Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TURQUALITY® Programı’nın 20 yıllık kazanımlarını, ihracat ve markalaşma üzerindeki etkilerini, hizmet sektörlerinde yarattığı dönüşümü ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini Hizmetix’e özel değerlendirdi. Bakan Bolat, programın bugün Türkiye’nin küresel değer zincirindeki konumunu güçlendiren, markalı ve katma değerli ihracatı artıran stratejik bir platforma dönüştüğünü vurguladı
Turquality Programı 20 yılını geride bıraktı. Programın başlangıç hedefleri ile bugün ulaşılan nokta karşılaştırıldığında en somut kazanımlar nelerdir?
İhracat, marka değeri ve küresel rekabet açısından nasıl bir tablo ortaya çıktı? Türkiye artık yalnızca üretim üssü değil; marka üreten bir ülkedir. Bu dönüşüm, 20 yılın en büyük başarısıdır. Ticaret Bakanlığı olarak, markalaşma yolunda mal ve hizmet ihracatçılarımızın attıkları her adımda onların yanında olmak, küresel pazarlarda rekabet avantajı elde etmeleri için onlara destek sağlamak adına çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Tüm bu çalışmaların bir çıktısı olarak 66 sürdürülebilir büyüme modelini üretim, yatırım, istihdam ve ihracat temelinde oluşturan Türkiye; son 20 yıl içinde yapmış olduğu atılımla hizmetler sektöründe toplam ihracat tutarını 27,8 milyar dolardan 122,6 milyar dolar seviyesine çıkarmıştır. Coğrafi kapsam ve hizmet/sektör çeşitliliği açısından sınırlarını her geçen gün genişleten ülkemiz için bu ihracat performansını sürdürülebilir kılmanın yolu, ürünlerimizin ve hizmetlerimizin marka değerini artırmaktan geçmektedir. Ülkemiz ürünlerinin ve hizmetlerinin küresel düzeyde markalaştığının en büyük göstergeleri ise küresel hizmet ihracatından aldığımız pay ile ihracatçılarımızın girdiği pazarların sayısındaki artıştır. Bu minvalde, küresel hizmet ihracatından aldığımız payı %1,32 yükseltirken ihracatımızı her kıtaya ve her bölgeye yaymayı başarmış durumdayız.
2015 yılında hizmet sektörü markalarımızı dünyaya tanıtmak gibi bir hedefle yola çıkan TURQUALITY® destek programları, 2026 yılına geldiğimizde Türkiye’nin hizmet ticaretinin genetiğini değiştiren bir kurumsal olgunluk akademisine dönüşmüştür. Başlangıçta sadece bir destek mekanizması olarak algılanan bu yapı, bugün firmalarımızın küresel pazarlarda ‘’fiyat rekabetinden’’ sıyrılıp ‘’değer rekabetin’’ geçmesini sağlayan en büyük kaldıraçtır. En somut kazanımımız; güncel olarak 8 farklı sektörden 120 markamızın kapsamda bulunması ve her birinin kendi sektörlerinde elde ettiği başarılı sonuçlardır. Güncel olarak kapsamda bulunan markalarımızın yanında, bugüne kadar onlarca markamız programla küresel standartlarda yönetim yetkinliği kazanmış ve hizmet ihracatımız tarihinin en yüksek noktasına ulaşarak ülke ekonomisinin en güvenli limanı haline gelmiştir. Bugün Türk hizmet sektörü; lojistik ve taşımacılıktan konaklama sektörüne, bilişim ve yazılımdan eğitim hizmetlerine, gastronomiden sağlık turizmine, ulaştırma ve altyapı TURQUALITY hizmetlerinden yolcu taşımacılığına ve dizi film sektörüne kadar sadece operasyonel başarısıyla değil, stratejik marka yönetimiyle de dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaşmıştır.
TURQUALITY® kapsamındaki firmaların markalı ve katma değerli ihracat oranlarında nasıl bir değişim yaşandı? Programın Türkiye’nin ihracat kompozisyonuna etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Program kapsamındaki markalarımız, sektörlerinde küresel rakiplerinin sahip olduğu rekabet avantajını aşan bir katma değer farkı yaratmaktadır. Özellikle lojistik ve taşımacılık, bilişim ve yazılım, sağlık turizmi, konaklama, eğitim hizmetleri, gastronomi ve dizi film endüstrisi gibi hizmet kollarında “markalı ihracatın” toplam içindeki payı son 20 yılda katlanarak artmış, bu da Türkiye’nin dış ticaret kompozisyonunu daha dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmuştur. Bakanlık olarak gözlemimiz; TURQUALITY®’nin ihracatımızı sadece miktar olarak büyütmediği, aynı zamanda Türkiye’yi küresel değer zincirlerinde “vazgeçilmez bir çözüm ortağı” statüsüne yükselttiğidir.
TURQUALITY® Programı kapsamında yer alan firmalarımızın ihracat performansı incelendiğinde, markalı ve katma değerli ihracat göstergelerinde belirgin ve sürdürülebilir bir iyileşme gözlemlenmektedir. Program kapsamındaki şirketlerin birim ihraç değerlerinin, faaliyet gösterdikleri sektörlerin genel ortalamalarının üzerinde seyretmesi; ihracatın yalnızca hacim bazında değil, nitelik bakımından da dönüşüm geçirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Nitekim tekstilden savunma sanayiine, otomotivden ağaç ve orman ürünlerine, elektrik elektronik sektöründen makine ve kimyevi maddelere kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren firmalarımızın, programda yer aldıkları süre boyunca birim ihraç değerlerinde anlamlı artışlar kaydedilmiştir. Bu artış; markalaşma, kurumsallaşma, yurt dışı birim yapılanması, pazarlama ve tanıtım kapasitesinin güçlendirilmesi ile tedarik ve değer zincirinin daha etkin yönetilmesi gibi çok boyutlu destek mekanizmalarının somut çıktısı niteliğindedir.
Bu çerçevede Türkiye’nin ihracat kompozisyonunun da kademeli olarak daha yüksek katma değerli ve markalı ürünler lehine evrildiği değerlendirilmektedir. TURQUALITY® Programı, firmalarımızın küresel pazarlarda fiyat odaklı rekabetten kalite, tasarım ve marka odaklı rekabete geçişini hızlandıran stratejik bir kaldıraç işlevi görmektedir.
Desteklenen markaların uluslararası pazarlardaki performansını hangi kriterlerle ölçüyorsunuz? Türk markalarının küresel arenadaki en büyük avantajı ve gelişime açık yönü nedir?
TURQUALITY® Programı kapsamında desteklenen markaların uluslararası pazarlardaki performansı, bütüncül ve veri temelli bir değerlendirme çerçevesi içerisinde izlenmektedir. Bu kapsamda f irmalarımız; finansal göstergeler, ihracat hacmi ve artış oranı, hedef pazarlardaki pazar payı gelişimi, marka bilinirliği ve konumlandırma performansı, kurumsal kapasite göstergeleri ile sürdürülebilirlik ve dijitalleşme alanındaki ilerlemeleri dikkate alınarak değerlendirilmektedir.
Program çerçevesinde şirketler, her yıl mali verilerini ve gelişim yol haritalarında yer alan projelere ilişkin ilerleme durumlarını Bakanlığımıza sunmakta; söz konusu veriler analiz edilerek performans odaklı bir izleme ve değerlendirme süreci yürütülmektedir. Böylelikle destek mekanizması yalnızca harcama bazlı değil, sonuç ve etki odaklı bir anlayışla yönetilmektedir. Türk markalarının küresel arenadaki en önemli avantajı; güçlü üretim altyapısı, esnek ve hızlı karar alma kabiliyeti, farklı coğrafyalara uyum sağlayabilen dinamik yapısı ve kalite-fiyat dengesindeki rekabet üstünlüğüdür. Türkiye’nin jeostratejik konumu ve gelişmiş tedarik zinciri yapısı da markalarımıza küresel değer zincirinde önemli bir avantaj sağlamaktadır.
Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm gibi küresel trendler markalaşma süreçlerini yeniden şekillendiriyor. TURQUALITY®’nin bu başlıklara yönelik yeni yol haritası nedir?
Küresel ölçekte dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm başlıklarının markalaşma süreçlerini yeniden tanımladığı mevcut konjonktürde, TURQUALITY® Programı da kapsamını ve uygulama araçlarını bu yeni rekabet dinamikleriyle uyumlu şekilde geliştirmektedir. Programın yeni dönem yaklaşımı; firmaların yalnızca pazarlama ve tanıtım kabiliyetlerini değil, aynı zamanda veri temelli yönetim, dijital olgunluk, sürdürülebilir üretim ve çevresel-sosyal yönetişim (ESG) uyum kapasitelerini güçlendirmeyi hedefleyen bütüncül bir dönüşüm perspektifi üzerine inşa edilmektedir. Bu çerçevede, firmaların dijitalleşme yolculuklarının hızlandırılması amacıyla e-ticaret, veri analitiği, müşteri deneyimi yönetimi ve dijital marka yönetimi gibi alanlarda kurumsal yetkinliklerinin geliştirilmesi teşvik edilmekte; destek mekanizması firmaların küresel pazarlarda dijital görünürlük ve erişim kabiliyetlerini artıracak şekilde konumlandırılmaktadır. 68 Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm boyutunda ise, özellikle 2022 yılında sürdürülebilirlik danışmanlığının destek kapsamına dahil edilmesiyle birlikte programın stratejik odağı önemli ölçüde genişlemiştir. Bu doğrultuda; karbon ayak izi yönetimi, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi uygulamaları, sürdürülebilir tedarik zinciri kurgusu ve uluslararası ESG standartlarına uyum gibi alanlarda f irmaların dönüşüm süreçleri desteklenmekte, markaların küresel pazarlarda artan yeşil uyum gerekliliklerine hazırlıklı olması amaçlanmaktadır. Böylece TURQUALITY®, klasik marka destek yaklaşımından çıkarak firmaların yeşil ve dijital rekabet koşullarına bütüncül uyumunu önceleyen bir yapıya evrilmektedir.

Öte yandan Gelişim Yol Haritası (GYH) yaklaşımı yeni dönemde daha stratejik bir araç olarak konumlandırılmış olup, firmaların önümüzdeki 5 yıllık dönemde hedefledikleri pazarlara giriş stratejileri; dijital kanalların etkin kullanımı, sürdürülebilirlik performansı ve sektör bazlı rekabet analizi ile birlikte ele alınmaktadır. Bu sayede firmaların yalnızca mevcut performanslarının değil, geleceğe dönük küresel konumlanma kabiliyetlerinin de sistematik biçimde güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Bakanlığımız tarafından yürütülen sürekli iyileştirme yaklaşımı doğrultusunda TURQUALITY® Programı, küresel ticarette öne çıkan dijital dönüşüm ve yeşil mutabakat eksenlerini yakından izlemekte; ihtiyaçlar doğrultusunda destek modelini güncelleyerek firmaların kurumsallaşmadan sürdürülebilir büyümeye, dijital rekabetten yeni hedef pazarlara açılıma kadar uzanan dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam etmektedir. Bu yönüyle programın yeni yol haritası, Türk markalarının geleceğin rekabet koşullarına bugünden hazırlanmasını sağlayan dinamik ve gelişime açık bir yapı üzerine kuruludur.
Destek kapsamında yer alan markaların hizmet ihracatları bakımından yakaladıkları ivmeyi koruyabilmeleri, uluslararası pazarlara açtıkları hizmetlerini uzun vadede sunmayı devam ettirebilmeleri, beşerî, sosyal ve yönetsel anlamda sürdürülebilir olmaları ve çağın ihtiyaçları ile oluşan yeni küresel normlara uyumlarını teminen 2023 yılında sürdürülebilirlik danışmanlığı destek programı kapsamına alınmıştır. Bu çerçevede, markaların sürdürülebilirlik seviyesinin tespitine, kurumsal sürdürülebilirlik stratejisi geliştirebilmesine, sürdürülebilir iş modelleri oluşturabilmelerine, sundukları hizmetleri sürdürülebilir bir zemine oturtmalarına, bunun yanında, karbon ayak izi ile su ayak izi hesaplamalarına, atık ve enerji yönetimine ve bu kapsamda hayata geçirecekleri danışmanlık TURQUALITY giderleri desteklenmekte, ulusal ve uluslararası dönüşümlere entegre olmaları teşvik edilmektedir.
Önümüzdeki beş yılda TURQUALITY® için somut hedefler nelerdir? Küresel ölçekte kaç güçlü Türk markası yaratılması hedefleniyor ve “Made in Türkiye” algısının konumlandırılması nasıl planlanıyor?
Ticaret Bakanlığı olarak, 5 Aralık 2025 tarihinde 20. yıl dönümünü idrak eden TURQUALITY® Programı’nı, ülkemizin küresel markalar çıkarma vizyonunun stratejik bir aracı olarak yürütmekteyiz. Geride bıraktığımız yirmi yıllık süreçte elde edilen kazanımlar, programın yalnızca bir destek mekanizması değil; frmalarımızın kurumsallaşma, stratejik yönetim ve sürdürülebilir büyüme kapasitelerini geliştiren bütüncül bir dönüşüm modeli olduğunu ortaya koymuştur.
Önümüzdeki beş yıllık dönemde temel hedefimiz; yüksek katma değer üreten, marka yönetimi yetkinliği gelişmiş, uluslararası pazarlarda kalıcı konum elde etmiş ve küresel ölçekte rekabet edebilen güçlü Türk markalarının sayısını artırmaktır. Bu çerçevede, firmalarımızın stratejik yol haritalarını güçlendirmeye, kurumsal altyapılarını derinleştirmeye ve hedef pazarlarda daha etkin bir konum elde etmelerine yönelik desteklerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
“Made in Türkiye” algısının küresel ölçekte konumlandırılmasında ise yalnızca üretim kapasitemizi değil; kalite, tasarım, inovasyon, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve güçlü kurumsal yönetişim anlayışımızı ön plana çıkaran bir yaklaşımı esas almaktayız. Bu doğrultuda yürüttüğümüz eğitim programları, yönetici geliştirme faaliyetleri, sektörel istişare toplantıları ve ihracatçı birliklerimiz ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde firmalarımızla sürekli ve yakın bir temas halinde hareket etmekteyiz.
TURQUALITY® Programı’nı önümüzdeki dönemde de değişen küresel ticaret dinamikleri doğrultusunda güncelleyerek, Türk markalarının dünya liginde üst sıralarda yer almasını ve Türkiye’nin küresel ölçekte güçlü markalar üreten bir ülke konumunun daha da pekiştirilmesini hedeflemekteyiz.
Önümüzdeki beş yılın vizyonu, program kapsamında desteklediğimiz hizmet sektörlerinde Türkiye’yi dünyanın en prestijli marka ülkelerinde üst konumlara taşımaktır. Hedefimiz, markalarımızın kendi niş alanlarında dünya liderliğine oynamasını sağlamak ve ‘’Made in Türkiye’’ etiketini güçlendirerek tasarımın, teknolojinin ve güvenin adresi yapmaktır. Markalarımızın küresel ölçekte güçlü, yüksek fiyatlama gücüne sahip ve üst segmentte kalıcı konumlanmaları önceliklendirilmektedir. 2030’a doğru giderken, sadece ürün ihraç eden değil; mesafeleri yaklaştıran taşıma gücüyle, kültürüyle, mutfağıyla, dizileriyle, deneyim merkezli konaklama imkanlarıyla ve dijital çözümleriyle dünya yaşam tarzına yön veren bir marka Türkiye kurguluyoruz. Bu süreçte TURQUALITY®, bu büyük ticari kalkınma hamlesinin en stratejik yönetim merkezi olmaya devam edecektir