17 Nisan 2026
Beşyol Mahallesi 1.İnönü Caddesi 18/8 Küçükçekmece İstanbul
Ekonomi Son Dakika

Türkiye ihraç gücünü teknoloji ve inovasyonla artırıyor

Son yıllarda Türkiye, teknolojik üretim ve inovasyon alanlarında kaydettiği ilerlemelerle dünyada dikkat çeken bir konuma geldi. Özellikle savunma sanayiinden uzay teknolojilerine, yapay zeka uygulamalarından yenilenebilir enerjiye kadar geniş bir yelpazede yerli ve milli projelerle öne çıkan Türkiye, yeni dönemde teknoloji ihracatının payını artırmayı hedefliyor.

Türkiye, son dönemde AR-GE yatırımlarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) içindeki payını yüzde 1,09 seviyesine çıkararak tarihi bir eşik aştı. Bu oran, 2002’de sadece yüzde 0,5 seviyesindeydi. İlerleme, devlet desteği ve özel sektörün inovasyona verdiği önemin bir sonucu olarak ortaya çıktı. ARGE merkezleri, teknoparklar ve üniversite-sanayi iş birliği sayesinde, inovasyon ekosistemi önemli bir dinamizm kazandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürüttüğü Strateji 2023 planı, yerli üretim altyapısını desteklerken, özellikle dijital dönüşüm ve ileri teknoloji üretim kapasitelerini artırmayı amaçlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bu stratejinin, Türkiye’nin inovasyon tabanlı büyümesini hızlandırmak ve yüksek teknoloji ihracatında daha büyük bir pay elde etmek için temel bir yol haritası sunduğunu belirtti. Kacır, “Strateji 2023, Türkiye’nin sadece tüketici değil, aynı zamanda teknoloji üreten bir ülke olma hedefini somut adımlarla destekliyor,” ifadelerini kullandı. Bu bağlamda, yapay zeka, biyoteknoloji, nano teknoloji gibi alanlarda geliştirilen ürünlerin ihracat potansiyeli önemli bir rol oynuyor.

Savunma Sanayii: İhracatın Parlayan Yıldızı

Savunma sanayiinde elde edilen başarılar, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık hedeflerinin ne kadar gerçekçi olduğunu gösteriyor. Bayraktar TB2 gibi insansız hava araçları (SİHA) ve Şimşek’ten Tırpan’a kadar birçok yerli savunma ürünü, uluslararası pazarlarda yoğun talep görüyor. 2023 itibariyle savunma ve havacılık ihracatı 4,4 milyar doları aşarak rekor kırdı. Bu başarı, yerli sanayinin gelişim kapasitesini ortaya koyarken, Türkiye’nin teknoloji ihracatında yeni kapılar açıyor.

Uzay ve Havacılık: Yeni Ufuklar

Türkiye Uzay Ajansı (TUA) liderliğinde, 2028 yılında Ay’a ilk iniş misyonunu gerçekleştirmeyi planlayan Türkiye, bu alanda önemli bir uluslararası oyuncu olma yolunda ilerliyor. Bakan Kacır, uzay teknolojilerinin önemine dikkat çekerek, “Bu misyon, sadece teknolojik bir adım değil, aynı zamanda ülkemizin bilimsel kapasitesini tüm dünyaya gösteren bir vitrin olacak. Uzay çalışmalarımız, hem bilimsel hem de ticari açıdan ülkemizi daha ileri taşıyacak.” ifadelerini kullandı. Türksat 5A ve 5B uydularıyla telekomünikasyon alanında önemli bir altyapıya kavuşan ülke, yenilikçi uzay teknolojilerinin ihracatı konusunda da iddialı

Yenilenebilir Enerji Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik

Türkiye, yenilenebilir enerji teknolojilerindeki ilerlemesiyle hem enerji bağımsızlığını artırmayı hem de bu alanda bir teknoloji ihracatçısı olmayı hedefliyor. Yerli üretim güneş panelleri ve rüzgar türbinleri, yurt dışı pazarlarında önemli bir ilgi görüyor. 2030 hedefleri arasında, yenilenebilir enerji teknolojilerinin toplam ihracat içindeki payının yüzde 15’e çıkarılması bulunuyor.

Teknoloji Diplomasisi ve Uluslararası Ortaklıklar

Bakan Kacır, teknoloji diplomasisinin Türkiye’nin uluslararası konumunu güçlendirmedeki önemine vurgu yaparak, “Teknoloji diplomasisi sayesinde hem stratejik ortaklıklarımızı güçlendiriyor hem de yerli teknolojilerimizi küresel pazarlara taşıyoruz. Bu süreçte, özellikle Horizon Europe gibi programlar ve Asya-Pasifik’ten Afrika’ya genişleyen teknoloji transferi ağlarımız kritik rol oynuyor.” ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği Horizon Europe programları, Asya-Pasifik ülkeleriyle yapılan teknoloji transfer anlaşmaları ve Afrika pazarına yönelik teknoloji çözümleri, Türkiye’nin teknoloji ihracatı vizyonunun önemli ayaklarını oluşturuyor. Bu girişimler, hem ekonomik hem de diplomatik açıdan stratejik kazançlar sağlıyor.

Bilgi Teknolojileri, İletişim Teknolojilerinin Önüne Geçti

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü, 2023 yılında önemli bir büyüme kaydetti ve pazar büyüklüğü TL bazında %83 artarak 784,6 milyar TL’ye, dolar bazında ise %27 artışla 33 milyar dolara ulaştı. İlk defa bilgi teknolojileri, iletişim teknolojilerinin önüne geçerek pazar büyüklüğü bakımından yeni bir dönemin kapılarını araladı. Bu gelişme, yazılım ve servis sektöründeki hızlı yükselişi ve yazılım ihracatındaki artışı beraberinde getirdi. Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından hazırlanan “Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü 2023 Yılı Pazar Verileri ve Trendleri 2023 Raporu”, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteği ve Deloitte iş birliğiyle açıklandı. Rapora göre, bilgi teknolojileri 2023’te 402,2 milyar TL’ye, iletişim teknolojileri ise 382,4 milyar TL’ye ulaştı. Sektörün toplam istihdamı yüzde 11 artarak 237 bin kişiye, kadın çalışan oranı yüzde 31’e ve üniversite mezunu çalışan oranı yüzde 63’e yükseldi.

Yerelleşme ve Millileşme Stratejilerinin Ekonomik ve Stratejik Değerlendirmesi

1.Yerelleşme ve Millileşme Stratejileri:

Türkiye, ekonomik büyümeyi desteklemek, ulusal güvenliği sağlamak ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek amacıyla yerli üretimi artırmayı hedefleyen bir dizi strateji benimsemiştir. Özellikle küresel tedarik zincirlerindeki kesintiler ve risklerin artışı, yerel üretim kapasitesinin geliştirilmesini önemli hale getirmiştir. “Made in Türkiye” markası, hem iç piyasa hem de dış pazarlara yönelik rekabetçi ürünler sunma amacını taşırken,Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar bu sürece önemli destekler sağlamaktadır.

2.Lojistikte Milli Çözümler:

Türkiye’nin bölgesel bir ticaret merkezi olma hedefinde lojistik sektörü kritik bir rol oynar. Marmaray, Demir İpek Yolu ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu projeleri gibi büyük altyapı yatırımları, Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumunu lojistik açıdan güçlendirmiştir. Yerli yazılımlar, milli altyapı projeleri ve tedarik zincirinde maliyetlerin düşürülmesi, lojistikteki millileşme çabalarını destekleyen temel unsurlar arasındadır.

3.Sanayi ve İmalat Atılımları:

Savunma sanayisindeki başarılı yerli üretim projeleri, sivil sanayide de yaygınlaştırılmak istenmektedir. Elektrikli araç üretimi, beyaz eşya, elektronik ve tekstil gibi alanlarda çeşitli yatırımlar yapılmış, Togg markası gibi projeler hayata geçirilmiştir. Bu projeler, yerli üretim kapasitesini artırarak Türkiye’nin rekabetçi bir sanayi ülkesi olma yolunda ilerlemesine katkı sağlamaktadır.

4.Gıda Sektöründe Yerel Üretim ve Küresel Rekabet:

Türkiye, verimli toprakları ve çeşitli iklim şartları sayesinde meyve, sebze ve fındık gibi ürünlerde önemli bir ihracatçı konumundadır. Yerli üretime verilen destekler, bu ürünlerin küresel pazarda “Made in Türkiye” etiketiyle tanıtılmasını sağlayarak döviz girdisi yaratmaktadır. Bu çabalar, Türkiye’nin gıda sektöründe kendine özgü bir marka değeri oluşturmasına yardımcı olmaktadır.

5.Enerji Alanında Yerli Hamleler:

Türkiye, enerji bağımsızlığını sağlamak için yenilenebilir enerji kaynaklarına ve yerli yatırımlara önem vermektedir. Rüzgar, güneş ve hidroelektrik gibi alanlarda yapılan projeler, ülkenin enerji maliyetlerini azaltmasına ve çevre dostu bir enerji altyapısı oluşturmasına katkı sağlamıştır. Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve yerli doğal gaz arama projeleri, Türkiye’nin enerji alanındaki bağımsızlık hedeflerini desteklemektedir.

6.Teknoloji ve Dijitalleşme:

Türkiye’nin dijitalleşme ve teknolojik bağımsızlık hedeflerini desteklemek için başlatılan HİT-30 programı, yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat ve dijital teknolojiler gibi stratejik alanlara odaklanmıştır. Program kapsamında, yapay zeka, bulut teknolojisi, büyük veri analizi ve robotik gibi projelere yatırımlar yapılmaktadır. Ayrıca, çevre dostu enerji teknolojileri ve Endüstri 4.0 uyumlu çözümler, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefine katkı sağlamaktadır.

Hedef, Türkiye’yi dünya çapında yenilikçi teknolojilerin öncüsü haline getirmek

Türkiye, inovasyon odaklı bir ekonomi modeline geçişte kararlı bir yol izliyor. Bakan Kacır, Türkiye’nin teknoloji ihracatındaki başarısını değerlendirirken, bu alandaki gelişmelerin sürdürülebilir bir kalkınma modeli için kritik önem taşıdığını belirtti. Kacır, “AR-GE yatırımlarından yerli üretime, savunma sanayiinden yenilenebilir enerjiye kadar geniş bir alanda elde ettiğimiz başarılar, ülkemizin teknoloji ihracatındaki potansiyelini güçlendiriyor. Önümüzdeki süreçte bu potansiyeli daha da ileri taşımayı ve Türkiye’yi yenilikçi teknolojilerin küresel liderlerinden biri yapmayı hedefliyoruz.” dedi. Hedef, sadece ekonomik kalkınmaya katkı sağlamak değil, aynı zamanda Türkiye’yi dünya çapında yenilikçi teknolojilerin öncüsü haline getirmek.

İNOKSAN’IN YÜZDE 100 YERLİ ÜRETİM VE TEKNOLOJİ GÜCÜ

İnoksan, 44 yıldır profesyonel mutfaklara akıllı ve yenilikçi çözümler sunan, %100 yerli üretim yapan bir şirket ve ürünlerini 75 ülkeye ihraç ediyor. Üretiminin üçte birinden fazlasını ihraç eden İnoksan, geliştirdiği inovatif ürünlerle dünya genelinde tanınan bir marka halini aldı. İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık, İnoksan’ın Türkiye’nin endüstriyel mutfak sektöründeki önemli oyuncularından biri olduğunu belirtti. Şirket, AR-GE yatırımları ve üniversitelerle iş birliği yaparak kendini sürekli olarak geliştirirken, 2025 yılında toplam cirosunun %50’sini ihracattan elde etmeyi hedefliyor. Kalite ve güvenilirlikten ödün vermeyen İnoksan, global firmalarla iş birliklerini de gündemine alarak dünya markası olma hedefiyle çalışmalarına devam ediyor.

OTOKAR, ROMANYA İLE ASKERİ ARAÇ ANLAŞMASI İMZALADI

Otokar, Romanya Savunma Bakanlığı ile 857 milyon Euro değerinde zırhlı araç anlaşması imzaladı. Bu, Türkiye’nin tek kalemde aldığı en büyük zırhlı araç ihracatı oldu. Anlaşma, toplam 1059 adet COBRA II 4×4 taktik tekerlekli hafif zırhlı araç ve bazı entegre lojistik destek hizmetlerini kapsıyor. Araçların ilk 278 adedi Türkiye’de, geri kalanı ise Romanya’da üretilecek. Teslimatlar 2025’in son çeyreğinde başlayacak ve 5 yıl içinde tamamlanacak. Otokar, 1980’lerden bu yana NATO ve Birleşmiş Milletler’in askeri araç tedarikçisi olarak faaliyet gösteriyor ve COBRA II, şirketin savunma sanayii tecrübesi ve kabiliyetleriyle modüler bir platform olarak tasarlandı.

YENİ RENAULT DUSTER’IN ÜRETİMİ BURSA’DA BAŞLADI

Renault, Türkiye’nin en büyük binek otomobil üretim kapasitesine sahip olan Bursa Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda Duster üretimine başladı. Bu girişim, Renault’nun uzun yıllara dayanan vizyonunun Türk teknolojisiyle birleşmesinin somut bir sonucu olarak öne çıkıyor. Türkiye otomotiv endüstrisi için oldukça önemli olan bu adım, Renault’nun Türkiye’deki pazar liderliğini güçlendirme hedefiyle uyumlu.Renault Group Türkiye CEO’su Jan Ptacek, Türkiye’nin Renault Group için kritik bir merkez olduğunu ve yerli üretim, yeni ürünler ve elektrifikasyon üzerine odaklandıklarını belirtirken, MAİS Genel Müdürü Dr. Berk Çağdaş da, Duster’ın Türkiye’de üretilmesinin hem Türkiye otomotiv endüstrisi hem de kullanıcı kitlesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.