Nilfisk Doğu Avrupa Pazarlama Müdürü İdil Muhaffel, temizlik teknolojilerinin artık yalnızca hijyen değil; verimlilik, sürdürülebilirlik ve operasyon yönetimi açısından da kritik bir alan haline geldiğini belirtiyor. Muhaffel, Nilfisk’in Türkiye’de farklı sektörlerin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştirerek temizlik operasyonlarını daha verimli, ölçülebilir ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflediğini vurguluyor.
Nilfisk’in global vizyonu ve Türkiye pazarındaki konumunu nasıl tanımlarsınız? Şirketin kuruluşundan bugüne nasıl bir dönüşüm yaşandı?
Nilfisk 1906 yılında Danimarka’da, Avrupa’nın ilk elektrikli süpürgesini geliştiren mühendis P.A. Fisker tarafından kuruldu. O günden bu yana şirketin temel amacı değişmedi: daha sağlıklı, daha güvenli ve daha verimli çalışma ortamları yaratmak.
Ancak temizlik teknolojileri büyük bir dönüşüm geçirdi. Bugün Nilfisk yalnızca makine üreten bir şirket değil; temizlik süreçlerini daha verimli hale getiren teknoloji ve hizmet çözümleri sunan global bir çözüm sağlayıcı.
Türkiye pazarı bu dönüşümde stratejik bir rol oynuyor. Türkiye hem güçlü sanayi altyapısı hem de hızla büyüyen lojistik, perakende ve turizm sektörleri sayesinde profesyonel temizlik çözümlerine yüksek ihtiyaç duyan bir pazar.
Türkiye’de odağımız yalnızca ekipman sunmak değil; müşterilerimizin temizlik operasyonlarını daha verimli ve sürdürülebilir hale getiren uzun vadeli çözüm ortaklıkları kurmak. Bu nedenle satışın yanında servis, kiralama ve yenilenmiş ekipman çözümleri gibi yaşam döngüsü hizmetlerini de giderek daha fazla ön plana çıkarıyoruz.

Temizlik teknolojilerindeki gelişim Nilfisk’in ürün ve hizmet ekosistemini nasıl şekillendiriyor?
Profesyonel temizlik artık yalnızca bir hijyen konusu değil; operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve iş gücü yönetimiyle doğrudan ilişkili bir alan haline geldi.
Nilfisk’in çözüm ekosistemi bu nedenle geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Endüstriyel vakum sistemleri, zemin temizleme makineleri, yüksek basınçlı yıkama sistemleri ve süpürücüler temel çözüm alanlarımızı oluşturuyor.
Bunun yanında teknolojinin rolü giderek büyüyor. Otonom temizlik robotları, veri odaklı makine yönetimi ve akıllı sensör teknolojileri temizlik operasyonlarının daha planlı ve ölçülebilir hale gelmesini sağlıyor.
Özellikle büyük tesislerde lojistik depoları, fabrikalar, havalimanları gibi bu teknolojiler hem iş gücü verimliliğini artırıyor hem de temizlik kalitesinde standart oluşturuyor.
Nilfisk olarak amacımız yalnızca ekipman sunmak değil; müşterilerimizin temizlik süreçlerini daha öngörülebilir, sürdürülebilir ve verimli hale getiren çözümler geliştirmek.
Farklı sektörlere yönelik çözümler geliştirirken nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Profesyonel temizlikte tek tip bir çözüm yaklaşımı genellikle işe yaramaz. Bir üretim tesisinin ihtiyacı ile bir otelin ya da bir lojistik merkezinin beklentileri tamamen farklıdır.
Bu nedenle Nilfisk olarak sektöre özel çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Örneğin gıda üretim tesislerinde hijyen standartları ve güvenlik ön plandayken, lojistik depolarında geniş alanların hızlı ve kesintisiz temizlenmesi kritik hale gelir. Otellerde ise misafir deneyimini etkilemeyen sessiz ve verimli çözümler önem kazanır.
Biz müşterilerimizle çalışırken yalnızca ekipman seçimine değil, tüm temizlik operasyonuna birlikte bakıyoruz. Hangi makinelerin kullanılacağı, bakım planları, servis desteği ve gerekirse kiralama çözümleri bu yaklaşımın bir parçası.
Bu sayede müşterilerimiz için yalnızca bir tedarikçi değil, uzun vadeli bir çözüm ortağıyız.
Nilfisk’te kadınların kariyer gelişimi ve sektördeki rolü konusunda nasıl bir yaklaşım var?
Temizlik teknolojileri sektörü geleneksel olarak erkek ağırlıklı bir alan olarak görülse de bu algı hızla değişiyor.
Nilfisk’te çeşitlilik ve kapsayıcılık şirket kültürünün önemli bir parçası. Farklı bakış açılarına sahip ekiplerin daha yenilikçi ve daha güçlü kararlar alabildiğine inanıyoruz.
Kadın çalışanların satıştan mühendisliğe, pazarlamadan yöneticiliğe kadar birçok farklı rolde daha görünür hale gelmesi sektör için de önemli bir gelişme. Özellikle teknoloji ve inovasyon tarafında kadınların katkısının giderek arttığını görüyoruz.
Bizim yaklaşımımız bu gelişimi destekleyen bir çalışma ortamı yaratmak. Kariyer gelişimini teşvik eden, yetenekleri görünür kılan ve fırsat eşitliğini temel alan bir yapı kurmaya çalışıyoruz.


