22 Haziran 2026
Beşyol Mahallesi 1.İnönü Caddesi 18/8 Küçükçekmece İstanbul
Şantiye Son Dakika

Akıllı Mobilite Çözümleri İnşaat Sektörünün Yeni Rekabet Alanı

TK Elevator Türkiye CEO’su Artuğ Özeren, yüksek yapılar, akıllı şehirler ve sürdürülebilir projelerle birlikte bina mobilitesi sistemlerinde dijitalleşme, enerji verimliliği ve veri odaklı yönetimin öne çıktığını söyledi. Özeren, geleceğin şehirlerinde akıllı mobilite çözümlerinin yapıların uzun vadeli performansını belirleyen temel unsurlardan biri haline geleceğini vurguladı.

İnşaat sektöründe bina mobilitesi tarafındaki dönüşümü belirleyen dinamikler neler?

Bugün bina mobilitesi alanındaki dönüşümü üç temel dinamik etrafında yorumlayabiliriz. Bunların ilki şehirleşme ve dikey yapılaşma. Şehir merkezlerinde alanın sınırlı hale gelmesi, yüksek yapıların ve karma kullanım projelerinin artmasına neden oluyor. Bu durum, asansörleri ve yürüyen merdivenleri bina performansını ve kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen stratejik bir altyapı unsuru haline getiriyor.

İkinci önemli dinamik ise dijitalleşme. Yatırımcılar, tasarımcılar ve bina yöneticileri bizden artık yalnızca insanları taşıyan kusursuz sistemler değil; veri üreten, analiz eden ve işletme süreçlerine katkı sağlayan akıllı mobilite çözümleri talep ediyor. Asansörler, bina yönetim sistemleriyle entegre çalışan, kullanım yoğunluğunu analiz eden ve bakım ihtiyaçlarını önceden öngörebilen platformlara dönüşüyor. TK Elevator’ın bulut tabanlı dijital çözümleri de bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.

Son olarak sürdürülebilirlikten söz etmemiz gerekir. Enerji maliyetlerinin yükseldiği ve karbon azaltım hedeflerinin öne çıktığı bir dönemde enerji verimliliği yüksek sistemler artık yatırım kararlarının temel kriterlerinden biri haline geldi. Bugünün projelerinde başarı; kullanıcı deneyimi, enerji verimliliği ve dijital yönetim kabiliyetini aynı anda sunabilen çözümlerle mümkün oluyor.

TK Elevator bu dönüşüme hangi teknolojik çözümlerle katkı sunuyor?

TK Elevator dijitalleşmeyi ürünlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Bu yaklaşımın merkezinde bulut tabanlı MAX IoT platformumuz ve doğuştan dijital olarak geliştirdiğimiz EOX platformumuz yer alıyor. MAX sayesinde asansörlerden gelen verileri gerçek zamanlı olarak analiz edebiliyor, olası arızaları henüz oluşmadan tespit ederek bakım ekiplerimizi yönlendirebiliyoruz. Bu yaklaşım plansız duruş sürelerini önemli ölçüde azaltırken bina yöneticilerine daha öngörülebilir bir işletme deneyimi sunuyor.

EOX ise sürdürülebilirlik ve dijitalleşmeyi daha geniş bir kullanıcı kitlesi için erişilebilir hale getiriyor. Motor ısısı, kapı hareketleri ve kullanım yoğunluğu gibi verileri sürekli izleyen sistem, bakım süreçlerini daha akıllı hale getiriyor. Aynı zamanda enerji geri kazanım teknolojileri sayesinde seyir sırasında oluşan enerjiyi bina şebekesine geri aktarabiliyor. Bu özellik enerji verimliliğine doğrudan katkı sağlarken işletme maliyetlerini de düşürüyor.

Bunun yanında AGILE çözümlerimizle kullanıcı deneyimini daha kişiselleştirilmiş ve verimli hale getiriyor, asansör sistemlerimizi akıllı bina altyapılarıyla tam uyumlu çalıştırabiliyoruz. Bizce geleceğin binalarında asansörler yalnızca bir ulaşım sistemi değil, binanın dijital zekasının önemli bir parçası olacak.

Construction Summit Türkiye gibi organizasyonlar sektöre nasıl katkı sağlıyor?

İnşaat sektörü çok geniş, çok katmanlı ve çok oyunculu bir yapıya sahip. Müteahhitlerden yatırımcılara, mimarlardan teknoloji sağlayıcılarına kadar birçok farklı paydaşın ortak bir vizyon etrafında buluşabilmesi büyük önem taşıyor. Bu nedenle Construction Summit Türkiye gibi platformları son derece değerli buluyorum.

Bu tür organizasyonlar yalnızca yeni ürün ve teknolojilerin sergilendiği etkinlikler değil; sektörün geleceğini şekillendiren fikirlerin, iş modellerinin ve stratejik iş birliklerinin ortaya çıktığı platformlar. Türk müteahhitlik sektörünün küresel başarısını düşündüğümüzde, bu organizasyonlar uluslararası iş birliklerinin gelişmesi açısından da önemli fırsatlar yaratıyor.

Global bir marka olarak biz de Türk firmalarının yurt içi ve yurt dışındaki projelerinde yalnızca ürün sağlayan bir tedarikçi değil; tasarım aşamasından işletme dönemine kadar çözüm ortağı olarak konumlanıyoruz. Havalimanları, gökdelenler, metro ve hızlı tren hatları gibi yüksek mühendislik gerektiren yapılarda doğru trafik analizi, doğru ürün seçimi, montaj kalitesi, bakım sürekliliği ve dijital servis altyapısı projenin uzun vadeli performansını doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle çözüm ortaklığı modelimiz tasarım, mühendislik, ürün konfigürasyonu, montaj, devreye alma, bakım, modernizasyon ve dijital servis süreçlerini kapsıyor. 100’den fazla ülkedeki operasyon gücümüz sayesinde Türk müteahhitleri dünyanın neresinde proje yürütürse yürütsün aynı mühendislik standardını ve servis altyapısını sunabiliyoruz.

Önümüzdeki dönemde sektörde hangi başlıklar öne çıkacak?

Önümüzdeki dönemde sektörün gündemini belirleyecek temel başlıkların başında ikiz dönüşüm geliyor. Dijitalleşme ve sürdürülebilirliğin birlikte ele alındığı bu yaklaşım kapsamında yapay zeka destekli bina yönetimi, dijital ikizler, veri tabanlı bakım sistemleri ve enerji verimliliği çözümleri artık sektörün standart beklentileri haline geliyor.

Kentsel dönüşüm sürecini de önemli bir başlık olarak görüyorum. Türkiye’de özellikle deprem gerçeği nedeniyle önümüzde çok büyük bir dönüşüm süreci bulunuyor. Bu süreçte yalnızca daha güvenli yapılar değil; daha erişilebilir, daha enerji verimli ve daha akıllı binalar inşa edilmesi gerekiyor. Mobilite sistemleri de bu dönüşümün önemli bileşenlerinden biri olacak.

Biz TKE’de geleceğin şehirlerinde dikey ve yatay mobiliteyi ayrı başlıklar olarak görmüyoruz. İnsanların şehir içindeki hareketini bütünsel bir deneyim olarak ele alıyoruz. Bu nedenle asansörleri, yürüyen merdivenleri, yürüyen bantları ve dijital servis altyapılarını tek bir mobilite ekosisteminin parçaları olarak değerlendiriyoruz.

Önümüzdeki yıllarda akıllı mobilite çözümlerinin inşaat sektöründe beton ve çelik kadar temel bir yatırım kalemi haline geleceğine inanıyorum. Çünkü geleceğin şehirlerinde rekabet avantajı yaratan unsur yalnızca binayı inşa edebilmek değil; o binayı daha verimli, daha sürdürülebilir ve insanlar için daha yaşanabilir hale getirmek olacak.