Ana içeriğe atla

bridgestone

BİROLIVE, ÖNCE KALİTE VE SAĞLIK DEMEK

14.02.2019 - 15:41

BİROLIVE MARMARA BÖLGE MÜDÜRÜ GÜRKAN DEMİRBAŞ: “PİYASADA NATÜREL ZEYTİNCİ DİYE BİLİNİYORUZ. MÜŞTERİLERİMİZLE ÖNCE KALİTE VE SAĞLIĞI, ONDAN SONRA FİYATI KONUŞUYORUZ.”

Birolive Marmara Bölge Müdürü Gürkan Demirbaş ile firmanın hikâyesini ve ürünlerini konuştuk.

Öncelikle Birolive markasının hikâyesini öğrenebilir miyiz?
Birolive markasının hikâyesi, 1977’de Bursa Orhangazi’de kurulan Bülent Birel Zeytincilik ile başlıyor. Bülent Birel, babasıyla birlikte İstanbul pazarına zeytin satıyormuş. Rahmetli Bülent Birel, çok eski zeytincilerdendi ve herkesin tanıyıp güvendiği bir isimdi. Daha sonra İstanbul pazarını kardeşine bırakıp ailesiyle Akhisar’a yerleşmiş. Bir fabrika satın alıp yeşil zeytin işlemeye, Türkiye’nin birçok bölgesine ürün satmaya başlamış. 

Birolive markası ne zaman doğuyor peki?
Bülent Birel Zeytincilik, 1996’da isim değiştirip Meridyen Gıda olarak şahıs şirketinden limitet şirkete geçiyor. Birolive markası da Meridyen Gıda ile başlıyor. Birolive’in Bir’i, Birer’den geliyor. ‘Olive’ de İngilizce’de zeytin demek. Rahmetli patronumuzun ismini yaşatmak adına Bülent Birel markamız da var.

Birolive markasını farklı kılan özellikler neler?
Patronlarımızda adımızı kaybedeceğimize, her şeyimizi kaybedelim mantığı hâkim. Bu, babalarından kalma bir düşünce biçimi. Kesinlikle ticari kaygılarla ürün üretmiyorlar. Bizi piyasada natürel zeytinci diye bilirler. Sitrik asitti, kostikti, acısını almak için kimyasallardı; bizim bunlarla işimiz yok. Tamamen sirke, limon, tuz, su... Hâlâ eski tip zeytin yapıyoruz. Mesela, zeytini ezik göstermek için presler vardır, biz onları kullanmıyoruz. Taş koyuyoruz ve çulha kullanıyoruz hâlâ. Lezzeti de farklı oluyor tabii. Biz zeytinleri 4-5 ayda yapıp da çabuk çabuk çıkartmıyoruz. Bizim zeytinlerin en önemli tarafı, hem natürel olması hem de bir senelik olması. 

Müşteri kitleniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bizim müşteri kitlemiz; market, şarküteri ve ev dışı tüketim kanalları. Çalıştığımız ve görüştüğümüz çok önemli market, şarküteri, restoran ve oteller var. Çalıştığımız hiçbir yerden ürünümüz geri dönmedi. Şöyle de bir özelliğimiz var bizim. Herkes malımızı satalım diye çaba gösterir. Tabii ki biz de malımızı satmak, işimizi büyütmek istiyoruz. Fakat biz malımızın kalitesine göre bir fiyat belirledik ve kendimize göre müşteri arıyoruz açıkçası. Önce kaliteyi ve sağlığı, ondan sonra da fiyatı konuşuyoruz. 

Tesislerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?
İki fabrikamız var. İkisi de Manisa Akhisar’da. Küçük olan fabrikamız kirada. Büyük olan ise 2 dönümden fazla bir alan üzerine kurulu. Aylık 100 ton zeytin işliyoruz. Ayda bin 500 tona kadar zeytin işleyebiliyoruz. Aynı zamanda 400 dönüme yakın zeytin bahçelerimiz var. Hem yetiştiriyor hem de işliyoruz.

İhracat çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Ürünlerimizin yarıdan fazlasını ihraç ediyoruz. Almanya, Hollanda, İsveç, İsviçre gibi 12 ülkede varız. Birkaç ülkeyle daha görüşmelerimiz var. Yurt dışı bize daha sıcak geliyor. Sağlık diyoruz, natürellik diyoruz. Bunlar orada en ön sırada. Fiyat en son konuşuluyor. Biz zaten kendimize güveniyoruz. Tamamen öz sermayemizle ürettiğimiz ürünleri yurt dışına satıyoruz. Devlete hiç yük olmadan ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz.

dfs

Yukarı