Dünya yine aynı masanın etrafında toplanıyor. COP31 kapsamında liderler, kurumlar, şehirler… Herkes aynı şeyi konuşuyor. Daha yaşanabilir bir dünya mümkün mü?
Ama bu sefer bir şey farklı.
Eskiden bu toplantılarda hep “Ne yapmalıyız?” “Daha yaşanılabilir bir Dünya için ne yapmalıyız” diye konuşulurdu. Şimdi ise daha net bir soru “Neden hâlâ yapmadık?”
Çünkü artık kimseyi ikna etmeye gerek yok
İklim meselesi bir başlık olmaktan çıktı, hayatın kendisine karıştı. Yazın sıcağında, kışın dengesizliğinde, trafikte beklerken, kalabalığın içinde sıkıştığımız o anlarda… şehir bize aslında çok şey söylüyor. Anlarsan…
Benim için akıllı şehir meselesi tam da burada başlıyor.
Çünkü konu teknoloji değil aslında. Nedense şehirler ekranlar koyunca şehir akıllanıyor zannediyor.Konu, şehrin sana ne kadar cevap verdiği.
Bugün şehirler veri topluyor, analiz ediyor, sistemler kuruyor. Trafik ışıkları yoğunluğa göre değişiyor, toplu taşıma anlık karar verebiliyor.
Aslında şunu biliyoruz ki sistem satın almak kolay, onu uygulayıp takip etmek zor.
Bir yerde ekran var ama kimse bakmıyor. Bir uygulama var ama kimse kullanmıyor. Veri var ama karar yok. İşte o yüzden hepsi havada kalıyor.
O yüzden ben hep şuna inanıyorum:
Ölçmeden yönetemezsin, ölçtüğünü reaksiyona çeviremezsen öylece bir iş yapmış olursun.
COP31’in asıl meselesi de biraz bu aslında.
Bu tarz zirveler artık sadece hedef koymuyor. Biraz da “takip ediyor”.
Şehirlere, kurumlara, hatta bizlere şunu söylüyor:
“Anlattığınız kadar uyguluyor musunuz? Konuştuklarınızı yapıyor musunuz? “
Çünkü mesele artık vizyon değil. Mesele, gerçekten çalışan sistemler.
Ve bu işin en gerçek sahası şehirler.
Bir şehirde ulaşım doğru yönetiliyorsa bu sadece trafik değildir, aynı zamanda karbon meselesidir.
Bir alanda temassız sistemler varsa bu sadece konfor değildir, aynı zamanda kaynak yönetimidir.
Bir tesis doğru işletiliyorsa bu sadece güvenlik değildir, aynı zamanda sürdürülebilirliktir.
Yani teknoloji doğru yerde durduğunda… etkisi sandığımızdan çok daha büyük.
COP31 bize hedefleri gösterecek, ama o hedeflere ulaşacak olan şey; o büyük masalar değil. Sahadaki küçük ama çalışan sistemler. Çünkü günün sonunda şehir, konuşulan bir yer değil…yaşanan bir yer.
Ve şehirde yaşanan her şey, aslında gelecek.
Özgen Kart
Armiya Teknoloji
Genel Müdür Yardımcısı


