuçlarını yorumlayan araştırmacı Dr. Baran Alp Uncu, “Pandemi, deprem gibi afetlerin yanı sıra iklim değişikliğine karşı kentleri adil biçimde dayanıklı kılacak eylemler kadar iklim değişikliğini durdurmaya katkı sağlayacak biçimde enerji ve kaynak kullanımını da dönüştürmek gerekiyor. Türkiye’nin merkezi siyasal yapısı nedeniyle kent ölçekli politikalarda merkezi hükümetin yetki ve sorumlulukları oldukça geniş. Bununla birlikte, belediyelerin de ulaşım, enerji kullanımı, planlama, yeşil altyapı gibi birçok alanda iklim dostu politikalar geliştirip dönüştürücü adımlar atması gerekiyor.” diye değerlendirmede bulundu.

Döngüsel ekonominin yükselişi

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Sanayi ve Sürdürülebilirlik Komisyonu’nun organizasyonu ile düzenlenen Döngüsel Ekonomi ve İyi Uygulamalar seminerinde döngüsel ekonominin, geleneksel lineer ekonomi modeline alternatif bir yaklaşım sunduğunu, kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasını ve atıkların minimize edilmesini hedeflediğini vurgulayan EGİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Kaan Özhelvacı, geleneksel lineer ekonomi modelinde, kaynakların tüketilirken yüklü olarak atık üretimi yaşandığını, bu durumun da doğal kaynakların hızla tükenmesine ve çevre kirliliğinin artmasına neden olduğunu ifade etti. Ancak döngüsel ekonomi modelinde, atıkların geri dönüştürülmesi ve kaynakların tekrar döngüye sokulması sayesinde hem doğal kaynakların korunması hem de ekonomik değerin artırılmasının mümkün olduğunu vurgulayan Özhelvacı, “Bu açıdan şirketlere önemli maliyet ve rekabet avantajı sağlayan bu sistem, hem mikro anlamda şirketlerin yenilikçi çözümler için sürekli olarak iyileşme ve dönüşüm içinde olmalarını sağlar hem de makro düzeyde ekonomik kalkınmaya destek olur. Bu nedenle, döngüsel ekonominin iş dünyası, çevre ve toplum üzerindeki olumlu etkilerini anlamak ve bu ilkeleri benimsemek, geleceğimiz için kritik öneme sahiptir.” dedi.

Tüketicilerin bakış açısını değiştirecek eylemler gerekiyor

EY (Ernst & Young) Türkiye’nin Enerji Dönüşümü Tüketici İçgörüleri Raporu’na göre, dünya çapında karbon emisyonunun azaltılması veya karbondan arınma hedeflerine ulaşabilmesi için 10 yıl içinde değişimin gerçekleşmesi ve bir an önce harekete geçilmesi gerekiyor. Dünyanın temiz enerjiye ulaşabilmesi için tüketicilerin bu konuda adım atması gelecek için belirleyici bir faktör, ancak tüketici bu konuda isteksiz. EY raporu; tüketicilerin sürdürülebilir enerjiye olan ilgileriyle bu ilgiyi harekete geçirme konusundaki isteksizliklerine neden olan başlıkları ortaya koyuyor. Buna göre, tüketicinin enerji deneyiminde beklediği uygun fiyat, erişilebilirlik ve caziplik gibi üç temel başlığı enerji şirketlerinin ele alması gerekiyor.

Tüketiciler enerji tüketimi ve deneyiminde üç temel başlığa odaklanıyor

Araştırma sonuçları, enerji dönüşümünün tüketicilerin %70’inin davranışlarını değiştirmesiyle mümkün olacağını gösteriyor. Tüketicilerin doğrudan evde enerji dönüşümünü sağlayıp, bunu çevresinde de değiştirmesi önemli. Çoğu tüketici bu konuda ellerinden geleni yaptığını düşünüyor, ancak eylemler sürdürülebilir enerji için henüz yeterli değil.

Ankete katılanların %65’i sürdürülebilir enerji yöntemlerinin farkında, ancak %70’i bunun için daha fazla zaman veya para harcamak istemediğini söylüyor. Bu da tüketicilerin şu ana kadar gösterdiği çabanın karşılığını almakta zorlandığını gösteriyor. Tüketiciler mevcut enerji tüketimi ve deneyiminin; uygun fiyat, erişilebilirlik ve caziplik olmak üzere üç temel başlığı karşılamadığını belirtiyor.

Temel başlıklar geleceğe ışık tutuyor

Araştırma; ekonomik enerji fiyatlarının tüketicinin finansal refahını ve yaşam tarzını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Buna göre; tüketicilerin %67’si faturalarda %10’luk artışı kaldıramayacağını, %30’u enerji kaynaklarının uygun fiyatlı kalacağından emin olmak istediğini belirtiyor. Tüketicilerin üçte ikisi ise önümüzdeki üç yıl içinde çatı üstü güneş enerjisi veya elektrikli araçlar gibi yeni nesil enerji ürünlerine yatırım yapmayı henüz planlamadığını söylüyor.

Enerjiye erişilebilirliğin ötesinde sürdürülebilir enerji konusundaki eğitimi, farkındalığı, tercihleri, verileri ve içgörüleri kapsadığını gösteren araştırmada; tüketicilerin %26’sı yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik gibi konularda iyimserken, %33’ü yeni enerji çözümlerine 2-3 kat daha az yatırım yapabileceklerini, %18’i ise satın alım ve kurulumun kolaylığına bağlı olarak enerji ürünlerini değiştirebileceğini söylüyor.

Rapora göre; tüketicilerin %77’si enerji şirketlerinin üst düzey ürün ve hizmetlerin yanı sıra düşük maliyetli enerji seçenekleri sunmasını beklerken, %67’si kişiselleştirilmiş enerji çözümleri talep ediyor. %70’i ise aboneliğe dayalı enerji faturası seçeneklerini tercih ettiğini söylüyor.

Sonuç olarak; enerji şirketleri bu konuda daha çok dikkat çeken ve teşvik edici yeni çözümler geliştirmesiyle sürdürülebilir, daha verimli ve daha uygun maliyetli bir enerji sistemini daha hızlı oluşturma şansı doğacak. Bu konuda önemli adımlar atarak pazarda güvenilir bir yer edinecek olan enerji şirketleri, yeni enerji çözümlerinin potansiyeli konusunda oldukça heyecanlı olan ve çözüm bekleyen tüketicilerin değişimini hızlandırabilir ve ekonomik refah için yeni fırsatlar sunabilir.

Geri dönüşüm, dünyanın sürdürülebilir geleceğine ışık tutuyor

Çevre sürdürülebilirliğinde gönüllü sanayi inisiyatifi ve geniş kitlelere dokunan sivil toplum kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ve özellikle son yıllarda iklim krizi ile savaşım ve döngüsel ekonomiye geçiş konularına odaklanan Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme (ÇEVKO) Vakfı’nın Genel Sekreteri Mete İmer, atıkların kaynağında toplanıp geri dönüştürülmesi konusundaki sorumluluğun üreticilerden belediyelere, lisanslı geri kazanım şirketlerinden satış noktalarına ve tüketicilere kadar tüm paydaşlar tarafından sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı. “Sürdürülebilir bir dünya için tüm bireylere büyük sorumluluk düşüyor.” diyen İmer, “Geri dönüşüm için evlerimizde atıklarımızı ayrı olarak biriktirmek ve geri dönüşümlerini sağlamak sorumluluklarımız arasında yer alıyor. Bu konularda duyarlılık gösteren her birey, bu olumlu davranışların en yakınlarından başlayarak çevresinde yaygınlaşması ve bu konuda bilincin ve farkındalığın artması için gönüllü katkı sağlayabilir.” şeklinde konuştu.

Geri dönüşüm ülkelerin gündeminde üst sırada

Geri dönüşüme ilişkin farkındalığın artırılmasına yönelik iletişim, eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının sürdürülebilir atık yönetiminin bileşenlerinden biri olduğuna değinen İmer, “Geri dönüşüm süreci, tüketicilerin atıklarını kaynağında ayrı biriktirmesi ile başlıyor. Atıkların belediyelerce toplanması, lisanslı geri dönüşüm tesislerinde geri dönüştürülmesi ve alanında disiplinli çalışma geçmişine ve nitelikli insan kaynağına sahip geri kazanım örgütlerince koordine edilmesi ile süreç tamamlanıyor.” dedi.

Henkel, sürdürülebilirlik hedeflerine güçlü bir şekilde ilerliyor

Henkel, geçtiğimiz yıl iklim alanında önemli gelişmeler kaydederek üretimdeki toplam karbondioksit salınımlarını metrik ton ürün başına (2010 baz yılına kıyasla) %61 oranında azaltırken, yenilenebilir kaynaklardan satın aldığı elektriğin payını da %89 seviyesine çıkardı. 2023 yılında toplamda 14 tesiste daha karbonnötr üretime geçildi. Henkel, ham madde ve ambalaj kaynaklı karbondioksit salınımlarını (2017 baz yılına kıyasla bir ton ürün başına) %17 oranında azaltarak, tüm salınım kategorilerinde net sıfır hedefine biraz daha yaklaştı. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık alanında Henkel, 2025 yılına kadar tüm yönetim kademelerinde cinsiyet eşitliğini sağlama amacını güdüyor. Geçen yıl, yönetici pozisyonundaki kadınların oranı %39,5’e yükseldi. Henkel, daha fazla eşitlik ve aile dostu olmaya yönelik bir şirket olma yolunda, cinsiyetten bağımsız ebeveyn izni programını başlattı. Yeni politika, dünya genelindeki tüm çalışanlar için sekiz haftalık %100 ücretli ebeveyn iznini garanti ediyor.

Akiş GYO, sürdürülebilir değer yaratmayı amaçlıyor

Elektrik tüketimini azaltma ve çevreye duyarlı teknolojilerin kullanımını teşvik etme gibi hedefler doğrultusunda sektöründe yine bir ilke imza atan Akiş GYO, HSBC Bank A.Ş. aracılığıyla Sürdürülebilirlikle İlintili İlk Finansal İşleminde hedeflerinin ötesine geçti. Elektrik tüketimini azaltmayı ve çevreye duyarlı mobilite teknolojilerinin kullanımını teşvik etmeyi hedefleyen Akiş GYO, ortak alan elektrik tüketimi azaltmanın ve elektrikli araç şarj istasyonu sayısını artırmanın yanı sıra Refinitiv ESG notunu da yükseltmeyi başardı. Akiş GYO, Refinitiv veri tabanındaki 474 küresel ticari ve konut GYO’su arasında 8. sırada yer alarak bu alandaki başarısını gözler önüne serdi. Bu konudaki görüşlerine yer verilen Akiş GYO Genel Müdürü Levent Çanakçılı, “Son beş senede, sürdürülebilirlik konusunda önemli bir yol aldık. Sürdürülebilirliği, şirket süreçlerimizin ve stratejilerimizin tamamına entegre ederek hem kurumumuz açısından hem de toplumsal açıdan değer yaratabilmeyi önemsiyoruz.” dedi.

Mercedes-Benz’in geleceğini sürdürülebilirlik yönlendiriyor

Geleceğin yönlendirdiği ve tüm değer zincirine net bir şekilde odaklanan Mercedes-Benz, sürdürülebilirlik konularını günlük işlerine de dahil ediyor. 2020’lerin ikinci yarısında yeni araç filosunda elektrikli araçların %50’ye varan payını hedefleyerek elektrikli binek araç portföyünün küresel olarak genişlemeye devam etmesi bunun bir yönü. Ayrıca, 2039 yılına kadar dünya çapında Mercedes-Benz’e ait tüm üretim tesislerinin %100 yenilenebilir enerjiyle çalıştırılması hedefleniyor. Bu bağlamda stratejik odaklanmayı taktiksel esneklikle birleştiren şirket, ekolojik ve ekonomik düzeyde sürdürülebilir bir geleceğe doğru yoluna devam ediyor. Mercedes-Benz CEO’su Ola Källenius Mercedes-Benz’in her zaman yarına olan inancıyla hareket ettiğini ve bu öncü ruhun iklimin korunmasında Mercedes-Benz’in üzerine düşen rolü oynayabilmesi ve işini her açıdan daha da sürdürülebilir hale getirebilmesi için kilit öneme sahip olduğunu belirtti.

Pluxee 2035 yılında Net Sıfır olmayı hedefliyor

Pluxee’nin karbon ayak izini azaltma hedefleri, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylandı. Sektörde bir ilk olan bu onayla birlikte Pluxee, 2025 yılına kadar %100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçmeyi, karbon emisyonlarını 2030’a kadar %65 oranında, 2035’e kadar da %90 oranında azaltmayı taahhüt etti. Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, “Karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik çalışmalarımızı Dijital Tohum adını verdiğimiz projemiz altında birleştirdik. Bu projeyle dijital yetkinliklerimizi ve sosyal fayda konusunda tecrübelerimizi birleştirerek toplumsal yatırım programlarımızı hayata geçirmeye odaklandık. Bu kapsamda üye iş yerlerimiz %99 oranında e-faturaya geçti ve bu sayede fatura için kullanılan aylık 100 bin kağıttan tasarruf edildi. Online Sözleşme Platformu’muz sayesinde de zaman ve operasyonel maliyetlerde de verimlilik sağladık. Böylece müşterilerin %94’ü siparişlerini dijital olarak verirken, plastik yemek kartı kullanımı azaltılarak sürdürülebilirliğe katkı verdi.” dedi.

Türk Telekom 2050’de Net Sıfır’ı hedefliyor

Sürdürülebilir bir gelecek için teknoloji alanındaki birikimini hayatın tüm alanlarına yansıtan Türk Telekom, çevresel ve sosyal alanlarda öncü adımlar atıyor. Sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejilerinin merkezine yerleştiren, iklim riski yönetimine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarını yürüten ve Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (UNGC) 10 temel evrensel ilkesine uygun davranacağına dair taahhüt veren Türk Telekom, karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar %45 azaltmayı, 2050’de ise Net Sıfır’ı hedeflediğini açıkladı. Türk Telekom Finans Genel Müdür Yardımcısı Kaan Aktan, “Türk Telekom olarak çevresel sürdürülebilirlik konusunda öncü adımlar atıyor, gelecek nesillere yaşanabilir, daha yeşil bir dünya bırakma hedefiyle iklim riski yönetimine katkı sağlayan proje ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürdürülebilirlik Komitemizin aldığı karar ve Yönetim Kurulumuzun destekleriyle; 2030 itibarıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızda 2020 baz yılına nispeten %45’lik bir azaltım yapmayı, Türkiye ve GSMA hedefleri ile uyumlu olacak şekilde, 2050 yılında ise Net Sıfır’ı hedefliyoruz.” dedi.

Enerjisa Mobil sürdürülebilirlik bilincini artıracak

Enerjisa Enerji, herkes için daha iyi bir gelecek adına hayata geçirdiği uygulamalara bir yenisini ekliyor. Enerjisa Enerji, öncü uygulamalar ile sürekli geliştirdiği ve kullanıcılarına yeni deneyimler sunmayı hedeflediği Enerjisa Mobil’e yeni bir özellik getirdi. Sürdürülebilirlik uzmanlarının görüşlerine başvurularak tasarlanan Sen Koru ile Enerjisa Mobil kullanıcıları, kendilerinin ve yakınlarının karbon ayak izlerini hesaplayarak arşivleyebilecek ve aylar içindeki gelişimlerini takip edecek.

Hilton Yeşil Ramazan ile sürdürülebilirlikte fark yaratıyor

Hilton, Türkiye’deki altı otelinde Yeşil Ramazan girişimini hayata geçirdiğini duyurdu. UNEP Batı Asya Ofisinin Değişim Reçetesi Sürdürülebilir Ramazan projesi kapsamında, Winnow ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) iş birliğinde hayata geçirilen yenilikçi program, Ramazan ayı boyunca gıda israfını önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Yeşil Ramazan girişimi, Hilton’un israf edilen gıda atıklarını yarı yarıya azaltma hedefini de içeren kapsamlı sürdürülebilirlik programı Bilinçli Seyahat (Travel with Purpose) 2030 gündeminde bulunan uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleriyle de örtüşüyor.

Exit mobile version