Kaynak verimliliğinin kritik önem kazandığı günümüzde, su yönetimi ve enerji tasarrufu işletmeler için stratejik bir konuya dönüşmüş durumda. AQUA4D Türkiye Genel Müdürü Ahmet Dinçer ile suyun daha verimli kullanımını mümkün kılan teknolojileri ve bunların bina yönetimindeki etkilerini konuştuk.
AQUA4D teknolojisini kısaca nasıl tanımlarsınız? Geleneksel sulama sistemlerinden temel farkı nedir?
AQUA4D, İsviçre’de geliştirilmiş ve bugün dünyanın birçok ülkesinde kullanılan ileri bir su optimizasyon teknolojisidir. Teknoloji, suya herhangi bir kimyasal ilave etmeden veya filtrasyon yapmadan, su içerisindeki çözünmüş minerallerin ve partiküllerin davranışını yöneterek hem sulama sistemlerinde hem de bina altyapılarında önemli faydalar sağlar.
Geleneksel sistemler çoğunlukla suyu taşımaya odaklanırken, AQUA4D suyun kalitesini ve kullanım verimliliğini artırmaya odaklanır. Bu sayede aynı su kaynağından daha yüksek performans elde edilir.
Günümüzde su kaynaklarının azalması, enerji maliyetlerinin yükselmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerinin önem kazanması nedeniyle işletmeler artık yalnızca su tüketimini değil, suyun verimli kullanımını da yönetmek zorundadır. AQUA4D tam olarak bu noktada devreye girmektedir.
AQUA4D’nin bina uygulamaları kapsamında sunduğu çözümlerden bahseder misiniz?
AQUA4D yalnızca tarımsal ve peyzaj sulama alanında değil; oteller, hastaneler, ticari binalar, alışveriş merkezleri, üniversite kampüsleri, rezidans projeleri ve endüstriyel tesislerde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Özellikle aşağıdaki alanlarda önemli faydalar sağlamaktadır:
• Kullanım suyu sistemleri
• Sıcak su üretim sistemleri
• Boyler ve eşanjörler
• Soğutma kuleleri
• Peyzaj sulama sistemleri
• Havuz ve servis suyu hatları
Bu tesislerde karşılaşılan en büyük problemlerden biri kireçlenmedir. Kireç, zamanla boru hatlarının daralmasına, vana ve armatürlerin arızalanmasına, eşanjörlerin verim kaybetmesine ve enerji maliyetlerinin yükselmesine neden olur.
AQUA4D teknolojisi bu kireçlenme döngüsünü kırarak tesislerin daha düşük maliyetle, daha yüksek verimlilikle çalışmasına katkı sağlar.
Özellikle sürdürülebilir bina sertifikasyonu hedefleyen LEED, BREEAM ve benzeri projelerde su ve enerji verimliliğine sağladığı katkılar nedeniyle tercih edilmektedir.
Otel, hastane ve ticari bina projelerinden örnek referanslar paylaşabilir misiniz?
AQUA4D bugün Avrupa, Kuzey Amerika, Orta Doğu ve Asya’da yüzlerce ticari yapıda kullanılmaktadır.
Turizm sektörü, teknolojinin en fazla değer yarattığı alanlardan biridir. Çünkü oteller aynı anda hem yüksek miktarda su hem de yüksek miktarda enerji tüketmektedir.
Özellikle:
• Sıcak su sistemleri
• Çamaşırhaneler
• Endüstriyel mutfaklar
• Soğutma kuleleri
• Havuz sistemleri
• Geniş peyzaj alanları
kireçlenmeden doğrudan etkilenmektedir.
Türkiye’de özellikle Antalya bölgesindeki büyük turizm yatırımları AQUA4D teknolojisine yoğun ilgi göstermektedir. Barut Hotels gibi sürdürülebilirlik yatırımlarına önem veren gruplar ve yüksek peyzaj alanlarına sahip tesisler bu teknolojiyi yakından takip etmektedir.
Uluslararası ölçekte ise birçok lüks otel, sağlık kuruluşu ve ticari bina işletmecisi AQUA4D’yi bakım maliyetlerini düşürmek, enerji tüketimini azaltmak ve ESG hedeflerine ulaşmak amacıyla kullanmaktadır.
Türkiye için aşağıdaki tesisleri sayabiliriz;
1- Dobedan Kiriş
2- Antalya Golf Kulübü
3- Sirene Hotel
4- Kempinsky Hotel
5- Regnum National Golf Kulübü
6- Lago Hotel Titreyengöl
7- Ethno Belek
8- Corendon Lara
9- Trendy Lara
10- Trendy Perge
11- Megasaray Belek
12- Champion Holiday Resort
13- Hydros Corendon
14- Corendon Airlines
15- Müskebi Club
16- Müskebi Laundry
Teknoloji mevcut bina altyapılarına nasıl entegre ediliyor? Kireçlenme, korozyon ve biyofilm oluşumuna karşı nasıl bir etki mekanizmasıyla çalışıyor?
AQUA4D’nin en önemli avantajlarından biri mevcut sistemlere çok kolay entegre edilebilmesidir.
Boruların değiştirilmesi, kimyasal dozaj sistemlerinin kurulması veya büyük mekanik tadilatlar gerekmez. Sistem mevcut su hattına entegre edilerek çalışmaya başlar.
Kireçlenme, özellikle sıcak yüzeylerde enerji verimliliğinin en büyük düşmanıdır.
Yapılan teknik çalışmalara göre yalnızca birkaç milimetrelik kireç tabakası bile enerji tüketimini önemli ölçüde artırabilmektedir. Çünkü kireç mükemmel bir yalıtkan görevi görerek ısının suya transferini zorlaştırır.
AQUA4D teknolojisi sayesinde kirecin yüzeylere tutunma eğilimi azaltılır ve zaman içerisinde mevcut sert kireç birikimlerinin sistemden uzaklaştırılması desteklenir.
Bunun sonucunda:
• Eşanjör performansı yükselir
• Boyler verimi artar
• Kazanların enerji tüketimi düşer
• Soğutma kuleleri daha verimli çalışır
• Bakım aralıkları uzar
• Ekipman ömrü artar
Birçok uygulamada kireçten arındırılmış ısı transfer yüzeyleri sayesinde enerji tüketimlerinde %10 ila %30 arasında iyileşmeler gözlemlenmiştir.
Özellikle 24 saat çalışan oteller, hastaneler ve ticari binalar için bu oranlar yıllık bazda çok ciddi enerji tasarrufları anlamına gelmektedir.
Biyofilm oluşumunun azaltılması ise hem hijyen standartlarını desteklemekte hem de sistemlerin daha stabil çalışmasına katkı sağlamaktadır. Bu Lejyonella ile mücadelede çok önemli bir avantajdır.
AQUA4D’nin bina uygulamalarının su tasarrufu, kimyasal kullanımının azaltılması ve genel çevresel sürdürülebilirliğe katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Günümüzde sürdürülebilirlik yalnızca çevresel bir kavram değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur.
Bir tesis yöneticisinin bugün cevaplaması gereken temel soru şudur:
“Daha az su ve daha az enerji kullanarak aynı veya daha yüksek performansı nasıl elde ederim?”
AQUA4D’nin cevabı tam olarak budur.
Özellikle peyzaj uygulamalarında elde edilen sonuçlar son derece dikkat çekicidir. Dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleştirilen uygulamalarda sulama suyu tüketiminde %20 ila %50 arasında tasarruflar elde edilebilmektedir. Bu oranlar yüzlerce dönüm peyzaj alanına sahip oteller, golf sahaları, belediye parkları ve kampüsler için milyonlarca litre suyun korunması anlamına gelir.
Bunun yanında yüksek tuzluluk ve sertlik içeren sulama sularında dahi bitki gelişiminin desteklenmesi, sürdürülebilir peyzaj yönetimi açısından önemli bir avantaj sunmaktadır.
Kimyasal tarafta ise kireç çözücüler, asit uygulamaları ve bakım kimyasalları ihtiyacının azalması hem işletme bütçesine hem de çevreye doğrudan katkı sağlar.
Enerji tarafında ise tablo son derece nettir:
Kireçsiz çalışan bir eşanjör daha az enerji tüketir. Daha az enerji tüketen bir bina daha düşük karbon salımı üretir.
Dolayısıyla AQUA4D yalnızca bir su teknolojisi değildir.
AQUA4D; su tasarrufu, enerji verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması, ekipman ömrünün uzatılması ve sürdürülebilir peyzaj yönetiminin aynı platformda buluştuğu bir çevresel verimlilik teknolojisidir.
İklim değişikliği, kuraklık ve yükselen enerji maliyetlerinin şekillendirdiği yeni dünyada AQUA4D’nin sunduğu faydaların önümüzdeki yıllarda çok daha büyük önem kazanacağına inanıyoruz.


