Hizmetix Blog Ekonomi TİCARİ KALKINMA HAMLEMİZİN EN STRATEJİK YÖNETİM MERKEZİ TURQUALITY
Ekonomi Son Dakika

TİCARİ KALKINMA HAMLEMİZİN EN STRATEJİK YÖNETİM MERKEZİ TURQUALITY

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TURQUALITY® Programı’nın 20 yıllık kazanımlarını, ihracat ve markalaşma üzerindeki etkilerini, hizmet sektörlerinde yarattığı dönüşümü ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini Hizmetix’e özel değerlendirdi. Bakan Bolat, programın bugün Türkiye’nin küresel değer zincirindeki konumunu güçlendiren, markalı ve katma değerli ihracatı artıran stratejik bir platforma dönüştüğünü vurguladı.

Turquality Programı 20 yılını geride bıraktı. Programın başlangıç hedefleri ile bugün ulaşılan nokta karşılaştırıldığında en somut kazanımlar nelerdir? İhracat, marka değeri ve küresel rekabet açısından nasıl bir tablo ortaya çıktı?

TURQUALITY® Programı, klasik ihracat desteklerinden farklı olarak, firmaların markalaşma hedeflerine katkıda bulunma vizyonuyla ortaya çıkan, uluslararası markalaşma potansiyeline sahip firmaların üretim, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmet süreçlerini destekleyerek, uluslararası pazarlarda Türk markalarını global oyuncu yapmayı ve olumlu Türk malı imajını yerleştirmeyi amaçlayan bir marka destek programıdır.

TURQUALITY® Programı’nı 2004 yılında başlatırken hedefimiz; Türkiye’den küresel markalar çıkarmak ve “Türk malı” algısını güçlendirmek, küresel ölçekte marka çıkaran bir ülke olmaktı.

Bugün en önemli kazanımımız; markalaşmanın artık bir devlet politikası ve stratejik kalkınma aracı haline gelmiş olmasıdır. Program kapsamındaki firmalarımız çok sayıda ülkede kendi markalarıyla faaliyet gösteren, mağazalaşma ve dağıtım ağlarını kurmuş, fiyatlama gücü olan küresel aktörlere dönüşmüştür.

Türkiye artık yalnızca üretim üssü değil; marka üreten bir ülkedir. Bu dönüşüm, 20 yılın en büyük başarısıdır.

Ticaret Bakanlığı olarak, markalaşma yolunda mal ve hizmet ihracatçılarımızın attıkları her adımda onların yanında olmak, küresel pazarlarda rekabet avantajı elde etmeleri için onlara destek sağlamak adına çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Tüm bu çalışmaların bir çıktısı olarak sürdürülebilir büyüme modelini üretim, yatırım, istihdam ve ihracat temelinde oluşturan Türkiye; son 20 yıl içinde yapmış olduğu atılımla hizmetler sektöründe toplam ihracat tutarını 27,8 milyar dolardan 122,6 milyar dolar seviyesine çıkarmıştır.

Coğrafi kapsam ve hizmet/sektör çeşitliliği açısından sınırlarını her geçen gün genişleten ülkemiz için bu ihracat performansını sürdürülebilir kılmanın yolu, ürünlerimizin ve hizmetlerimizin marka değerini artırmaktan geçmektedir. Ülkemiz ürünlerinin ve hizmetlerinin küresel düzeyde markalaştığının en büyük göstergeleri ise küresel hizmet ihracatından aldığımız pay ile ihracatçılarımızın girdiği pazarların sayısındaki artıştır. Bu minvalde, küresel hizmet ihracatından aldığımız payı %1,32 yükseltirken ihracatımızı her kıtaya ve her bölgeye yaymayı başarmış durumdayız.

2015 yılında hizmet sektörü markalarımızı dünyaya tanıtmak gibi bir hedefle yola çıkan TURQUALITY® destek programları, 2026 yılına geldiğimizde Türkiye’nin hizmet ticaretinin genetiğini değiştiren bir kurumsal olgunluk akademisine dönüşmüştür. Başlangıçta sadece bir destek mekanizması olarak algılanan bu yapı, bugün firmalarımızın küresel pazarlarda ‘’fiyat rekabetinden’’ sıyrılıp ‘’değer rekabetin’’ geçmesini sağlayan en büyük kaldıraçtır. En somut kazanımımız; güncel olarak 8 farklı sektörden 120 markamızın kapsamda bulunması ve her birinin kendi sektörlerinde elde ettiği başarılı sonuçlardır. Güncel olarak kapsamda bulunan markalarımızın yanında, bugüne kadar onlarca markamız programla küresel standartlarda yönetim yetkinliği kazanmış ve hizmet ihracatımız tarihinin en yüksek noktasına ulaşarak ülke ekonomisinin en güvenli limanı haline gelmiştir. Bugün Türk hizmet sektörü; lojistik ve taşımacılıktan konaklama sektörüne, bilişim ve yazılımdan eğitim hizmetlerine, gastronomiden sağlık turizmine, ulaştırma ve altyapı hizmetlerinden yolcu taşımacılığına ve dizi film sektörüne kadar sadece operasyonel başarısıyla değil, stratejik marka yönetimiyle de dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaşmıştır.

TURQUALITY® kapsamındaki firmaların markalı ve katma değerli ihracat oranlarında nasıl bir değişim yaşandı? Programın Türkiye’nin ihracat kompozisyonuna etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Program kapsamındaki markalarımız, sektörlerinde küresel rakiplerinin sahip olduğu rekabet avantajını aşan bir katma değer farkı yaratmaktadır. Özellikle lojistik ve taşımacılık, bilişim ve yazılım, sağlık turizmi, konaklama, eğitim hizmetleri, gastronomi ve dizi film endüstrisi gibi hizmet kollarında “markalı ihracatın” toplam içindeki payı son 20 yılda katlanarak artmış, bu da Türkiye’nin dış ticaret kompozisyonunu daha dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmuştur. Bakanlık olarak gözlemimiz; TURQUALITY®’nin ihracatımızı sadece miktar olarak büyütmediği, aynı zamanda Türkiye’yi küresel değer zincirlerinde “vazgeçilmez bir çözüm ortağı” statüsüne yükselttiğidir.

TURQUALITY® Programı kapsamında yer alan firmalarımızın ihracat performansı incelendiğinde, markalı ve katma değerli ihracat göstergelerinde belirgin ve sürdürülebilir bir iyileşme gözlemlenmektedir. Program kapsamındaki şirketlerin birim ihraç değerlerinin, faaliyet gösterdikleri sektörlerin genel ortalamalarının üzerinde seyretmesi; ihracatın yalnızca hacim bazında değil, nitelik bakımından da dönüşüm geçirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Nitekim tekstilden savunma sanayiine, otomotivden ağaç ve orman ürünlerine, elektrik-elektronik sektöründen makine ve kimyevi maddelere kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren firmalarımızın, programda yer aldıkları süre boyunca birim ihraç değerlerinde anlamlı artışlar kaydedilmiştir. Bu artış; markalaşma, kurumsallaşma, yurt dışı birim yapılanması, pazarlama ve tanıtım kapasitesinin güçlendirilmesi ile tedarik ve değer zincirinin daha etkin yönetilmesi gibi çok boyutlu destek mekanizmalarının somut çıktısı niteliğindedir.

Bu çerçevede Türkiye’nin ihracat kompozisyonunun da kademeli olarak daha yüksek katma değerli ve markalı ürünler lehine evrildiği değerlendirilmektedir. TURQUALITY® Programı, firmalarımızın küresel pazarlarda fiyat odaklı rekabetten kalite, tasarım ve marka odaklı rekabete geçişini hızlandıran stratejik bir kaldıraç işlevi görmektedir.

Desteklenen markaların uluslararası pazarlardaki performansını hangi kriterlerle ölçüyorsunuz? Türk markalarının küresel arenadaki en büyük avantajı ve gelişime açık yönü nedir?

TURQUALITY® Programı kapsamında desteklenen markaların uluslararası pazarlardaki performansı, bütüncül ve veri temelli bir değerlendirme çerçevesi içerisinde izlenmektedir. Bu kapsamda firmalarımız; finansal göstergeler, ihracat hacmi ve artış oranı, hedef pazarlardaki pazar payı gelişimi, marka bilinirliği ve konumlandırma performansı, kurumsal kapasite göstergeleri ile sürdürülebilirlik ve dijitalleşme alanındaki ilerlemeleri dikkate alınarak değerlendirilmektedir.

Program çerçevesinde şirketler, her yıl mali verilerini ve gelişim yol haritalarında yer alan projelere ilişkin ilerleme durumlarını Bakanlığımıza sunmakta; söz konusu veriler analiz edilerek performans odaklı bir izleme ve değerlendirme süreci yürütülmektedir. Böylelikle destek mekanizması yalnızca harcama bazlı değil, sonuç ve etki odaklı bir anlayışla yönetilmektedir.

Türk markalarının küresel arenadaki en önemli avantajı; güçlü üretim altyapısı, esnek ve hızlı karar alma kabiliyeti, farklı coğrafyalara uyum sağlayabilen dinamik yapısı ve kalite-fiyat dengesindeki rekabet üstünlüğüdür. Türkiye’nin jeostratejik konumu ve gelişmiş tedarik zinciri yapısı da markalarımıza küresel değer zincirinde önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Bununla birlikte, küresel ölçekte marka değeri oluşturma, algı yönetimi, uzun vadeli stratejik konumlandırma ve yüksek katma değerli ürün segmentlerinde derinleşme alanlarının gelişime açık olduğu değerlendirilmektedir. TURQUALITY® Programı da tam bu noktada; firmalarımızın kurumsal yönetim, stratejik planlama, marka yönetimi, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanlarındaki yetkinliklerini artırarak söz konusu gelişim alanlarını güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Ticaret Bakanlığı olarak amacımız; Türk markalarının yalnızca ihracat yapan değil, küresel ölçekte tercih edilen, güvenilir ve yüksek marka değerine sahip oyuncular haline gelmesini sağlamaktır. TURQUALITY® Programı, bu hedef doğrultusunda performans esaslı ve sürekli gelişim odaklı bir model olarak uygulanmaya devam etmektedir.

 Program kapsamına alınan markaların mevcut durumu, sahip olduğu vizyon, kurumsal stratejileri ile operasyon ve destek süreçlerinde yetkinlikleri bakımından uluslararası en iyi uygulamalar göz önünde bulundurularak gelişme alanları tespit edilmektedir. Bu alanlar projelendirilerek stratejik hedef, operasyonel eylemler, yürütülecek faaliyetler, yararlanıcının faydalanmayı öngördüğü destekler ve performans göstergelerini içeren stratejik iş planı çalışması hazırlanmaktadır. Henüz kapsama girdiklerinde yararlanıcılar tarafından yapılan bu çalışma, kapsamda kaldıkları süreçteki gelişimlerini takip etmek adına esas teşkil etmektedir. Bu minvalde, markalarımızın performansları her yıl stratejik iş planında belirlenen hedeflerin gerçekleşme düzeyi, finansal performansı ve ihracat gelirlerindeki değişim çerçevesinde Bakanlığımızca ölçülmektedir.

Performans ölçümlemesinde yalnız klasik ihracat rakamlarının da ötesine geçerek; ‘’marka sadakati, dijital görünürlük ve müşteri deneyimi puanlaması gibi çok katmanlı metrikler kullanılmaktadır. Türk markalarının dünya sahnesindeki en keskin silahı, krizleri fırsata çeviren ‘’çeviklik ve adaptasyon’’ yeteneğidir; rakiplerinin hantallaştığı noktalarda Türk firmaları hızla aksiyon alabilmektedir. Gelişime açık en temel noktamız ise kurumsallaşmanın sürdürülebilir kılınması ve tam profesyonel, veri odaklı yönetim sistemlerine geçişin tüm kademelere yayılmasıdır. TURQUALITY®, markalarımızın bu kurumsal maratonu başarıyla tamamlaması için bir antrenör titizliğiyle çalışmaktadır.

20 yıllık süreçte TURQUALITY®’nin geçirdiği en önemli yapısal dönüşümler neler oldu? Yeni dönemde destek modelinde bir güncelleme planlanıyor mu?

      2003/3 sayılı “Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması ve Türk Malı İmajının Yerleştirilmesine Yönelik Faaliyetlerin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” ile ilk kez düzenlenerek bugün itibarıyla 434 markaya ulaşan TURQUALITY® destek programı, dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olarak ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücü yüksek markalar oluşturma vizyonunun temel araçlarından biri haline gelmiştir.

Programın ilk yıllarında, uluslararası en iyi uygulamaların incelenmesi amacıyla yürütülen kapsamlı bir benchmark çalışması gerçekleştirilmiş; bu çalışma neticesinde üretim, pazarlama ve kurumsal kapasite kriterleri esas alınarak programa dahil edilecek firmalar belirlenmiştir. Bu yaklaşım, TURQUALITY® Programı’nın daha başlangıç aşamasında veri temelli, analitik ve performans odaklı bir zemine oturtulmasını sağlamıştır. Zaman içerisinde program, yalnızca marka tescili, tanıtım ve yurtdışı birimlere ilişkin giderleri destekleyen bir yapıdan; kurumsal altyapı danışmanlıklarını, stratejik yönetim süreçlerini, organizasyonel gelişimi ve operasyonel yetkinlikleri kapsayan bütüncül bir dönüşüm modeline evrilmiştir. Böylece firmalarımızın sadece pazarlama faaliyetleri değil, kurumsal yönetim yapıları ve uzun vadeli büyüme stratejileri de sistematik biçimde desteklenmiştir.

2007 yılında, program kapsamında desteklenen danışmanlık kalemlerinin kurumsal altyapı danışmanlıklarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi ile firmaların yalnızca marka yönetimi veya pazarlama odaklı süreçlerde değil, kurumsal organizasyon, süreç yönetimi ve operasyonel yetkinlik gibi temel alanlarda da dönüşüm gerçekleştirebilmesine olanak sağlamıştır.

2012 yılında daha önce Gelişim Yol Haritası hazırlama süreci, kapsamdaki tüm markalar için zorunlu hale getirilmiş, firmaların stratejik planlama ve kurumsal dönüşüm süreçleri daha disiplinli bir çerçeveye kavuşturulmuştur. 2017 yılında gerçekleştirilen yapısal düzenleme ile hedef pazar esaslı destek sistemine geçilmiş; her marka için her hedef ülkede belirli sürelerle destek sağlanarak kaynakların daha etkin, odaklı ve stratejik kullanımına imkân tanınmıştır.

2022  yılında 5973 sayılı “İhracat Destekleri Hakkında Karar” ile Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen ihracat odaklı devlet yardımları ilk kez tek bir çerçeve karar altında bütünleştirilmiş; böylece farklı Tebliğ ve Kararlar ile dağınık şekilde düzenlenen pek çok destek mekanizması (2006/4 sayılı Tebliğ dâhil) mülga mevzuat statüsüne alınarak tek bir çatı altında bütünleştirilmesiyle TURQUALITY® Programı da bu yeni sistematik içerisinde güncellenmiş uygulama esaslarıyla daha entegre bir yapıya kavuşturulmuştur. Müteakip düzenlemelerle, ülkemizin pazar çeşitlendirme hedefleri doğrultusunda stratejik önceliğe sahip ülkelerde destek süreleri yeniden başlatılmış ve programın coğrafi kapsamı genişletilmiştir.

Gelinen aşamada TURQUALITY® Programı; küresel ticarette yaşanan dönüşümler, firmalarımızın ihtiyaçları ve ülkemizin ihracat stratejileri doğrultusunda sürekli güncellenen, dinamik ve talep odaklı bir destek modeli niteliğindedir. Önümüzdeki dönemde de programın temel yaklaşımı; performans, kurumsal kapasite ve sürdürülebilir küresel büyüme ekseninde geliştirilmesi ve daha stratejik alanlara odaklanması olacaktır.

TURQUALITY® Programı 20 yıl önce yalnızca mal ihracatçılarına yönelik bir destek program olarak ortaya çıkmışken 2015 yılında hizmet sektörlerini de içine alacak şekilde kapsamında genişlemeye gidilmiştir. TURQUALITY® Programı geçirdiği en önemli yapısal dönüşümlerden biri olan bu kapsam genişlemesiyle birlikte lojistik ve taşımacılık, eğitim, film, gastronomi, konaklama, sağlık turizmi, havayolu yolcu taşımacılığı ve ulaştırma altyapı hizmetleri sektörlerinde faaliyet gösteren ihracatçılarımız için yeni bir dönem başlamıştır.

2015 yılında hizmet sektörlerimize açılan TURQUALITY® Programı ile 5 yıllık bir süre için destek sağlanması öngörülmüşken 2020 yılında yapılan değişiklik ile hedef pazar sistemine geçilmiştir. Her bir pazar için tanımlanan 5 yıllık destek süresi ile yararlanıcıların yeni pazarlara girmeleri ve bu pazarlarda tutunmaları için ihtiyaç duydukları finansmana erişmeleri kolaylaşmıştır. Hedef pazar sisteminin ülkemiz ihracatı bakımından en önemli katkısı ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda kendilerine daha geniş bir ilerleme alanı bulması yoluyla Türk markası imajının küresel yaygınlık kazanması olmuştur.

TURQUALITY®, ‘’tek tip destek’’ modelinden çıkarak sektörlerin özel ihtiyaçlarına cevap veren ‘’modüler bir ekosisteme’’ evrilmiştir. Yeni nesil destek modelinde, bürokrasiyi azaltan ve firmanın teknolojik olgunluğuna göre şekillenen dinamik bir yapıya geçilmiştir. Bu dönüşümle, devlet-özel sektör iş birliğini ‘’destek veren-alan’’ ilişkisinden, küresel pazarlarda beraber koşan bir ‘’stratejik ortaklığa’’ dönüştürme noktasında önemli bir ilerleme sağlanmıştır.

Önümüzdeki dönemde yine sektör ihtiyaçları doğrultusunda güncelleme ve yenileme çalışmalarımız devam edecektir.

Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm gibi küresel trendler markalaşma süreçlerini yeniden şekillendiriyor. TURQUALITY®’nin bu başlıklara yönelik yeni yol haritası nedir?

Küresel ölçekte dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm başlıklarının markalaşma süreçlerini yeniden tanımladığı mevcut konjonktürde, TURQUALITY® Programı da kapsamını ve uygulama araçlarını bu yeni rekabet dinamikleriyle uyumlu şekilde geliştirmektedir. Programın yeni dönem yaklaşımı; firmaların yalnızca pazarlama ve tanıtım kabiliyetlerini değil, aynı zamanda veri temelli yönetim, dijital olgunluk, sürdürülebilir üretim ve çevresel-sosyal yönetişim (ESG) uyum kapasitelerini güçlendirmeyi hedefleyen bütüncül bir dönüşüm perspektifi üzerine inşa edilmektedir. Bu çerçevede, firmaların dijitalleşme yolculuklarının hızlandırılması amacıyla e-ticaret, veri analitiği, müşteri deneyimi yönetimi ve dijital marka yönetimi gibi alanlarda kurumsal yetkinliklerinin geliştirilmesi teşvik edilmekte; destek mekanizması firmaların küresel pazarlarda dijital görünürlük ve erişim kabiliyetlerini artıracak şekilde konumlandırılmaktadır.

Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm boyutunda ise, özellikle 2022 yılında sürdürülebilirlik danışmanlığının destek kapsamına dahil edilmesiyle birlikte programın stratejik odağı önemli ölçüde genişlemiştir. Bu doğrultuda; karbon ayak izi yönetimi, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi uygulamaları, sürdürülebilir tedarik zinciri kurgusu ve uluslararası ESG standartlarına uyum gibi alanlarda firmaların dönüşüm süreçleri desteklenmekte, markaların küresel pazarlarda artan yeşil uyum gerekliliklerine hazırlıklı olması amaçlanmaktadır. Böylece TURQUALITY®, klasik marka destek yaklaşımından çıkarak firmaların yeşil ve dijital rekabet koşullarına bütüncül uyumunu önceleyen bir yapıya evrilmektedir.

Öte yandan Gelişim Yol Haritası (GYH) yaklaşımı yeni dönemde daha stratejik bir araç olarak konumlandırılmış olup, firmaların önümüzdeki 5 yıllık dönemde hedefledikleri pazarlara giriş stratejileri; dijital kanalların etkin kullanımı, sürdürülebilirlik performansı ve sektör bazlı rekabet analizi ile birlikte ele alınmaktadır. Bu sayede firmaların yalnızca mevcut performanslarının değil, geleceğe dönük küresel konumlanma kabiliyetlerinin de sistematik biçimde güçlendirilmesi hedeflenmektedir.

Bakanlığımız tarafından yürütülen sürekli iyileştirme yaklaşımı doğrultusunda TURQUALITY® Programı, küresel ticarette öne çıkan dijital dönüşüm ve yeşil mutabakat eksenlerini yakından izlemekte; ihtiyaçlar doğrultusunda destek modelini güncelleyerek firmaların kurumsallaşmadan sürdürülebilir büyümeye, dijital rekabetten yeni hedef pazarlara açılıma kadar uzanan dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam etmektedir. Bu yönüyle programın yeni yol haritası, Türk markalarının geleceğin rekabet koşullarına bugünden hazırlanmasını sağlayan dinamik ve gelişime açık bir yapı üzerine kuruludur.

Destek kapsamında yer alan markaların hizmet ihracatları bakımından yakaladıkları ivmeyi koruyabilmeleri, uluslararası pazarlara açtıkları hizmetlerini uzun vadede sunmayı devam ettirebilmeleri, beşerî, sosyal ve yönetsel anlamda sürdürülebilir olmaları ve çağın ihtiyaçları ile oluşan yeni küresel normlara uyumlarını teminen 2023 yılında sürdürülebilirlik danışmanlığı destek programı kapsamına alınmıştır. Bu çerçevede, markaların sürdürülebilirlik seviyesinin tespitine, kurumsal sürdürülebilirlik stratejisi geliştirebilmesine, sürdürülebilir iş modelleri oluşturabilmelerine, sundukları hizmetleri sürdürülebilir bir zemine oturtmalarına, bunun yanında, karbon ayak izi ile su ayak izi hesaplamalarına, atık ve enerji yönetimine ve bu kapsamda hayata geçirecekleri danışmanlık giderleri desteklenmekte, ulusal ve uluslararası dönüşümlere entegre olmaları teşvik edilmektedir.

Programın hizmet ihracatı, teknoloji ve yüksek katma değerli sektörlerdeki rolü nasıl gelişiyor? Bu alanlara yönelik özel stratejiler var mı?

Hizmet sektörlerinin ‘’yüksek katma değerli’’ üretim anlayışını merkeze alarak; lojistik ve taşımacılıktan konaklama sektörüne, bilişim ve yazılımdan eğitim hizmetlerine, gastronomiden sağlık turizmine, ulaştırma ve altyapı hizmetlerinden yolcu taşımacılığına ve dizi film sektörüne kadar her alan için mikro-stratejiler geliştirdik. Amacımız, Türkiye’nin üstün hizmet kalitesini, teknoloji ve yaratıcı endüstrilerdeki birikimini, ‘’görünmez ihracatın’’ en güçlü kalemi haline getirerek, inovasyonu, küresel rekabetçi pozisyonumuz ile yerel ve kültürel kodlarımızla harmanladığımız hizmetlerimizi dünyaca tanınır markalara dönüştürmektir.

Teknoloji ve yüksek katma değer hususları söz konusu olduğunda bilişim ve yazılım sektörümüze de Bakanlığımızın sektöre yönelik desteklerine de ayrı bir başlık açmak gerekmektedir. Üretim ve tüketim modellerinde yaşanan gelişmelerle birlikte teknolojik yenilikler, yeni iş yapma biçimleri ve bunlara ilişkin politikalar, dünya ticaretinde hızlı ve etkili değişikliklere neden olmaktadır. Küresel ekonominin en önemli çarklarından biri olan bilişim sektörü hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler için ekonomik büyümenin ve toplumsal kalkınmanın itici güçlerinden birini oluşturmaktadır.

Bakanlığımızın hizmet ihracatına yönelik ilk destek programı 2012 yılında ihdas edilmiş, 2015 yılında sektörden gelen talepler ve küresel gelişmeler çerçevesinde güncellenmiş, 2022 yılında ise bilişim firmaları, yurtdışına yönelik faaliyet gösteren işbirliği kuruluşları, sektörel dernekler, birlikler ve sektör firmaları ile görüşmeler kapsamında tüm bilişim sektörü ekosistemini stratejik bir vizyon ve sistematik bir programla yurtdışına açacak, ülkemize döviz kazandıracak bir anlayışla ihdas edilen E-TURQUALITY (Bilişimin Yıldızları) Programı ile bilişimin alt sektörleri olan; yazılım, dijital oyun, finansal yazılım ve teknolojiler, yapay zekâ, büyük veri, siber güvenlik, telekomünikasyon, 5G, bulut ve iletişim hizmetleri ve bilişim hizmetleri sektörlerinin tamamı destek kapsamına alınmıştır. Böylelikle, bilişimin tüm alt sektörlerinin desteklenmesi ve ihracatın ülke geneline, tabana yayılması amaçlanmıştır.

Önümüzdeki beş yılda TURQUALITY® için somut hedefler nelerdir? Küresel ölçekte kaç güçlü Türk markası yaratılması hedefleniyor ve “Made in Türkiye” algısının konumlandırılması nasıl planlanıyor?

Ticaret Bakanlığı olarak, 5 Aralık 2025 tarihinde 20. yıl dönümünü idrak eden TURQUALITY® Programı’nı, ülkemizin küresel markalar çıkarma vizyonunun stratejik bir aracı olarak yürütmekteyiz. Geride bıraktığımız yirmi yıllık süreçte elde edilen kazanımlar, programın yalnızca bir destek mekanizması değil; firmalarımızın kurumsallaşma, stratejik yönetim ve sürdürülebilir büyüme kapasitelerini geliştiren bütüncül bir dönüşüm modeli olduğunu ortaya koymuştur.

Önümüzdeki beş yıllık dönemde temel hedefimiz; yüksek katma değer üreten, marka yönetimi yetkinliği gelişmiş, uluslararası pazarlarda kalıcı konum elde etmiş ve küresel ölçekte rekabet edebilen güçlü Türk markalarının sayısını artırmaktır. Bu çerçevede, firmalarımızın stratejik yol haritalarını güçlendirmeye, kurumsal altyapılarını derinleştirmeye ve hedef pazarlarda daha etkin bir konum elde etmelerine yönelik desteklerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

“Made in Türkiye” algısının küresel ölçekte konumlandırılmasında ise yalnızca üretim kapasitemizi değil; kalite, tasarım, inovasyon, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve güçlü kurumsal yönetişim anlayışımızı ön plana çıkaran bir yaklaşımı esas almaktayız. Bu doğrultuda yürüttüğümüz eğitim programları, yönetici geliştirme faaliyetleri, sektörel istişare toplantıları ve ihracatçı birliklerimiz ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde firmalarımızla sürekli ve yakın bir temas halinde hareket etmekteyiz.

TURQUALITY® Programı’nı önümüzdeki dönemde de değişen küresel ticaret dinamikleri doğrultusunda güncelleyerek, Türk markalarının dünya liginde üst sıralarda yer almasını ve Türkiye’nin küresel ölçekte güçlü markalar üreten bir ülke konumunun daha da pekiştirilmesini hedeflemekteyiz.

Önümüzdeki beş yılın vizyonu, program kapsamında desteklediğimiz hizmet sektörlerinde Türkiye’yi dünyanın en prestijli marka ülkelerinde üst konumlara taşımaktır. Hedefimiz, markalarımızın kendi niş alanlarında dünya liderliğine oynamasını sağlamak ve ‘’Made in Türkiye’’ etiketini güçlendirerek tasarımın, teknolojinin ve güvenin adresi yapmaktır. Markalarımızın küresel ölçekte güçlü, yüksek fiyatlama gücüne sahip ve üst segmentte kalıcı konumlanmaları önceliklendirilmektedir. 2030’a doğru giderken, sadece ürün ihraç eden değil; mesafeleri yaklaştıran taşıma gücüyle, kültürüyle, mutfağıyla, dizileriyle, deneyim merkezli konaklama imkanlarıyla ve dijital çözümleriyle dünya yaşam tarzına yön veren bir marka Türkiye kurguluyoruz. Bu süreçte TURQUALITY®, bu büyük ticari kalkınma hamlesinin en stratejik yönetim merkezi olmaya devam edecektir.

hand holding world map
Exit mobile version