Hizmetix Blog Ekonomi Levrek, Çipura ve Türk Somonu İhracatta İlk Sırada
Ekonomi

Levrek, Çipura ve Türk Somonu İhracatta İlk Sırada

Son yıllarda üretim kapasitesini ve ihracatını katlayarak artıran Türkiye su ürünleri sektörü, levrek, çipura ve Türk somonuyla dünya pazarında önemli bir konuma ulaştı. Sürdürülebilir üretim, kalite belgeleri ve kadın istihdamı gibi alanlardaki gelişmelerle öne çıkan sektör; çevresel sorumluluk, teknoloji yatırımları ve katma değerli ihracat hedefleriyle geleceğe hazırlanıyor. Temmuz sayımızda konuğumuz olan Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan Türkiye’deki balıkçılık sektörünün ülke ekonomisine katkılarına ve sürdürülebilir balıkçılık uygulamalarına dair önemli açıklamalarda bulundu

Son yıllarda üretim kapasitesini ve ihracatını katlayarak artıran Türkiye su ürünleri sektörü, levrek, çipura ve Türk somonuyla dünya pazarında önemli bir konuma ulaştı. Sürdürülebilir üretim, kalite belgeleri ve kadın istihdamı gibi alanlardaki gelişmelerle öne çıkan sektör; çevresel sorumluluk, teknoloji yatırımları ve katma değerli ihracat hedefleriyle geleceğe hazırlanıyor. Temmuz sayımızda konuğumuz olan Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan Türkiye’deki balıkçılık sektörünün ülke ekonomisine katkılarına ve sürdürülebilir balıkçılık uygulamalarına dair önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye balıkçılık sektörünün ülke ekonomisi ve ihracatındaki mevcut konumu hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye, su ürünleri sektöründe son yıllarda büyük bir atılım yaparak dünya pazarında önemli bir konuma ulaşmıştır. 2002 yılında 1.245 olan yetiştiricilik tesisi sayısı 2024 itibarıyla 2.427’ye, üretim kapasitesi ise 50 bin tondan 850 bin tona yükselmiştir. Türkiye, 100’den fazla ülkeye su ürünleri ihraç etmekte olup, levrek, çipura ve özellikle Türk somonu ihracatta başı çekmektedir. Bu üç tür sayesinde ihracat 5 yılda 1 milyar dolar artışla 2 milyar 20 milyon dolara çıkmıştır. Bunun yanında Japonya ağırlıklı olmak üzere yıllık yaklaşık 120 milyon dolar mavi yüzgeçli orkinos ihracatı ile dünyada ilk 5 ülke arasında, alabalık yetiştiriciliğinde de dünyada ikinci sırada yer almaktayız. Başta Rusya, İtalya ve Hollanda olmak üzere çok geniş bir coğrafyaya ulaşan Türk su ürünleri, kalite, sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim sertifikalarıyla da küresel pazarda güvenilir bir marka haline gelmiştir. 2025 yılının Ocak-haziran aylarında ise, bir önceki senenin aynı dönemine göre tüm sektörlerdeki toplam ihracatımız %4,1’lik artışla 131 milyar 440 milyon $ olarak gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde, tarım sektörü ihracatımız 17 milyar 535 milyon $ ile geçen sene ile aynı olurken, Sanayi sektöründe %5,8’lik artışla 93 milyar 471 milyon $, Maden sektöründe ise %0,9 2 milyar 865 milyon $ olarak gerçekleşmiştir. Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü, Ocak-Haziran 2025 itibarıyla ihracatını geçen yılın aynı ayına göre %2,3 lük azalış ile 1 milyar 802 milyon $ olarak gerçekleştirmiştir. Sektör, Türkiye geneli ihracatımızda ise %1,4’lük pay almıştır. Ocak-haziran döneminde su ürünleri sektörü ihracatımız 973 milyon 307 bin dolar gerçekleşmiş, su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün %54’ünü oluşturmuştur. Su ürünleri, tüm Türkiye ihracatının %0,74’ünü, tarım ihracatının ise %5,55’ini oluşturmaktadır.

Sektörün dünya ile rekabette öne çıkması adına hangi adımlar atılmalı? Sürdürülebilir balıkçılık odağında hangi projeler uygulanmalı?

Sektördeki temel eğilimlere baktığımızda, sürdürülebilir yetiştiriciliğin hızla arttığını, ileri teknolojiye dayalı akuakültür tesislerinin yaygınlaştığını görüyoruz. Bugün Türkiye’de avcılık %45’lik bir paya sahipken, su ürünleri yetiştiriciliği 556 bin ton üretimle %55’lik bir orana ulaştı. Firmalar hem iç pazarda hem de ihracatta rekabet avantajı sağlamak amacıyla uluslararası geçerliliği olan birçok kalite ve sürdürülebilirlik sertifikasına sahiptir. Bu firmaların büyük çoğunluğu, gıda güvenliği yönetimi kapsamında HACCP ve ISO 22000 sertifikaları ile üretim süreçlerini kontrol altında tutmakta ve tüketici sağlığını ön planda tutmaktadır. Kalite yönetimi açısından ise ISO 9001 sertifikaları yaygın olarak tercih edilmektedir. Sürdürülebilir ve izlenebilir üretimi teşvik eden GlobalGAP sertifikası da sektörde öne çıkan belgeler arasında yer almakta, bazı firmalar ise ASC (Aquaculture Stewardship Council) gibi daha ileri düzeyde sürdürülebilirlik belgelerine sahiptir. Uluslararası zincir marketlerle çalışabilmek için gerekli olan BRC (British Retail Consortium) ve IFS (International Featured Standards) gibi perakende standartları da birçok üretici tarafından alınmıştır. Tüm bu sertifikalar, üreticilerinin kaliteye, güvenliğe ve çevresel sürdürülebilirliğe verdiği önemi yansıtmaktadır. Bunun yanında helal sertifikası da farklı pazarlarda rekabet olasılığı yaratmaktadır. Türkiye’de sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliğinin gelişiminde bir diğer önemli husus da sektörde kadın istihdamının artmasıdır. Kadınlar, kuluçkahaneden işleme, kalite kontrolünden çevresel izlemeye kadar su ürünleri yetiştiriciliğinin çeşitli aşamalarında giderek daha fazla rol oynamaktadır.

Sektörün gelecek vizyonunda hangi başlıklar ön planda olacak? Sektörün sağlıklı ve sürdürülebilir büyümesinde şirketlere ne gibi görevler düşüyor?

Su ürünleri sektörünün gelecek vizyonunda çevresel sürdürülebilirlik, teknoloji odaklı üretim ve katma değerli ihracat başlıkları ön plana çıkmaktadır. Sektör, büyümesini yalnızca miktar bazlı değil, kalite, verimlilik ve çevresel etkileri gözeterek şekillendirmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda, sürdürülebilir yem alternatiflerinin geliştirilmesi, sektörün uzun vadeli dayanıklılığı açısından kritik görülmektedir. Geleneksel kaynaklara olan bağımlılığı azaltacak bu yaklaşımlar, aynı zamanda üretim maliyetlerinin optimize edilmesine de katkı sağlayacaktır. Lojistik altyapının iyileştirilmesi, soğuk zincirin güçlendirilmesi ve ihracatın daha hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılabilmesi adına önümüzdeki dönemde önemli bir yatırım alanı olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, Ar-Ge yatırımlarının artırılmasıyla hem verimliliği artıran teknolojilerin hem de pazarda öne çıkacak yenilikçi ve katma değerli ürünlerin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Şirketlere düşen görevler ise bu dönüşüm vizyonunun aktif birer uygulayıcısı olmaktır. Karbon ayak izini azaltma, sıfır atık prensiplerini üretim süreçlerine entegre etme, izlenebilirlik ve şeffaflık ilkelerini benimseme gibi adımlar, sektördeki firmaların sadece çevresel değil, aynı zamanda ticari açıdan da sürdürülebilirliğini güvence altına alacaktır. Tüm bu adımların birleşiminden doğacak etkiyle Türkiye’nin dünya su ürünleri ihracatında lider ülkeler arasında yer alması hedeflenmektedir.

Exit mobile version