Hizmetix Blog Ekonomi Gemi İnşa, Sanayi Ve Tersanelerin Ötesine Geçen Büyük Bir Ekosistem
Ekonomi

Gemi İnşa, Sanayi Ve Tersanelerin Ötesine Geçen Büyük Bir Ekosistem

Yüksek teknoloji, çevreci üretim ve güçlü mühendislik altyapısıyla Türk gemi inşa sanayisi, birçok alanda dünya sıralamalarında üst sıralarda konumlanıyor. Gemi inşa sanayisinde Avrupa’nın bakım-onarım üssüne dönüşen Türkiye, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hamleleriyle sektörün geleceğini şekillendiriyor. Türk gemi inşa sektörüne dair önemli açıklamalarda bulunan Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran ülkemizin dünya gemi inşa sanayisindeki konumuna ve sektörün gelişimine dair önemli bilgiler paylaştı.

Türkiye gemi inşa sanayisi son yıllarda nasıl bir gelişim gösterdi? Dünya genelindeki konumumuzu ve rekabet gücümüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk gemi inşa sanayisi, son yıllarda hem nicelik hem de nitelik açısından kayda değer bir gelişim sergilemiştir. Bugün ülkemiz genelinde faaliyet gösteren 85 aktif tersanemiz, 36 yüzer ve 11 kuru olmak üzere toplam 47 havuz ile başta Ege, Akdeniz ve Karadeniz olmak üzere önemli bir bakım-onarım üssü konumundadır. Bakanlık verilerine göre, 2024 yılında Türkiye’de toplam 46,4 milyon DWT kapasiteli geminin bakımonarımı gerçekleştirilmiştir. Bu performans, Avrupa’da önemli bir merkez haline geldiğimizin göstergesidir. Yeni gemi inşasında ise 2024 yılı ihracat rakamımız 1.912 milyar USD’ye ulaşmıştır. Tersanelerimizin toplam yeni gemi inşa kapasitesi 4,79 milyon DWT düzeyindedir. Bu kapasiteyle Çin, Kore ve Japonya’nın ardından dünyada dördüncü sıradayız. Tersanelerimiz bu kapasiteyi ağırlıklı olarak yabancı armatörlerin taleplerini karşılamak için kullanmaktadır. Dünya yeni gemi inşa sipariş defterinde adet bazında 6’ncı, tonaj bazında ise 10’uncu sırada yer alıyoruz. Ayrıca, yat inşasında metre bazında dünyada 2’nci, tonaj bazında 3’üncü sıradayız. Bu başarılar, Türkiye’nin güçlü mühendislik altyapısını ve kalite odaklı üretim anlayışını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Norveç, Danimarka, Hollanda ve diğer İskandinav ülkeleri başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesi, Bugün Türkiye’yi çevreci, yenilikçi ve güvenilir bir üretim merkezi olarak tercih etmektedir.

Gemi inşa sektörünün Türkiye ekonomisine katkıları nelerdir? Katma değerli üretim, ihracat potansiyeli ve istihdam açısından nasıl bir tabloyla karşı karşıyayız? Hangi ürün gruplarında ve pazarlarda öne çıkıyoruz?

Sektörümüz, Türkiye ekonomisi için yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun bir üretim alanıdır. Doğrudan en az 90.000, dolaylı olarak ise 200.000’i aşkın kişiye istihdam sağlamaktadır. Bu rakamlar, gemi inşa sanayinin tersanelerin ötesine geçen büyük bir ekosistemi temsil ettiğini gösteriyor. Son dönemde ürettiğimiz gemilerin önemli bir bölümü çevreci ve yenilikçi teknolojilerle donatılmıştır. Özellikle feribot, hibrit ve LNG destekli römorkörler ile balıkçı gemileri gibi ürün gruplarında uzmanlaşmış durumdayız. Avrupa pazarına yönelik ihracatımızda yeşil gemi oranı %90’lara ulaşmıştır. Esnek üretim kabiliyetimiz, güçlü mühendislik kapasitemiz, köklü kalite anlayışımız ve çevreye duyarlı yaklaşımımız sektördeki rekabet gücümüzü belirleyen temel unsurlardır. Tuzla’da 28 tersanemiz ve 17 tekne imal-çekek yeri; Yalova’da ise 31 tersanemiz bulunmaktadır. Bu yoğunluk, Marmara Bölgesi’ni ve ülkemizi stratejik bir üretim üssüne dönüştürmektedir.

Sektörde dijitalleşme, teknolojik yenilikler ve çevreci üretim uygulamaları ne ölçüde benimsendi? Yeşil dönüşüm kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Dijitalleşme ve yeşil dönüşüm artık bir tercihten çok zorunluluk haline gelmiştir. Türk tersaneleri bu bilinçle hareket ederek dönüşümü aktif şekilde uygulamaktadır. 3D tasarım sistemleri, dijital proje yönetimi araçları ve enerji verimli üretim teknolojileri birçok tesisimizde standart uygulamalar arasına girmiştir.

Çevreci üretim alanında Türk gemi inşa sektörü dünya çapında öncü projelere imza atmaktadır:

1. Dünyanın ilk bataryalı tam elektrikli römorkörü

2. LNG ile çalışan ilk römorkör

3. Uzaktan kontrollü ilk römorkör

4. Batarya ve LNG ile çalışan ilk balıkçı gemisi

5. Dünyanın en büyük canlı balık taşıma gemisi

6. En büyük yelkenli yat

7. Elektrikli feribotlar ve enerji dönüşüm gemileri Bu örnekler, Türkiye’nin teknolojiyi takip eden değil, şekillendiren bir üretici konumunda olduğunu kanıtlamaktadır. GİSBİR olarak eğitim, bilgilendirme ve finansman rehberliği gibi çok yönlü desteklerimizle sektörün bu dönüşümünü hızlandırıyoruz.

Devlet teşvikleri, eğitim projeleri ve sektörel iş birlikleri açısından gemi inşa endüstrisinin geleceğine dair beklentileriniz neler? Önümüzdeki yıllarda sektörü bekleyen fırsat ve zorluklar hakkında öngörüleriniz neler?

Devlet teşvikleri sektörümüz için hayati önem taşımaktadır. Sürdürülebilir, uzun vadeli ve inovasyon odaklı politikalar, gemi inşa sanayimizin küresel rekabet gücünü daha da artıracaktır. Yeşil teknolojiler, dijital üretim ve savunma sanayii entegrasyonu geleceğin öne çıkan fırsat alanlarıdır. Türkiye, 100’den fazla savaş gemisi ve yüksek süratli tekne üretmiş bir ülke olarak savunma deniz platformlarında da yetkinliğini ortaya koymuştur. Sivil tersanelerimiz, Savunma Sanayi Başkanlığı adına deniz kuvvetlerimiz için askeri gemi üretimine kesintisiz devam etmektedir. Öte yandan, düşük seyreden döviz kurları, artan işçilik maliyetleri, lojistik zincirindeki aksamalar ve küresel rekabet sektör için zorluk teşkil etmektedir. Ancak Türk gemi inşa sektörü, bugüne kadar olduğu gibi bu zorluklara esneklik, mühendislik birikimi ve çözüm odaklı yaklaşımıyla yanıt vermeye devam edecektir. GİSBİR olarak biz de sektörümüzün bu dönüşüm yolculuğunda yanında olmaya ve yenilikçi vizyonumuzu sürdürmeye kararlıyız.

Exit mobile version