Galata Taşımacılık, 2024 yılında sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm yatırımlarını artırarak lojistik operasyonlarında verimliliği merkeze aldı. Şirket olarak intermodal taşımacılık ve yurt içi lojistik alanlarına odaklandıklarını ifade eden Galata Taşımacılık Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Vittorio Zagaia, bölgesel krizlerin Türkiye lojistik sektörü üzerindeki etkilerini de değerlendirdi.
Galata Taşımacılık’ın sürdürülebilirlik ve verimlilik odağında geliştirdiği vizyonu doğrultusunda 2024 yılı içerisindeki yatırım ve çalışmaları neler oldu? 2024 yılının son çeyreğine ilişkin hedefleriniz nelerdir, atılımlarınız ne yönde şekillenecek?
Açıkçası 2024 gibi zor bir senede, daha önce başlattığımız şirket genelindeki sürdürülebilirlik çalışmalarımızın meyvesini topladık diyebilirim. Bu sene şirketimizde en üst seviyeden en alt seviyeye kadar herkesin istisnasız dahil olduğu kolektif çalışma ile her açıdan sürdürülebilirliği ele alarak bir yönetim sergiledik, gerek operasyonel süreçlerde gerek istihdam ve çalışanlarımız açısından. 2024 yılı özelinde konsantre olduğumuz atılımlarımız ve yatırımlarımız intermodal taşımacılık ve yurt içi lojistik özelinde yoğunlaştı. Diğer hizmet verdiğimiz taşıma modlarında mevcut süreçleri iyileştirme ve optimizasyonu noktasında çalışmalar sürdürdük diyebilirim.
2024 yılının son çeyreğinde yani bu dönemde 2025 yılı bütçesi ve olası tüm gelişmeleri dikkate alarak erişilebilir ve güvenli bir bütçe oluşturma çalışmasındayız.
Lojistik sektöründeki yapay zeka etkisi ve dijital dönüşüm kavramlarının Galata Taşımacılık’a yansımaları neler oldu, bu doğrultuda attığınız/atacağınız adımlar neler olacak?
Covid 19 zamanında hızlandırdığımız dijital dönüşüm üzerinden mevcut sistemi iyileştirme ve geliştirmeler üzerinde çalışmaktayız. Dijital dönüşüme yaklaşık 5 sene önce başladığımızdan, kurguladığımız yapı ve inşa ettiğimiz temeller üzerine ekleyerek devam ediyoruz. Bir tarafta uluslararası taşımacılık noktasında entegrasyon çalışmalarını devam ettirirken, öte yandan yurt içi lojistik ve depolamada kullandığımız programımızı sürekli güncelleyerek müşterilerimize daha etkin bir kullanım ortamı sağlamaya çalışıyoruz.
Orta Doğu’daki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşlarının Türkiye’nin lojistik altyapısına olan doğrudan etkileri nelerdir? Türkiye, savaş bölgesine olan yakınlığı nedeniyle hangi stratejik avantajları ve dezavantajları yaşamaktadır?
Bu çok yönlü ve birçok açıdan değerlendirmeye alınarak cevaplanması gereken bir soru, keza küresel ölçekte sektörümüzü olumsuz etkileyen tarafları var. Başta her ne kadar dengelenmesi üzerine çalışılıyor olsa da yakıt zamları, uzayan transit süreler, ülkemizde dövizin artmasından kaynaklanan ihracattaki rekabet avantajı kaybımız aslında sektörümüze ciddi olumsuzluklar yaratmaktadır. Bir o kadar ithalat açısından da uzayan transit sürelerin (Uzak Doğu özelinde) zaten zor şartlarda üretim yapan ve bir kısmı ithalat malzeme ile gerçekleşen ihracatlarda da bizi köşeye sıkıştırmış durumda. Hal böyleyken sektörümüzde de artan maliyetler, azalan yük hacmi ve diğer ekonomik etkenler dikkate alındığında kendi adıma çok fazla bir avantaj göremediğimizi belirtmek durumundayım. Lakin önümüzdeki senelerde bugünün yaşanan gelişmelerinin neticesinde alternatif projeler konuşulmaya başlanabilir ve küresel ticarette büyük değişimlere yol açabilir. Bu noktada gerek ülkemiz gerekse diğer ülkeler ticaret stratejilerini yeniden gözden geçirmeye başlayabilirler. Böyle bir durumda ticaret haritasında köklü değişiklikler söz konusu olabilir ve ülkemiz farklı bir duruşla stratejik konumu sayesinde Orta Koridor örneğinden hareketle öne çıkabilir.


